YAZILAR  |  GAZETE ARŞİVİ  |  HABER ARŞİVİ  |  21 EYLÜL KOMPLOSU  

Ortak Hedef: Sosyalist Yeniden Kuruluş

AFŞİN DEMİR

30 Aralık 2011

 

 

Sosyalist hareketin içinde bulunduğu tıkanıklık ve yerinde sayma durumunun “eski altın günleri” ihya etme refleksiyle değil, toplumsal mücadelelere ve işçi hareketine bir “yeniden kuruluş” perspektifiyle yaklaşmak suretiyle aşılabileceği düşüncesi, Sosyalist Demokrasi Partisinin de içinde yer aldığı Sosyalist Yeniden Kuruluş Parti Girişimini (SYKPG) oluşturan öznelerin  ortak paydalarının en önemlilerinden birini teşkil ediyor.

Bununla birlikte SYKPG’nin bugüne kadar sürdürdüğü tartışmaların seyrinin de açıkça ortaya koyduğu üzere “yeniden kuruluş” kavramından/hedefinden ne anlaşılması gerektiği konusundaki farklı bakış açıları arasında bir tür modus vivendi tesis edebilmek dahi, önemli bir düşünsel ve pratik mesaiyi gerektirmekte. Teorik, politik ve örgütsel düzlemlerde olmak üzere üç sacayağı üzerinde yükselecek olan sosyalist yeniden kuruluşun, sayılan her bir düzlem yönünden yoğun ve nitelikli bir tartışma ve eyleme sürecini gerektirdiği, bu süreç içerisinde bileşenler arasında kimi faz farklılıklarının yaşanabileceği görülüyor.

Yeniden kuruluş kavramlaştırmasının sosyalist literatürdeki yeri nisbeten yeni olmakla ve bazı çevreler yönünden bu kavram kendi alamet-i farikaları olarak görülmekle beraber,  bir yeniden kuruluş arayışının dünya ve Türkiye sosyalist hareketinin tarihinde yeni olmadığını, “Büyük Çözülüş”ten bu yana geçen yirmi yılı aşkın süre zarfında, daha çok “sosyalistlerin birliği” söyleminin öne çıktığı adı açıkça konmamış bir yeniden kuruluş tartışmasının sürdürülmekte olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Zira bugün yeniden kuruluş üstbaşlığı altında ifade edilmekte olan teorik, politik ve örgütsel yenilenme arayışının bir dizi veçhesi (toplumsal cinsiyet, ekoloji, gerontokrasi, sosyalist demokrasi, çoğulculuk vb) bakımından, SYKPG’nin her bir bileşeninin son yirmi yıllık siyasi pratiği içerisinde önemli birikimler yaratılmış olduğu, bunların da bugünkü yeniden kuruluş tartışmasının üzerinde yükseldiği zeminin önemli birer parçasını oluşturduğu yadsınamaz.

Bu zaviyeden bakıldığında, sırf “yeniden kuruluş” ibaresini geçmişte pek kullanmadığı veya yeterince diline dolamadığı gerekçesiyle, SDP’nin veya SYKPG’nin herhangi bir bileşeninin, sosyalist yeniden kuruluş perspektifinden uzak olmakla itham edilmesinin haksız bir tutum olduğu açık olup, bir ölçüde bileşenlerin birbirlerinin literatürüne yeterince vakıf olmamalarından kaynaklanan bu tür yargıların birlik sürecini baltalayıcı bir söylem halini almaması için gereken kolektif çabanın gösterilmesine ihtiyaç vardır. Lafzi önyargılardan arınarak bakıldığında görülecektir ki, SDP’nin de diğer tüm SYKPG bileşenlerinin de külliyatının omurgasını esasen sosyalist yeniden kuruluş perspektifi oluşturmaktadır. Nitekim örneğin, N. Zafer’in Sosyalist Demokrasi web sitesinde 27.12.2011 tarihinde yayınlanan “Din Sorununa Sosyalizmin Gözlüğünden Bakmak” başlıklı yazısını dahi sosyalist hareketin din meselesini ele alış ve dindarlara yaklaşım biçimi somutunda SDP’nin yeniden kuruluşçu bir bakış açısını inşa etme çabası olarak okumak pekala mümkündür ve yerindedir.

Bu itibarla SYKPG’nin önüne koyduğu tartışma sürecinin, programatik düzeyde devam ettirilebilmesi halinde, bileşenlerin her birinin programatik yaklaşımları arasında önemli ölçüde paralellikler ve örtüşmeler bulunduğu, dolayısıyla sosyalist yeniden kuruluş perspektifine sahip olanlar/olmayanlar biçiminde bir ayrımın reel durumu yansıtmadığı açık bir biçimde görülecektir. Keza dünya emperyalist kapitalist sisteminin içinde bulunduğu aşama, Türkiye’nin bu sistem içerisinde zayıf halka konumunu sürdürüp sürdürmediği, sınıflar mevzilenmesi vb. konular tartışılmaya başlandığında, halihazırda sürecin tıkanma noktası olarak tarif edilen ve karikatürize edilen örgütlenme modeli tartışmasının daha gerçekçi temellerde sürdürülmesi ve kimin ne dediğinin herkesçe anlaşılması mümkün hale gelecektir.

SDP’nin büyük önem verdiği SYKPG sürecinin, yeniden kuruluş perspektifiyle aşılmak istenen eski hastalıklar nüksetmeden ve bugüne kadar edinilen kazanımların gerisine düşülmeden devam edebilmesi için tartışmanın  programatik başlıklarda da sürdürülmesi; sadece merkezi koordinasyonda değil yerel koordinasyonlarda da tartışmaların örgütlenmesi; HDK zemininde, “Sıra Kimde” İnisiyatifinde, TMK, F-Tipleri ve özel yetkili mahkemelere karşı mücadelede ortak duruşun güçlendirilmesi elzemdir.

 

 

>>Afşin Demir'in yazıları


     
 
Loading