|
|
Haberler
Terör şiir, resim, makale
değil, savaş uçaklarınızın yağdırdığı bombalardır
Başbakan
Yardımcısı Bülent Arınç’ın Kürtlerin hakları tanınacak demesi üzerine
hepimizi endişe sardı. Çünkü 2007’de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “iyi
şeyler olacak” dediğinde askeri ve siyasi operasyonlar yoğunlaşmış,
çözüm politikasının daha fazla ölüm olduğu anlaşılmıştı. Arınç’ın
açıklamalarının hemen öncesi günlerde hükümet tarafından yapılan “KCK
operasyonları ile askeri operasyonlar eşgüdümlü yürütülüyor” açıklaması,
geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in terör ve
terörist tanımlamalarının neredeyse milyonları kapsaması, AKP
iktidarının asıl niyetinin itirafı idi.
İşte adalet!
'Kanıt yok ama iki yıl yetmez' dediler

2 yıldır tutuklu olan üniversite öğrencileri Baran
Nayır ve Ali Deniz Kılıç, 5'inci kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme,
tutukluluklar için herhangi bir delil olmamasına rağmen, iki öğrenciyi
serbest bırakmadı. Mahkemeye gözaltı tutanağında imzası bulunan polisler
gelmezken, geçen duruşmada tahliye isteyen savcının yerine getirilen
yeni savcı, "Kuvvetli suç şüphesi"nin devam ettiği gerekçesiyle iki
öğrencinin tutukluluklarının devamını istedi. Avukatlar, dosyada bahsi
geçen molotoflarda Nayır ve Kılıç'ın parmak izi ve tutuklu kalmalarını
gerektirecek herhangi bir delil bulunmadığını belirterek tahliye
talebinde bulunda. Tahliye talebini reddeden mahkeme heyeti duruşmayı 3
Nisan 2012'ye erteledi. Saat 10:00’da başlayacak olan mahkeme
14:00’da başladı. ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, Gencay Gürsoy, Özgür
Mumcu, Çayan Demirel, Mehmet Eser, İlkay Akkaya, İsmail Saymaz, Barış
Atay, Caner Erdem ve Aytaç Er tutuklu öğrencilere destek vermek için
adliye önüne geldiler. Baran ve Ali Deniz’in arkadaşları olarak basın
açıklaması gerçekleştirildi. Sanatçı İlkay Akkaya, oyuncu Mehmet Eser ve
Ali Deniz Kılıç’ın babası Alaattin Kılıç konuşma yaptı.
|
Baran ve Ali Deniz'e Özgürlük!
▪▪Kim
cevap verecek Tarık Ziya Ekinci'ye? /
Özgür Mumcu, Radikal, 22 Aralık 2011
▪▪Baran
ile Ali’ye yine tahliye yok /
Milliyet, 21 Aralık 2011
▪▪Neden
tutuklu? /
Güngör Mengi, Vatan, 21 Aralık 2011
▪▪Analar
ağladı okurlar yorumladı /
Cüneyt Özdemir,
Radikal, 21
Aralık 2011
▪▪Baran
ve Ali'ye yine tahliye çıkmadı /
Birgün, 20
Aralık 2011
▪▪Baran
ve Ali'ye tahliye yok /
Radikal, 20
Aralık 2011
▪▪Nayır
ve Kılıç tahliye edilmedi /
Evrensel, 20
Aralık 2011
▪▪Baran
ve Ali'ye tahliye yok /
Cumhuriyet, 20
Aralık 2011
▪▪Baran
ve Ali'ye tahliye yok /
Hürriyet, 20
Aralık 2011
▪▪Nayır
ve Kılıç'ın tahliye talebi reddedildi /
Posta, 20
Aralık 2011
▪▪Adalet
yine yok / Etha, 20
Aralık 2011
▪▪Baran
ve Ali Deniz'e tahliye yok /
Sol, 20
Aralık 2011
▪▪Baran
ve Ali Deniz'e yine tahliye yok /
Sendika.Org, 20
Aralık 2011
▪▪Baran
ve Ali’ye yine adalet yok! /
Fırat News, 20
Aralık 2011
▪▪Tahliye
Sevinci Havada Kaldı /
Çağdaş Ses, 20
Aralık 2011
▪▪Baran
ve Deniz'e Tahliye Yok /
Bianet, 20
Aralık 2011
▪▪Mahkeme
uzun tutukluluğa isyan etti ama tahliye vermedi! /
T24, 20
Aralık 2011
▪▪Yargılamayı
uzatanlar hakkında suç duyurusu /
Posta, 20
Aralık 2011
▪▪Neden? /
Özgür Mumcu, Radikal, 19
Aralık 2011
▪▪İki
tutukluluk kurbanı: Ali Deniz ile Baran /
Ahmet Hakan, Hürriyet, 19
Aralık 2011
▪▪İki
gencin tutukluluk dramı /
Hilal Köse, Cumhuriyet, 19
Aralık 2011
▪▪Kaşif-i
meçhul molotoflar iki yıl tutukluluk getirdi /
Elçin Yıldıral, Birgün, 19
Aralık 2011
▪▪Baran
ve Ali Deniz / Yıldırım
Türker, Radikal, 18
Aralık 2011
▪▪Savcının
bırakın dediği iki genç iki yıldır hapiste /
Meltem Günay, Vatan, 18
Aralık 2011
▪▪Baran
ve Ali Deniz / Hürrem
Sönmez, Huzursuzluğun Blogu, 17
Aralık 2011
▪▪'Baran
ve Ali Deniz'e özgürlük' kampanyasına destek artıyor
/ Fırat News, 17
Aralık 2011
▪▪Baran
ve Ali Deniz'e özgürlük /
Sendika.Org, 17
Aralık 2011
▪▪Baran
ve Ali Deniz'e özgürlük çağrısı
/ Atılım, 17
Aralık 2011
▪▪SDP’li
gençlerin davası AİHM’de
/ Burcu Karakaş / Milliyet, 17
Aralık 2011
▪▪Bir
annenin mektubu /
Derya Sazak / Milliyet, 16 Aralık 2011
▪▪Yapılamayan
basın açıklamasına 2 yıl
/ Meriç Tafolar / Milliyet, 16 Aralık 2011
▪▪Baran
ve Ali Deniz'in duruşması 20 Aralık'ta
/ Sol, 16 Aralık 2011
▪▪Ezene
kızmak ezileni görmek
/ Enes Çinkay / Nüve, 16 Aralık
2011
▪▪Suç
izi yok, 2 yıl hapis var
/ İsmail Saymaz / Radikal, 22 Ağustos 2011
▪▪Imprisoned
despite lack of any evidence
/ İsmail Saymaz /
Hürriyet Daily News, 22 Ağustos 2011
▪▪Tutuklama
cezaları ve eğreti demokratlık
/ Ahmet İnsel / Radikal, 9 Ağustos 2011
|
İzmir'de
tahliye yok
İzmir'de aralarında SDP üyeleri Ali Emre Ecer ve
Seçkin Savaş ile BDP'li yöneticilerin olduğu 10'u tutuklu 23 kişinin
yargılandığı davanın duruşması bugün görüldü. Sanıkların tutukluluk
hallerinin devamına karar verilmesi, mahkeme salonunda bulunan
izleyiciler tarafından protesto edilince, polis cop ve gaz kullandı. SDP
üyesi Kaan Uğur, mahkeme başkanının talimatıyla ‘mahkeme düzenini
bozmak’ iddiasıyla yaka-paça gözaltına alındı. Gözaltı sırasında omuzu
çıkan ve montu yırtılan Uğur, hâkime ifade verdi.
