<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"><channel><docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs><ttl>60</ttl><title>Sosyalist Demokrasi</title><description>Sosyalist Demokrasi</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/sd.xml</link><pubDate>Thu, 22 Dec 2011 18:15:51 GMT</pubDate><category></category><image/><skipDays/><skipHours/><generator>Advanced RSS Publisher</generator><language>tr</language><item><title>M. Ulaş Bayraktaroğlu / Sen Vermedin İşçi Sınıfı Kazandı</title><description>Yeni bir 1 Mayıs’a yaklaşırken   burjuvazi  korktuğunu açıkça belli ediyor. Belki de etkinliklerin Taksim meydanında yapılmasına engel olamadıkları için onlara hizmet eden devlet görevlilerine kızıyorlardır. Bu durum şehrin meydanları ile burjuvazinin kurduğu iktidar ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Meydanları kaptırdıkları zaman iktidarı yitirebileceklerini düşünüyorlar.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/ub/m_ulas_bayraktaroglu_20120501.htm</link><pubDate>Tue, 01 May 2012 05:32:19 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Ufuk Göllü / Sol Darbeciyse Demokrat Olan Kim?</title><description>Bir süredir köşe yazarları arasında bir tartışmadır almış başını gitmiştir. Tartışılan konu solun darbeci geleneğinin tarihsel kökleridir. Tartışmaya katılan isimler oldukça çeşitlilik arz etse de ortaklaştıkları nokta solun tarihsel değerlerine dönük saldırı içerisinde olma halidir. Sol olarak kullanılan bir genel söylem üzerinden sosyalizm mücadelesine ve onun tarihsel köklerine dönük bir ideolojik saldırı eylemi içerisinde olan bu sol liberal kesimlerin söylemleri suyu bir hayli bulandırmaktadır.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/2012/0501_ufuk_gollu.htm</link><pubDate>Tue, 01 May 2012 05:31:26 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Gökhan Taşyakan / Taksim 1 Mayıs Alanıdır!</title><description>1 Mayıs işçi sınıfının, emekçilerin ve ezilenlerin “birlik, mücadele ve dayanışma” günü olurken emperyalist/kapitalizme karşı meydan okumanın “enternasyonalist” karakteri olarak da şekillendi. Bu durum 1 Mayıs’ı dünya/tarihsel planda özel kılarken, Türkiye işçi sınıfı da bu şekillenişteki yerini “hakkını vererek” aldı. 1 Mayıs yalnızca bir günün adı değildir! 1 Mayıs dünya proletaryasının mücadele tarihinin özetidir.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/2012/0501_gokhan_tasyakan.htm</link><pubDate>Tue, 01 May 2012 05:30:33 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Rıdvan Turan / 1 Mayıs</title><description>İstanbul Valiliği, günler öncesinden 1 Mayıs 2012 kutlamalarının Taksim Meydanı’nda yapılabileceğini ilan etti. Kendimi ister istemez nereden nereye diye düşünürken buldum. 80’li yıllardan son yıllara dek süren Taksim yasağı, Taksim’de 1 Mayıs kutlamak için polis terörüne kurban giden gençler, öldürülenler, sakat bırakılanlar geliyor insanın aklına. Öldürüleceğini bildikleri halde Hrant’ı koruyamayan, ancak Taksim Meydanı’nı gözleri gibi koruyan “gazcı kardeşler” eski vali Muammer Güler ve eski emniyet müdürü Celalettin Cerrah’ın 1 Mayıslarda nasıl fiili sıkıyönetim uyguladıklarını unutabilmemiz mümkün mü?</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/rt/ridvan_turan_20120427.htm</link><pubDate>Fri, 27 Apr 2012 11:12:14 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Gözaltı terörü hız kesmeden sürüyor</title><description>Mersin Tozcu Lisesi önünde 1 Mayıs’a çağrı bildirisi dağıtan 5 Dev-Lis’li ve SDP’li bugün öğle saatlerinde gözaltına alındı. Gözaltına alınan 4 Dev-Lis’li Cumhuriyet Karakoluna, SDP il yöneticisi Ali Okutan ise Terörle Mücadele Şubesi’ne (TEM) götürüldü. TEM’e ve Cumhuriyet Karakolu’na giden SDP İl Başkanı ve yöneticilerine gözaltılarla ilgili hiçbir bilgi verilmedi. Karakolda ifadeleri alınan Dev-Lis’liler saat 14.00’de serbest bırakıldı. İl binasına dönen Dersim Dinçer parti binası önünden TEM polislerince tekrar gözaltına alınarak TEM’e götürüldü.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/haberler/2012/20120425.htm</link><pubDate>Wed, 25 Apr 2012 17:10:27 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>İbrahim Turgut / Demokratik Bir Suriye, Özerk Bir Batı Kürdistan</title><description>Mart 2010’da Suriye halkı sokaklara dökülmüşken ABD, AB ve işbirlikçi ülkelerin Suriye’den istediklerini dört ana başlıkta toplamak mümkün. 1) Hamas ve FKÖ ile ilişkilerin istenilen düzeye çekilmesi. 2) Lübnan Hizbullah’ı ile olan ekonomik, siyasi ve askeri ilişkilerin sona erdirilmesi. 3) İran’la var olan ilişkilerin gözden geçirilmesi ...