YAZILAR  |  GAZETE ARŞİVİ  |  HABER ARŞİVİ  |  21 EYLÜL KOMPLOSU  

Serap Güneş / Yazılar

Savaş Adımları Suriye Üzerinden Hızlanıyor
11 Nisan 2012
Suriye geriliminin, ülkenin “özgürleştirilmesi” ile değil Ortadoğu’nun, küresel güçler arasındaki dengelere göre yeniden düzenlenmesi ile ilgili olduğu son gelişmelerle iyice açığa çıktı. Her gün artık bir değil birkaç yeni adımın atıldığı bu gerilimde, gelişmelerin kaydını bile tutmak imkansız. Bir gün savaş suçlusu olarak Batı medyasının manşetlerini süsleyen Esad’ı, ertesi gün BM özel temsilcisi Kofi Annan’la el sıkışırken görebiliyoruz ekranlarda.

'Afganistan’da ne işimiz var?'
27 Mart 2012
Başbakan Erdoğan yine bilindik üslubuyla açıkladı: “‘Afganistan’da ne işimiz var?’ diyenler, ufukları Sivas’ın ötesine geçemeyenlerdir. Butik devlet değiliz [‘Küresel oyuncuyuz’ anlamında]. Yurtdışındaki askeri varlığımız, güvenin, kardeşliğin, barışın sembolüdür.” Erdoğan’ın ‘butik devlet’ derken neyi kastettiği anlaşılmıyor ama herhalde ‘uydu devlet’in bir alt versiyonu olsa gerek. Yani uydu bile olamayan devlet… Hayırlı olsun, AKP’nin Müslüman ülkelere götürdüğü barış, kardeşlik, güven misyonu buymuş demek ki.

Burjuva Hukuku, Cezaevleri ve Özgürlük (2)
20 Mart 2012
“Gücü gücü yetene” ülkesi bizimkisi ve bu ülkede egemenler tarafından hakim kılınmış, yaygınlaştırılmış, meşrulaştırılmış, ödüllendirilmiş, sırtı sıvazlanmış algıya göre, memleketteki herkesin gücü, Pozantı cezaevindeki Kürt çocuklarına yeterdi, onlara her şeyi yapmak serbestti. Onlar, “biz Türklerin” varoluş/yokediş hiyerarşisinin en altındakiler olarak, herkesin her şeyi yapmaya gücünün yettiğinin düşünüldüğü çocuklardı. Hem çocuktular, hem de Kürt, hem de cezaevinde, hem de siyasi!

Tek Kutuplu Dünya Düzeninin Sonu
13 Mart 2012
Son finans krizinden görece etkilenmeyen Rusya, Putin’in ilk başkanlık döneminden bu yana yükselişte. ABD ve NATO ortaklarının istedikleri Rusya bu değildi elbette. Anglo-Amerikan dünya hegemonyasının bağımlı devletlerinden biri olmasını bekliyorlardı. Bu nedenle mevcut Rusya tablosu, onlar için sadece hayal kırıklığı değil öfke de yaratıyor. Bu yüzden seçimlerin adil olmadığına ilişkin ve Putin’in şeytanlaştırılması noktasında, komünizmin en büyük öcü olduğu Soğuk Savaş günlerini aratmayan bir karalama kampanyası yürüttüler.

AKP’den Damızlık Kız Hikayeleri
8 Mart 2012
Margaret Atwood, Damızlık Kızın Hikâyesi (The Handmaid’s Tale) kitabını yazdığında 1980’lerin ortasıydı. Atwood romanını, “Kadınlar eve dönsün, çoluk çocuklarına sahip çıksın” diyen Reagan (ABD) ve Thatcher’ın (İngiltere) seçilmesinden kısa süre sonra, yani Batı’da 1960’larla 70’lerin cinsel devriminin “aşırılıklarının” eleştirisi üzerinden büyüyen muhafazakârlığın, kadınların önceki on yıllarda elde ettikleri kazanımları tersine çevireceğine dair feminist kaygıların yükseldiği bir dönemde kaleme aldı.