Hopa
davalarında tutuklu kalmadı
Artvin'in Hopa ilçesinde çıkan olayların ardından
tutuklanan yedi kişi bugün tahliye oldu. Ankara'da Hopa protestosuna
katılan ve Sincan F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan Erdal Kozan da
tahliye edildi. Hopa'da gözaltına alınanlar Erzurum Özel Yetkili Ağır
Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmada yargılandıkları Terörle Mücadele
Kanunu'ndan (TMK) beraat etmişlerdi. Hopa'ya alınan davada savcılık
dosyaları ayırmış, ilk mahkemede beş, ikinci mahkemede de beş sanığın
tahliye edilmesine karar vermişti. Ankara'da Lokumcu'nun öldürülmesini
protesto eylemlerine katılmalarının ardından 28 kişi hakkında da "örgüt
üyeliğinden" dava açılmıştı. Tutuklu yargılanan 22 sanık, 9 Aralık'taki
ilk duruşmada tahliye edilmişti. Hopa olayları nedeniyle tek tutuklu
sanık olan Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Ankara İl Sekreteri Erdal
Kozan da bugün tahliye edildi. Kozan, 18 Ekim'de evine yapılan baskınla
gözaltına alınmıştı.
Baran ve Ali Deniz için 20 Aralık'ta Beşiktaş'tayız
Baran
Nayır ve Ali Deniz Kılıç. Henüz 20’li yaşlarının başında üniversite
öğrencisi iki genç. Haklarında hiçbir delil bulunmamasına, savcının
tahliye talebine rağmen iki senedir tutuklular. Öğrenci Gençlik
Sendikası Genç-Sen’in üyesi Baran ve Ali Deniz cezaevlerinde bulunan beş
yüzün üzerindeki tutuklu öğrenciden sadece ikisi. ‘Suç’ları mücadele
etmek ve öğrenci olmak. En büyük ‘suç’larıysa insanlığın var olduğu
günden bu yana asla elde edemediği barış için sokağa çıkmak, susmamak.
Dayak var, taciz var,
hakaret var ama yine suçlu kadın!
Karabağlar
polis karakolu önünde eylem yapan SDP’li kadınlar, Fevziye Cengiz'in
Karabağlar polis karakolunda dövülmesini protesto ettiler. Karabağlar
Polis Karakolu önünde toplanan SDP’li kadınlar, “Kadınları, Gözaltında
Döven Polis mi Koruyacak?” yazan pankart açarak, kadın şiddetini
protesto eden sloganlar attı. Karakol önünde kadınlar adına açıklama
yapan Meltem Yılmaz, Fevziye Cengiz'in 16 Temmuz'da bir eğlence
mekanından polislerce gözaltına alındığını ve karakola götürülerek
dövüldüğünü hatırlattı. Yılmaz, basına yansıyan görüntülerle kadına
yönelik şiddetin karakollara kadar girdiğinin belgelendiğini söyledi.
Hopa davasında 22 tahliye
31
Mayıs’ta Hopa’da Metin Lokumcu’nun polisin kullandığı gaz nedeniyle
yaşamını yitirmesi üzerine aynı gün Ankara’da protesto eylemine
katılanlardan çoğu öğrenci 28 devrimci hakkında açılan davanın ilk
duruşması Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülüyor. Hopa davası için
binlerce kişi yoğun kar yağışı altında Ankara Adliyesi önünde toplandı.
Adliye önünde açıklama yapan kurum temsilcileri, 28 muhalif şahsında
Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan'ın yargılanmak istendiğine dikkat çekti,
"Tarih Deniz'i, Mahir'i akladı. Bu gençleri de aklayacak" dedi.
Mahkeme, yargılamanın 2911 Sayılı Yasa'ya muhalefet kapsamında
yapılması ve görevsizlik kararı verilmesi talebini kabul etmedi. İlk
savunmayı yapan Halkevleri GYK üyesi Mahir Mansuroğlu, "Derelerine,
suyuna, çayına sahip çıkan Hopalılara saldırıda Metin Lokumcu'nun polis
tarafından öldürülmesine tepki duymak her insanın yapması gerekendi"
dedi. Avukatların savunmasına geçilmeden önce savcı Eda Dışkaya, Cüneyt
Çakır, Göksel Ilgın, Ferat Konukçu, Ozan Sürer'in suçun mahiyeti
değiştiği için tahliyelerini istedi. Avukatların savunmalarından sonra
mahkeme heyeti tüm sanıkların tahliye talebini kabul ederek tutuksuz
yargılanmalarına karar verdi.
Hopa tutsaklarına
özgürlük!