</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/2012/0424_ibrahim_turgut.htm</link><pubDate>Mon, 23 Apr 2012 19:42:29 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>M. Ulaş Bayraktaroğlu / Geleceği Kazanmaya Geliyoruz</title><description>Senelerce meşakkatli mücadeleler sonucu kazanılan 1 Mayıs ve alanı Taksim meydanına işçi sınıfının çıkmasına sayılı günler kalmışken 1990’lı yılları hatırlamakta fayda var. Memleketimizde birileri sokakta barikatlardayken birileri bürolarda oturuyorlardı, programlarına sosyalizm bile yazdıramadıkları partilerde “mücadele” ediyorlardı.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/ub/m_ulas_bayraktaroglu_20120423.htm</link><pubDate>Mon, 23 Apr 2012 08:17:47 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Ufuk Göllü / Doğu Timor Halkı Kazandı, Kürt Halkı Neden Kazanmasın?</title><description>Doğu Timor’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini eski bir gerilla lideri olan Taur Matan Ruak kazandı. Birçoğumuzun gözünde dünya haritasında Doğu Timor’un nerede olduğu canlanmayabilir. Doğu Timor, eskiden Endenozya’ya bağlı olan ve 1999’da bağımsızlığını kazanmış bir ülkedir.  Meselenin bizden bu kadar uzak bir coğrafyada cereyan ediyor olması bizleri yanıltmamalıdır. Emperyalizm koşulları altında sömürge ve yarı sömürge ülkelerin tarihleri birbirine benzemektedir.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/2012/0422_ufuk_gollu.htm</link><pubDate>Sun, 22 Apr 2012 06:42:22 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Yeşim Ergün / Demokratik Türkiye Daima İleri… Marş Marş!</title><description>O dönem andıçlanan gazeteciler vardı, işinden edilen, kara listeye alınanlar. Peki ya şimdi? Sadece ANF’ye röportaj verdiği için işinden atılmıyor mu gazeteciler? Şimdi de AKP’nin andıç listeleri var. Faili meçhullerin yerini, toplu imha niteliğindeki tutuklamalar almadı mı şimdi? Askerin yerini polis katliamları? Kim öldürdü Diren’i, Şerzan Kurt’u, kim öldürdü Metin Lokumcu’yu?</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/ye/yesim_ergun_20120421.htm</link><pubDate>Sat, 21 Apr 2012 09:39:32 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>YKP Kurultayı Toplandı: Mücadelede Yeni Dönem</title><description>Yeni Kıbrıs Partisi 11. Olağan Kurultayına Kıbrıs’ın her iki yanından, Türkiye’den çeşitli siyasi parti temsilcileri ile sivil toplum kuruluşları temsilcileri de katıldı. YKP adına Parti Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı tarafından yapılan konuşmada, YKP’nin mücadelesinin 22 yıldır sürdüğü ve gelecek kuşaklara daha özgür ve demokratik bir ülke bırakmak için mücadeleye devam edecekleri belirtildi.  Kurultayda bir konuşma yapan SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, adadaki işgale dikkat çekerek “El kadar adada 40 bin askerin ne işi var” diye sordu. Turan, Kıbrıs sorunu çözülmeden Türkiye’de demokrasi sorununun çözülemeyeceğini işaret etti.

 

 

 

 

 </description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/haberler/2012/20120421.htm</link><pubDate>Sat, 21 Apr 2012 09:38:15 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>M. Ulaş Bayraktaroğlu / Açlık</title><description>Gün geçmiyor ki hapishanelerden tutsaklara yönelik yapılan baskı ve işkence haberleri gelmesin. F tipi hapishane diye adlandırılan tecrit ve izolasyon sisteminin kendisi bir sürekli işkence uygulaması. Fakat sistem bu zulümle yetinmiyor, tutsakları ek uygulamalarla kişiliksizleştirmeye çalışıyor. Kişiliğini ve siyasal kimliğini koruyanlar ve savunanlara yönelik yalnızlaştırmaya yönelik uygulamalar hayata geçiriliyor.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/ub/m_ulas_bayraktaroglu_20120416.htm</link><pubDate>Mon, 16 Apr 2012 11:03:58 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Eren Keskin: "Haksız Tahrik İndirimi Kesin Olarak Kaldırılmalı"</title><description>Kocası tarafından öldürülen Gülay Armağan davası pek çok kadın örgütü tarafından takip ediliyor. Kadına yönelik şiddet açısından öne çıkan pek çok davada vekillik yapmasının yanı sıra Gülay Armağan’ın da avukatlığını yapan Eren Keskin ile dava, 8 Mart’ta yürürlüğe giren “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele” yasası ve yargının erkek egemen bakış açısı üzerine sohbet ettik:  "Bu derece erkekten yana bakış açısının olduğu bir coğrafyada nasıl hakimlerden iyi kararlar bekleyeceğiz? Başbakanın kendisi 3 çocuk öneriyor, bu da kadınların bedenine direkt bir müdahaledir. Erkek egemen, militer ve feodal anlayışın mutlaka sistemle birlikte sorgulanması gerekiyor, işimiz zor yani."    &gt;Neziha Eken ve Aylin Mert'in Gelecek'te yayınlanan söyleşisi.