![]() |
||
| YAZILAR | GAZETE ARŞİVİ | HABER ARŞİVİ | 21 EYLÜL KOMPLOSU | ||
|
Bir Yanımız Zindanlarda 28 Kasım 2011 Mahkemeler tarafından herhangi bir hukuk sistemini dikkate almadan uygulanan yaptırımların tümü yargısız infaz kapsamında değerlendirilmelidir. Bugün Türkiye’de uzun tutukluluk süreleri ile yaşatılan budur. Devlet her muhalif yapıya bir yasadışılık etiketi takmak suretiyle ve mevcut burjuva hukuk normlarını bile dikkate almadan çeşitli uyduruk davalarla yargılamaktadır. Bu yöntemlerle halk arasında korku ve panik havası yaratılmak istenmektedir. Hükümet uygulamaya çalıştığı bu yöntemler tutmayınca daha da pervasızlaşmaktadır. Parti başkanları, avukatlar, aydınlar, profesörler, gazeteciler, öğrenciler böyle bir yaklaşımın sonucu olarak tutuklanmaktadır. Başbakan son günlerde Dersim katliamı için yarım yamalak bir özür dilediği için gündeme geldi. Samimiyetini bugün barış isteyen çeşitli kesimlerden insanlara uyguladığı zulümle sınayabiliriz. Dersim özrü riyakarca planlanmış bir propaganda çalışmasıdır. Benzer rolleri daha evvel de oynamışlardı. Ve her demokratikleşme söyleminin ardından işçi sınıfına, ezilenlere ve ezilen halklara karşı yeni tertipler içerisine girdiler. Demokratik açılım diye bir söylem geliştirdiler. Bu durum karşısında Habur’dan ülkeye girenler oldu, önce onları serbest bıraktılar sonra haklarında tutuklama kararı çıkarttılar. Seçilmiş belediye başkanlarını, siyasal temsilcileri sadece siyasal nedenlerle tutukladılar. Sonuç olarak bölge tarihte görülmemiş bir iç savaşa doğru gitmektedir. Bu hükümet utanmazca becerebilse aynı sağlık hizmetlerini birçok kalemde daha paralı hale getirdiği gibi kıdem tazminatını da kaldırmak istemektedir. İşçi sınıfının çalışma saatlerini gün ışığından daha çok yararlanalım bahanesiyle uzatmaya çalışmaktadır. Bu ve bütün benzeri kapitalist politikalara karşı çıkanlar ise F tipi zindanlarla tehdit edilmektedir. İşkence uzun izolasyonun uygulandığı F tipi hapishanelerde sürmektedir. Şu an haklarında mevcut burjuva hukukuna göre bile hiçbir delil olmayan tutsaklar hapishanelerde yatmaktadır. İzolasyon tutsağın temelde tüm sosyal ortamdan soyutlanması ile ilgilidir. Tutsak sisteme boyun eğmezse daha çok tecrit edilir. Az sayıda bir arada kalabilen tutsaklara iletişim kesme cezalarından dayak cezasına kadar her tür cezalandırma uygulaması yapılmaktadır. Hapishanelerdeki hasta tutsakların tedavileri yapılmamakta ve ölüme terk edilmektedirler. Bütün bu F tipi hapishane sistemini uygulayanların işkenceci olduklarını açıkça belirtmek gerekmektedir. Hapishanelerdeki tutsaklar da anayasa ve kanunlardan kaynaklanan (az da olsa) kazanılmış haklara sahiptirler. Mevcut sistemin yürütücüleri, değil tutsaklara yasalarla garantiye alınmış haklarını kullandırmak, tutsakları insan yerine bile koymamaktadırlar. Kanunları işine geldiği gibi uygulamalarla tahrif eden bir mekanizma işlemektedir. Bu insanlık suçlarını işleyen mekanizmanın suç ortağı bu yapıyla işbirliği halinde işleyen bazı mahkemeler ve yargı mensuplarıdır. Bir oranda hukuk ve adalet sisteminde ısrar eden kendi sistemi için tutarlı olan yargı mensupları ise yürütme tarafından etkili olamayacakları yerlere sürgün edilmektedirler. Memleket genelinde uygulanan F tipi işkence örneğinde de açıkça hükümetin riyakar tutumu görülmektedir. Libya ve Suriye gibi ülkeler için demokrasi talep eden hükümetin durumu ancak “aynasızlık” terimi ile tarif edebiliriz. İşçi sınıfı ve ezilenler için inşa edilmiş F tipi hapishaneleri asla kabul etmeyeceğini halklarımız göstermiştir. Bugün devrimci mücadelenin önemli bir kısmını hukuksuz tutuklamalara ve uyduruk operasyonlara karşı mücadele ve F tipi hapishanelere karşı mücadele oluşturmaktadır. Hapishanelerdeki devrimci tutsaklar serbest bırakılana ve bu hukuksuz tutuklamaların sorumluları ve işkenceciler yargılanana kadar mücadele yükselerek sürecektir. Oligarşinin F tipi hapishaneleri yakın gelecekte başına yıkılacaktır.
>>M. Ulaş Bayraktaroğlu'nun yazıları
|
|
|
Loading
|