Yarın
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde ilk duruşması yapılacak Hopa Davasıyla
ilgili bir basın açıklaması yapan SDP Genel Başkan Yardımcısı Yeşim
Ergün, mahkemelerin polisin kararlarına meşruiyet kazandırmak için
çalışan birer “biçimsel infaz kurumları”na, Türkiye'nin ise dünyanın en
büyük açık cezaevine çevrilmeye çalışıldığını belirterek "ülkenin
başbakanı ülkeyi bir cezaevi müdürünün cezaevini yönetmesi gibi
yönetmeye başlamıştır" dedi. 31 Mayıs’ta Hopa’da Metin Lokumcu’nun
polisin kullandığı gaz nedeniyle yaşamını yitirmesi üzerine aynı gün
Ankara’da protesto eylemine katılanlardan çoğu öğrenci 28 devrimci
hakkında açılan davanın ilk duruşması yarın Ankara’da görülecek. Ankara
11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, “silahlı
terör örgütüne üye olmak, terör örgütü propagandası yapmak, kasten
yaralama, kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, 2911
sayılı yasaya muhalefet etme” suçlarından 17-52 yıl arasında değişen
hapis cezaları isteniyor. İddianamede yaklaşık yarım yüzyıldır serbestçe
satılan ve defalarca baskıları yapılan, yalnızca 12 Mart ve 12 Eylül
dönemlerinde hukuk-dışı kararlarla satışı engellenen Marx’a, Engels’e,
Lenin’e ait kitaplar “delil” olarak sunulmakta, 40 yıl önceki THKP-C’nin
nasıl kurulduğu anlatılmakta, Mersin milletvekili Ertuğrul Kürkçü’den
“terörist” diye sözedilmekte, 79 yıllık Halkevleri “yasadışı silahlı
terör örgütü güdümünde faaliyet göstermek”le suçlanmakta.
Adalı'yı anmak suç diye
değerlendirilemez!

SDP'li Ufuk Çeri 1980'de asılan ve Başbakan
Erdoğan'ın 12 Eylül referandumu öncesi hakkında konuşurken ağladığı
Necdet Adalı'yı anmakla suçlandı.
Kadın düşmanı Ahmet
Çakar'a mor kart
 Beyaz TV ekranlarından kadın düşmanı açıklamalarda bulunan Ahmet
Çakar'la ilgili SDP'li kadınlar Taksim Tramvay Durağı'nda basın
açıklaması gerçekleştirdi. Kadın düşmanı konuşmaların bir yenisi, son
olarak Beyaz TV ekranlarında Ahmet Çakar'dan dile geldi. "Kadın
istemezse, erkek kolay kolay tecavüz edemez" diyen Ahmet Çakar, bir
kadın hakkında "siyahi - çirkin kız" diyerek kadınları aşağılamaya devam
etti. Taksim Tramvay Durağı'nda toplanan SDP'li kadınlar ''Jin, jiyan,
azadi'', "Erkek devlet şiddetine son", "Yaşasın kadın dayanışması"
sloganlarını atarak, getirdikleri düdükler ve mor kartlarla basın
açıklaması gerçekleştirdi. Basın Metnini okuyan Sevda Yeliz Nar ''Her
yeni günde yeni bir tecavüz, kadın cinayeti haberi ile uyanıyoruz.
Kadınlar öldürüldüğünde, bunun adı cinayet değil, “namus”, “cinnet”
“delilik”, “kıskançlık”, “sevgi” oluyor bu düzene göre'' dedi.
Sosyalist partiler: Barış
isteyenler tasfiye edilmeye çalışılıyor
BDP
Grubu'nu ziyaret eden ilerici-sosyalist siyasi partilerin başkanları,
tutuklamalar için "AKP hükümeti, barış ve demokrasi isteyenleri
susturmaya ve etkisizleştirmeye çalışıyor. Siyasi partiler, platformlar
ve kurumlar bu operasyonlar ve tutuklamalarla çalışamaz hale getirilmek,
tasfiye edilmek isteniyor" dedi. EHP Genel Başkanı Sibel Uzun, 19
kişilik heyet adına yaptığı açıklamada, KCK adı altında yapılan siyasi
operasyonlara dikkat çekerek, "Bu gözaltı ve tutuklamaların anlamı
açıktır: Kürt sorununda çözümsüzlük politikalarını, askeri operasyonları
arttırarak derinleştiren AKP hükümeti, barış ve demokrasi isteyenleri,
savaşa karşı barış talebini yükselten kesimleri de susturmaya ve
etkisizleştirmeye çalışıyor. Siyasi partiler, platformlar ve kurumlar bu
operasyonlar ve tutuklamalarla çalışamaz hale getirilmek, tasfiye
edilmek isteniyor" dedi.

SDP PM üyesi Ufuk Çeri tutuklandı
Kocaeli'nde 22 Kasım sabahı başlayan polis operasyonuyla gözaltına
alınan ESP, EMEP, SDP, Odak, DHF, Partizan, Halkevleri, Kızılbayrak ve
Öğrenci Kolektifleri'nden 22 kişinin savcılık sorgularının ardından
bugün tutuklama talebiyle mahkemeye çıkarılan 12 kişi tutuklandı.
Aralarında SDP PM üyesi Ufuk Çeri, ESP üyeleri İlke Başak Baydar ve
Emre Genç, Halkevleri GYK üyesi Metin Kaya, Saraybahçe Halkevi Başkanı
Mihrican Atalay, DHF üyeleri Musa Baş ve Cihan Yolcu'nun da bulunduğu 12
kişi "terör örgütü üyeliği", "terör örgütü propagandası", "suçu ve
suçluyu övmek" suçlamasıyla tutuklandı. Tutuklananlar Kandıra F Tipi
Hapishanesi'ne götürüldü.
Kocaeli'nde 8 kişi serbest
bırakıldı
 Kocaeli'nde 22 Kasım sabahı başlayan polis operasyonuyla gözaltına
alınan ESP, EMEP, SDP, Odak, DHF, Partizan, Halkevleri, Kızılbayrak ve
Öğrenci Kolektifleri'nden 22 kişinin savcılık sorguları dün akşam
başladı. Kocaeli Emniyet Müdürlüğü'ne giderek gözaltına alınanların
ifadelerini almaya başlayan savcılar 9 kişiyi serbest bıraktı.