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/haberler/2012/20120414.htm</link><pubDate>Sat, 14 Apr 2012 11:41:16 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Aydan Düzkaya / Bizim Yorumumuz Hangisi?</title><description>Ataerkil düzenin en şiddetli halinin uzun yıllardır hüküm sürdüğü ülkemizde son 10 yıl içerisinde kadın cinayetleri hiç olmadığı kadar yüksek bir seviyeye gelmiştir. Bu cinayetler koca, baba, sevgili, eski sevgili, oğul, kardeş gibi failler tarafından işlenmektedir. Faillerin gerekçeleri ise kimi zaman kadının ataerkil düzen tarafından sorumluluğu erkeğe yüklenmiş olan namusuna sahip çıkamaması, kimi zaman kadının özellikle evlilik birliği içindeki görevlerinden kabul edilen cinsel ilişkiyi reddetmiş olması, kimi zaman yemeğin tuzunu fazla kaçırmış olması, kimi zaman…</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/2012/0414_aydan_duzkaya.htm</link><pubDate>Sat, 14 Apr 2012 11:39:53 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>M. Özlem / Komedinin Yazılmasına Ortak Olmayalım</title><description>Tarih tekerrürden ibarettir der eskiler. Genellikle eskilerden kalan ve bir çeşit genel içerik taşıyan bu çeşit söylemlerin özünü yaşamsal deneyimler oluşturur. Bu bağlamda bilimsel bir öze de sahip olduğu söylenebilir sözkonusu lafın. Zira ders çıkarılmadığı sürece tarih gerçekten de bir tekerrür manzumesine dönüşür ve egemen sınıflar bu ders bilmezliği onu tekrar ettirmek üzere kullanırlar. </description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/mo/m_ozlem_20120413.htm</link><pubDate>Fri, 13 Apr 2012 16:14:59 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Ufuk Göllü / Doğru Birlik Devrimcidir</title><description>31 Mart Cumartesi günü İstanbul’da gerçekleşen konferansla Sosyalist Kurtuluş Kolektifi ve SDP birleşti. Bundan bir süre önce başlamış olan birlik görüşmelerinin bu şekilde olumlu sonuçlanması anlamlı ve önemli bir gelişmedir. Sosyalist hareketin parçalı hali ve işçi sınıfı hareketinden kopukluğu düşünüldüğünde var olan durumun değişmesi yönünde mütevazi ama anlamlı bir adım atmış bulunuyoruz.</description><pubDate>Fri, 13 Apr 2012 16:14:07 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/2012/0413_ufuk_gollu.htm</link></item><item><title>Ersin Önsel / Pembe Gazete ve Militarizm</title><description>Rockefeller’ in “pembe gazetesi” kapitalist toplumun önemli bir simgesidir. Kişiye özel tek bir nüsha olarak çıkarılan bu pembe dünya, “zat-ı muhterem ”in yaşlılık ve hastalık günlerinde mutlu olmasını sağlamak amacına yönelik bir görevi yerine getirmekteydi. Bilindiği üzere PEMBE GAZETE, dünya burjuvazisinin dümen suyunda, Rockefeller üzerinden tanımlanmış, güçlünün işine gelen biçimiyle servise konan bir “yaşam simgesi” olarak tarihe geçmiştir.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/2012/0413_ersin_onsel.htm</link><pubDate>Fri, 13 Apr 2012 16:13:01 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Nurşen Yıldırım / Kadınları Öldüren Erkekler Neden Az Ceza Alıyor?</title><description>Günde beş kadının öldürüldüğü Türkiye’de, bu cinayetleri işleyen erkekler ne yazık ki çeşitli indirimlerle en fazla 6-7 yıl cezaevinde kalıyorlar, sonra da serbest bırakılıyorlar. Halbuki, suç işlediği tespit bile edilemeyenler, sırf düşündükleri ve barışı savundukları için davaları aylarca görülmeyip bazılarına da on yıllarca ceza verilebiliyor. Büşra Ersanlı, KESK’li kadın yöneticiler bunlardan sadece birkaçı.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/2012/0412_nursen_yildirim.htm</link><pubDate>Wed, 11 Apr 2012 21:21:52 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Aylin Mert / Kadınlar Gülay'ın Katilinin Peşini Bırakmayacak</title><description>“Rüyamda karımın beni aldattığını gördüm, sabah kalktığımda dayanamadım öldürdüm.” “Akşam eve geldiğimde yemek hazır değildi, karımı ekmek bıçağıyla öldürdüm.” “Benimle aynı yatakta uyumak istemedi, 12 yerinden bıçakladım.” “Çok seviyordum, kıskançlıktan vurdum.” Tüm bu ifadeler kadın cinayetlerinin ardından katil erkekler tarafından söylenenler.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/2012/0412_aylin_mert.htm</link><pubDate>Wed, 11 Apr 2012 21:19:36 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Serap Güneş / Savaş Adımları Suriye Üzerinden Hızlanıyor</title><description>Suriye geriliminin, ülkenin “özgürleştirilmesi” ile değil Ortadoğu’nun, küresel güçler arasındaki dengelere göre yeniden düzenlenmesi ile ilgili olduğu son gelişmelerle iyice açığa çıktı. Her gün artık bir değil birkaç yeni adımın atıldığı bu gerilimde, gelişmelerin kaydını bile tutmak imkansız. Bir gün savaş suçlusu olarak Batı medyasının manşetlerini süsleyen Esad’ı, ertesi gün BM özel temsilcisi Kofi Annan’la el sıkışırken görebiliyoruz ekranlarda.