![]() |
||
| YAZILAR | GAZETE ARŞİVİ | HABER ARŞİVİ | 21 EYLÜL KOMPLOSU | ||
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Yazılar
Rıdvan Turan /
Başbakanın Aydın’ı Aydın’ın ettiği laflar bana geçen gün başbakanın dindar nesiller yetiştireceğiz söylemini hatırlattı. Bu iki yaklaşım arasında muazzam bir benzerlik olduğunu fark ettim ve bu anlayışın avam bir anlayış olmadığını, devletlu kesimlerce de paylaşıldığını gördüm. Bu, durumun vahametini bir kat daha arttırdı. Başbakanın da Aydın’ın da derdi aynı, müesses nizama uygun boy ve ebada doğranmış keresteler üretmek.
Serap Güneş /
Devlet Baba Sözünü Tutuyor: Van’da Çadırda Kimse Kalmayacak! Van depreminin ardından ağzını her açan devlet yetkilisi aynı şeyi tekrarladı: Van’a yeterince yardım yapılıyordu, depremzedeler “saray gibi” çadırlarda kalıyordu, Şubat’ta devamı da gelecek, Van “konteynır kente” dönüşecekti. Oysa depremzedeler biliyorlardı ki gelen onca yardımla Şubat’a değil konteynır kent, soğuğa dayanıklı geçici konutlar bile inşa edilebilirdi. Yine de yoğun kar yağışı altında son derece zor koşullarda yaşadıkları çadırlarda, ümitle Şubat’ı ve konteynırların gelmesini beklediler.
M. Ulaş
Bayraktaroğlu / Hesaplaşma Alanı: Suriye Petrolünü başka müşterilerine satacağını açıklayan İran, Fransa ve İngiltere menşeli şirketlere ham petrol satışını durdurduğunu açıkladı. Karşılıklı hamlelerle Ortadoğu’daki hegemonya mücadelesi gittikçe kızışmaktadır. İran’la “batılı” emperyalistler arasındaki çelişkinin ana karakterini iki tarafın da doğrudan sıcak bir savaşa girmekten kaçınması oluşturmaktadır.
Barışta
Erdost / Çok Alametler Belirdi Rusya ve Çin vetosunun Suriye’ye emperyalist müdahalenin yalnızca biçimi konusunda bir modifikasyonu zorunlu hale getirdiğini ileri sürmek pek yanlış olmaz. Üstelik özellikle Rusya’nın hangi aşamaya kadar ‘ayak direteceği’ belirsiz ya da ‘önleyici’ gücünün sınırları var. Batı emperyalizminin ve İsrail’in, önce Suriye’yi ardından İran’ı felakete sürükleyerek güçten düşürmeden ‘rahat etmeyecekleri’ her geçen gün daha belirgin hale geliyor.
M. Özlem / Filler
Dövüşüyor, Fatura Malum Malum gündem MİT-Polis kavgası. Daha düzgün söylersek cemaat-hükümet kavgası. Yaşanan bir kriz halini tarifliyor. Her yapılan iş ve açıklama krizin devam ettiğini gösteriyor. Bir yandan hükümet ve cemaat yanlısı akıl hocalarının çatışmanın olmadığına dair yazıları birbiri ardısıra yayınlanırken öte yandan medyada görülmeyen bir el değmişçesine cemaati kurtarmaya çalışan yazılar yayınlanıyor.
Sinan Varlık /
Baskının Adı Yine ‘Reform’ Kondu Demokrasi ve reform kavramlarıyla 12 Eylül hukukunu revize eden AKP iktidarının, reform adı altında gerçekleştirdiği yeni Toplu İş Hukuku Yasa Tasarısı; yasaklarla dolu mevcut toplu sözleşme düzeninin devamı olması nedeniyle, işçiler açısından önceki dönemlerden daha vahim sonuçların doğmasına neden olacaktır.