Gözaltındakilere 30 Mart Kızıldere, 6 Mayıs Denizler anması ile Emek ve
Demokrasi Platformu’nun düzenlediği bir dizi eyleme ilişkin sorular
yöneltildi. SDP üyeleri Alev Şahin ve Mahmut Gökhan Gürler serbest
bırakıldı. Aralarında SDP PM üyesi Ufuk Çeri'nin de bulunduğu 13 kişi
tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.
SDP'li Kadınlar: Bizim
iksirimiz dayanışma olmalı


Başbakan mı cezaevi müdürü
mü?
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan’ın Asrın Hukuk Bürosu’nu ve gazetecileri hedef
göstermesi ardından bugün 16 ilde yapılan KCK operasyonlarında çoğu
avukat 100’ü aşkın kişi gözaltına alındı. Türkiye AKP iktidarı döneminde
insan hakları savunucuları, avukatlar, öğrenciler, öğretmenler,
sendikacılar, seçilmişler, çocuklar ve gazeteciler açısından dünyanın en
büyük cezaevi haline geldi. Polis Diyarbakır, İstanbul, Ankara, Kocaeli,
İzmir, Siirt, Van, Urfa, Şırnak, Bursa, Batman, Kars ve Hakkari'nin de
bulunduğu 16 kentte operasyon düzenledi. Sabah saatlerinde başlatılan
eşanlı operasyonlarda Asrın Hukuk Bürosu, Özgür Gündem Gazetesi,
Demokratik Modernite ve Özgür Halk dergilerinin büroları da basıldı.
İzmit'te evlere yapılan baskınlarda ESP, EMEP, Halkevleri üyelerinin
yanısıra SDP PM üyesi ve İzmit il sekreteri Ufuk Çeri, SDP İzmit il
yöneticisi Alev Şahin, SDP üyesi Mahmut Gökhan Gürler de gözaltına
alındı.
SDP'li kadınlar kazan
kaldırdı
SDP’li
kadınlar 25 Kasım kadına yönelik şiddetle mücadele günü kapsamında
"Erkek-Devlet Şiddetine Karşı Kazan Kaldırıyoruz" diyerek eylemliklere
start verdiler. 26 Kasım’da kadınları sokağa çıkmaya çağıran SDP’li
kadınlar, İstanbul, Mersin, İzmir, Ankara, Bursa ve Denizli'de eylem
yaptılar. İllerde cadı kıyafeti giyen kadınlar, kazan getirerek burada
‘’erkek ve devlet şiddetine karşı’’ kazana ot atıp iksir hazırladılar. SDP'li
kadınlar, şiddetin olmadığı bir dünya için hazırladıkları iksirleri
kadınlara dağıttı. Taksim Tramvay durağında bir araya gelen SDP'li
kadınlar, "Jin jiyan azadi", "Barış için ses ver", "Erkek devlet
şiddetine son", "Yaşasın kadın dayanışması" şeklinde sloganlar attı.
'Cadı' kıyafeti giyen bir kadın, kadına yönelik her türlü erkek ve
devlet şiddetine karşı, çocuk istismarının son bulması, kadın
dayanışmasının büyütülmesi dileğiyle kazana attıkları otlardan iksir
hazırladı. İksir eylemin ardından, daha güzel bir dünya olması, kadına
yönelik şiddetin durması ve daha çok kadının mücadele etmesi
dilekleriyle çevrede bulunan kadınlara dağıtıldı.
YSK vetosunu protesto
edenler hakkında dava açıldı
Kürt
siyasetçi Hatip Dicle'nin YSK kararıyla seçimlere girmesinin engellenmek
istenmesini protesto eden demokrasi ve barış güçleri hakkında dava
açıldı. Ankara Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen
iddianamede, ESP Genel Başkan Yardımcısı Fadime Çelebi, EMEP Genel
Başkanı Selma Gürkan, SDP Genel Başkan Yardımcısı Yeşim Ergün, BDP
Ankara Milletvekili adayı Sadrettin Güvener, aydınlar Sibel Özbudun ve
Temel Demirer'in de içinde olduğu 24 kişinin yargılanması istendi.
İddianamede 24 kişi, 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri
Yasası'na muhalefet etmekle suçlanıyor. Davanın ilk duruşması Ankara 15.
Asliye Ceza Mahkemesi'nde 20 Ocak 2012 tarihinde görülecek.
Sosyalistler baskı altına
alınmak isteniyor
SDP
İstanbul İl Örgütü sabah saatlerinde polis tarafından basıldı. Yapılan
arama biçiminin hukuki olmadığının altını çizen SDP İstanbul İl Örgütü
Başkanı Yasemin Deliduman, bu uygulamanın AKP'nin sosyalistleri yıldırma
ve baskı altına alma çabasının bir sonucu olduğunu belirtti. ETHA'ya
açıklama yapan Deliduman "Biz emniyet yetkililerini arayarak, 'zaten
elinizde arama kararı var. Arama kararını bize bildirirdiniz, biz de
gelir partiyi açardık. Zaten siz haber verdiğinizde biz açmazsak hukuki
olarak suç işleyen taraf biz olurduk. Ama şu anda hukuki olarak suç
işleyen sizsiniz' dedik." diye konuştu.
Sosyalistleri
yıldıramazsınız!
SDP'ye
polis baskını İstanbul'un ardından Ankara, İzmir ve Mersin'de de
protesto edildi. SDP İstanbul İl Örgütüne Terörle Mücadele
ekipleri tarafından sabah saatlerinde operasyon düzenlenmesi, SDP Ankara
İl Örgütü tarafından Yüksel Caddesinde protesto edildi. Yapılan basın
açıklamasına çok sayıda sosyalist ve kurum temsilcisi destek verdi.