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/sg/serap_gunes_20120411.htm</link><pubDate>Wed, 11 Apr 2012 06:48:00 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Aziz Küçük / Paralı Muhalefet Suriye'de İşgal Peşinde</title><description>Suriye’ye karşı emperyalist bir operasyonun maşası olma ihtimali TC’nin yakın gelecekte bölgede yapma ihtimali yüksek olan hamlelerden biridir. Bu doğrultuda en düşük ihtimalle SUK kapsamındaki muhaliflerin silahlı mücadelesine arka cephe olabileceklerini Başbakan Erdoğan açıkça “dostluk toplantısında” belirtmiştir. Ayrıca Suriye meselesinde “uluslararası” bir müdahalenin gerekliliğini savunmuştur.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/2012/0411_aziz_kucuk.htm</link><pubDate>Wed, 11 Apr 2012 06:47:02 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>M. Ulaş Bayraktaroğlu / Kim Kimi Yargılıyor?</title><description>12 Eylül 1980’de yapılan darbeyle iktidara gelen askeri diktatörlüğün uzun yıllar nimetlerinden yararlananlar bugün onu kullanılmış bir mendil gibi çöpe atıyorlar. Bu noktada doğrudan ve salt AKP hükümetinden bahsetmiyoruz. AKP hükümeti son tahlilde bir maşadır. Burjuva iktidarının sürmesini sağlayan yürütücü bir örgütlenmedir. Dolayısıyla dün askeri diktatörlüğü destekleyen oligarşi bugün AKP hükümetini desteklemektedir.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/ub/m_ulas_bayraktaroglu_20120410.htm</link><pubDate>Tue, 10 Apr 2012 05:08:19 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Barışı ancak Öcalan getirir</title><description>PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit 260. gününe yaklaşırken, sol ve sosyalist parti temsilcisi, Öcalan üzerindeki tecridin anlamı, bunun sonuçları ve Kürt sorunu noktasında yapılması gerekenlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Öcalan'a uygulanan ağırlaştırılmış tecrit koşullarının sadece Öcalan'a yönelik olmadığı, bunun aslında Kürt halkına yönelik bir cezalandırma olduğu değerlendirmesinde ortaklaşan parti temsilcileri, Öcalan'ın Kürt sorununun çözüm anahtarı olduğuna vurgu yaparak, gerekli koşulların sağlanmasını istedi. Parti temsilcileri, Öcalan'ın sorunun çözümü olduğunun AKP iktidarı tarafından da bilindiği fakat buna rağmen sorunun çözülmek istenmediğine vurgu yaptı. </description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/haberler/2012/20120410.htm</link><pubDate>Tue, 10 Apr 2012 05:06:22 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Ekin Bodur / KCK İddianamesi: Ersanlı ve Zarakolu</title><description>Geçtiğimiz günlerde en son dalga KCK tutuklamalarının iddianamesi yayınlandı. 2.400’ü aşkın sayfa tutan iddianameyi birkaç kelimeyle özetlemek gerekirse “son dönem AKP tarzı”nın hakim olduğunu söyleyebilirim. “Kes-kopyala-yapıştır”, “Uysa da uymasa da delil diyorsam delildir”, “Şunun anlamı budur” tarzı iddianamecilik, hukuk alanında da sanırım yeni bir açılıma imza atıyor. </description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/2012/0408_ekin_bodur.htm</link><pubDate>Sun, 08 Apr 2012 08:51:20 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Ulaş Culduz / 12 Eylül Yargılamaları Üzerine</title><description>12 Eylül’le ilgili açılan davanın gerçek, adil bir yargılamaya dönüşebilmesi bir toplumsal mücadele konusu, bir siyasi yüzleşme alanı olarak ele alınmalıdır. AKP’nin senaryosunu boşa çıkarmak ve bu davanın gerçek sahipleri gerçek müdahilleri biziz demek için davaya müdahale talebinde bulunan sivil faşistleri de teşhir etmek, gerekirse etkisiz hale getirmek için davaya müdahil olunmalıdır.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/2012/0408_ulas_culduz.htm</link><pubDate>Sun, 08 Apr 2012 08:50:30 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Rıdvan Turan / 12 Eylül’le Hesaplaşmak</title><description>Başbakanın yaptığı açıklama dikkat çekiciydi. Başbakan 12 Eylül referandumunda anayasa değişikliğine destek vermeyenlere yönelik, mealen ‘12 Eylülcüler yargılanamaz diyen ve anayasa değişikliğine karşı oy kullananlar şimdi müdahil olmak için kuyruğa girdiler’ dedi. Böyle durumlarda bir başbakanın, demokrasinin faziletlerinden, darbelerin olumsuz sonuçlarından, kaybedilen değerlerden bahsetmesi beklenir. Veya yargı sürecinin hukuki sonuçlarına ulaştırılması için siyaset kurumu olarak üzerlerine düşeni yapacaklarını söylemesi beklenir.