Yeşim Ergün /
'İşte O Gün Sizi Tanrılar Bile Kurtaramaz!' Şimdi biz, bir an önce bu çatlaklarda egemenler arasında bir taraf olmak yerine, bu çatlakları kendi lehimize büyütebilmek ve demokrasi mücadelesini derinleştirebilmek için tüm emek ve demokrasi güçleri ile birlikte mücadele etmeli, kavgayı büyütmeliyiz. İşte böyle bir dönemeçte TMK ve ÖYM’lere karşı Sıra Kimde platformunun ön ayak olduğu en son 11 Şubat da 33 kurumun katılımıyla ete kemiğe bürünmeye başlayan “Adalet İçin Birleşmeye Çağrı” başlığıyla gerçekleştirilen toplantı ayrı bir öneme sahiptir.
Aziz Küçük /
Mısır’da Mübarek’ten Sonra Hüsnü Mübarek’in ABD sponsorluğunda kurduğu korku imparatorluğu öyle bir noktaya varmıştı ki, Tunus’ta bir proleterin kendi bedenini ateşe vermesi, çakan kıvılcımın Mısır’da ateşe dönmesine yetti. Buazizi’nin külleri Mısır topraklarına kadar savruldu. Ve 2011’in Ocak ayında Mübarek karşıtı gösteriler sardı tüm ülkeyi. Bugün Mısır’da yaşananları anlayabilmek için geçen sene 25 Ocak’ta zirveye ulaşan bu sürecin kısa bir özetini sunmak gerekiyor.
N. Zafer / Bu
Çatlaktan Demokrasi Çıkar mı? Bir devlet krizi yaşanıyor. Görünen o ki ne bürokrasi içi, ne de AKP içi bir kriz bu. Bunlar belki bu krizin yansımaları olabilir ama asla kendisi değildir. Meselenin bunlardan çok daha boyutlu olduğu, cemaat ve Erdoğan arası bir çatışmanın yaşandığı belli oluyor. Peki böyle bir krizin bürokrasi içi ya da AKP içi bir krizden daha ciddi olduğu söylenebilir mi?
Yoldaş
Türkoğlu / İşçi Sınıfına Yeni Saldırı: Toplu İş İlişkileri Kanunu AKP, pek çok konuda olduğu gibi ekonomi politikalarında da 12 Eylül darbecileriyle aynı kumaştan biçildiğini bu tasarıyla açıkça ortaya koymakta. Sırada kıdem tazminatının fona devredilerek gasp edilmesi, özel istihdam büroları eliyle esnek çalışmanın daha da artırılması, bölgesel asgari ücret uygulaması var.
Serap Güneş / İç
İktidar Savaşı, Suriye ile Savaş Tehlikesini Örtüyor AKP gerçekten de ustalık dönemini yaşıyor. Niye mi? Bir hükümet hem içerde hem de dışarıda bundan daha fazla sorun çıkarabilir mi? Başbakan sabah akşam gündemi zehirlemeye yetecek kadar boş siyasal polemiği nasıl yumurtluyor? Bu gerçekten ustalık ister! İlk kez şike yasasının değiştirilmesi sırasında deşifre olan AKP-cemaat çatlağı, Uludere eşiğinden sonra bir sıçrama daha yaptı: MİT müsteşarı, KCK soruşturması kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı.
İlkay Tanyer /
Erkek Vuruyor, Devlet ‘Haksız Tahrik Var’ Diyor! Kadın hareketinin takip ettiği kadın cinayeti davalarında mahkemeler özenli davranıyor ve çoğunlukla bu davalarda katillere haksız tahrik indirimi uygulanamıyor. Hatta katillere iyi hal indirimi de yapılmayabiliyor. Ancak takip edilemeyen ve kamuoyu oluşturamayan yığınla dava tahrik indirimleriyle sonuçlanıyor ve böylelikle erkek katillere verilen tahrik indirimleri yeni cinayetlerin önünü açıyor.
