Polis Hrant Dink anmasına
müdahale etti, 11 SDP üyesi gözaltında
Hrant
Dink’in katledilişinin 5. yıldönümü olan bugün, onbinlerce kişi
Taksim’den Agos’a yürüyerek, yargının Türkiye siyasi tarihinin en büyük
siyasi suikastlarından biri hakkında, arkasındaki güçleri koruyacak
şekilde “örgüt yok” kararı vermesini protesto etti. Sosyalist Demokrasi
Partisi de “Hrant için, Adalet için” diyerek bu olayın üstünün
örtülmesine karşı bugün yapılan yürüyüşte yerini aldı. Yürüyüş
dağılırken Sosyalist Demokrasi Partisi İstanbul İl binası önünde polis
tarafından gaz bombası atılarak abluka oluşturuldu, parti binasına
girmek isteyen parti üyeleri darp edilerek gözaltına alındı.
Sizin Tek Bildiğiniz Koyun
Gütmekmiş!
33 ay önce yerel seçimlerin hemen ardından
başlatılan ve bugün artık milletvekillerine kadar uzanmış bulunan bu KCK
operasyonları ve tutuklama terörüyle kelepçelenen BDP yöneticilerinin,
belediye başkanlarının, insan hakları savunucularının, sivil toplum
kuruluşlarının temsilcilerinin tam sayısı artık bilinmemektedir.
Başbakan Erdoğan’ın daha birkaç gün önce “buraya niye geldin dağa
çıksaydın!” diyerek ihbar ettiği Leyla Zana’nın ev ve bürosunun
basılması, özel yetkili savcıların ve mahkemelerin siyasal iktidarla ne
kadar iç içe çalıştıklarını bir kez daha kanıtlamıştır.
Hükümet Katliamın Üstünü
Örtmeye Çalışacak
Şırnak
Uludere'de 35 kişinin katledilmesine ilişkin bölgeye giden aydınlar,
yazarlar ve milletvekilleri Cezayir Restorant'ta yaptıkları toplantında
tanıklıklarını anlattı. Heyette yer alan SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan
hükümetin katliamın üzerini örtmeye çalışacağını belirterek "Bu meseleyi
kuyruğundan tutup bırakmamalıyız" dedi. Basın toplantısına, İlkay
Akkaya, Aynur Doğan, Jülide Kural, Yasemin Göksu, Meryem Koray, Necmiye
Alpay, Sema Solaklı, Ferhat Tunç, milletvekilleri Sebahat Tuncel ve
Levent Tüzel'in de aralarında olduğu çok sayıda kişi katıldı.
Terör şiir, resim, makale
değil, savaş uçaklarınızın yağdırdığı bombalardır
Başbakan
Yardımcısı Bülent Arınç’ın Kürtlerin hakları tanınacak demesi üzerine
hepimizi endişe sardı. Çünkü 2007’de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “iyi
şeyler olacak” dediğinde askeri ve siyasi operasyonlar yoğunlaşmış,
çözüm politikasının daha fazla ölüm olduğu anlaşılmıştı. Arınç’ın
açıklamalarının hemen öncesi günlerde hükümet tarafından yapılan “KCK
operasyonları ile askeri operasyonlar eşgüdümlü yürütülüyor” açıklaması,
geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in terör ve
terörist tanımlamalarının neredeyse milyonları kapsaması, AKP
iktidarının asıl niyetinin itirafı idi.
İşte adalet!
