![]() |
|
||
|
İzmir'de Dev-Lis'liler (Devrimci Liseliler) Tekel işçilerine Ankara'da uygulanan devlet şiddetini protesto etmek için kendilerini İzmir Ticaret Borsası'nın kapısına zincirledi. Dev-Lis üyesi 10 öğrenci, Fevzi Paşa Bulvarı üzerindeki İzmir Ticaret Borsası'na gelip kendilerini giriş kapısına zincirledi. Dev-Lis'liler Tekel ve Tariş işçilerinin direnişlerini selamlayan sloganlar attılar. Borsa çalışanlarının ihbarı üzerine binaya gelen polis ekipleri, zincirleri demir makaslarıyla kestikten sonra 10 göstericiyi gözaltına aldı. Tekel işçilerine destek vermek için eylemi gerçekleştiren protestocular, sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Atatürk Devlet Hastanesi'ne götürüldü. ■ VİDEO POLİS ANKARA'YI TEKEL İŞÇİSİ İÇİN OHAL'E ÇEVİRDİ 78 günlük direnişlerine verdikleri 1 ay aradan sonra yeniden Ankara'da toplanan Tekel işçilerinin Türk-İş önünde toplanmasını engellemek için polis kenti ablukaya aldı. Valiliğin emriyle işçilerin otobüslerini Ankara girişinde durdurarak geri çeviren ve işçilerin kent merkezine varışlarını saatlerce geciktiren polis Türk-iş genel merkezine ve Sakarya Caddesine bütün girişleri keserek işçilerin toplanmasını engellemeye çalıştı. Tekel işçileri ve aralarında Tariş, İski, İtfaiye işçilerinin ve sendikalar, odalar ve sosyalist örgütlerin de bulunduğu destek veren kurumlar Tuna caddesinde toplandılar. DBH bileşenleri de BDP Ankara il örgütü önünden yürüyerek Tuna Caddesine geldiler. Öğle saatlerinde polis Ziya Gökalp caddesinde KESK'lilere saldırdı. KESK'liler daha sonra toplu olarak Tuna caddesinde bekleyen kitleye katıldılar. Öğleden sonra Tuna caddesindeki kitlenin burayı Sakarya'ya girmek üzere terketmeye başlaması üzerine polis Mithatpaşa üzerindeki yaya üst geçidini de yayalara kapattı. Sakarya'ya Ziya Gökalp caddesi üzerinden girmek üzere Ziya Gökalp'e çıkan grup burada caddenin iki tarafından polis tarafından sıkıştırıldı. Bunun üzerine Yüksel'e giden sokağa giren grubun önü bu sokağın üst tarafından da polis tarafından kesilince çatışma çıktı. Polisin gazına taşla karşılık veren grup Kocatepe tarafına yöneldi. Yarım saat süren çatışmaların ardından polis Sakarya ablukasını gevşetti. Küçük gruplar halinde Sakarya'ya giren işçilere seslenen Mustafa Türkel, geceyi burada geçireceklerini ve ertesi gün 11'de Türk-İş önünde basın açıklaması yaparak eylem planlarını açıklayacaklarını belirtti. Akşam üzeri KESK ve Petrol-İş üyesi işçiler de Sakarya'ya toplu giriş yaptılar. Saat 20 civarında polis Sakarya'da toplanan kitleyi panzerlerle abluka altına aldı ve çemberi daraltmaya başladı. İşçilerin ve destek veren sendikaların Sakarya'dan ayrılmalarının ardından sol gruplar da Sakarya'dan çıkarak Yüksel Caddesine yürüyerek dağıldılar.
ANADOLU ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİNE YAPILAN SALDIRI PROTESTO EDİLDİ Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde 19-25 Mart 2010 tarihleri arasında özel güvenlikçilerin saldırıları sonucu bir öğrencinin çene kemiği çatlamış altı öğrenci de ağır şekilde yaralanmıştı. 31 Mart günü yaklaşık 200 öğrencinin; bazı öğrenci yakınlarının; Eğitim Hakları Derneği, İHD, DİSK, ÇHD temsilcilerinin ve bazı öğretim üyelerinin de aralarında bulunduğu grup Yunusemre Kampüsü Cumhuriyet Kapısı’nda buluşarak rektörlük binasına kadar yürüdü. ‘Gençler yalnız değildir, üniversite rektörü saldırılarının hesabını verecek’ yazılı pankart ile çeşitli dövizler taşınan yürüyüşte ‘Faşizme karşı omuz omuza. ÖGB-Polis defol üniversiteler bizimdir. Yaşasın örgütlü mücadelemiz. Yaşasın demokratik üniversite mücadelemiz. Yaşasın laik, bilimsel, demokratik, anadilde eğitim.’ sloganları atıldı.