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/rt/ridvan_turan_20120406.htm</link><pubDate>Fri, 06 Apr 2012 14:58:41 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Nurettin Aldemir / Sanal Yargılamayı Hesaplaşmaya Dönüştürme Zamanıdır</title><description>12 Eylül 1980 askeri darbesinin 32. yılında darbenin mimarlarından hayatta kalan son ikisinin yolu 4 Nisan 2012 tarihinde Ankara Adliyesi’ne düştü. Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya beklendiği gibi –sağlık durumlarını gerekçe göstererek– gelmediler. Gelmediler ama ruhları avukatları aracılığı ile mahkeme salonuna teşrif etti.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/na/nurettin_aldemir_20120406.htm</link><pubDate>Fri, 06 Apr 2012 14:57:53 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Baran ve Ali Deniz'e yine tahliye yok</title><description>2,5 yıldır tutuklu olan Ali Deniz Kılıç ve Baran Nayır'ın 7. duruşması bugün Beşiktaş Adliyesinde 10. Ağır Ceza Mahkemesinde yapıldı. Tahliye taleplerini 'kuvvetli suç şüphesi' gerekçesiyle yine reddeden mahkeme heyeti davayı 28 Haziran 2012 tarihine erteledi.   Duruşma öncesinde Beşiktaş'ta yapılan 'Baran ve Ali Deniz'e Özgürlük' eyleminde konuşan SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan tutuklamaların hukuksuz olduğunu, bu hukuksuzluğa derhal son verilmesi gerektiğini söyledi. Ardından Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi adına konuşan Galatasaray Üniversitesi öğretim üyesi Mehmet Karlı, Ferhat Tunç, ÖDP Genel Başkan Yardımcısı Sema Solaklı, ESP Genel Başkan Yardımcısı Alp Altınörs ve EHP Genel Başkan Yardımcısı Işıl Kurt,  Baran ve Ali Deniz'i almaya geldiklerini belirttiler.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/haberler/2012/20120403.htm</link><pubDate>Tue, 03 Apr 2012 13:06:14 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Baran ve Ali Deniz'e Özgürlük</title><description>Baran ve Ali Deniz’in duruşmaları  3 Nisan Salı günü Beşiktaş Adliyesi’nde. Bizler arkadaşları, aileleri, öğretmenleri olarak 3 Nisan günü mahkeme önünde olacağız. Nasıl ki, Cihan Kırmızıgül’ü ortak mücadelemiz sonucunda hep beraber özgürleştirmeyi başardık, yarınsa Baran ve Ali Deniz’i özgürleştireceğiz hep birlikte. Sizleri de, Baran ve Ali Deniz’e destek olmak, “Tutuklu Öğrencilere Özgürlük” talebini daha güçlü yükseltmek için aramızda görmek istiyoruz.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/haberler/2012/20120402.htm</link><pubDate>Mon, 02 Apr 2012 16:59:21 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>M. Ulaş Bayraktaroğlu / Düşmanlık Konferansı</title><description>Dün İstanbul’da başını emperyalistlerin ve TC’nin çektiği “Suriye Halkının Dostları Grubu’nun” toplantısı yapıldı. Bu toplantıda Suriye Ulusal Konseyi (SUK) adı altında toplanan muhaliflerin Suriye’nin meşru temsilcisi olduğu kabul edildi. Bir odağın meşru olup olmadığını belirleyen bir yapının da meşru olması gereklidir. TC bu kararı verebilecek meşru ve tutarlı bir devlet değildir. Öncelikle başta Kürt halkı olmak üzere kendi halklarına ve işçi sınıfına zulüm eden oligarşik bir yönetimdir TC.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/ub/m_ulas_bayraktaroglu_20120402.htm</link><pubDate>Mon, 02 Apr 2012 13:58:25 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Sosyalist Kurtuluş Kolektifi ile SDP birleşti</title><description>Sosyalist Kurtuluş Kolektifi ile Sosyalist Demokrasi Partisi arasında sürdürülen birlik çalışmaları 31 Mart 2012 tarihinde toplanan SDP Danışma Meclisinde sonuçlandırılarak SDP çatısı altında birlik gerçekleştirildi. SDP Danışma Meclisi tarafından kamuoyuna yapılan açıklamada enternasyonalist sosyalistlerin birlik çalışmalarında önemli bir adım daha atılmış olduğu vurgulandı. Danışma Meclisi ayrıca sosyalist hareketin birliğinin bitmemiş bir süreç olduğunu belirterek Parti Meclisi’nin bu doğrultuda çalışmalara devam etmesi konusunda tavsiye kararı aldı.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/haberler/2012/20120401.htm</link><pubDate>Sun, 01 Apr 2012 20:06:45 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>M. Özlem / Yol Ayrımı</title><description>Bugün 30 Mart. Kızıldere’de Mahir Çayan ve arkadaşlarının katledilmesinin yıl dönümü. Kızıldere’nin yıldönümü. Egemenlerin metodolojisi çoğu zaman ezilenlerin davranış ve düşünüşlerinde bir yeniden üretim sağlar denir. Onların ritüelleri bir şekliyle bize sirayet eder. Her anma yeminlerin edilmesi, sözlerin verilmesi ile sonuçlanırken geçmiş tarihin tozlu raflarına terk edilip anlaşılmadan bir nevi ajitasyonun konusu olarak ele alınıp gidilir.