YAZILAR  |  GAZETE ARŞİVİ  |  HABER ARŞİVİ  |  21 EYLÜL KOMPLOSU  

Haberler

Polis Hrant Dink anmasına müdahale etti, 11 SDP üyesi gözaltında

Hrant Dink’in katledilişinin 5. yıldönümü olan bugün, onbinlerce kişi Taksim’den Agos’a yürüyerek, yargının Türkiye siyasi tarihinin en büyük siyasi suikastlarından biri hakkında, arkasındaki güçleri koruyacak şekilde “örgüt yok” kararı vermesini protesto etti. Sosyalist Demokrasi Partisi de “Hrant için, Adalet için” diyerek bu olayın üstünün örtülmesine karşı bugün yapılan yürüyüşte yerini aldı. Yürüyüş dağılırken Sosyalist Demokrasi Partisi İstanbul İl binası önünde polis tarafından gaz bombası atılarak abluka oluşturuldu, parti binasına girmek isteyen parti üyeleri darp edilerek gözaltına alındı.


Sizin Tek Bildiğiniz Koyun Gütmekmiş!

33 ay önce yerel seçimlerin hemen ardından başlatılan ve bugün artık milletvekillerine kadar uzanmış bulunan bu KCK operasyonları ve tutuklama terörüyle kelepçelenen BDP yöneticilerinin, belediye başkanlarının, insan hakları savunucularının, sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin tam sayısı artık bilinmemektedir. Başbakan Erdoğan’ın daha birkaç gün önce “buraya niye geldin dağa çıksaydın!” diyerek ihbar ettiği Leyla Zana’nın ev ve bürosunun basılması, özel yetkili savcıların ve mahkemelerin siyasal iktidarla ne kadar iç içe çalıştıklarını bir kez daha kanıtlamıştır.


Hükümet Katliamın Üstünü Örtmeye Çalışacak

Şırnak Uludere'de 35 kişinin katledilmesine ilişkin bölgeye giden aydınlar, yazarlar ve milletvekilleri Cezayir Restorant'ta yaptıkları toplantında tanıklıklarını anlattı. Heyette yer alan SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan hükümetin katliamın üzerini örtmeye çalışacağını belirterek "Bu meseleyi kuyruğundan tutup bırakmamalıyız" dedi. Basın toplantısına, İlkay Akkaya, Aynur Doğan, Jülide Kural, Yasemin Göksu, Meryem Koray, Necmiye Alpay, Sema Solaklı, Ferhat Tunç, milletvekilleri Sebahat Tuncel ve Levent Tüzel'in de aralarında olduğu çok sayıda kişi katıldı.


Terör şiir, resim, makale değil, savaş uçaklarınızın yağdırdığı bombalardır

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın Kürtlerin hakları tanınacak demesi üzerine hepimizi endişe sardı. Çünkü 2007’de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “iyi şeyler olacak” dediğinde askeri ve siyasi operasyonlar yoğunlaşmış, çözüm politikasının daha fazla ölüm olduğu anlaşılmıştı. Arınç’ın açıklamalarının hemen öncesi günlerde hükümet tarafından yapılan “KCK operasyonları ile askeri operasyonlar eşgüdümlü yürütülüyor” açıklaması, geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in terör ve terörist tanımlamalarının neredeyse milyonları kapsaması, AKP iktidarının asıl niyetinin itirafı idi.


