![]() |
||
| YAZILAR | GAZETE ARŞİVİ | HABER ARŞİVİ | 21 EYLÜL KOMPLOSU | ||
|
Seri Katil Gelecek, 14 Ocak 2012, Sayı: 7
Türkiye tarihinin en ciddi katliamlarından biri iki hafta önce gerçekleştirildi. Olayda 10 -15 yaşlarında çocuklar da dahil 35 vatandaşımız F16’lardan atılan bombalarla paramparça edildi. Atadan babadan aynı işi yapan, aynı yoldan aynı yere giden ve aynı alış verişi yapan insanlar “güvenlik kuvvetleri”nin bilgisi dâhilinde yok edildi. Dünyanın neresinde olsa büyük bir olay olacak olan böylesi bir katliam bizde sıradan bir olay olarak kaldı. Ne hükümet tatmin edici bir tutum takındı ne de genelkurmay. Demokrasi standardı yüksek pek çok ülkede hükümetin istifasını gerektiren ya da en azından pek çok bakanın ve genelkurmay başkanının görevden alınması sonucunu doğuracak olay bizde ancak bir albayın görevden alınmasına sebep olabildi. O emri veren kimdi, tetiği çeken kimdi hala belirsiz. Kendilerine karşı bir saldırı olsaydı şimdiye kadar iğnenin deliğini dahi araştıracak hükümet neredeyse 15 gündür hikâye anlatıyor. Demek ki suçlu albaymış, katliam emrini veren oymuş… Lafa geldiğinde siyasi iradesinin kudretiyle övünen, “o devirler geçti artık AKP var diyen” hükümet bir “gariban” albayın arkasına saklanmaya utanmıyor mu? Yok orduda Ergenekon’un uzantıları varmış, Yok katliamı İsrail tezgahlamış, Yok PKK bilerek istihbaratı yanıltmış… Genelkurmay başkanını hapsedecek denli siyaseten güç kazanmış olan AKP’nin bu katliam söz konusu olduğunda havaya bakıp ıslık çalması kabul edilebilir mi? Askeri vesayetin bittiğini söyleyenler cinayeti hangi vesayetin işlediğine inanmamızı istiyorlar? Neden bu işin sorumluluğunu üstlenmiyorlar, neden çıkıp bir özür dahi dileyemiyorlar, neden üç beş kuruş “kan parası”yla bu işi kapatabileceklerini varsayıyorlar? Gerçekten birileri bu ülkede her iyi şeyin AKP’den her kötü şeyin ise AKP karşıtlarından geldiğine inanmamızı mı istiyor? Eğer öyleyse fena halde yanılıyorlar. Biz bu ülkenin tecrübeli vatandaşlarıyız. Bu ülkede tecrübeli vatandaş olabilmek için devleti, hükümeti iyi tanımak gerek. Söylenenden değil daha ziyade söylenmeyenlerden sonuçlar çıkarabilmek demek. Pek çok katliama tanık olmak ve bunlar karşısında hükümetlerin nasıl zeytinyağı misali üste çıktığını defalarca görmüş olmak demek. Biz bunun devlet menşeli bir katliam olduğunu biliyoruz, yalnız biz de değil, bu devleti tanıyan herkes biliyor. İnanmazsanız gidin köylülerle konuşun. Size tek tek anlatsınlar askerin çocukların gidişinden haberleri olduğunu, İHA’lar ile tespitlerin yapıldığını ve “o çocuklar bizim çocuklarımız içlerinde PKK’li yok” dedikleri halde nasıl üzerlerine bombaların yağdırıldığını. Bu gidişin son gidiş olacağı söylentisinin birkaç gündür köyü dolaştığını söylesinler. Bu devlet tarihi boyunca hiçbir zaman sorumluluklarını üslenmedi, vurdu, kırdı, gerekçeler uydurdu, çarpıttı, yalan söyledi, yalancı tanıklar tuttu. Ermeni soykırımında da, Dersim katliamında da, Maraş’ta da öyleydi, Uludere’de de öyle oldu. Devlet, cinayet anını, cinayet sonrasını, söyleyeceği yalanları, kamuoyunda yaratacağı etkiyi iyi hesaplayan profesyonel bir seri katile dönüşmüş bu ülkede. Üstlenmiyor, ilgilenmiyor, katliamdan sonra ortada görünmüyor, sahte haberler yayınlıyor, basından yalancı tanıklar tutuyor, olay yerine en önce gidip delilleri yok ettiği halde yardıma en sonra gidiyor. Tam bir seri katil halet-i ruhiyesiyle hareket ediyor. Geçmişle yüzleşmekle övünen hükümet burnunun ucundaki katliamla yüzleşmekten imtina ederken sanmasın ki bir şeylerin üstü başarıyla örtülüyor. Tam tersine kendini ele veriyor. Bilerek ya da bilmeyerek tam bir seri katil refleksiyle hareket ediyor.
|
|
|
Loading
|