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/mo/m_ozlem_20120330.htm</link><pubDate>Fri, 30 Mar 2012 10:23:43 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Gülay Armağan davası ertelendi</title><description>Kocası tarafından öldürülen Gülay Armağan cinayeti davasının ilk duruşması İstanbul Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Tutuklu sanık Metin Armağan "sinir krizi geçirdiği" ve  Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne kaldırıldığı iddiasıyla mahkemeye katılmadı. Gülay Armağan'a tecavüz eden, iki sene boyunca kendisiyle ilişkiye zorlayan Metin Armağan'ın kardeşi Daimi Armağan ise duruşma salonunda hazır bulundu.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/haberler/2012/20120329.htm</link><pubDate>Thu, 29 Mar 2012 18:26:54 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Rıdvan Turan / ‘AKP’yi Cemaat Vesayetinden Kurtaralım’</title><description>Kimi köşe yazarları, cemaat ve Erdoğan arasında sürmekte olan çatışmada, Erdoğan’ın demokrasi, Gülen cemaatinin de daha fazla hegemonya peşinde olduğunu söylüyorlar. Onlara göre Erdoğan ve hükümeti bu zamana kadar atılan demokratik adımların, AB uyum yasalarının, Kürt sorununda sivil çözüm çabalarının, PKK ile yapılan görüşmelerin; cemaat ise ardı arkası kesilmeyen KCK operasyonlarının, tüm muhalifleri cezaevine doldurma tertiplerinin sahibi. Böyle bir analiz yapıldığı andan itibaren, demokratik kamuoyuna Erdoğan’ın ve hükümetinin desteklenmesinin gerekli olduğu da söylenmiş olmaktadır. </description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/rt/ridvan_turan_20120328.htm</link><pubDate>Tue, 27 Mar 2012 21:27:27 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Pınar Öğünç: “Çocuklarını Yiyen Bir Ülke Ne Yazık ki Burası”</title><description>Tek sesli medyanın içinde sesleri kısılmak istenenlerin hikayelerini anlatıyor, söylenmeyen sözleri dillendiriyor. Kendi deyimiyle “münferit” bir gazeteci Pınar Öğünç… Muhalif gazetecilerin bir bir ayıklanmaya çalışıldığı, basında sürdürülen “temizlik operasyonu” saldırılarına rağmen bildiğinden şaşmayan, sözünü sakınmayan bir yazar. Pınar Öğünç ile gündeme, kadın cinayetlerine, medyada kadın olma hallerine dair sohbet ettik:  "Haksız tahrik indirimine karşı ses yükseltmek, kadın cinayetleriyle mücadelenin en mühim parçası. Kadını zaten aile dışında yok sayan bu zihniyetin elinden ‘erkeklik’ tıpasını almak gerekiyor. Ki en azından indirim hesabı peşinde koşamasınlar. Bayağı öldürmeden sene hesaplayan erkekler var aramızda, onlarla yaşıyoruz."   &gt;Aylin Mert'in Gelecek'te yayınlanan söyleşisi.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/haberler/2012/20120328.htm</link><pubDate>Tue, 27 Mar 2012 21:26:24 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Ufuk Göllü / Mücadele Örgütünde Yenilenmek Eskiyi Aşmaktan Geçer</title><description>31 Mart tarihinde yapılacak olan Birlik Konferansı sürecin özneleri tarafından önemsenip dikkate alınmalıdır. SDP ve Sosyalist Kurtuluş Kolektifi arasında gerçekleşen birlik, basit bir şekilde geçmiş dönemde bir arada olmuş siyasi organizasyonların yeniden bir araya gelmesi değildir. Yaşanan, gelişen tarihsel koşullar içerisinde mücadelenin ihtiyaçları doğrultusunda yeni bir mücadele örgütünün yaratılması sürecidir. Bu amaçla geçmiş sürecin biriktirdiği bütün rezervler devrimci bir muhasebeye tutulmalı, gereken devrimci sonuçlar çıkarılarak geleceğin mücadele örgütü yaratılmalıdır. </description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/2012/0328_ufuk_gollu.htm</link><pubDate>Tue, 27 Mar 2012 21:24:41 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Serap Güneş / 'Afganistan’da ne işimiz var?'</title><description>Başbakan Erdoğan yine bilindik üslubuyla açıkladı: “‘Afganistan’da ne işimiz var?’ diyenler, ufukları Sivas’ın ötesine geçemeyenlerdir. Butik devlet değiliz [‘Küresel oyuncuyuz’ anlamında]. Yurtdışındaki askeri varlığımız, güvenin, kardeşliğin, barışın sembolüdür.” Erdoğan’ın ‘butik devlet’ derken neyi kastettiği anlaşılmıyor ama herhalde ‘uydu devlet’in bir alt versiyonu olsa gerek. Yani uydu bile olamayan devlet… Hayırlı olsun, AKP’nin Müslüman ülkelere götürdüğü barış, kardeşlik, güven misyonu buymuş demek ki.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/sg/serap_gunes_20120327.htm</link><pubDate>Mon, 26 Mar 2012 20:19:37 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Nurşen Yıldırım / 4 + 4 + 4 = Türkiye’nin Gençliği</title><description>Eğitimin kökü eğ-(eğmek)ten geliyor ve eğitmek de eğip bükmeyi anlatıyor. Bu yüzden çocuklar, gençler okulların kapısından girdikleri andan itibaren eğilip bükülüyorlar ve “istendik davranışlar” geliştirmeye hazır hale getiriliyorlar. 1923’ten beri, bakanlar değiştikte, müfredat sistemleri, uygulamalar, eğitim anlayışları da değişen ve bir türlü yolunu bulamayan bir eğitim sisteminde ırkçı, militarist, cinsiyetçi nesil yetişip duruyor. Eğilip bükülmek istemeyenler için de okul yerine cezaevleri inşa ediliyor.