İşte adalet! 'Kanıt yok ama iki yıl yetmez' dediler

2 yıldır tutuklu olan üniversite öğrencileri Baran Nayır ve Ali Deniz Kılıç, 5'inci kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme, tutukluluklar için herhangi bir delil olmamasına rağmen, iki öğrenciyi serbest bırakmadı. Mahkemeye gözaltı tutanağında imzası bulunan polisler gelmezken, geçen duruşmada tahliye isteyen savcının yerine getirilen yeni savcı, "Kuvvetli suç şüphesi"nin devam ettiği gerekçesiyle iki öğrencinin tutukluluklarının devamını istedi. Avukatlar, dosyada bahsi geçen molotoflarda Nayır ve Kılıç'ın parmak izi ve tutuklu kalmalarını gerektirecek herhangi bir delil bulunmadığını belirterek tahliye talebinde bulunda. Tahliye talebini reddeden mahkeme heyeti duruşmayı 3 Nisan 2012'ye erteledi. Saat 10:00’da başlayacak olan mahkeme 14:00’da başladı. ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, Gencay Gürsoy, Özgür Mumcu, Çayan Demirel, Mehmet Eser, İlkay Akkaya, İsmail Saymaz, Barış Atay, Caner Erdem ve Aytaç Er tutuklu öğrencilere destek vermek için adliye önüne geldiler. Baran ve Ali Deniz’in arkadaşları olarak basın açıklaması gerçekleştirildi. Sanatçı İlkay Akkaya, oyuncu Mehmet Eser ve Ali Deniz Kılıç’ın babası Alaattin Kılıç konuşma yaptı.

İzmir'de tahliye yok

İzmir'de aralarında SDP üyeleri Ali Emre Ecer ve Seçkin Savaş ile BDP'li yöneticilerin olduğu 10'u tutuklu 23 kişinin yargılandığı davanın duruşması bugün görüldü. Sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi, mahkeme salonunda bulunan izleyiciler tarafından protesto edilince, polis cop ve gaz kullandı. SDP üyesi Kaan Uğur, mahkeme başkanının talimatıyla ‘mahkeme düzenini bozmak’ iddiasıyla yaka-paça gözaltına alındı. Gözaltı sırasında omuzu çıkan ve montu yırtılan Uğur, hâkime ifade verdi.

Hopa davalarında tutuklu kalmadı

Artvin'in Hopa ilçesinde çıkan olayların ardından tutuklanan yedi kişi bugün tahliye oldu. Ankara'da Hopa protestosuna katılan ve Sincan F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan Erdal Kozan da tahliye edildi. Hopa'da gözaltına alınanlar Erzurum Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmada yargılandıkları Terörle Mücadele Kanunu'ndan (TMK) beraat etmişlerdi. Hopa'ya alınan davada savcılık dosyaları ayırmış, ilk mahkemede beş, ikinci mahkemede de beş sanığın tahliye edilmesine karar vermişti. Ankara'da Lokumcu'nun öldürülmesini protesto eylemlerine katılmalarının ardından 28 kişi hakkında da "örgüt üyeliğinden" dava açılmıştı. Tutuklu yargılanan 22 sanık, 9 Aralık'taki ilk duruşmada tahliye edilmişti. Hopa olayları nedeniyle tek tutuklu sanık olan Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Ankara İl Sekreteri Erdal Kozan da bugün tahliye edildi. Kozan, 18 Ekim'de evine yapılan baskınla gözaltına alınmıştı.

Baran ve Ali Deniz için 20 Aralık'ta Beşiktaş'tayız

Baran Nayır ve Ali Deniz Kılıç. Henüz 20’li yaşlarının başında üniversite öğrencisi iki genç. Haklarında hiçbir delil bulunmamasına, savcının tahliye talebine rağmen iki senedir tutuklular. Öğrenci Gençlik Sendikası Genç-Sen’in üyesi Baran ve Ali Deniz cezaevlerinde bulunan beş yüzün üzerindeki tutuklu öğrenciden sadece ikisi. ‘Suç’ları mücadele etmek ve öğrenci olmak. En büyük ‘suç’larıysa insanlığın var olduğu günden bu yana asla elde edemediği barış için sokağa çıkmak, susmamak.

Dayak var, taciz var, hakaret var ama yine suçlu kadın!

