YAZILAR  |  GAZETE ARŞİVİ  |  HABER ARŞİVİ  |  21 EYLÜL KOMPLOSU  

Baskının Adı Yine ‘Reform’ Kondu: AKP’nin Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı

Av. SİNAN VARLIK

Gelecek, 11 Şubat 2012, Sayı: 9

 

Demokrasi ve reform kavramlarıyla 12 Eylül hukukunu revize eden AKP iktidarının, reform adı altında gerçekleştirdiği yeni Toplu İş Hukuku Yasa Tasarısı; yasaklarla dolu mevcut toplu sözleşme düzeninin devamı olması nedeniyle, işçiler açısından önceki dönemlerden daha vahim sonuçların doğmasına neden olacaktır.

 

12 Eylül’ün ürünü olan, ülkemizdeki toplu iş ilişkilerinin çerçevesini çizen 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu, tam da 12 Eylül’ün kuruluş mantığına uygun bir şekilde işçilerin örgütlenme özgürlüğüne set çeken ve işçilerin giderek yoksullaşmasına sebep olan bir işlev görmüştür.

Toplu iş hukukunun en can alıcı noktası olan sendikal hak ve özgürlükler; örgütlenme özgürlüğü, toplu sözleşme ve grev hakkı olmak üzere üç başlık üzerinde yükselmektedir. Sendikal hak ve özgürlüklerin özünü oluşturan bu üç unsur, birbirinin tamamlayıcısı olup, bu unsurların birinde dahi geriye düşülmesi, sendikal hak ve özgürlük kavramının özünü ortadan kaldırır niteliktedir.

Sendikal mücadelenin özünü oluşturan, örgütlenme, toplu sözleşme ve grev hakkını ortadan kaldıran 2821 ve 2822 sayılı yasalar, Anayasa madde 90 gereğince, Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun 87 ve 98 sayılı Sendikal Temel Özgürlük Sözleşmeleri’ne, Avrupa Sosyal Şartı’na, Birleşmiş Milletler Ekonomik Sosyal Kültürel Haklar Sözleşmesi’ne tamamen aykırı olup bu durum ILO tarafından her yıl yayınlanan benzer raporlarla da teyit edilmektedir.

 

AKP Zorunluluğu Kazanca Dönüştürme Peşinde

Son günlerde 12 Eylül’ün ürünü olan 2821 ve 2822 sayılı yasaların antidemokratik ve baskıcı özelliğini ortadan kaldıracağız söylemiyle Bakanlar Kurulu tarafından oluşturulan Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı TBMM’ye geçtiğimiz günlerde sunulmuştur. Yeni oluşturulan Toplu İş İlişkileri Yasa Tasarısı metni incelendiğinde, bugüne kadar sendikal alanda örgütlenme özgürlüğünün önüne geçen ve %10 olan sendikal barajın, %3’e indirildiği belirtilmektedir.

AKP iktidarının “reform” söylemiyle gerçekleştirdiği tüm uygulamalarda görüldüğü gibi, sendikal baraja ilişkin bu düzenlemede de reform kelimesi, uygulamanın baskıcı ve antidemokratik yönünü gizleyen makyaj vazifesini görmektedir. TBMM’ye sunulan yasa tasarısının içeriği ayrıntılı olarak incelendiğinde, tasarının sendikal özgürlükleri genişleten bir yapı taşımadığı; aksine 12 Eylül’ün ürünü olan 2821 ve 2822 sayılı yasaların devamı niteliğinde olduğu, yapılan istatistikî oyunlar ile sendikal barajın aslında %24’e yükseltildiği gerçeği ile karşı karşıya kalmaktayız. Kıdem tazminatının fona devredileceği tartışmalarının yapıldığı bugünlerde, sendikal barajın yapılan oyunlarla %24’e yükseltilmesi, toplu sözleşme dönemlerinde sendikaların tamamen sürecin dışına çıkartılması amacını taşımaktadır.

Toplu İş Hukuk Yasa Tasarısı’nın metninde %3 olarak gözüken sendikal barajın aslında %24’e yükseltildiği gerçeği, tasarıda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı istatistiklerinin değil, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilerinin temel alındığını ve gerçekleşen istatistikî oyunun SGK’nın gerçekçi olmayan verileri üzerinden oluşturulduğunu ortaya koymaktadır. Yeni Toplu İş Hukuku Yasa Tasarısı, sendikal barajı belirlerken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verilerini esas almayarak, sendikal barajı fiili durumda yükseltmek için muğlak olan Sosyal Güvenlik Kurumu’nun istatistiklerine dayanmaktadır.

Bilindiği gibi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı istatistiklerinde, Ocak 2009 tarihi itibariyle Türkiye’deki işçi sayısı 5.434.000 olmasına rağmen, bu rakam SGK verilerinde 8.802.000 olarak belirtilmektedir. Tam da bu noktada, sendikal barajın belirlenmesinde SGK verilerinin esas alınması, kimi sektörlerin birleştirilmesi sonucunu doğurarak, barajın artmasına ve sendikaların yetkisiz kalmasına neden olacaktır.

Sonuç olarak, yeni düzenlenen Toplu İş Hukuku Yasa Tasarısı uygulamaya konulduğunda, Türkiye’deki tüm kayıtlı işçilerin %46’sını oluşturan 5.000.070 işçi sendikaya üye olsa dahi, toplu iş sözleşmesinden faydalanamayacaktır. Tüm uygulamalarında, demokrasi ve reform kavramlarıyla 12 Eylül hukukunu revize ederek, sürekliliğini sağlayan AKP iktidarının, reform adı altında gerçekleştirdiği yeni Toplu İş Hukuku Yasa Tasarısı; yasaklarla dolu mevcut toplu sözleşme düzeninin devamı olması nedeniyle, işçiler açısından önceki dönemlerden daha vahim sonuçların doğmasına neden olacaktır.

 


>>‘Cezaevi Devleti’ Olgusu Engizisyon Uygulamalarını Aratmıyor

>> 'Ağırlaştırılmış Müebbet'


 

     
 
Loading