YAZILAR  |  GAZETE ARŞİVİ  |  HABER ARŞİVİ  |  21 EYLÜL KOMPLOSU  

Seç Beğen! Soykırım, Katliam, Asimilasyon

M. ULAŞ BAYRAKTAROĞLU

26 Aralık 2011

 

İktidarının bir evresinde başbakan, AKP hükümetinin “asimilasyon ve inkar” politikalarına son verdiğini açıklamıştı. Geçen hafta başbakan yardımcısı Arınç da Kürtlerin bütün haklarını vereceklerini belirten bir konuşma yaptı. Bu iki ifade tarzı hem birbirleri ile çelişmekte hem de ortaklaştıkları bir gerçeğin altını çizmektedir. Aralarında çelişmekteler çünkü başbakan özet olarak sorunu çözdük, yardımcısı ise çözeceğiz demektedir. Ortaklaştıkları gerçek ise Kürt sorununun, asimilasyon-inkar ve hak gaspları ile varlığıdır. Bütün bu zulmü gerçekleştirenin de oligarşik diktatörlük olduğu itiraf edilmektedir. Bu gerici iktidar kendi restorasyon döneminde kuzu postuna bürünmüş kurt gibi demokratik bir vizyon sergilemeye çalıştı. Bu bağlamdaki son açılımı ise Osmanlı devletinin Ermeni halkına karşı gerçekleştirmiş olduğu zulümle ilgili.

Emperyalist Fransa yönetiminin Ermeni soykırımını inkar edenlere cezai yaptırım öngördüğü yasa çalışması ile ilgili mevcut TC hükümeti Fransa hükümetinin uygulamasının anti demokratik olduğunu ileri sürdü. Doğrudur düşünce özgürlüğüne karşı her tür yasa anti demokratiktir. Yanlış olan soykırımcı, katliamcı, asimilasyoncu kapitalist devletin hükümetinin bu konudaki riyakarlığıdır. Aynı zamanda yanlış olan dünya halklarına kan kusturan Fransa emperyalizminin soykırıma uğrayan halkların avukatıymış gibi rol kesmesidir. Görüldüğü gibi yine iki yanlış bir doğru etmiyor.

Osmanlı devleti tarafından zorla göç ettirilen Ermeni halkının yüzbinlercesine ne olduğunu sayılar üzerinden tartışmak için ya kafadan gayri müsellah olmak ya da çeşitli politik (kötü) niyetlere sahip olmak gerekiyor. Ortada olan Ermeni halkının bu uygulama sonucu yüzbinlercesinin katledildiğidir. Bu katliam Osmanlı sınırları içerisindeki Ermeni varlığına karşı yapıldığına göre (ve bugün sonuç olarak bu varlık kitlesel olarak sona erdirildiğinden dolayı) bu bir soykırımdır. Bir başka yaklaşım bu bir soykırım değildir katliamdır diyebilir. Bir halkın katledilmesi ile soykırıma uğraması arasındaki tartışmayı net bir şekilde (bu yöntemle) aşmak oldukça zor gözüküyor. Bu yüzden uygulamaya maruz kalan halkın durumla ilgili hissiyatlarını ve düşüncelerini dikkate almak doğruya yakın bir yaklaşım olacaktır.

Elbette bu insani ve bilimsele yakın yaklaşımı egemen sınıflar gösteremez. Bu durumun nedeni egemen sınıfların hakimiyetleri altındaki halkları her daim düşman olarak görmeleridir. Osmanlı devletinin gerçekleştirmiş olduğu soykırım ya da diğer katliam Osmanlı imparatorluğunun egemenliği altındaki halklara mal edilemez. Bu zulüm uygulamaları devlet politikalarıdır ve devletler ait oldukları sınıfların çıkarlarını gerçekleştiren politikaları savunur ve uygularlar. Dolayısıyla bugün egemen sınıfların (TC tarafından ya da Fransa tarafından) bu soykırımla ilgili halkları galeyana getirmek suretiyle oynamaya çalıştıkları oyun tam bir şarlatanlıktır. TC oligarşisi halkı arkasına alarak kendini aklamaya çalışmaktadır.

Sivas katliamı, Dersim katliamı ve Diyarbakır cezaevi işkencehanesi gibi uygulamaların sorumlusu olan oligarşi Ermeni soykırımını gerçekleştiren Osmanlı iktidarını savunmaktadır. Çünkü kendisinin de özünde Osmanlı egemen sınıflarından bir farkı yoktur. Şimdi bu Osmanlı iktidarının uygulamalarının savunucularına sormak gerekiyor: “Hani Osmanlı rejimi gerici, Türkiye cumhuriyeti ilericiydi? Neden Osmanlı rejiminin en berbat, en gerici uygulamalarını savunuyorsunuz?” Osmanlı devletinin katliamları, baskı ve zulümleri meşhurdur. Burjuvazi tarafından tarih öyle bir çarpıtılıyor ki sanki demokratik bir ecdadın torunları gibi davranıyorlar. Örneğin Osmanlı tarihinde bir Murat Paşa vardır. Bu Murat Paşa’nın lakabı “Kuyucu”dur. Kuyucu Murat Paşa lakabını Celali isyanlarını bastırmaya çalışırken katlettiği insanları kuyulara attırmasından almıştır. Bu paşanın katlettiği insanların sayısının onbinleri bulduğu bilinmektedir. Köprülü Mehmet Paşa gibi niceleri tarafından Anadolu Türkmenleri kaç kez katledilmiştir saymakla bitmez. Osmanlının bir başka döneminde ise yarı Osmanlıcı yarı Türkçü yaklaşımlarla Ermeniler gibi başka halklar katledilmiştir.

Sonuç olarak egemen sınıflar tarafından katledilmek için sıranın kime geleceğinin dönemsel olarak egemen sınıfların çıkarlarına göre değişmekte olduğu iyi bilinmelidir. Sömürgeci egemen sınıfların temel nitelikleri din, mezhep, etnik köken vb.’den çok sömürgecilikleri ve iktidarlarını sürdürebilmek için yapabilecekleri her türlü zulümden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla her ezilen kesim bugün Ermeni halkına yapılanlara karşı çıkmalı ve kendi egemenlerinden hesap sormalıdır. Anadolu, Mezopotamya ve Trakya halklarının çıkarı Ermeni halkına yapılan mezalimin hesabını sormaktan geçmektedir.

 

>>M. Ulaş Bayraktaroğlu'nun yazıları

 


     
 
Loading