YAZILAR  |  GAZETE ARŞİVİ  |  HABER ARŞİVİ  |  21 EYLÜL KOMPLOSU  

Emperyalizme ve Oligarşiye Karşı Adalı Olunmalı

AZİZ GÜLER

Sosyalist Demokrasi, 1 Ekim 2011, Sayı: 108

 

Türkiye tarihi darbelerin tarihidir. Darbeler egemenlerin işçi sınıfına ve ezilen halklara karşı yürüttüğü sınıf savaşının açık şiddet boyutuna dönüşmüş halidir. Darbelerle toplumsal hareketler bastırılmaya çalışılır. Darbe egemen sınıf ittifakının toplum üzerindeki hegemonyasının yitirildiğinin açık ilanıdır aynı zamanda. Bu yüzden de aşağıdan gelen halk hareketleri yeni bir hegemonya projesi kapsamında susturulmaya veya yok edilmeye çalışılır. Sonuç olarak egemenlerin yönetememe krizi, uygun zemin sağlandıktan sonra yeni model ekonomik ve sosyo-politik uygulamalara hazır hale getirilmeye çalışılır ve kaybolan ya da azalan hegemonyanın yeniden tesisi sağlanır. Bütün bunlarla iç içe bir şekilde olurken egemen sınıf ittifakında da değişiklikler olur.

Darbeler işçi sınıfına ve ezilen halklara karşı egemenlerin uyguladığı açık şiddettir önermesi aslında bu savaşın her daim sürdüğünün de ifadesidir.  12 eylül askeri darbesinin sonucu olarak idam edilen Necdet adalı ve bugün sokaklarda dolaşan binlerce adalı darbe süreçlerinde ya da kapitalizmin olağan yönetim dönemlerinde işçi sınıfının devrimci kurtuluşu için mücadele etmiştir. 12 eylül askeri darbesinin istediği vahşi kapitalist sistemin düşünsel ve pratik devamcılarından olan AKP hükümeti de tıpkı 12 eylül’deki paşalar gibi bu savaşın burjuvazi saflarındaki temsilcisidir. AKP tabi ki bunu farklı iktidar ilişkileri ve hegemonya projeleri üzerinden yapmaktadır.

Bir topluluğu sürekli zorla yönetemezsiniz. Açık zorun sonucu kurulan bir düzenin temsilcisi de olsanız yeni söylemlerle bir anda o tarihle hesaplaşır halde bulabilirsiniz kendinizi. Darbelerle hesaplaşma, demokratikleşme gibi ideolojik söylemlerle yeni bir hegemonya projesinin temsilcisi olan AKP hükümeti darbeci dediklerini aratmayacak uygulamaları da hayata geçirmekten geri durmuyor. Zaten doğası gereği de duramaz. Üstelik bunu kendi zihniyetleri ve sistemlerini yıkmak uğruna ölümü göze almış yoldaşlarımız üzerinden yapıyor. Emperyalizme ve oligarşiye karşı verilen devrim mücadelesinde gözünü kırpmadan idam sehpasına yürüyen Adalı’nın ismini de darbeyle hesaplaşma söylemi üzerinden kullanan Erdoğan aynı zamanda Adalı’nın yolunda devrim kavgasında yürüyenlere saldırmaya devam ediyor. Kapitalizmin krizi derinleşiyor ve derinleştikçe neoliberal saldırılarla emeğin kazanımları aşındırılmaya çalışılıyor.

Dünyanın pek çok bölgesinde sınıf mücadelesinin keskinleşme koşulları oluşuyor. Yunanistan’ın, İrlanda’nın, Portekiz’in, İspanya’nın, Afrika ve Arap coğrafyasının sesi uzaktan Türkiye oligarşisine hoş gelmiyor. Krizin Türkiye’ye etkileri emeğe yapılacak saldırıların habercisi oluyor. Kirli savaş politikaları Türkiye’yi bir iç savaşa sürüklerken aynı Türkiye Arap coğrafyasında kurtarıcı model olarak pazarlanıyor. Arap Baharı turunda öğrenci önderlerini selamlayan Erdoğan burada yüzlerce öğrenciyi tutukluyor. Sıranın kendilerine gelmesinden korkuyor. Devrimci örgütlere yapılan operasyonlar, Hopa olayları ve devamındaki süreç, üniversiteli ve liseli gençliğin verdiği mücadelenin kirli yöntemlerle susturulmaya çalışılması, Kürt halkına dönük yapılan saldırılar bu topraklarda ne yapsalar bitiremeyecekleri devrim ve sosyalizm mücadelesinedir. Demokrasi ve darbeyle hesaplaşma palavraları yaşamla sınanıyor ve yaşanan her gün riyakâr bir politik söylem olduğunu kanıtlanıyor. Saldırmak korkunun ürünüdür. Korkmak için çok fazla sebepleri var. Arkasından meclis kürsüsünden ağladığınız Necdet Adalı’yı hatırlamanız bile yeter. Necdet Adalı Dev-Lis’liydi. Bugün Dev-Lis’liler hayatı egemenlere dar etmeye devam ediyor. Dev-Genç’in üniversite mücadelesindeki duruşu yüreklerine korku salıyor.

AKP’nin hükümet etme şekli tıpkı 1980’deki darbede olduğu gibi emperyalizmin isterleri doğrultusunda şekilleniyor. Füze kalkanı projesiyle emperyalizmin uşaklığına devam ediliyor. Halkların kanı üzerinden ABD’nin bölgesel politikalarına ortak olunuyor. Adalı’nın yoldaşları AKP’nin riyakârlığını bir kez daha suratına vurmaya hazırlanıyor. 8 Ekim’de, Adalı’nın katledilişinin otuz birinci yılında yüzlerce Adalı emperyalizme ve oligarşiye karşı Ankara’da toplanıyor. Necdet yoldaşın devrettiği bayrak Dev-Genç ve Dev-Lis’in elinde dalgalanmaya devam ediyor.


Sevgili anneciğim ve babacığım,

Sizleri ve ezilen halklar adına mücadeleyi, erken bırakmak zorunda kaldığım için üzgünüm ama; bundan ve içinde bulunduğum durumdan dolayı hiçbir zaman pişmanlık duymadan ve şu kısa yaşamım içersinde hiçbir şahsi çıkar gözetmeden ezilen halklar adına verilen mücadelede yerimi almaya çalıştım ve bundan dolayı gurur duyuyorum.

Hâkim sınıfların göstermek istediği gibi bizler hiçbir zaman savunmasız insanlara karşı katliam girişiminde bulunmadık. Fakat onların bizi böyle göstermeleri ve faşistlerle bizi aynı kefeye koyarak cezalandırmaları, bizim nezdimizde ezilen halkların mücadelesine yapılan bir saldırıdır.

Anneciğim ve babacığım; sizlere kısaca bahsettiğim gibi hiçbir pişmanlık duymuyorum.

Sizlerin de ezilen halklar uğruna verilen mücadelede katledilişimden dolayı üzülmemenizi ve bundan gurur duymanızı bekliyorum.

Ağabeylerime ve ablalarıma da yazmak isterdim; fakat buna olanak yok. Kendilerine çok selamlar. Burada satırlarıma son verirken, hürmetle ellerinizden öperim. Arkadaşlara selam.
 
Hoşçakalın.
 
Necdet Adalı
7 Ekim 1980, Ankara


     
 
Loading