'Kanıt yok ama iki yıl yetmez' dediler

2 yıldır tutuklu olan üniversite öğrencileri Baran
Nayır ve Ali Deniz Kılıç, 5'inci kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme,
tutukluluklar için herhangi bir delil olmamasına rağmen, iki öğrenciyi
serbest bırakmadı. Mahkemeye gözaltı tutanağında imzası bulunan polisler
gelmezken, geçen duruşmada tahliye isteyen savcının yerine getirilen
yeni savcı, "Kuvvetli suç şüphesi"nin devam ettiği gerekçesiyle iki
öğrencinin tutukluluklarının devamını istedi. Avukatlar, dosyada bahsi
geçen molotoflarda Nayır ve Kılıç'ın parmak izi ve tutuklu kalmalarını
gerektirecek herhangi bir delil bulunmadığını belirterek tahliye
talebinde bulunda. Tahliye talebini reddeden mahkeme heyeti duruşmayı 3
Nisan 2012'ye erteledi. Saat 10:00’da başlayacak olan mahkeme
14:00’da başladı. ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, Gencay Gürsoy, Özgür
Mumcu, Çayan Demirel, Mehmet Eser, İlkay Akkaya, İsmail Saymaz, Barış
Atay, Caner Erdem ve Aytaç Er tutuklu öğrencilere destek vermek için
adliye önüne geldiler. Baran ve Ali Deniz’in arkadaşları olarak basın
açıklaması gerçekleştirildi. Sanatçı İlkay Akkaya, oyuncu Mehmet Eser ve
Ali Deniz Kılıç’ın babası Alaattin Kılıç konuşma yaptı.
İzmir'de
tahliye yok
İzmir'de aralarında SDP üyeleri Ali Emre Ecer ve
Seçkin Savaş ile BDP'li yöneticilerin olduğu 10'u tutuklu 23 kişinin
yargılandığı davanın duruşması bugün görüldü. Sanıkların tutukluluk
hallerinin devamına karar verilmesi, mahkeme salonunda bulunan
izleyiciler tarafından protesto edilince, polis cop ve gaz kullandı. SDP
üyesi Kaan Uğur, mahkeme başkanının talimatıyla ‘mahkeme düzenini
bozmak’ iddiasıyla yaka-paça gözaltına alındı. Gözaltı sırasında omuzu
çıkan ve montu yırtılan Uğur, hâkime ifade verdi.
Hopa
davalarında tutuklu kalmadı
Artvin'in Hopa ilçesinde çıkan olayların ardından
tutuklanan yedi kişi bugün tahliye oldu. Ankara'da Hopa protestosuna
katılan ve Sincan F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan Erdal Kozan da
tahliye edildi. Hopa'da gözaltına alınanlar Erzurum Özel Yetkili Ağır
Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmada yargılandıkları Terörle Mücadele
Kanunu'ndan (TMK) beraat etmişlerdi. Hopa'ya alınan davada savcılık
dosyaları ayırmış, ilk mahkemede beş, ikinci mahkemede de beş sanığın
tahliye edilmesine karar vermişti. Ankara'da Lokumcu'nun öldürülmesini
protesto eylemlerine katılmalarının ardından 28 kişi hakkında da "örgüt
üyeliğinden" dava açılmıştı. Tutuklu yargılanan 22 sanık, 9 Aralık'taki
ilk duruşmada tahliye edilmişti. Hopa olayları nedeniyle tek tutuklu
sanık olan Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Ankara İl Sekreteri Erdal
Kozan da bugün tahliye edildi. Kozan, 18 Ekim'de evine yapılan baskınla
gözaltına alınmıştı.
Baran ve Ali Deniz için 20 Aralık'ta Beşiktaş'tayız
Baran
Nayır ve Ali Deniz Kılıç. Henüz 20’li yaşlarının başında üniversite
öğrencisi iki genç. Haklarında hiçbir delil bulunmamasına, savcının
tahliye talebine rağmen iki senedir tutuklular. Öğrenci Gençlik
Sendikası Genç-Sen’in üyesi Baran ve Ali Deniz cezaevlerinde bulunan beş
yüzün üzerindeki tutuklu öğrenciden sadece ikisi. ‘Suç’ları mücadele
etmek ve öğrenci olmak. En büyük ‘suç’larıysa insanlığın var olduğu
günden bu yana asla elde edemediği barış için sokağa çıkmak, susmamak.
Dayak var, taciz var,
hakaret var ama yine suçlu kadın!