M. Ulaş
Bayraktaroğlu / MİT-Polis Kavgası mı? AKP eliyle yeni statüko iktidarı tümüyle ele geçirdiğine inanıyor ki iç hesaplaşmalara girmekten kaçınmamaya başladılar. Yargının bir kesimi ile polis el ele verip bazı MİT mensuplarını "yasadışı örgütlerle" ilgili soruşturmaya dahil etmeye kalktılar. Temel meselelerden biri, soruşturma kapsamında ifade vermeye çağrılan MİT’çilerin mevzu bahis olan örgüt ile kurdukları diyaloglarken diğeri MİT'in örgüt içindeki ajanlık faaliyetleriydi. Bu noktadan başlayan kapışma karşılıklı görevden almalar ve sert açıklamalarla devam etti.
Nedim Tüzün /
Ilısu Baraj Projesi İptal Edilsin Hasankeyf'i doğal şekli ile korumak için Ilısu Baraj Projesi iptal edilmelidir. Hasankeyf kazılarından sorumlu Batman Üniversitesi Rektörü Abdüsselam Uluçam’ın 2012 Ocak ayı sonunda, Hasankeyf Kalesi’nin çevresinin 250 metre yüksekliğinde duvarla örülmesini öneri şeklinde sunarak tartışmaya açması ise ibret vericidir. Hasankeyf’teki arkeolojik ve doğal alanların korunması için devletin herhangi bir projesinin olmadığı duvar tartışmaları ile bir kez daha anlaşılmıştır.
Barışta
Erdost / Senaryosuz Dönmüyor Dünya! Marx'ın "Eğer şeylerin dış görünüşü ile özü doğrudan örtüşseydi tüm bilim gereksiz olurdu" sözü, kulaktan kulağa yayılırken, popüler dile 'Her şey göründüğü gibi olsaydı bilime ihtiyaç kalmazdı' şeklinde öyle bir yerleşmiş ki, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını kanıtlamaya kalkan sağdan-soldan hemen herkesin, 'bilim' tarafında durduğunu kanıtlamak için başvurduğu bir motto haline gelivermiş. Kuşku yararlıdır. Descartes her şeyden kuşku duyarak başlamıştı işe, kuşku duyulamayacak doğruya ulaşmak için...
Seyit Güneş /
Müslümanlıktan 'Muhafazakâr Demokratlığa' Geçenlerin Hikâyesi Üzerine
Deneme (2) Erbakan ve arkadaşlarının temsil ettiği Milli Görüş hareketi içindeki statükoya karşı görece genç kuşak diye tabir edilen bugünün AKP kadrolarının başkaldırışı, bu hareketin tarihinde daha önceleri de yaşanmıştı. 80’lerin sonları ile 90’ların başlarında yaşanan kuşaklar arası bu çatışma o dönemlerde coşkulu genç radikaller ile daha muhafazakâr bir ana akım arasındaki çatışma olarak ifade ediliyordu. Fakat 2000’lerin başında yine aynı kuşağın hocalarına isyanı bu sefer radikallikten değil tam tersine ‘ılımlı olma’ çabasından kaynaklandı.
Rıdvan Turan /
Devlet Krizi Bu kriz ne iki gündür konuşmayan başbakanın çıkıp inisiyatifli bir konuşma yapmasıyla, ne akil kişilerin araya girmesiyle sonuçlanabilir. Ve mesele bürokrasi içi bir dalaşma olmanın çok ötesinde bir ciddiyete haizdir. Durumun ciddiyeti Suriye başta tüm Ortadoğu’nun kaynadığı ve istihbarata çok büyük görevlerin biçildiği bir momentte MİT’e operasyon çekilmesinden de bellidir. Bu krizin başka türlü krizleri tetikleyeceği öngörülebilir.