"AKP'nin komploları devam ediyor, Mücadelemiz engellenemez" yazılı
pankartın açıldığı eylemde "Komplolar sökmedi sökmeyecek", "Sosyalistler
susmadı susmayacak", "Yaşasın devrim ve sosyalizm" sloganları atıldı.
Burada bir konuşma yapan SDP Ankara İl Başkanı Burcugül Çubuk İstanbul
il binasının bu sabah uydurma gerekçelerle alınmış bir arama kararıyla
Emniyet güçlerince hukuksuz olarak basıldığını belirterek "bizi 21
Eylülde yıldıramadınız şimdi mi yıldıracaksınız?" diye sordu.
Mücadelemiz engellenemez!
Beyoğlu'nun
Şehit Muhtar Mahallesi Yoğurtçu Faik Sokağı'nda bulunan SDP İstanbul İl
Örgütü ve alt katında yer alan Adalı Kültür Sanat Merkezi'ne Terörle
Mücadele ekipleri tarafından sabah saatlerinde operasyon düzenlenmesi,
SDP'liler tarafından İstiklal Caddesi'nde düzenlenen yürüyüşle protesto
edildi.
SDP yalnız değildir!
Yaşasın devrimci dayanışma!
SDP İstanbul il örgütünün bu sabah emniyet güçlerince basılması üzerine
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Genel Merkezi arama sürerken bir
açıklama yayınlayarak saldırıyı lanetledi. İki gün önce sivil faşist
güruhun saldırı girişiminde bulunduğu SDP il binasının bu kez devlet
güçlerince basılmasına dikkat çeken ESP "Sokakları faşistlere teslim
etmeyeceğiz" dedi.
SDP'yi susturmaya kimsenin
gücü yetmeyecektir!
SDP genel başkan yardımcısı Yeşim Ergün, SDP İstanbul il örgütünün bu
sabah emniyet güçlerince basılması üzerine yaptığı basın açıklamasında,
"Bu uygulamanın, bırakın hukuk devletini, göstermelik yasalarla
yönetilen bir ülkede bile yeri yoktur. Emniyet göz göre göre yasaları
hiçe saymakta, bir siyasi partinin binasına eşkıya gibi girip hırsız
gibi çıkmak hakkını kendinde görebilmektedir." dedi. Son günlerde parti
üye ve yöneticilerine yönelik polis terörünün planlı bir biçimde
tırmandırıldığına dikkat çeken Yeşim Ergün sosyalistlerin bu yöntemlerle
yıldırılamayacağını belirtti.
Şimdi kardeşlik ve
dayanışmaya her zamankinden fazla ihtiyaç var
SDP genel başkan yardımcısı Yeşim Ergün yaptığı basın açıklamasında,
şimdi kardeşlik ve dayanışmaya her zamankinden fazla ihtiyacımız
olduğunu vurgulayarak savaşta ölenlerle deprem sonucu ölenlerin, madende
göçük altında kalarak hayatını kaybedenlerin hep aynı sınıftan
olduğunu, hepsinin ezilenler olduğunu belirtti. Basın açıklamasında
"Bir avuç zenginin rahatı için milyonlarca insan sefalet koşullarında
yaşamakta ve canlarından olmaktadırlar." denildi.
SDP üyelerine yönelik
tutuklama terörü tırmanıyor
SDP genel başkan yardımcısı Yeşim Ergün yaptığı basın açıklamasında,
SDP'lilere yönelik bir polis terörürü estirildiğini ve parti üyelerine
yönelik olarak tutuklama ve gözaltı furyasının hız kesmeden devam
ettirildiğini belirtti. Basın açıklamasında "Bundan önce Genel
Başkanımıza ve MYK üyelerimize yönelik olanlar dahil hiçbir gözaltı ve
tutuklama bizi doğru bildiğimizi söylemekten vazgeçirmemiştir. İktidar
giriştiği operasyon ile bunu başaracağını sanıyorsa aldanmaktadır."
denildi.
Savaşa karşı barışta ısrar
ölüme karşı yaşamda ısrardır!
SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan yaptığı basın açıklamasında, kayıpların
sorumlusunun, sorunu barışçı ve demokratik yollarla çözmeye yanaşmayan
hükümet olduğunu belirterek. hükümeti silah başından masa başına çağırdı
ve sorunun çözümü için müzakerelerin başlatılmasını talep etti. Basın
açıklamasında "Bugün açıkça görülmektedir ki, hükümet bildiği yoldan
şaşmamakla kalmamakta, defalarca tekrarlanan şeyi bir kez daha yapıp
farklı sonuçlar beklemektedir. Hükümet bu yolla farklı sonuç elde
edemeyecektir. Sonuç kan ve gözyaşı olacaktır. Bu yoldan dönülmelidir."
denildi.
SDP Ankara il sekreteri
Erdal Kozan tutuklandı
Ankara'daki
Hopa davası kapsamında dün evine yapılan baskın sonucu gözaltına alınan
SDP Ankara il sekreteri Erdal Kozan mahkeme tarafından tutuklandı.
Ankara'daki Hopa protestosunun üzerinden yaklaşık 5 ay geçtikten sonra
gözaltına alınan Kozan, bugün mahkemeye sevk edildi. Bugün hakim
karşısına çıkan Kozan, 'terör örgütü üyeliği', 'terör örgütü yararına
faaliyette bulunmak', 'terör örgütü talimatı ile kamu personelini kasten
yaralamak' ve 'kamu malına zarar vermek' suçlamalarıyla tutuklanarak
Sincan F Tipi Hapishanesi'ne gönderildi. Geçen hafta iddianamesi
açıklanan ve ilk duruşması 9 Aralık'ta yapılacak davada SDP üyesi Ferat
Konukçu da 31 Mayıs'ta gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak Sincan
Cezaevine konulmuştu.
SDP'li Kadınlar: Barış
için ses ver!