Karabağlar
polis karakolu önünde eylem yapan SDP’li kadınlar, Fevziye Cengiz'in
Karabağlar polis karakolunda dövülmesini protesto ettiler. Karabağlar
Polis Karakolu önünde toplanan SDP’li kadınlar, “Kadınları, Gözaltında
Döven Polis mi Koruyacak?” yazan pankart açarak, kadın şiddetini
protesto eden sloganlar attı. Karakol önünde kadınlar adına açıklama
yapan Meltem Yılmaz, Fevziye Cengiz'in 16 Temmuz'da bir eğlence
mekanından polislerce gözaltına alındığını ve karakola götürülerek
dövüldüğünü hatırlattı. Yılmaz, basına yansıyan görüntülerle kadına
yönelik şiddetin karakollara kadar girdiğinin belgelendiğini söyledi.
Hopa davasında 22 tahliye
31
Mayıs’ta Hopa’da Metin Lokumcu’nun polisin kullandığı gaz nedeniyle
yaşamını yitirmesi üzerine aynı gün Ankara’da protesto eylemine
katılanlardan çoğu öğrenci 28 devrimci hakkında açılan davanın ilk
duruşması Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülüyor. Hopa davası için
binlerce kişi yoğun kar yağışı altında Ankara Adliyesi önünde toplandı.
Adliye önünde açıklama yapan kurum temsilcileri, 28 muhalif şahsında
Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan'ın yargılanmak istendiğine dikkat çekti,
"Tarih Deniz'i, Mahir'i akladı. Bu gençleri de aklayacak" dedi.
Mahkeme, yargılamanın 2911 Sayılı Yasa'ya muhalefet kapsamında
yapılması ve görevsizlik kararı verilmesi talebini kabul etmedi. İlk
savunmayı yapan Halkevleri GYK üyesi Mahir Mansuroğlu, "Derelerine,
suyuna, çayına sahip çıkan Hopalılara saldırıda Metin Lokumcu'nun polis
tarafından öldürülmesine tepki duymak her insanın yapması gerekendi"
dedi. Avukatların savunmasına geçilmeden önce savcı Eda Dışkaya, Cüneyt
Çakır, Göksel Ilgın, Ferat Konukçu, Ozan Sürer'in suçun mahiyeti
değiştiği için tahliyelerini istedi. Avukatların savunmalarından sonra
mahkeme heyeti tüm sanıkların tahliye talebini kabul ederek tutuksuz
yargılanmalarına karar verdi.
Hopa tutsaklarına
özgürlük!
Yarın
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde ilk duruşması yapılacak Hopa Davasıyla
ilgili bir basın açıklaması yapan SDP Genel Başkan Yardımcısı Yeşim
Ergün, mahkemelerin polisin kararlarına meşruiyet kazandırmak için
çalışan birer “biçimsel infaz kurumları”na, Türkiye'nin ise dünyanın en
büyük açık cezaevine çevrilmeye çalışıldığını belirterek "ülkenin
başbakanı ülkeyi bir cezaevi müdürünün cezaevini yönetmesi gibi
yönetmeye başlamıştır" dedi. 31 Mayıs’ta Hopa’da Metin Lokumcu’nun
polisin kullandığı gaz nedeniyle yaşamını yitirmesi üzerine aynı gün
Ankara’da protesto eylemine katılanlardan çoğu öğrenci 28 devrimci
hakkında açılan davanın ilk duruşması yarın Ankara’da görülecek. Ankara
11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, “silahlı
terör örgütüne üye olmak, terör örgütü propagandası yapmak, kasten
yaralama, kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, 2911
sayılı yasaya muhalefet etme” suçlarından 17-52 yıl arasında değişen
hapis cezaları isteniyor. İddianamede yaklaşık yarım yüzyıldır serbestçe
satılan ve defalarca baskıları yapılan, yalnızca 12 Mart ve 12 Eylül
dönemlerinde hukuk-dışı kararlarla satışı engellenen Marx’a, Engels’e,
Lenin’e ait kitaplar “delil” olarak sunulmakta, 40 yıl önceki THKP-C’nin
nasıl kurulduğu anlatılmakta, Mersin milletvekili Ertuğrul Kürkçü’den
“terörist” diye sözedilmekte, 79 yıllık Halkevleri “yasadışı silahlı
terör örgütü güdümünde faaliyet göstermek”le suçlanmakta.