M. Özlem / Politik
Gelişmeler Üzerine Tahminsel Hesaplar Malum tahmin net bilginin olmadığı yerde ya da olasılıkların çoğaldığı yerde yapılır. Ülkede yaşanan ve neredeyse jet hızıyla hareket eden gündemi yakalamak ve analiz etmek kısıtlı bilgiyle olsa olsa tahmin ve olasılıklar düzeyinde mümkün olabiliyor. Her an her şey büyük bir hızla gündeme girip aynı hızla düşüyor. Bu durum beraberinde tepkisizliği ve nisyanı getiriyor.
Yeşim Ergün /
Ama "Terörü Bitirmek İçin" Görüşmüşlerdi... 2011’in Kasımında, yani artık hükümet Kürt sorununun çözümünde dümeni salt savaş konseptine kırmışken, PKK-MİT görüşmesi basına sızdırılmış ve bu görüşmeler ile ilgili olarak Cumhurbaşkanı dahil bir çok devlet yetkilisi terörü bitirmek için PKK ile görüşüldü şeklinde açıklamalar yapmıştı. Şimdilerde ise o dönem görüşmelere katılan eski ve yeni MİT müsteşarlarının ifadeye çağrılması, ardından KCK soruşturmasını yürüten İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü ile Terörle Mücadele Şube Müdürünün görevden alınmaları, Kürt sorunda geldiğimiz kritik eşiği gözler önüne sermektedir.
Rıdvan Turan /
Dindarlık Pek Çok Şeye Çaredir, Cahillik Hariç! Başbakanın “dindar nesiller yetiştireceğiz söylemi” epeydir siyasetin gündemini belirliyor. “İyi olur” diyen de oldu, “devletin vazifesi dindar yetiştirmek midir?” diye itiraz eden de... Sanırım en ilginç tepki Kılıçdaroğlu’ndan geldi. Kılıçdaroğlu komiklik yapmak için mi bilmiyorum, "biz ne zaman dindar nesiller yetiştirilmesine karşı olduk ki" dedi. Süren tartışmalar üzerine başbakan bir kez daha mikrofonu kaptı ve "Bir haftadır köşelerinde yazanlara sesleniyorum; bu gençliğin tinerci olmasını mı istiyorsunuz?" diye cevap verdi.
Serap Güneş /
Tuhaf Zamanlarda Yaşıyoruz Emniyet içindeki cemaatçilerin (yoksa cemaat içindeki emniyetin mi demeli?) işkenceci eski bir polis şefi ile hesaplaşmasının zorunlu dekoru olmasından başka sürme sebebi kalmamış fantastik bir davada, sosyalist tutukluların 500 günü aşan mahpusluğuna bir kez daha devam kararı verilen bir ülkeye bundan gayrı bir tuhaflık lazım mıdır, emin değilim. Ama Egemen Bağış’tan sonra bağrından İdris Naim Şahin gibi bir meddah daha çıkaran iktidarımıza, sağ olsun bir de filozof meddah eklendi.
M. Ulaş
Bayraktaroğlu / Kültür ve Doğanın Tahribi Üzerine Geçmişin değerlerini kendi ideolojik pozisyonuna göre değerlendiren hükümet memleketteki tarih birikimini de bu yaklaşımına göre sınıflandırmaktadır. Öyle ki, bu sınıflandırmanın iki temel başlığı gerekli tarih (eserleri) ve gereksiz tarih eserleridir. Sanata ve kültüre de bu anlayışa uyan çeşitli pratiklerle yaklaşımlarının örnekleri mevcuttur. Ucube diye nitelendirilen heykel ve suların altına gömülmesi planlanan Hasankeyf bu durumun popüler örnekleridir.
Seyit Güneş /
Müslümanlıktan 'Muhafazakâr Demokratlığa' Geçenlerin Hikâyesi Üzerine
Deneme (1) Başbakan Erdoğan partisinin il başkanları toplantısında “Dindar bir nesil yetiştireceğiz” diyerek kendince yeni bir polemik ve tartışmayı ateşlemiş oldu. Başbakanın konuşmasının içeriğinde Dersim meselesinden Fransa’da kabul gören Ermeni soykırımı yasasına, İttihat Terakki zihniyetinden yargı tartışmalarına kadar pek çok konuyla ilgili değinme, gönderme ve alışılageldik Tayyip Erdoğan üslubunda ya da üslupsuzluğunda ‘eleştiriler’ mevcut.