Karabağlar polis karakolu önünde eylem yapan SDP’li kadınlar, Fevziye Cengiz'in Karabağlar polis karakolunda dövülmesini protesto ettiler.  Karabağlar Polis Karakolu önünde toplanan SDP’li kadınlar, “Kadınları, Gözaltında Döven Polis mi Koruyacak?”  yazan pankart açarak, kadın şiddetini protesto eden sloganlar attı. Karakol önünde kadınlar adına açıklama yapan Meltem Yılmaz, Fevziye Cengiz'in 16 Temmuz'da bir eğlence mekanından polislerce gözaltına alındığını ve karakola götürülerek dövüldüğünü hatırlattı. Yılmaz, basına yansıyan görüntülerle kadına yönelik şiddetin karakollara kadar girdiğinin belgelendiğini söyledi. 

Hopa davasında 22 tahliye

31 Mayıs’ta Hopa’da Metin Lokumcu’nun polisin kullandığı gaz nedeniyle yaşamını yitirmesi üzerine aynı gün Ankara’da protesto eylemine katılanlardan çoğu öğrenci 28 devrimci hakkında açılan davanın ilk duruşması  Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülüyor. Hopa davası için binlerce kişi yoğun kar yağışı altında Ankara Adliyesi önünde toplandı. Adliye önünde açıklama yapan kurum temsilcileri, 28 muhalif şahsında Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan'ın yargılanmak istendiğine dikkat çekti, "Tarih Deniz'i, Mahir'i akladı. Bu gençleri de aklayacak" dedi.  Mahkeme, yargılamanın 2911 Sayılı Yasa'ya muhalefet kapsamında yapılması ve görevsizlik kararı verilmesi talebini kabul etmedi. İlk savunmayı yapan Halkevleri GYK üyesi Mahir Mansuroğlu, "Derelerine, suyuna, çayına sahip çıkan Hopalılara saldırıda Metin Lokumcu'nun polis tarafından öldürülmesine tepki duymak her insanın yapması gerekendi" dedi. Avukatların savunmasına geçilmeden önce savcı Eda Dışkaya, Cüneyt Çakır, Göksel Ilgın, Ferat Konukçu, Ozan Sürer'in suçun mahiyeti değiştiği için tahliyelerini istedi. Avukatların savunmalarından sonra mahkeme heyeti tüm sanıkların tahliye talebini kabul ederek tutuksuz yargılanmalarına karar verdi.

Hopa tutsaklarına özgürlük!

Yarın Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde ilk duruşması yapılacak Hopa Davasıyla ilgili bir basın açıklaması yapan SDP Genel Başkan Yardımcısı Yeşim Ergün, mahkemelerin polisin kararlarına meşruiyet kazandırmak için çalışan birer “biçimsel infaz kurumları”na, Türkiye'nin ise dünyanın en büyük açık cezaevine çevrilmeye çalışıldığını belirterek "ülkenin başbakanı ülkeyi bir cezaevi müdürünün cezaevini yönetmesi gibi yönetmeye başlamıştır" dedi. 31 Mayıs’ta Hopa’da Metin Lokumcu’nun polisin kullandığı gaz nedeniyle yaşamını yitirmesi üzerine aynı gün Ankara’da protesto eylemine katılanlardan çoğu öğrenci 28 devrimci hakkında açılan davanın ilk duruşması yarın Ankara’da görülecek. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, “silahlı terör örgütüne üye olmak, terör örgütü propagandası yapmak, kasten yaralama, kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, 2911 sayılı yasaya muhalefet etme” suçlarından 17-52 yıl arasında değişen hapis cezaları isteniyor. İddianamede yaklaşık yarım yüzyıldır serbestçe satılan ve defalarca baskıları yapılan, yalnızca 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde hukuk-dışı kararlarla satışı engellenen Marx’a, Engels’e, Lenin’e ait kitaplar “delil” olarak sunulmakta, 40 yıl önceki THKP-C’nin nasıl kurulduğu anlatılmakta, Mersin milletvekili Ertuğrul Kürkçü’den “terörist” diye sözedilmekte, 79 yıllık Halkevleri “yasadışı silahlı terör örgütü güdümünde faaliyet göstermek”le suçlanmakta.