Adalı'yı anmak suç diye
değerlendirilemez!

SDP'li Ufuk Çeri 1980'de asılan ve Başbakan
Erdoğan'ın 12 Eylül referandumu öncesi hakkında konuşurken ağladığı
Necdet Adalı'yı anmakla suçlandı.
Kadın düşmanı Ahmet
Çakar'a mor kart

Beyaz TV ekranlarından kadın düşmanı açıklamalarda bulunan Ahmet
Çakar'la ilgili SDP'li kadınlar Taksim Tramvay Durağı'nda basın
açıklaması gerçekleştirdi. Kadın düşmanı konuşmaların bir yenisi, son
olarak Beyaz TV ekranlarında Ahmet Çakar'dan dile geldi. "Kadın
istemezse, erkek kolay kolay tecavüz edemez" diyen Ahmet Çakar, bir
kadın hakkında "siyahi - çirkin kız" diyerek kadınları aşağılamaya devam
etti. Taksim Tramvay Durağı'nda toplanan SDP'li kadınlar ''Jin, jiyan,
azadi'', "Erkek devlet şiddetine son", "Yaşasın kadın dayanışması"
sloganlarını atarak, getirdikleri düdükler ve mor kartlarla basın
açıklaması gerçekleştirdi. Basın Metnini okuyan Sevda Yeliz Nar ''Her
yeni günde yeni bir tecavüz, kadın cinayeti haberi ile uyanıyoruz.
Kadınlar öldürüldüğünde, bunun adı cinayet değil, “namus”, “cinnet”
“delilik”, “kıskançlık”, “sevgi” oluyor bu düzene göre'' dedi.
Sosyalist partiler: Barış
isteyenler tasfiye edilmeye çalışılıyor
BDP
Grubu'nu ziyaret eden ilerici-sosyalist siyasi partilerin başkanları,
tutuklamalar için "AKP hükümeti, barış ve demokrasi isteyenleri
susturmaya ve etkisizleştirmeye çalışıyor. Siyasi partiler, platformlar
ve kurumlar bu operasyonlar ve tutuklamalarla çalışamaz hale getirilmek,
tasfiye edilmek isteniyor" dedi. EHP Genel Başkanı Sibel Uzun, 19
kişilik heyet adına yaptığı açıklamada, KCK adı altında yapılan siyasi
operasyonlara dikkat çekerek, "Bu gözaltı ve tutuklamaların anlamı
açıktır: Kürt sorununda çözümsüzlük politikalarını, askeri operasyonları
arttırarak derinleştiren AKP hükümeti, barış ve demokrasi isteyenleri,
savaşa karşı barış talebini yükselten kesimleri de susturmaya ve
etkisizleştirmeye çalışıyor. Siyasi partiler, platformlar ve kurumlar bu
operasyonlar ve tutuklamalarla çalışamaz hale getirilmek, tasfiye
edilmek isteniyor" dedi.

SDP PM üyesi Ufuk Çeri tutuklandı
Kocaeli'nde 22 Kasım sabahı başlayan polis operasyonuyla gözaltına
alınan ESP, EMEP, SDP, Odak, DHF, Partizan, Halkevleri, Kızılbayrak ve
Öğrenci Kolektifleri'nden 22 kişinin savcılık sorgularının ardından
bugün tutuklama talebiyle mahkemeye çıkarılan 12 kişi tutuklandı.
Aralarında SDP PM üyesi Ufuk Çeri, ESP üyeleri İlke Başak Baydar ve
Emre Genç, Halkevleri GYK üyesi Metin Kaya, Saraybahçe Halkevi Başkanı
Mihrican Atalay, DHF üyeleri Musa Baş ve Cihan Yolcu'nun da bulunduğu 12
kişi "terör örgütü üyeliği", "terör örgütü propagandası", "suçu ve
suçluyu övmek" suçlamasıyla tutuklandı. Tutuklananlar Kandıra F Tipi
Hapishanesi'ne götürüldü.