Yeşim Ergün / Bu
Cumhuriyetin Başına ‘İleri Demokrasi’ Tacı Ne de Güzel Yakıştı! Başbakan ulusa sesleniş konuşmasında “Türkiye'yi her alanda demokratikleştirmeyi, cumhuriyetimizi ileri demokrasi anlayışıyla taçlandırmayı sürdürüyoruz'' dedi. Ertesi gün grup toplantısı konuşmasında ileri demokrasisi içinde Kürtlerin örgütlü gücüne yer olmadığını bir kez daha kanıtlamak için BDP’ye “5 koyunu ellerine ver güdemezler, kaybedip dönerler veyahut da tenha bir yerde kesip kebap yapma yoluna giderler'' dedi.
Sinan Varlık /
‘Cezaevi Devleti’ Olgusu Engizisyon Uygulamalarını Aratmıyor Terörle Mücadele Yasası (Toplumla Mücadele Yasası) dayanak yapılarak, Özel Yetkili Mahkemeler eliyle gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında, Türkiye, darbe dönemlerini aratmayacak bir tarzda “cezaevi devletine” dönüşmüş durumda.
Rıdvan Turan /
Zalimken Mazlum Olmak Fransa Parlamentosu’nda Ermeni Soykırımı Yasa Tasarısı’nın kabul edilişinin ardından merkez medyada Fransa’nın Cezayir’de yaptığı katliamlar üzerinden bir propaganda faaliyeti başladı. Belli ki bu hükümetin “adım adım yaptırımlar uygulamaya başlayacağız” tehdidi hayata geçirilmeden önce cephe gerisi sağlamlaştırılmaya çalışılıyor.
Selda Karataş /
Cinayeti Kör Bir Kayıkçı Gördü! İleri demokrasinin, yeni devlet düzeninin, nam-ı diğer AKP iktidarının, devletin geleneksel reflekslerinden farklı ve gerçekten şaşırtıcı pek çok yeni uygulamasına, farklı zulüm metotlarına on yıldır defalarca şahit olduk. Fakat devletin kendi halkıyla dalga geçmesi 90 yıla dayanmış cumhuriyet tarihinde yabancısı olduğumuz bir uygulama değil.
Berfin Günaylı
/ Sakarlık Değil İş Kazası Bazen gecekondusundan çıkıp bozuk ve çamurlu yollarını geçtiği mahallesinin yanı başına dikilmiş yüksek katlı, yüksek duvarların, kameraların, güvenlik görevlilerinin olduğu gerçek insandan gerçek hayattan soyutlanmış, yüksek korumalı sitelere giderken, bazen de evlerinden çokça uzakta birkaç vasıta değiştirerek ulaştığı bilmediği evlere giderken düşünülen şeyler donar kalır akıllarda.
Serap Güneş /
Katillerin Uludere Hesabı Bitmemiş Sabah gazetesi, 25 Ocak günü, kendisini Arap sermayesiyle satın alan sahibinin sesi olduğunu bir kez daha ispatladı. Sabah’a ve ona bu haberi servis eden aklı-evvellere göre, Uludere katliamında altı PKK militanının cenazesi olay yerinden kaçırılmış. Demek oluyor ki devlet orayı bombalamakta haklıymış. Doğrusu Sabah’ın bu alçakça dezenformasyonu biraz gecikti bile. Bugüne kadar akılları neredeymiş?