İçişleri Bakanı Nefret Suçu İşlerse
28 Şubat 2012
Geçtiğimiz Pazar günü (26 Şubat) Hocalı katliamının 20. yıldönümü nedeniyle Taksim Meydanı’nda düzenlenen “anma” mitingi, tek kelimeyle tüyler ürpertici görüntülere sahne oldu. Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir ama mitingin nefret dolu afişleri bile böylesi bir sonuca hazırlamamıştı herhalde kimseyi. Mitingin sadece Ermenileri değil, ülkede yaşayan tüm azınlıkları tedirgin edici bir dille kurgulanmış olan afişlerinden kaçabilmek ne mümkündü!

Takke Düştü Kel Göründü
28 Şubat 2012
2012 Şubat’ı, on yılı bulan AKP iktidarı döneminde bir kırılma olarak AKP tarihine geçecek. Hesaplaşma henüz kesinlikle bitmiş değil, ancak bu “kırılma anı olma” özelliği, olağan dışı bir hızla patlak veren ve üzeri kapatılan olaylar zincirini değerlendirirken belki de tek değişmez gerçek olacak. Erdoğan ve cemaat sözcüleri, her ne kadar birlik görüntüsü vermeye çalışsa da, vazo bir kez kırıldı.

Devlet Baba Sözünü Tutuyor: Van’da Çadırda Kimse Kalmayacak!
21 Şubat 2012
Van depreminin ardından ağzını her açan devlet yetkilisi aynı şeyi tekrarladı: Van’a yeterince yardım yapılıyordu, depremzedeler “saray gibi” çadırlarda kalıyordu, Şubat’ta devamı da gelecek, Van “konteynır kente” dönüşecekti. Oysa depremzedeler biliyorlardı ki gelen onca yardımla Şubat’a değil konteynır kent, soğuğa dayanıklı geçici konutlar bile inşa edilebilirdi. Yine de yoğun kar yağışı altında son derece zor koşullarda yaşadıkları çadırlarda, ümitle Şubat’ı ve konteynırların gelmesini beklediler.

İç İktidar Savaşı, Suriye ile Savaş Tehlikesini Örtüyor
14 Şubat 2012
AKP gerçekten de ustalık dönemini yaşıyor. Niye mi? Bir hükümet hem içerde hem de dışarıda bundan daha fazla sorun çıkarabilir mi? Başbakan sabah akşam gündemi zehirlemeye yetecek kadar boş siyasal polemiği nasıl yumurtluyor? Bu gerçekten ustalık ister! İlk kez şike yasasının değiştirilmesi sırasında deşifre olan AKP-cemaat çatlağı, Uludere eşiğinden sonra bir sıçrama daha yaptı: MİT müsteşarı, KCK soruşturması kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı.

Tuhaf Zamanlarda Yaşıyoruz
7 Şubat 2012
Emniyet içindeki cemaatçilerin (yoksa cemaat içindeki emniyetin mi demeli?) işkenceci eski bir polis şefi ile hesaplaşmasının zorunlu dekoru olmasından başka sürme sebebi kalmamış fantastik bir davada, sosyalist tutukluların 500 günü aşan mahpusluğuna bir kez daha devam kararı verilen bir ülkeye bundan gayrı bir tuhaflık lazım mıdır, emin değilim. Ama Egemen Bağış’tan sonra bağrından İdris Naim Şahin gibi bir meddah daha çıkaran iktidarımıza, sağ olsun bir de filozof meddah eklendi.

Katillerin Uludere Hesabı Bitmemiş
31 Ocak 2012
Sabah gazetesi, 25 Ocak günü, kendisini Arap sermayesiyle satın alan sahibinin sesi olduğunu bir kez daha ispatladı. Sabah’a ve ona bu haberi servis eden aklı-evvellere göre, Uludere katliamında altı PKK militanının cenazesi olay yerinden kaçırılmış. Demek oluyor ki devlet orayı bombalamakta haklıymış. Doğrusu Sabah’ın bu alçakça dezenformasyonu biraz gecikti bile. Bugüne kadar akılları neredeymiş? Buna neden ancak şimdi cüret edebilmişler? Tutan mı varmış?