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/2012/0327_nursen_yildirim.htm</link><pubDate>Mon, 26 Mar 2012 20:18:38 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Çiğdem Şahin / Derbent Operasyonu Bize Ne Anlatıyor?</title><description>Kent Hareketleri mail grubunda arkadaşlar ‘Derbent Operasyonu’ haberini paylaştıklarında ‘İşte savaş asıl şimdi başlıyor’ dedim kendi kendime. O kadar hazırlıklıydım ki böyle bir habere… Ayrıca bu operasyonun Derbent gibi İstanbul’un en iyi örgütlenmiş mahallelerinden birinden başlatılması, hem de tam da mecliste yeni ’Kentsel Dönüşüm ve Afet Yasası’ görüşülürken olayın gerçekleşmesi çok manidar gelmişti bana. ‘Artık hazırız, bundan sonra size nefes bile aldırmayacağız’ demenin onların dilindeki ifadesiydi bu.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/2012/0327_cigdem_sahin.htm</link><pubDate>Mon, 26 Mar 2012 20:17:32 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Ekin Bodur / Hükümetin Yeni (?) Kürt Stratejisi</title><description>Kürt sorununda gelinen nokta ve hükümetin planlarıyla ilgili çeşitli köşe yazarları yorumlarını yazıyor. Örneğin Milliyet yazarı Fikret Bila, hükümet ve başbakanın Kürt sorununda strateji değiştirdiğini yazıyor. Bila’ya göre hükümet artık açılımlar yapmayacak, PKK ile savaşı yükseltecekmiş. Kürt sorununda çözümü Washington-Bağdat-Erbil’de arayacakmış. Bu tanıdık stratejinin neresinin değişik olduğu merak konusu.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/2012/0326_ekin_bodur.htm</link><pubDate>Sun, 25 Mar 2012 22:13:34 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Afşin Demir / Ölüm Hep Bize mi Düşer Usta?</title><description>Esenyurt’taki inşaat alanında çıkan yangında gerçekleşen işçi ölümleri gibi vakalar düpedüz taammüden cinayet kategorisinde ele alınmalıdır. İşçiler üç kuruşluk konteyner maliyetine katlanmak istemeyen patronlarının onlara reva gördüğü, yangına dayanıklı olmayan, alternatif bir yangın çıkışı da bulunmayan çadırlarda barındırıldıkları için kaçınılmaz olan gerçekleşmiş ve 11 kardeşimiz göz göre göre katledilmiştir.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/ad/afsin_demir_20120326.htm</link><pubDate>Sun, 25 Mar 2012 22:07:34 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Milyonlar adalet istiyor</title><description>Çok sayıda sendika, meslek örgütü, demokratik kitle örgütü ve siyasi partiyi bir araya getiren “Milyonlar Adalet İstiyor İnisiyatifi” başlattığı imza kampanyasını İstanbul Beşiktaş’taki bir forum ile başlattı. “Adalet İstiyoruz Forumu”na katılan yüzlerce kişi saat 14’ten itibaren Barbaros Meydanı’nda buluştu.  DGM’lerin yeni biçimi olan Özel Yetkili Mahkemelerin kapatılması, toplumla mücadele yasası haline gelen Terörle Mücadele Yasası’nın kaldırılmasını ve politik tutsaklara özgürlük istenen imza metnine ilk imzalar İnisiyatifi oluşturan kurumların temsilcileri tarafından atıldı.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/haberler/2012/20120325.htm</link><pubDate>Sun, 25 Mar 2012 11:47:08 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Pınar Öğünç / Dikkat, Bir Katile Daha Tahrik İndirimi Yolda</title><description>Mustafa kızı Nazik’ten olma, 13.02.1975 doğumlu Gülay Armağan, 3.12.2011’de kocası Metin Armağan tarafından kafasına baltayla vurularak öldürüldü. Koca ifadesinde kaç kez vurduğunu hatırlamadığını söylüyordu.  1999’da evlenmişlerdi; akraba evliliği. İki çocukları oldu. Bu vahşi cinayetin ardındaki tecavüz hikâyesi de oğullarının sünnetinde başlamıştı zaten. Metin Armağan’ın ağabeyi Daimi Armağan, Gülay’a o gün tecavüz etmişti. Sonra da iki yıl boyunca aralıklarla kendisini cinsel ilişkiye zorlamıştı. </description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/2012/0324_pinar_ogunc.htm</link><pubDate>Sat, 24 Mar 2012 11:12:09 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Duvarın öte yanı: Tutuklu öğrencilerin cezaevi günlükleri</title><description>Cezaevlerindeki tutuklu öğrencilerin sayısı 600’e yaklaştı. Poşi takan, yumurta atan, konser bileti satan, pankart açan, parasız eğitim isteyen pek çok öğrenci cezaevinde. En son Egemen Bağış’a yumurta atan öğrenci hakkında 5 yıl hapis istemiyle dava açıldı. Sayı bu kadar çok, deliller yumurta, poşi vs, konu gençler olunca ‘cezaevindeki tutuklu öğrenciler’ milletvekillerinin,   yazarların, hukukçuların, ailelerinin ve arkadaşlarının yani biraz vicdanı olan hemen herkesin dikkatini çeken bir mesele haline geldi.