YAZILAR  |  GAZETE ARŞİVİ  |  HABER ARŞİVİ  |  21 EYLÜL KOMPLOSU  

İşsizliğin Sebebi Kıdem Tazminatı mı?

NURETTİN ALDEMİR

Sosyalist Demokrasi, 1 Ekim 2011, Sayı: 108

 

 

Türkiye’de işçilerin çalışma yaşamını şekillendiren İş Yasası 1936 yılında yürürlüğe girdi. Emekli olan veya işten çıkarılan işçilere verilen kıdem tazminatı da İş Yasası’yla birlikte bir hak olarak işçilerin yaşamında yer aldı. Verilen sınıf mücadelesi ile kıdem tazminatı geliştirildi. Toplu sözleşmelerde üzerine pazarlık yapılan talep haline geldi. Kıdem tazminatı emekli olan bir işçi için mütevazı bir ev, bir otomobil veya çocuklarının evlendirilmesi gibi anlamlar taşıdı yıllarca.

Doğrusunu söylemek gerekirse 1980 öncesi yıllarda DİSK’in verdiği mücadele işçi sınıfının tüm haklarının geliştirilmesi ve güçlendirilmesinde olduğu gibi kıdem tazminatının bir güvenceye dönüştürülmesinde de belirleyici oldu. Patronların ise en büyük dertlerinden birisi kıdem tazminatları oldu. Genel olarak tüm zamanlarda kıdem tazminatının bir gün tamamen kaldırılmasını dilediler.

1980 darbesi ile devlet yönetimine el koyan Milli Güvenlik Kurulu ve sonrasında gelen hükümetler, sınıfın mücadeleyle - bedeller ödeyerek- elde ettiği tüm kazanımları yasalardan ve uygulamalardan silmek için ellerinden geleni yaptılar. Kıdem tazminatına ise doğrudan dokunamadılar. Dokunamadılar ama önceki dönemlerde olduğu kadar güvence olmasının önüne geçtiler. İşçi ücretleri reel anlamda hızla değer yitirince- asgari ücretli, asgari ücrete yakın ücretlerle çalışan işçi sayısı artıkça- genel olarak kıdem tazminatları da değersizleşti. Günümüzde artık birkaç işkolunda çalışan az sayıdaki kalifiye işçi dışında hiçbir işçi için kıdem tazminatı gelecek yaşam güvencesi anlamına gelmiyor.

Kıdem tazminatı işçilerin çalışma süresince yıpranmasına karşılık olarak düşünülmüş bir haktır. Her yıl için otuz günlük ücret demektir. Bir işçi emekli oluncaya veya işten çıkarılıncaya kadar kaç yıl bir işyerinde çalışmışsa her bir yıl için otuz günlük ücreti onun kıdem tazminatı olur. Kıdem tazminatı işçinin yıpranmasına karşılık gelecek güvence olmanın yanı sıra keyfi işten çıkarılma için de caydırıcı bir haktır. Daha doğrusu bir zamanlar öyleydi.

12 Eylül 1980 darbesi sonrası genel olarak işçi ücretleri reel anlamda çok düşürüldüğü için buna bağlı olarak kıdem tazminatları da reel anlamda çok değer yitirdi. Bunun içindir ki kıdem tazminatları artık patronlar için keyfi işçi çıkartmanın bir engeli olma özelliğini yitirmiştir. Artık kıdem tazminatları ne çalışırken keyfi işten çıkarılmanın caydırıcısıdır ne de emeklilikte bir gelecek güvencesidir. Peki, o halde bu duruma getirilmiş bir hakkın varlığı niye hala patronlara ve AKP hükümetine batmaktadır?

Öncelikle kıdem tazminatı konusunda patronlarla AKP hükümetinin özünün ve sözünün bir olduğunu söylemeliyim. AKP Hükümeti kıdem tazminatını patronlar için ‘çok büyük bir yük’ olarak görmektedir. Patronlar da patron oldukları günden beri zaten böyle düşünmekteydi. Dilekleri ise kıdem tazminatının bir gün tamamen kaldırılmasıydı. AKP Hükümeti patronların sözcülüğünü üstlenerek ve onların dileklerini sahiplenerek konuşuyor, tutum alıyor. Her şeye rağmen de niyetini gizlemek istiyor. ‘İşsizliği azaltmak için çalışma koşulları esnemeli’ diyor.

AKP sanki başka bir ülkenin iktidar partisidir. Neredeyse işsizliğin gerekçesi işçilerdir diyecek. İşçilerin ellerindeki son kırıntı hakları da tamamen ortadan kaldırabilse AKP Hükümeti’nin içi rahatlayacak. Evet Evet! Gerçekten de içi rahatlayacak! İşsizlik sanki AKP’nin derdiymiş! On yıllardır uygulanan ekonomi ve esnek çalışma politikaları azdırmadı mı işsizliği, düşük ücret uygulamasını! AKP aynı politikaların sürdürücüsü olmadı mı? Kıdem tazminatı işçilerin tarihsel kazanımlarından ellerinde kalan -budanmış da olsa- haklardan birisidir. Çalışanların dörtte üçünün asgari ücretli olduğu ülkemizde patronlar için yük olma niteliğine de sahip değildir.

AKP kıdem tazminatını kaldırmayacağım fona devredeceğim diyor. Ancak açıktan demedikleri var. Bir işçinin fondaki kıdem tazminatını alabilmek için en az on yılını doldurması gerekecek. Oysa ülkemizde kıdem tazminatı ortalaması altı yıl. Bu durumda işten çıkarılacak işçilerin çoğu kıdem tazminatı alamayacak. Bu arada kadınların, evlilik nedeniyle işten ayrılmaları durumda aldıkları kıdem tazminatlarını almaları da söz konusu olamayacak. Halen uygulamada olan kıdem tazminatı hesaplama gün sayısının da otuz günden on beş güne düşürülmesi hedefleniyor.

AKP ve patronlar kol kola bir kez daha işçi sınıfına saldırıya hazırlanıyorlar. Tüm emek güçleri acilen seferberlik ilan ederek; savunma cephesi oluşturmalıdır.

 

>>Nurettin Aldemir'in yazıları


     
 
Loading