"İnandığı haklı dava uğruna gerekirse canını veren ve devrimci dayanışmayı doruklara çıkarıp bizlere miras olarak bırakan bütün devrimcileri Kızıldere Direnişini yaratanların şahsında selamlıyoruz. Emperyalizme, faşizme ve şovenizme karşı mücadelenin hiç solmayan kan çiçeklerinin, ON’ların katledilişlerinin üzerinden bunca zaman geçmiş olmasına rağmen, dipdiri kalmış ve günümüze ulaşıp yön veren bu büyük devrimci mücadele mirasını yaratanların önünde saygıyla eğilmeye geldik. ON’lar bize, insanı insan yapacak ve özgürleştirecek bir başka dünyanın mümkün olduğunu gösterdiler. Denizlerin, Mahirlerin, İbrahimlerin açtığı mücadele hattından ilerleyip bu uğurda düşen binlerce kardeşimizi minnetle anmaya, devrim ve sosyalizm mücadelesinde bedel ödeyen, baş koyan bütün kardeşlerimizin bitmeyen sınıf kini, öfkesi ve inancını Mahirlerin göz kamaştıran devrimci ışığıyla kucaklaştırmaya geldik. Kızıldere direnişi, sadece devrim ve sosyalizm tarihimize altın harflerle yazılan bir isyana ad olmakla kalmadı. Onlar, kendilerinden sonraki devrimci kuşakların yaşamlarına bir fırtına gibi girdiler, yüreklerden meydanlara, sokaklara akan, sosyalizme koşan bir büyük tufan oldular. Onlar onurumuz oldular."
İzmir'de 4. Geleneksel Dev-Lis Şenliğine katılan Dev-Lis’liler şenliğin ardından, direnişteki Tariş işçilerine destek ziyareti için Fuar İsmet İnönü Kültür ve Sanat Merkezi önünden Tariş Fabrikasına kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Fabrika önünde direnişteki işçilere seslenen SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan Tariş işçilerinin direnişini selamladı ve SDP’nin, Dev-Lis’in ve Dev-Genç’in Tariş işçilerinin haklı direnişinin yanında olduğunu belirtti. '4 MİLYON İNSAN NEWROZ'DA REFERANDUM YAPTI' 21.03.2010 - Diyarbakır'da düzenlenen Newroz kutlamasında konuşan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Newroz’da referandumun sonucunu alacaklarını belirterek, “Bu meydandaki 1 milyon oy yetmiyor diyenler şimdi İstanbul'da da referandum yapılıyor, Gever de yaptı, Van da yaptı, Muş da yaptı. 4 milyon insan Newroz'da referandum yaptı” dedi. BDP’li milletvekilleri hakkında toplam bin 777 yıl hapis cezası istendiğini de belirten Demirtaş, “Bizim üzerimizden tasfiye politikalarını dayatmak isterseniz BDP sizin muhatabınız değil olsa olsa kabusunuz olacak” diye uyardı.