Burjuva Hukuku, Cezaevleri ve Özgürlük (1)
24 Ocak 2012
Temelini mülkiyet ilişkilerinden alan, insana değil mülkiyete odaklı olan burjuva hukuku; sermaye, güç ve iktidar sahiplerinin lehine, işçi, ezilen ve muhaliflerin ise aleyhine esnetilebilen bir baskı aracı. Türkiye’de “baklava çalan çocuklar” vakasından, depremde kaybedilen canlarla bunda sorumluluğu bulunanlara verilen cezalar arasındaki orantısızlıktan, kredi kartı borcu yüzünden intihar edenlerin sayısı artarken büyük şirketlerin vergi yolsuzluklarının aflarla sumen altı edilişinden ortalama algının kanıksadığı bir gerçek bu.

Baharın Ömrü Bir Yıl Olmayacak
17 Ocak 2012
NATO’nun Libya müdahalesinin Arap Baharı’nı kışa dönüştürdüğüne dair yorumlar, Suriye’ye karşı Türkiye’nin de başrol oyuncusu olarak bizzat içinde yer aldığı rejim değişikliği operasyonu ile yaygınlaştı. Ortadoğu’da Şii eksenini zayıflatma amaçlı bu operasyon henüz nihayete ermiş değil.

İleri Yüzsüzlük, İleri Militarizm, İleri Karakol
30 Kasım 2011
Bedelli askerlik yasa tasarısının meclisteki görüşmeleri 29 Kasım günü akşam saatlerinde başladı ve ertesi günün ilk saatlerine dek sürdü. Muhalefet partilerinden milletvekilleri sayısız kez meclis kürsüsüne gelerek tasarı ile ilgili eleştirilerini belirttiler, değişiklik önergeleri sundular.

'İleri Demokrasi'niz Sizin Olsun, Biz Başka Alem İsteriz
4 Kasım 2011
Tecavüzcülerin elini kolunu sallayarak dolaştığı ama cezaevlerinin 500’ü öğrenci binlerce siyasi tutsakla dolu olduğu ‘güzel ve yalnız ülkemiz’ hepimizi kara kara düşündürürken, Slavoj Zizek, ülkenin Osmanlı geçmişinde bulduğu boncuklarla kaşlarımızı kaldırmamıza sebep olsa da, mevzu bahis Batı olduğunda, ‘entelektüel star’lığının hakkını vermiş yine.

Uçurum...
21 Ekim 2011
Resmi açıklamalara göre 24 askerin yaşamını yitirdiği Çukurca baskınından sonra, 22 taburdan oluşan on bin askerle yurtiçinde ve sınır ötesinde hava destekli kara operasyonları başlatıldı.

YSK Kararından Sonra: Kim Kazandı?
7 Ekim 2011
Yüksek Seçim Kurulu’nun “Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu” adayı Hatip Dicle’nin milletvekilliğini düşürmesinin ardından geçen üç buçuk aylık zaman zarfında, herkesin sonunu bildiği bir olaylar dizisine hep birlikte bir kez daha tanıklık ettik.

Füze Kalkanı: Emperyalistlere Güvenlik ve Kâr, Halklara Kan ve Gözyaşı
1 Ekim 2011
Türkiye, AKP hükümetinin “ileri demokrasi” söylemi ile pazarladığı demokratikleşme iddialarına rağmen, hiçbir geleneksel sorununu çözememiş durumda. Kıbrıs’taki işgalci varlığı, Ermeni soykırımı ve Kürt sorunu, hükümetin attığı tüm kıvrak adımlara rağmen bölgesel güç olma arzusunu dış ve iç politikada aşındıran engeller olmayı sürdürüyor.

SOSYALİST DEMOKRASİ yazıları

AKP İddaa'da Kaybetti

Tarihin Çeperinde Tarihi Belirleyen Ülke

 

 

     
 
Loading