Afşin Demir /
Asker İntiharları: Yine mi 'Münferit Vaka'? Genelkurmay Başkanı’nın dahi bir gecede tutuklanıp hapse gönderilebildiği, TSK’nın emir komuta zinciri içerisinde AKP’ye biat etmesinin sağlanmış olduğu bir zamanda, askeriyenin iç işleyişi hakkında kimseye hesap vermez konumunu sürdürmesine olanak tanıyan ve gerekli mevzuat değişikliklerini ısrarla yapmayan hükümet, yaşanan bu hak ihlallerinden ve intiharlardan doğrudan sorumludur.
M. Ulaş
Bayraktaroğlu / Kasap Anatomi Dersi Verirse Kadınlara yönelik şiddet eylemleri memleketimizde artarak sürmektedir. Medyada bu kadar tartışılmasına ve teşhir edilmesine rağmen şiddet vakalarında bir azalma sözkonusu olmamıştır. Kadınların özgürlüğü ve hakları için mücadele veren bir çok kuruluş, kadınlara yönelik şiddete ve özellikle kadın cinayetlerine karşı savaşımı canlı tutmayı becerebilseler de henüz daha bu mücadele kitlesel bir vaziyet alamamıştır.
Barışta
Erdost / Dış Politika da Dış Ticaret Gibi: Hep Açık Veriyor Irak Başbakanı Maliki’nin Türkiye’nin Irak’ın içişlerine müdahalesinden rahatsızlığını dile getirmeyi sürdürmesi ve en son bir televizyon kanalında “Türkiye’nin oynadığı rol ile bölgeye felaket ve iç savaş getirmeye çalıştığını” belirtmesi üzerine Başbakan Erdoğan, AKP grup toplantısı konuşmasında, bu yaklaşımı “çok çirkin” bulduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
Seyit Güneş /
Sosyal Devletin Nihai Yıkımı: Zorunlu Genel Sağlık Sigortası Neoliberalizm, tüm ülkelerin refaha kavuşmasını ve eşit ve adil şekilde kalkınmasını sağlayacak küresel bir ticaret ve yatırım mekanizması olarak tanıtıldı. Margaret Thatcher'ın TINA kısaltması (There Is No Alternative), “Başka Alternatif Yok” diyordu. İngiltere’de Thatcher dönemi ile simgeleşen kapitalizmin dünya çapındaki neoliberal karşı saldırısı, ekonominin demir yumruğu olan darbelerle ve dış askeri müdahalelerle laboratuar haline getirilen üçüncü dünya ülkelerinin deneyimlerinden derlenen bir toplum mühendisliğiydi.
M. Özlem / Her Şeye
Gebe Bir Döneme Giriyoruz Fırtına öncesi sessizlik deyişi gündelik dilde büyük ve sıkıntılı olaylar öncesine denk gelen genel sükunet durumunu tarif eden doğal olaylardan esinlemiştir. Aslında büyük olay beklentisinin ifade edilişi olarak da algılanabilir, zira doğada meydana gelen büyük enerji patlamaları yani fırtına, deprem ya da kasırgalar öncesi büyük bir durgunluk ve sükunet izlenir. Deniz az sonra kopacak büyük fırtınayı haber verircesine dümdüzdür.
B. Zeynep /
Yatırdığın Prim Kadar, Paran Kadar Sağlık Neoliberal politikaların ödünsüz uygulayıcısı AKP, çıkardığı yasalarla en temel insan haklarından eğitim ve sağlık hizmetlerini piyasalaştırıyor. Gündemdeki GSS yasası IMF’nin direktifleriyle hazırlandı. 2005 yılı Mayıs ayında IMF ile AKP hükümeti arasında imzalanan 19. Stand-By Antlaşmasının gereği olarak, emek ve meslek örgütlerinin görüş ve eleştirileri umursanmaksızın hazırlanan SSGSS Yasa Tasarısı 2006 yılında yasalaştırıldı.