18.03.2010 - Başbakan Erdoğan İngiltere gezisinde BBC’ye verdiği mülakatta Ermeni göçmen işçileri, gerekirse ülkeden göndereceğini açıkladı. Başbakan aynı açıklamayı, Britanya başbakanı Brown ile düzenlediği ortak basın toplantısında da yineledi. BBC Türkçe servisine verdiği özel mülakatta Erdoğan kelimesi kelimesine şunları söyledi: “Bakın benim ülkemde 170 bin Ermeni var; bunların 70 bini benim vatandaşımdır. Ama yüz binini biz ülkemizde şu anda idare ediyoruz. E ne yapacağım ben yarın, gerekirse bu yüz binine 'Hadi siz de memleketinize' diyeceğim; bunu yapacağım. Niye? Benim vatandaşım değil bunlar... Ülkemde de tutmak zorunda değilim.” ABD Temsilciler Meclisi Dışilişkiler Komitesinin ardından İsveç Parlamentosunda Ermeni soykırımının tanındığı, İngiltere, İspanya ve Almanya parlamentolarında da benzer tasarıların gündeme geleceği bir dönemde, BBC muhabirinin “Türk dış politikası sıkıştı mı?” “Türkiye komşularıyla sıfır sorun politikası izleyen ama dünyanın geri kalanıyla kavgalı bir ülke tablosuna mı geliyor?” sorusu üzerine Erdoğan’ın sarfettiği sözler ırkçı ve faşist bir zihniyeti yansıtmaktadır. ■ SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN'IN BASIN AÇIKLAMASI 10.03.2010 - Seçim barajının anti demokratik olduğunu savunan 13 siyasi parti ortak deklarasyon yayınlayarak seçim barajının kaldırılmasını istedi. Siyasi partiler adına ortak deklarasyonu okuyan Yeşiller Eşsözcüsü Hüseyin Güngör, 12 Eylül Darbesi'nin yasakçı ürünü olan yüzde 10 barajı ile demokratik temsilin engellendiğini söyledi. Seçim barajının pek çok adaletsizliğe yol açtığını söyleyen Güngör, 'Baraj engeline takılan siyasi partilerin aldıkları oylarla çıkarmaları gereken milletvekillikleri barajı aşan partilere dağıtılmakta, bu partiler aldıkları oy oranının çok üzerinde sandalye sayısı elde etmektedirler. Bu sistem nedeniyle örneğin 2002 genel seçimlerinde olduğu gibi halkın oylarının yüzde 46'sı Meclis dışında kalan partilerde toplanabilmekte, seçimde birinci olan parti ise oyların yüzde 34'ünü aldığı halde yüzde 66'ya varan bir Meclis çoğunluğu elde edebilmektedir' dedi.
06.03.2010 - 1910’dan bugüne, 8 Mart’lar yalnızca işçi kadınların çalışma koşullarının değişmesi talebiyle sınırlı kalmadı. Kadın ezilmişliğine karşı bayrak açan her kadının taleplerini en güçlü şekilde dile getirdiği gün oldu. Tüm kadınların birlik, mücadele ve dayanışma günü haline geldi. 100 yıl sonra bugün bizler, 8 Mart’ta “Emeğimiz, Bedenimiz, Kimliğimiz Bizimdir” diyerek alanları dolduruyoruz. Hem kapitalizmin bizi ucuz işgücü olarak sömürmesine karşı çıkıyor, hem de ev içinde harcadığımız görünmeyen emeğimize sahip çıkıyoruz. Ve bu ikisi arasında bağlar kuruyor, kapitalizmin erkek egemenliğiyle iç içe geçerek bu hayatın her alanında bizi ikincil rollere hapsettiğini teşhir ediyoruz.■ FOTO (İSTANBUL, ANKARA, BURSA, DENİZLİ, İZMİR, MERSİN, ADANA)
KÜRT KURUMLARINA OPERASYONLAR PROTESTO EDİLİYOR 05.03.2010 - Avrupa ülkelerinde Kürtler, Belçika polisinin Roj Tv ve KNK'ye yaptığı operasyonu protestoya hazırlanıyor. Almanya'dan binlerce kişi de Belçika'ya doğru harekete geçti. Belçika Federal Savcılığı, Kürt kurumlarına yönelik bugün gerçekleştirilen baskınlara Türk asılı polislerin de katıldığını doğrulayarak, 20 kişinin gözaltına alındığını söyledi. Kürt kurumlarına yapılan operasyonlara tepki gösteren BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, ''Kürtlerin diyaloga yönelik çağrılarının bu operasyonla cevaplandırılması tarihi bir hatadır. Türk hükümeti çok büyük bir diyalog fırsatını geri tepti'' dedi. Roj Tv stüdyoları, KNK ve BDP temsilciliğine düzenlenen baskında ABD’nin girişimlerinin etkili olduğu ortaya çıktı. Yeşiller Partisi Senatörü Geert Lambert, ABD'nin Roj Tv’yi susturması için uzun süredir Belçika'ya baskı yaptığını söyledi.