Adalı'yı anmak suç diye değerlendirilemez!

SDP'li Ufuk Çeri 1980'de asılan ve Başbakan Erdoğan'ın 12 Eylül referandumu öncesi hakkında konuşurken ağladığı Necdet Adalı'yı anmakla suçlandı.


Kadın düşmanı Ahmet Çakar'a mor kart

Beyaz TV ekranlarından kadın düşmanı açıklamalarda bulunan Ahmet Çakar'la ilgili SDP'li kadınlar Taksim Tramvay Durağı'nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Kadın düşmanı konuşmaların bir yenisi, son olarak Beyaz TV ekranlarında Ahmet Çakar'dan dile geldi. "Kadın istemezse, erkek kolay kolay tecavüz edemez" diyen Ahmet Çakar, bir kadın hakkında "siyahi - çirkin kız" diyerek kadınları aşağılamaya devam etti. Taksim Tramvay Durağı'nda toplanan SDP'li kadınlar ''Jin, jiyan, azadi'', "Erkek devlet şiddetine son", "Yaşasın kadın dayanışması" sloganlarını atarak, getirdikleri düdükler ve mor kartlarla basın açıklaması gerçekleştirdi.  Basın Metnini okuyan Sevda Yeliz Nar ''Her yeni günde yeni bir tecavüz, kadın cinayeti haberi ile uyanıyoruz. Kadınlar öldürüldüğünde, bunun adı cinayet değil, “namus”, “cinnet” “delilik”, “kıskançlık”, “sevgi” oluyor bu düzene göre'' dedi.

Sosyalist partiler: Barış isteyenler tasfiye edilmeye çalışılıyor

BDP Grubu'nu ziyaret eden ilerici-sosyalist siyasi partilerin başkanları, tutuklamalar için "AKP hükümeti, barış ve demokrasi isteyenleri susturmaya ve etkisizleştirmeye çalışıyor. Siyasi partiler, platformlar ve kurumlar bu operasyonlar ve tutuklamalarla çalışamaz hale getirilmek, tasfiye edilmek isteniyor" dedi.  EHP Genel Başkanı Sibel Uzun, 19 kişilik heyet adına yaptığı açıklamada, KCK adı altında yapılan siyasi operasyonlara dikkat çekerek, "Bu gözaltı ve tutuklamaların anlamı açıktır: Kürt sorununda çözümsüzlük politikalarını, askeri operasyonları arttırarak derinleştiren AKP hükümeti, barış ve demokrasi isteyenleri, savaşa karşı barış talebini yükselten kesimleri de susturmaya ve etkisizleştirmeye çalışıyor. Siyasi partiler, platformlar ve kurumlar bu operasyonlar ve tutuklamalarla çalışamaz hale getirilmek, tasfiye edilmek isteniyor" dedi. 



SDP PM üyesi Ufuk Çeri tutuklandı

Kocaeli'nde 22 Kasım sabahı başlayan polis operasyonuyla gözaltına alınan ESP, EMEP, SDP, Odak, DHF, Partizan, Halkevleri, Kızılbayrak ve Öğrenci Kolektifleri'nden 22 kişinin savcılık sorgularının ardından bugün tutuklama talebiyle mahkemeye çıkarılan 12 kişi tutuklandı. Aralarında SDP PM üyesi Ufuk Çeri, ESP üyeleri  İlke Başak Baydar ve Emre Genç,  Halkevleri GYK üyesi Metin Kaya, Saraybahçe Halkevi Başkanı Mihrican Atalay, DHF üyeleri Musa Baş ve Cihan Yolcu'nun da bulunduğu 12 kişi "terör örgütü üyeliği", "terör örgütü propagandası", "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla tutuklandı. Tutuklananlar Kandıra F Tipi Hapishanesi'ne götürüldü.

>>Daha önce yayınlanmış haberler için tıklayınız











     
 
Loading