Yeşim Ergün /
Düşünce Özgürlüğü Katliamı! Başbakan Erdoğan 24 Ocak Salı günü yapılan grup toplantısında, Hrant Dink meselesinin de Uludere meselesinin de devletin derin dehlizlerinde kaybolmasına izin vermeyeceğini, Uludere’de hayatını kaybeden vatandaşların yakınlarına 123 bin lira verileceğini, ve bu paranın da onlara analarının ak sütü gibi helal olduğunu söyledi.
N. Zafer / Hrant ve
Ermeni Jenosidi Geçtiğimiz haftanın en önemli olayı Hrant Dink davası hakkında 14. Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği karardı. Bu haftanın -hafta gerçi daha bitmedi ama- en önemli olayı da Fransa Parlamentosunda Ermeni soykırımı hakkında alınan karar olacak gibi. 14. Ağır Ceza Mahkemesi cinayetin bir örgüt işi olmadığına karar verdi ve tüm sanıkları örgütlü suç isnadından beraat ettirdi.
Serap Güneş /
Burjuva Hukuku, Cezaevleri ve Özgürlük (1) Temelini mülkiyet ilişkilerinden alan, insana değil mülkiyete odaklı olan burjuva hukuku; sermaye, güç ve iktidar sahiplerinin lehine, işçi, ezilen ve muhaliflerin ise aleyhine esnetilebilen bir baskı aracı. Türkiye’de “baklava çalan çocuklar” vakasından, depremde kaybedilen canlarla bunda sorumluluğu bulunanlara verilen cezalar arasındaki orantısızlıktan, kredi kartı borcu yüzünden intihar edenlerin sayısı artarken büyük şirketlerin vergi yolsuzluklarının aflarla sumen altı edilişinden ortalama algının kanıksadığı bir gerçek bu.
M. Ulaş
Bayraktaroğlu / Hrant'ın Hesabı Mutlaka Sorulacaktır! Hrant davası aynen benzerleri gibi oligarşik diktatörlüğün aklanması ile sonuçlandı. Mahkemede alınan karar, devletin bazı kurumları tarafından bir tetikçinin azmettirilmesi sonucu öldürüldüğü açıkça belli olan Hrant Dink cinayetini sanki sıradan, herhangi bir cinayet gibi gösterme çabasıdır. Her yerde örgüt bulan, icat eden sistem nedense bu cinayetle ilgili olarak örgüt bulamamıştır.
Rıdvan Turan /
Katliam ve Yüzleşme Uludere katliamı Türk devletinin en büyük katliamlarından biri olarak tarihteki yerini aldı. Ancak adı bir türlü konamadı. Aslında varlığı da 12 saat boyunca medya tarafından halktan gizlendi. Katliam ‘Irak sınırındaki olay’ olarak verildi. Hükümet ve asker katliam karşısında insanın kanını donduran bir kayıtsızlık örneği sergiledi.
Afşin Demir / 35
Cana Mahsup Edilen Başbuğ Görülüyor ki, devr-i Tayyip’in "iyi saatte olsunlar"ı cemaatçi polis, savcı ve yargıçlar, hükümetin zora girdiği her durumda yeni bir tutuklama dalgasına girişerek vaziyeti idare etme taktiğinde ısrar ederlerse, çok yakında hapishanelerde yer kalmayacak.
Sinan Varlık /
'Ağırlaştırılmış Müebbet' Bir hayat sekiz metrekareye sığar mı? Bu soru bugün F tiplerinde ağırlaştırılmış müebbet mahpusların durumunu anlatır nitelikte. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve bu cezaya uygulanan infaz modeli, hem infazın uygulanış süresi hem de tecritin içinde yeni bir tecrit doğurur tarzdaki infaz koşulları açısından kabul edilemez boyutlara gelmiştir.