SDP’li
Kadınlar, hükümet eliyle yükseltilen savaş çığırtkanlığına karşı,
savaşın tecavüzüne, yoksulluğuna ve şiddetine karşı bir ay sürecek
“Barışa Ses Ver!” kampanyasını İzmir, Ankara ve İstanbul’da yaptıkları
basın açıklamaları ile başlattılar. SDP'li kadınlar basın
açıklamalarında kadınların savaş tanıklıklarını anlattıkları mektupları
koydukları mor bohçalar ve barışa ses vermek için müzik aletleriyle
sokağa çıktı ve tüm halkı barış sesine kulak vermeye, barış için ses
çıkarmaya çağırdılar. Ölmek, ölümün sonsuz sessizliğine esir olmak,
zorunlu göç ile topraklarımızdan koparılmak, savaşın tecavüzünü, savaşın
şiddetini yaşamak istemiyoruz, savaşın artırdığı yoksulluğa tahammül
etmiyoruz taleplerinin yükseldiği basın açıklamalarında; askerde ve
gerillada çocuğunu kaybetmiş bir anne, zorla köyünden göç ettirilmiş bir
Kürt kadını ve bölgede bir cezalandırma yöntemi olarak uygulanan
tecavüze maruz kalmış kadınların ağzından yazılmış mektupları dağıtarak
eylemlerini sonlandırdılar.
Gözaltında iki saat
işkence
SDP
Mersin İl Örgütü Yöneticilerinden Kadir Saraçoğlu, partili bir
arkadaşıyla birlikte polis aracında ve nezarethanede iki saat boyunca
işkence maruz kaldıklarını söyledi. Üniversite öğrencisi olan Saraçoğlu,
“Polisler, üzerime işkence izleri görünmesin diye bir mont atıp, beni
dövdüler ve ağza alınmayacak küfürler ettiler” dedi. Birlikte gözaltına
alındığı partili arkadaşı Dersim Dinçer’in ve kendisinin polislerce ilk
önce zorla bindirildikleri polis otosunda dövüldüğünü, hakaretlere ve
küfürlere maruz kaldıklarını anlatan Saraçoğlu, götürüldükleri Güneykent
Polis Karakolu’nda ise işkence izleri görünmesin diye üzerine bir mont
atılarak, kaba dayakla işkenceye uğradığını söyledi.
Çatı
seçim ve şemsiye değil ittifak partisi olmalıdır
SDP
Genel Başkanı Rıdvan Turan hiçbir hukuki dayanağı olmayan sebeplerden
dolayı 11 ay cezaevinde kaldı. Geçtiğimiz günlerde kamuoyu vicdanının
baskın gelmesi üzerine tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Turan, serbest kaldıktan sonra da kendisini yeniden tutuklanmasının
önemli bir gerekçesi haline getirilen sol çatı partisi faaliyetleri
içinde buldu. Hoşgörülü tutumları, entelektüel vasıfları ile Türkiye
sosyalist hareketi içinde büyük sempati toplayan Rıdvan Turan'la dünya
solunun gündemi ile sol çatı faaliyetlerini konuştuk. Turan, dünyadaki
kapitalizm karşıtı gösterileri önemli görmekle birlikte henüz
gösterilerin "devrimsiz bir devrim" ruhunu aşamadığını ifade ediyor.
Kurulacak sol çatının parlamenter mücadeleyi önemsemesi, ancak bir seçim
partisi olmaması gerektiğini, yalnızca örgütlü güçlerle sınırlı bir
"şemsiye parti"nin de sürece cevap vermede yetersiz kalacağını kaydeden
Turan, bunun yerine toplumsal muhalefeti ortak bir "emek ve demokrasi
programı"nda birleştiren demokratik bir "ittifak partisi" kurulması
gerektiğini vurguluyor.
>İrfan Güler'in SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ile söyleşisi (Demokratik
Modernite, Eylül-Ekim 2011, Sayı: 3, s. 94-99).
Savaş hükümetine
hayır!
Acil barış, acil demokrasi
Devletin
Kürt sorununda çözümsüzlük politikaları sonucunda, kirli savaş giderek
derinleşiyor. AKP hükümeti, demokrasi söylemleri ile riyakarca Kürt
halkına tutsaklığı dayatıyor. Savaşı sürdürmek, umduklarının aksine
egemenlerin işine gelmeyecektir. Çünkü onların karşısında direnen
halklar vardır. İşçiler, emekçiler, gençler ve kadınlar “ölüm değil
çözüm” istiyorlar. Bugün yapılması gereken; savaşa karşı barış talebinin
hep birlikte en güçlü biçimde seslendirilmesidir. Müzakereler derhal
başlamalı, onurlu bir barışın yolu inşa edilmelidir.
Savaşı durdur!
Müzakereleri başlat!
Devletin
Kürt sorununu topyekün savaş yöntemleri ile çözme yaklaşımı
derinleşmektedir. Bu savaş söylemi; pratiği, hazırlıkları ve hedefleri
egemenlerin 90’lı yıllarda sürdürdüğü savaş konseptinden farklıdır ve
hatta daha tehlikelidir. Bu noktadaki esas tehlike uzun yıllar süresince
mücadele ile kazanılan özgürlüklerin geri alınması ve nispi barış
ortamının ciddi zarar görmesidir. Son genel seçimlerle beraber böyle bir
olumsuz ortamın içine girilmiştir. 90’lı yıllarda egemenler açık bir
şekilde belirgin bir imha ve inkar yaklaşımıyla “savaş diyerek
savaşıyorlardı”. O günlerde Kürt halkının varlığı devlet tarafından
açıkça inkar ediliyordu. Şimdi ise egemenler riyakarca barış diyerek
savaşmaktadırlar.
Kadınlar barışa
yürüyor
Bilenlerin
“90’lara mı dönüyoruz” endişesi yaşadığı bir dönemden geçiyoruz.
Milliyetçi-ırkçı söylemin yükseltildiği, savaş çığırtkanlığının arttığı
dönemlerin bedelini ise en çok kadınlar ödüyor. Savaş göç, yoksulluk,
açlık oluyor ve kadınlar bununla baş etmek zorunda kalıyor. Savaş taciz,
tecavüz, şiddet oluyor, bedelini kadına ödetiyor. Savaş ucuz ve yedek iş
gücü oluyor kadın için. Savaş kendi kültürünü yaratıyor, öldürmenin,
işkencenin, tek tipleşmenin kültürü: Militarizm. Militarizm erkek egemen
sistem ile besleniyor, kadına yönelik şiddeti meşrulaştırıyor. Hele bu
coğrafyada… Diliniz yasak, sürgün ve yalnızlaştırılmış bir hayat bekler
sizi eğer “düşman” topluma mensup bir kadınsanız. Çünkü uzak ülkelerin
savaşı değildir yaşanan, egemenlerin her daim kışkırttığı milli
hassasiyetler ile düşmanlaştırılmış aynı sokağın kadınlarıyız biz.