Sabah erken saatlerde ülke çapında Kürtlere ait ev ve kurumlara baskın düzenleyen Belçika polisi Brüksel’deki Kürdistan Ulusal Kongresi binasına baskın yaptı. Baskın sırasında KNK binasında bulunan Kongra-Gel Başkanı Remzi Kartal ile Kongra-Gel başkanlığı üyesi Zübeyir Aydar gözaltına alındı. Roj Tv’ye program yapan Roj NV ve Sterk production stüdyolarına yapılan baskına 300'den fazla polisin katıldığı bildirildi. Baskında şimdiye kadar, Roj NV müdürü Gülşen Emsiz, gazeteciler Burhan Erdem, Devrim Akçadağ ve Murat Yaklav ile bazı misafirlerin bulunduğu 10’u aşkın kişi gözaltına alındı. Baskınla ilgili kısa bir açıklama yapan Roj Tv yayın kurulu, baskının anti demokratik olduğunu belirtti ve baskın sırasında yayın araçlarının tahrip edilmesini kınayarak, uygulamaya derhal son verilmesini istedi. Belçika'daki baskın ve operasyonlar geçen hafta İtalya'daki ve dün de Fransa'daki operasyonların ardından geldi. KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Roj Tv ve KNK başta olmak üzere Kürt kurumlarına düzenlenen operasyonu sert bir biçimde kınayarak, Kürtleri protesto eylemleri yapmaya çağırdı. Açıklamada ''düşmanca saldırılar karşısında Avrupa'da yaşayan tüm Kürtler Brüksel'de bir araya gelerek bu haksız, anti-demokratik saldırıya karşı protesto eylemlerini yükseltmeli bu haksız uygulamanın sona ermesini istemelidirler'' denildi.
SENDİKA KARARIYLA ÇADIRLAR KALDIRILDI Tekel işçilerinin direnişinin 78. gününde, Tek Gıda-İş'in kararıyla çadırlar kaldırıldı. Genel Başkan Mustafa Türkel, eyleme 15-20 gün mola verileceğini, 1 Nisan'da 1000 Tekel işçisinin Ankara'da toplanarak hazırlanacak eylem takvimini açıklayacağını söyledi. "4C gibi bir ucube ortadan kalkmadan mücadelemizi bırakmayacağız" diyen Türkel'in açıklaması sırasında işçiler "Dayatma değil görüşme istiyoruz" sloganı attılar. İzmir, İstanbul ve Diyarbakır çadırlarında işçiler çadırları sökmemeyi tartıştı. Çadırlar toplanırken dünkü coşku yerini buruk bir hüzne bıraktı. İşçiler daha sonra Sakarya caddesindeki esnafa karanfil dağıtarak desteklerinden dolayı teşekkür etti.
DANIŞTAY KARARI TEKEL İŞÇİLERİNİN DİRENİŞ ÇADIRLARINI BAYRAM YERİNE ÇEVİRDİ Tekel işçilerinin direnişi, AKP hükümetinin 'ya 4C'yi kabul et ya işsiz kal' dayatmasında sürenin dolmasına bir gün kala Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararıyla kritik bir dönemeci büyük bir moral üstünlükle aştı. Danıştay kararı haberi Tekel işçilerinin çadırlarına ulaştığı andan itibaren direniş alanı bayram yerine döndü. İşçiler gözyaşları içinde birbirlerine sarılarak direnişin 77. gününde mücadelelerinin üzerine çöker gibi olan kara bulutların dağılışını sevinç gösterileriyle kutladılar. AKP BİNASINA GİREN TEKEL İŞÇİLERİNE GAZ 26.02.2010 - Dün sabah trafik kazasında hayatını kaybeden Tekel işçisi Hamdullah Uysal'ın cenazesini Tekel işçilerinden kaçırarak memleketi Amasya'ya gönderen polis bugün de AKP il binasına giren işçilere gaz sıkıp coplayarak 13'ünü gözaltına aldı. Cuma namazı başladıktan sonra AKP il binası önüne gelen Tekel işçileri "Katil AKP hesap verecek" sloganları atarak polis barikatını zorladılar. Hazırlıksız yakalanan polis bazı işçilerin içeriye girmesini engelleyemedi. Güvenliğin şiddetine maruz kalan işçiler Çevik Kuvvet tarafından gözaltına alınıp Çankaya Emniyet Amirliğine götürüldü. |