M. Özlem / Ordu
Devletinden Polis Devletine MİT dış istihbarat için kurulmuş görünse bile esas uğraş alanı iç istihbarat olmuştur. Hatta istihbarattan öteye geçen iç operasyonları da olmuştur. Dış istihbaratta daha çok CIA ve MOSSAD’ın taşeronu olarak çalışmıştır. Hem bölgesel güç olmayı planlayan TC’nin yeni dış politika ihtiyaçları hem de devlet aygıtının yeniden yapılandırılması süreci MİT’in yapısında ve ilgi alanında değişikliğe gidilmesini gerektirmiştir.
Hrant Dink / Sizi
Gidi Suç Ortakları İfade özgürlüğü açısından sıkıntılı bir süreç yaşıyoruz. Özellikle Türk Ceza Kanunu’nun 301. Maddesi’nin bir kravat olmadığını hatırlatan Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in tutumu belli... Taha Akyol’un sorularını yanıtlayan Başbakan Tayyip Erdoğan’ın tutumu belli... Meclis’teki bütçe görüşmesinde konuya değinen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün tutumu belli. 301'i kaldırmaya ya da değiştirmeye niyetli gözükmüyorlar. Bu da demektir ki daha uzunca bir süre ifade özgürlüğü açısından sıkıntılı günler yaşayacağız.
İlkay Tanyer /
Aileyi Değil Kadınları Koru! Aile ve sosyal politikalar bakanı Fatma Şahin uzun bir dönemdir, ‘’Kadının ve Aile bireylerinin şiddetten korunmasına dair kanun’’ başlığı altında tasarı taslağı çalışmaları sürdürüyor. Başta feministlere, bağımsız kadın örgütlerine, çeşitli sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulunarak başlattığı bu çalışma, şimdilerde AKP’nin politikalarına doğru kaymalar göstermeye başladı bile. Bu durum, yeni anayasa hazırlığı için Fatma Şahin’in dernek ve kuruluşlara yapmış olduğu çağrının ne kadar samimiyetsiz olduğunu ortaya koyuyor bir yanıyla.
Serap Güneş /
Baharın Ömrü Bir Yıl Olmayacak NATO’nun Libya müdahalesinin Arap Baharı’nı kışa dönüştürdüğüne dair yorumlar, Suriye’ye karşı Türkiye’nin de başrol oyuncusu olarak bizzat içinde yer aldığı rejim değişikliği operasyonu ile yaygınlaştı. Ortadoğu’da Şii eksenini zayıflatma amaçlı bu operasyon henüz nihayete ermiş değil. ABD Irak’tan çekilmesinin ardından ortaya çıkan boşluğun İran tarafından doldurulmasını önlemek, Irak’taki İran etkisini kırmak ve Sünni-Kürt eksenini güçlendirmek için El Kaide ile uzlaşma yolları arıyor. Burada da başrolde yine Türkiye var.
M. Ulaş
Bayraktaroğlu / Evlerimizi Yıkmaya Kalkanların Saraylarını Başlarına
Yıkacağız! “Kentsel dönüşüm projesi” adı altında planlanan halkın barınaklarını yıkım planları fiilen hayata geçirilmeye başlanmıştır. Yaklaşık 20 yıl önce kentin çeperlerinde kalan varoşlar gelişen ve büyüyen metropollerin ortasında kaldılar. Burjuvazi bu alanlara gözünü dikti ve bu alanları gasp ederek rant elde etmek istiyor. Hükümet bu halkın evlerinin kurulu olduğu alanları TOKİ vasıtasıyla burjuvaziye peşkeş çekmeye çalışmaktadır. Öyle ki halkın yaşam alanlarını TOKİ’ye satmış ve halk yasal olarak TOKİ ile karşı karşıya bırakılmıştır.
Rıdvan Turan /
Seri Katil
M. Ulaş
Bayraktaroğlu / Şarkiyatçılıktan Esinlenen Bir Garip Garbiyatçılık
M. Özlem / Evrimin
Maymun Halkasında Takılanlar
M. Ulaş
Bayraktaroğlu / 2012 İsyanın Yılı Olsun
Günay Kubilay
/ Susma 'Sen de Bir Ses Çıkar' |
|
Loading
|