SDP Genel Başkanı
Rıdvan Turan: Kürt özgürlük hareketi ile ittifak ve sosyalistlerin
birliği politikalarımız dolayısıyla cezalandırılmaya çalışıldık
21
Eylül 2010 günü aralarında Sosyalist Demokrasi Partisi Genel Başkanı ve
yöneticilerinin de bulunduğu 14 kişi, bir komplo sonucu, asılsız
iddialarla tutuklanmıştı. 21 Eylül Komplosu, sosyalist hareketin, emek
ve demokrasi güçlerinin kendisine yapılan topyekün bir saldırı olarak
değerlendirilmiş, Sıra Kimde İnisiyatifi ile örülen geniş cephe, bu
sahiplenişin bir göstergesi olmuştu. 11- 12 Ağustos’ta gerçekleşebilen
ilk duruşmada, demokrasi güçlerinin birlikte mücadelesi sonucunda 8
sosyalist tahliye edilmişti. 11 ayın ardından tahliye olan SDP Genel
Başkanı Rıdvan Turan ile 21 Eylül komplosu ve içinden geçtiğimiz
çatışmalı süreç hakkında sohbet ettik.
21
Eylül komplosunun birinci yılı
Sıra
Kimde İnisiyatifi, Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) ve Toplumsal
Özgürlük Parti Girişimi (TÖPG) üye ve yöneticilerinin geçtiğimiz yıl 21
Eylül'de 'Devrimci Karargah' adı altında yapılan operasyonla gözaltına
alınarak tutuklanmasının 1. yıl dönümü dolayısıyla baskı politikalarını
protesto etmek için Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelerek Taksim
Meydanı'na yürüyüş gerçekleştirdi. Açtıkları "Komplolar bitmedi sürüyor.
Devrimci tutsaklara özgürlük" pankartıyla yürüyüşe geçen inisiyatif
üyeleri "İçerde dışarıda hücreleri parçala", "Devrimci tutsaklar
onurumuzdur" ve "Komplolar sökmedi sökmeyecek" sloganları attı.
İnisiyatif üyeleri üzerinde "Özgürlük istiyoruz" yazılı ve hala tutuklu
olarak cezaevinde bulunan SDP PM Üyesi İbrahim Turgut, TÖPG Sözcüsü
Tuncay Yılmaz, TÖPG üyesi Semih Aydın ve Bilim ve Gelecek Dergisi
editörü Baha Okar'ın resimlerinin basılı olduğu dövizleri taşıdı.
Hesaplaşma, eksikliklerimiz görmezden gelinerek yapılmak istendi
SDP
Genel Başkanı Rıdvan Turan, Türkiye sosyalist hareketinin 12 Eylül ile
hesaplaşamadığını belirterek, "Kimi zaman bu hesaplaşma ideolojik
politik bağlamından koparılarak ele alındı, kimi zaman 12 Eylül ile
hesaplaşma kendi eksikliklerimiz görmezden gelinerek yapılmaya
çalışıldı" dedi. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte 12 Eylül
ile hesaplaşma olgusunun da son derece karmaşık ve içinden çıkılması güç
bir hal aldığına dikkat çeken Rıdvan Turan, "12 Eylül askeri darbesi
Türkiye sosyalist hareketini örgütsel planda önemli ölçüde tasfiye
etmiştir ama yaklaşık bir 10 yıl kadar sonra reel sosyalizmin çöküşü 12
Eylül ile hesaplaşmanın salt örgütsel planda mümkün olamayacağını,
eskinin aynen tekrarlanmasının -eski örgütsel yol ve yöntemlerle,
sosyalizm tasavvuruyla yola devam etmeye çalışmanın- sonuç vermeyeceğini
göstermiştir. Sosyalist hareket köklü bir ideolojik darbe yemiştir"
dedi.
Rıdvan Turan: AKP yeni konseptle herkesi içeri attırabilir
Kısa
bir süre önce cezaevinden çıkan SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, AKP’nin
belirlediği yeni konsept kapsamında istediği herkesi suçlayıp içeri
attırabileceğini söylüyor. Turan, artık teknik takipler ve dinlemeler
sayesinde hiçbir gerekçe sunulmadan herkesin tutuklanabileceğini
belirterek, ''Bir sürü Ergenekon türetebilirler” dedi. Devrimci Karargah
ve Hanefi Avcı ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle tutuklanarak, SDP
davasından yargılanan Rıdvan Turan, yaşananları ANF’ye anlattı.
Bursa'da Barış Yürüyüşüne ve SDP il binasına saldırı
1
Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle Bursa’da düzenlenen “Silahlar Sussun,
Barış Hemen Şimdi” yürüyüşüne faşist güruhun taş ve sopalarla saldırması
üzerine çıkan çatışmalar yaklaşık bir saat sürerek SDP il
binasının bulunduğu bölgeye kadar yayıldı. Akşam saat 20-21civarında SDP
il binasında kimse yokken kapıyı kırıp bina içerisine giren
faşistler bilgisayar ve benzeri eşyaları parçaladılar. Baskının ertesi
günü Parti binasında basın toplantısı yapan SDP Bursal il yönetimi
şehirde adeta terör estiren polisin, devrimcilere tüm sokak giriş ve
çıkışlarını kapatırken parti binasının basılmasına göz yumduğunu
belirtti. Basın açıklamasında provokasyon kınandı ve demokrasi
mücadelesine yapılan her saldırıya gerekli cevabın emekçi halklar ve
sosyalistler tarafından verileceği vurgulandı.