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/haberler/2012/20120324.htm</link><pubDate>Sat, 24 Mar 2012 11:12:57 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>M. Özlem / Yasa Bizim Yaptığımızdır</title><description>Newroz kutlamaları ülkede bir şeylerin değiştiğini iddia edenlere inat diyalektiğe meydan okurcasına geçmişin bütün izlerinin ve ritüellerinin tekrar hatırlanmasına hatta yaşanmasına yol açacak kadar sert ve çatışmalı geçti. Onlarca insan yaralandı. Biri polis diğeri BDP ilçe yöneticisi olan iki insan hayatını kaybetti, milletvekilleri tartaklandı ve şehirler gaza ve dumana boğuldu.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/mo/m_ozlem_20120324.htm</link><pubDate>Sat, 24 Mar 2012 11:11:20 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Ç. Yaşam / Direniş Günü Newroz</title><description>Newroz ezen ve ezilen arasındaki savaşta bayraklaşmış günlerden birisi. Bugün devlet yetkililerinin ‘bahar bayramı’ söylemi onun başına örülen bir çoraptan başka bir şey değil. Kürt halkı için Newroz sadece bir bayram değil, kendi kimlikleriyle tarih sahnesinde yerlerini aldıkları direniş günüdür. Bunun böyle olduğunun anlaşılması için Newroz’un tarihine ve Newrozlaşan kimi isimlere bakmak yeterli.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/2012/0324_c_yasam.htm</link><pubDate>Sat, 24 Mar 2012 11:10:22 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Çiğdem Şahin / Gelecek Koşmalı Umuda Doludizgin</title><description>Bana göre, insani bir sistemi diğer sistemlerden ayıran temel kriter, felsefesinde 'insanın kendini gerçekleştirmesi’ sorununa yer verip vermediğidir; bu sorunu kendisine iş edinip edinmediğidir. Böyle bir kaygıyı taşımayan bir sistem insani bir sistem olamaz. İnsanlığın gelişimini ve daha iyi yaşamasını amaç edinen bir sistem, insanın en doğal hakkı olan 'kendini gerçekleştirme' hakkını görmezden gelemez, kadere ya da şansa bırakamaz... Öyleyse nedir bu kendini gerçekleştirme sorunu?</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/2012/0324_cigdem_sahin.htm</link><pubDate>Sat, 24 Mar 2012 11:08:59 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Rıdvan Turan / Gazlıçeşme</title><description>Hükümet ayağını gazdan çekmiyor. Bir yandan muhalefet karşısındaki saldırgan tutumunu devam ettirirken bir diğer yandan “dediğim dedik çaldığım düdük” edebiyatına devam ediyor. Üç dörtlük eğitim planlamaları, Pozantı faciası, Sivas zaman aşımı, 2B yasaları, kentsel dönüşüm planları, arka arkaya gelen akaryakıt zamları arasında Newroz saldırılarını yaşadık. Devlet aklı denen ve her fırsatta devletin sahiplerince yüceltilen şeyin ne denli pespaye olduğunu bir defa daha gördük. Eğer devlet aklı varsa ve bu akıl bazı beyinlerin ürünü ise, sizi temin ederim ki o beyinlerde orta yağlı kıymadan başka bir şey yok.</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/rt/ridvan_turan_20120321.htm</link><pubDate>Tue, 20 Mar 2012 21:39:20 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Yeşim Ergün / Gülay’ın katillerinden hesap soralım: ‘Haksız tahrik’e hayır diyelim</title><description>Gülay Armağan 3 Aralık 2011 tarihinde eşi Metin Armağan tarafından kafasına balta ile vurularak, öldürüldü. Gülay öldürüldüğünde henüz 36 yaşındaydı. Hayalleri ve daha yapacak birçok şeyi vardı. Ama alındı elinden Gülay’ın yaşamı. Şimdiyse o katile haksız tahrik adı altında ceza indirimi yapılması planlanıyor… Aramızdan alınan bir kadın daha ve yine erkekliğinin aşağılandığını iddia eden bir koca. Baltayla ‘o koca’ tarafından katledilen bir kadın ve yine bir kadının öldürülmesinin bir önemi yok, yine ‘haksız tahrik’ istemi. </description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/ye/yesim_ergun_20120320.htm</link><pubDate>Tue, 20 Mar 2012 12:50:56 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item><item><title>Serap Güneş / Burjuva Hukuku, Cezaevleri ve Özgürlük (2)</title><description>“Gücü gücü yetene” ülkesi bizimkisi ve bu ülkede egemenler tarafından hakim kılınmış, yaygınlaştırılmış, meşrulaştırılmış, ödüllendirilmiş, sırtı sıvazlanmış algıya göre, memleketteki herkesin gücü, Pozantı cezaevindeki Kürt çocuklarına yeterdi, onlara her şeyi yapmak serbestti. Onlar, “biz Türklerin” varoluş/yokediş hiyerarşisinin en altındakiler olarak, herkesin her şeyi yapmaya gücünün yettiğinin düşünüldüğü çocuklardı. Hem çocuktular, hem de Kürt, hem de cezaevinde, hem de siyasi!</description><link>http://www.sosyalistdemokrasigazete.net/yazilar/sg/serap_gunes_20120320.htm</link><pubDate>Tue, 20 Mar 2012 10:06:26 GMT</pubDate><source></source><category></category><guid></guid><enclosure length="0" type="application/dvcs"/></item></channel></rss>

