YAZILAR  |  GAZETE ARŞİVİ  |  HABER ARŞİVİ  |  21 EYLÜL KOMPLOSU  

Baharın Ömrü Bir Yıl Olmayacak

SERAP GÜNEŞ

Gelecek, 14 Ocak 2012, Sayı: 7

 

NATO’nun Libya müdahalesinin Arap Baharı’nı kışa dönüştürdüğüne dair yorumlar, Suriye’ye karşı Türkiye’nin de başrol oyuncusu olarak bizzat içinde yer aldığı rejim değişikliği operasyonu ile yaygınlaştı. Ortadoğu’da Şii eksenini zayıflatma amaçlı bu operasyon henüz nihayete ermiş değil. ABD Irak’tan çekilmesinin ardından ortaya çıkan boşluğun İran tarafından doldurulmasını önlemek, Irak’taki İran etkisini kırmak ve Sünni-Kürt eksenini güçlendirmek için El Kaide ile uzlaşma yolları arıyor. Burada da başrolde yine Türkiye var.

İran, gelişmeler karşısında, önemli bir petrol nakil güzergahı olan Hürmüz Boğazı’nı kapatma resti çekti. Bölgede Rus, ABD, İngiliz ve İran savaş gemileri fink atıyor. Muhtemel bir savaş, halihazırda AB ülkelerini kasıp kavurmakta olan ekonomik krizi kontrol edilemez bir seyre sokabilir. Dolayısıyla, savaş riskli bir seçenek. Ancak yüzyılın ilk yarısında dünyayı kasıp kavuran paylaşım savaşlarını da bugüne benzer bir süreç öncelemişti: Sürekli artan gerilim, her gün güncellenen karşılıklı konum alışlar, silahlanma yarışı, güç biriktirme, ekonomik bunalımlar, pazar alanları üzerindeki rekabetin kızışması...

Kurcalanınca kırılan oyuncak: savaş

Birinci paylaşım savaşının en önemli sonucu, kuşkusuz Ekim Devrimi oldu. Oysa dönemin komünist partileri, emperyalist savaşa karşı “vatan savunması”na çekilecek kadar zaafiyet içine düşmüştü. Buna rağmen, tek bir öncü gücün genel nüfusa oranla çok sınırlı bir işçi kitlesine dayanan mücadelesi, bu savaştan bir devrim çıkarabildi ve bu devrim domino etkisiyle tüm dünyayı şekillendirdi.

“Yasemin Devrimi” Bin Ali rejiminin sonunu getirse de, Tunus’ta geniş halk kitleleri için değişen bir şey yok. Geçtiğimiz hafta Ammar Gharsalla adında bir işsiz daha, Bouazizi’den bir yıl sonra işsizliği protesto etmek için kendini ateşe verdi.

Mısır’da Arap Baharı’nın kalbi Tahrir Meydanı’nda inatçı bir kararlılıkla süren devrimin iktidardan indirdiği Mübarek ve oğulları şimdi idamla yargılanıyor. Ancak ülke askeri cuntanın yönetiminde. Ve Müslüman Kardeşler yapılan seçimlerde birinci parti çıktı.

Tüm bunlar, Arap Baharı’nın renginin epeyce değiştiğini gösteriyor. Ancak mücadelede kazanılan deneyim unutulmaz.

Devrim ve karşı devrim iç içe

Arap Baharı’nın tetikleyicisi, Batı’nın propaganda ettiği üzere, başlarındaki yıllanmış diktatörlük rejimlerine karşı kitlelerin Batı tarzında bir demokrasi arzusu değildi. Arap Baharı’nın ardında, o diktatörlerin gelişmiş kapitalist-emperyalist ülkelerin çıkarları için ülke kaynaklarını peşkeş çekmesi, tarımı bitirmesi, bunun sonucunda yaşanan gıda krizi, bu ülkelerin halkının ucuz emek ordusuna dönüştürülmesi gibi birçok sebep vardı.

Bu sebeplerin hiçbiri ortadan kalkmış değil, üstelik giderek derinleşen ekonomik kriz ve sertleşen emperyalist paylaşım mücadelesi, Arap Baharı’ndan Batı çıkarına yeni bir bölgesel diziliş devşirmek isteyenlerin ipleri ellerinde tutabilmesini daha da zorlaştıracak gibi görünüyor.

 

>>Serap Güneş'in yazıları


     
 
Loading