Suç izi yok, 2 yıl hapis var
Sosyalist
Demokrasi Partisi (SDP) üyesi ve üniversiteli Baran Nayır ve Ali Deniz
Kılıç iki yıl önce DTP’lilerin İstanbul’daki protestosuna katıldı. Eylem
sırasında gerginlik olunca Nayır ve Kılıç’ın da aralarında olduğu dokuz
genç bir sokakta gözaltına alındı. Polise göre, aynı sokakta bir torba
içinde, soda şişesine doldurulmuş altı adet molotofkokteyli bulunmuştu.
Hal böyle olunca dokuz genç tutuklandı.
"Uyuşturucuya Hayır"a 6 ay hapis!
Yıl
2006, yer Mersin sokakları. Üç lise öğrencisi, yaşları 16 olan üç
Dev-Lis'li. Bir akşam bir lisenin karşı duvarına sprey boyalarla
“Uyuşturucuya Hayır - Dev-Lis” yazısı yazarken polis tarafından tespit
edilirler. Yaşanan kovalamaca sonucu biri orada diğer ikisi de ertesi
gün okullarında gözaltına alınırlar. Emniyet sorgusundan sonra ikisi
çocuk mahkemesine, diğeri normal mahkemeye sevk edilerek haklarında
yargılanma başlar. Mersin Çocuk Mahkemesi Dev-Lis'i yasadışı örgüt
sayarak bu örgütün propagandası yapmaktan iki Dev-Lis'liyi suçlu bulur
ve 6 ay 20 gün hapis cezasına çarptırır.
'Çatı Partisi henüz vücut bulmadan yargılanmış oldu'
'Devrimci
Karargah' örgütüne üye olduğu iddiası ile 11 aylık tutukluluğun ardından
tahliye olan SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, SDP Genel Başkan
yardımcıları Günay Kubilay ve Ecevit Piroğlu, SDP MYK üyesi Ulaş
Bayraktaroğlu, TÖP sözcüsü Oğuzhan Kayserilioğlu kendilerini yalnız
bırakmayan dostlarına teşekkür ettiler. Sıra Kimde İnisiyatifi'ni
oluşturan örgütlerin temsilcileri, önümüzdeki günlerde artacak
saldırılara karşı daha fazla birlikte mücadele edilmesi gerektiğine
işaret etti.
Mihri Belli yıldızlara uğurlandı
Türkiye
sosyalist hareketinin çınarı Mihri Belli, bugün binlerce kişinin
katılımıyla son yolculuğuna uğurlandı. 16 Ağustos'ta yaşamını yitiren 96
yaşındaki Mihri Belli için önce Şişli Camii'nde tören düzenlendi. Cenaze
töreninde Mihri Belli'nin eşi Sevim Belli ve oğullarını, yoldaşları ve
çok sayıda siyasi partiden temsilciler yalnız bırakmadı. Törene, Mihri
Belli'nin, Mustafa Suphi'nin kurduğu Türkiye Komünist Partisi'nden
yoldaşı, ünlü yazar Vedat Türkali de katıldı. Tekerlekli sandalyede
getirilen Türkali, Belli'nin naaşına karanfiller bıraktı.
Mihri Belli'yi kaybettik
Uzun
bir süredir tedavi gören Türkiye sosyalist hareketinin çınarı Mihri
Belli bugün saat 16.00'da hayatını kaybetti. 96 yaşındaki Mihri Belli
bütün ömrünü sosyalizm mücadelesine adamıştı. Mihri Belli'nin bugün
İstanbul Göztepe'deki evinde yaşamını yitirdiği belirtildi. Mihri Belli
Marksist düşünce ve devrimci eylemle 1936′da iktisat okumaya gittiği
Amerika’da tanıştı. Türkiye'ye dönünce Türkiye Komünist Partisi'ne giren
Belli 1942'de TKP Merkez Komite üyeliğine getirildi. 1944'te iki yıl
hapis ve sürgün cezasının ardından yurtdışına çıkarak Yunan İç Savaşına
gerilla olarak katıldı. 1951 TKP tevkifatında 7 yıl hapis yatan Mihri
Belli 1960'ların ikinci yarısında yayınladığı Türk Solu ve Aydınlık
Sosyalist Dergi ile yükselen devrimci gençlik hareketi içinde etkili
oldu. 1979'da TEP Genel Başkanı iken suikast girişiminden ağır yaralı
olarak kurtuldu. 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerini kaçak olarak geçiren
Belli 1982'de yurtdışında Faşizme Karşı Birleşik Cephe'nin kuruluşuna
katıldı. 1992'de Türkiye'ye döndü. ÖDP, SDP ve Sosyalist Parti'nin
kuruluşunda yeraldı. 3 Kasım 2002 seçimlerinde Emek Barış Demokrasi
Bloku İstanbul milletvekili adayı oldu.
Komplo birleşik mücadeleyle boşa çıkarıldı
Devrimci
Karargâh davasında 11 ay sonra tahliye edilen Sosyalist Demokrasi
Partisi (SDP) Genel Başkanı Rıdvan Turan, maruz kaldıkları komplonun
temel sebebinin Kürt siyasi hareketi ve toplumsal muhalefeti bir araya
getirmeye dönük "çatı partisi" girişimleri olduğunu belirterek,
komplonun sosyalistler ve Kürt siyasi hareketinin dayanışması ile boşa
çıkarıldığını söyledi.
Sosyalistlerin başaramadığını savcı başardı!
Devrimci
Karargah davasının bugün görülmeye devam edilen duruşmasında savunma
yapan Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkanı Rıdvan Turan,
partilerinin Devrimci Karargâh ile ilişkilendirilmesine tepki gösterdi.
"SDP'nin Kürt sorunundaki barış ve demokrasi eksenli çözüm politikaları
sebebiyle ve sosyalistlerin birliğini sağlama çabaları nedeniyle
cezalandırılmak istendiğini" ifade eden Turan, haklarındaki iddianame
için "Türkiye sosyalist hareketi, sosyalistlerin birliği konusunda
başarısız olurken, bu iddianame bunu sağlamıştır" dedi.
>>Daha önce
yayınlanmış haberler için tıklayınız
|





 |