YAZILAR  |  GAZETE ARŞİVİ  |  HABER ARŞİVİ  |  21 EYLÜL KOMPLOSU  

Yeni Yıla Girerken...

RIDVAN TURAN

Gelecek, 31 Aralık 2011, Sayı: 6

 

Yeni yıla günler kala eski yılın son bomba hareketi Ali Babacan’dan geldi.

Avrupa’nın büyük bir ekonomik ve siyasal kaos içinde olduğunu söyleyen Babacan, "Bizim AK Parti iktidarımızı, hükümetimizi, Sayın Başbakanımızı bugün herhangi bir Avrupa ülkesine götürün koyun inanının 3 ayda sorunlar çözülür" dedi.

Bu çıkışıyla “ben Kürt sorunu nedir bir türlü anlayamıyorum, arıyorum bulamıyorum” diyen, bilgi ve zekası sıfatından belli, kalbinde acar bir bekçi olmak var iken bir anda İçişleri Bakanlığına zıplamış kasaba toramanı İdris Naim Şahin’den de, “Dün kamyon sürdüm Leonardo da Vinci” diye komiklik yapan, Amerika’daki Türk dernekleri başkanlığından devşirilmiş Amerikan tarzı rahatlık ve cahillikle karışık çiğ ve yılışık ifadesi yüzünden eksik olmayan New York ibişi Egemen Bağış’tan da eksik kalır yanının olmadığını kanıtladı.

Böylece aldıkları yüzde elli oyun ve Atlantik ötesinin güvencesiyle başbakanından bakanlarına, milletvekillerinden bürokratlarına kadar otuz iki tekmili birden devletlu zevatın, özde olmasa da sözde ne denli muazzam devlet yöneticisi olduklarını, ne acar, ne denli gözü kara olduklarını bir defa daha görmüş olduk.

Şimdi soru şudur: Avrupa’nın sorunlarını 3 ayda çözmeye talip Babacan ve tayfası acaba bu ülkenin sorunlarını neden 10 yıldır çözemez?

Türkiye ekonomisinin bir uçurumun kenarında dolaştığı,

Ekonomik büyümenin üretime dayalı ve istihdam yaratıcı değil, spekülatif sermayeye dayalı kof bir büyüme olduğu,

Bu durumun refahın artması anlamına gelmediği, zengin ve fakir arasındaki gelir dağılımı uçurumunun arttığı, OECD verilerine göre Türkiye’nin gelir dağılımı en bozuk 3 ülkeden birisi olduğu,

İşsizliğin reel olarak değil, istatistik kurumunun hesaplamaları ile düşürüldüğü,

Türkiye’nin olağanüstü bir cari açık hacmine sahip olduğu,

Yabancı yatırımların büyük kısmının AB’den gelmekte olduğu

Bankaların  yarısından fazlasının AB’nin elinde olduğu,

Dış ticaretin yarısından fazlasının AB ile yapıldığı,

Turizm gelirinin çok önemli bölümünün AB ülkelerinden kaynaklandığı,

Yani Avrupa’da işler kötü iken Türkiye’de iyi olamayacağı malum olduğu halde...

Bir bakanın bu denli cahilce konuşması, sorunların neden 10 yıldır çözülemediğinin kanıtı değil midir?

Bizim akıllılar bölgesel güç mücadelelerinin içinde yuvarlanırken,

Komşularla sıfır sorun söyleminin tüm komşularla gerilim politikalarına dönüştüğü,

Amerika’nın çekilmesi ile Ortadoğu siyasetinde İran etkisinin hissedilir bir biçimde artmakta olduğu,

Başta ABD, Fransa, İngiltere vb. desteği ile Suriye’ye rejim ihracı planlaması yapan Türkiye’nin Rusya ve Çin gibi küresel devlerin düşmanı haline dönüştüğü,

Bölgenin ciddi bir paylaşım savaşının arifesinde olduğu,

Bu koşullarda “one minute”le başlayan sürecin İsrail’in güvenliği için Malatya’ya füze üssü kurmakla devam ettiği ve Kürtlere karşı saldırgan tutum devam ettikçe ülkenin emperyalizmin tasmasından kurtulamadığı malumken, muzaffer komutan edası içinde Pirus zaferleriyle gününü geçiren zevatın ülke sorunlarının üstesinden gelmesi beklenebilir mi?

İçerde son bir yıl içinde demokrasi bahsinde her şeyin daha kötüye gittiği,

Türkiye’nin kapalı bir cezaevi haline dönüştüğü,

PKK ile mücadele etmek adına kuralsız bir mücadelenin tüm hızıyla sürdürüldüğü,

Adeta kendilerine ait olmayan her şeyin terörle ilişkili olarak algılandığı,

Sayısı binleri geçen parti yöneticilerinin, parti çalışanlarının, belediye başkanlarının, akademisyenlerin, yazarların, gazetecilerin henüz yargılanamadan yıllardır tutsak edildiği,

İfade özgürlüğü nutku atanların cezaevlerini yüz gazetecinin 500 öğrencinin mesken tuttuğu,

TMK ve CMK’nın gururla savunulduğu,

Kanser hastası bir hükümlü olan M. Aras’ın affedilmesi mümkün iken affedilmeyerek cezaevinde hayatını kaybetmesinin sağlandığı ve daha sırada pek çok tutuklu ve hükümlünün olduğu,

Film icabı mahkemeler devam ederken adalet mekanizmasının bir AKP kurumu haline dönüştürülmüş olduğu Türkiye’de demokrasinin ilerlemekte olduğu kuyruklu yalanı, yıllardır, “Neden demokratikleşemiyoruz?” sorusunun cevabını taşıyor olmalı.

Yeni yıla girerken eskisinden hiçbir iyi şeyi devralmıyoruz. Ve sanıyorum ki gelecek de bu parlak zekaların elinde geçmişten farklı şekillenmeyecek.

Bu sorunlardan kurtulmak mümkün elbette ancak önce, cahil cesareti ve hoyratlığı ile kendi gözündeki merteği görmeden elin gözündeki çöple uğraşanlardan kurtulmalı. Bilahare ülke kurtulacaktır.

 

>>Rıdvan Turan'ın yazıları


     
 
Loading