RUKEN ADALI / ANF
Ankara - SDP
Genel Başkanı Rıdvan Turan, Türkiye sosyalist hareketinin 12
Eylül ile hesaplaşamadığını belirterek, "Kimi zaman bu
hesaplaşma ideolojik politik bağlamından koparılarak ele alındı,
kimi zaman 12 Eylül ile hesaplaşma kendi eksikliklerimiz
görmezden gelinerek yapılmaya çalışıldı" dedi.
12 Eylül darbesinin üzerinden 31 yıl geçti. Bu yıl da sokaklara
dökülen ezilenler, darbeyi gerçekleştirenlerin sanık
sandalyesine oturtulmasını, darbeyle hesaplaşma ve yüzleşme
sürecinin hayata geçirilmesini istedi.
ANF, 12 Eylül darbesinin 31. yıldönümünde Türkiye'de darbeyle
yüzleşme ve hesaplaşma sürecinin yaşanmamasında emekçi sol
hareketin etkisinin neler olabileceğini SDP Genel Başkanı Rıdvan
Turan, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan ile Atılım Gazetesi Genel
Yayın Yönetmeni İbrahim Çiçek'e sordu.
SDP Genel Başkanı Turan, Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla
birlikte 12 Eylül ile hesaplaşma olgusunun da son derece
karmaşık ve içinden çıkılması güç bir hal aldığına dikkat
çekerek, "12 Eylül askeri darbesi Türkiye sosyalist hareketini
örgütsel planda önemli ölçüde tasfiye etmiştir ama yaklaşık bir
10 yıl kadar sonra reel sosyalizmin çöküşü 12 Eylül ile
hesaplaşmanın salt örgütsel planda mümkün olamayacağını, eskinin
aynen tekrarlanmasının -eski örgütsel yol ve yöntemlerle,
sosyalizm tasavvuruyla yola devam etmeye çalışmanın- sonuç
vermeyeceğini göstermiştir. Sosyalist hareket köklü bir
ideolojik darbe yemiştir" dedi.
Sosyalist hareketin darbeden bu yana 12 Eylül ile hesaplaşacak
yeterli bir aktivite içine giremediği değerlendirmesinde bulunan
Turan, şu değerlendirmede bulundu: "Kanımca sosyalist hareketin
güçsüzlüğü bir faktördü ama diğer yandan 12 Eylül darbesi,
kurulu düzeni anayasa ve yasalarıyla öylesine tahkim etmiş ve
devrimci muhalefeti öylesine marjinalleştirmişti ki, bunun
içinde kalarak ve var olan örgütsel yetmezliklerle onunla
hesaplaşmak mümkün olamadı. Yalnızca PKK bunun dışında
tutulabilir. O darbenin gelişinden önce coğrafi olarak da
kendini sınırların dışına taşımış ve böylece sosyalist hareketin
yapamadığı bir şeyi başarmış oldu."
'İDEOLOJİK VE POLİTİK BAĞLAMINDAN KOPARTILDI'
"Türkiye Sosyalist Hareketi 30 yıldır 12 Eylül ile yeterli
ölçüde hesaplaşamadı" diyen Turan, "Kimi zaman bu hesaplaşma
ideolojik politik bağlamından koparılarak ele alındı, kimi zaman
12 Eylül ile hesaplaşma kendi eksikliklerimiz görmezden
gelinerek yapılmaya çalışıldı. Kimi zaman kendimizle
hesaplaşmadan 12 Eylül ile hesaplaşabileceğimizi düşündük. Ve
tüm bunların sonucu olarak kitleselleşemeyen, kendini işçi
sınıfının önder örgütü olarak gören, diğerlerini de son tahlilde
burjuvazinin yanına gönderen örgütsel anlayışlar gerçek işçi
sınıfı örgütleri olarak var olamadı, politik olarak güçsüz
yapılar olarak yollarına devam ettiler ve istemeseler de
sistemin devamında pay sahibi oldular" diye konuştu.
'ÖZNEL OLARAK HESAPLAŞMA GÜCÜNE SAHİP DEĞİL'
Rıdvan Turan, "Emekçi sol hareket bakımından 12 Eylül’le
hesaplaşma istek ve yönelimi, toplumsal bir eğilim olarak neden
‘80’li ve 90’lı yıllarda doğmarı" sorusuna ise şu yanıtı verdi:
"Birincisi bu yıllar özellikle de '80'li yıllar 12 Eylülcü
müesses nizamın tahkimat yıllarıydı. Asker her ne kadar '83'te
seçime gitmiş ve kendileri sahneden bir anlamda çekilmiş olsa da
kurdukları sistem tahkimatını '80 ve '90'larda devam ettirdi. 12
Eylül anayasası, yasalar, bu eksende yeniden örgütlenen
toplumsal yapı, solun bir bütün olarak tasfiyesi, Özallı
neoliberalizm yılları ve belki de en önemlisi Kürtlere karşı
sürdürülen kirli savaş bu tahkimatı devam ettirdi. Bu siyasi
koşullar toplumsal ve siyasal düzeyde 12 Eylül ile hesaplaşacak
bir vasatın oluşumunu engelledi. Elbette emperyalizmin Ortadoğu
politikaları, çökmekte de olsa reel sosyalizm tehtidi gibi
faktörler de bu hesaplaşmayı zorlaştırdı. Bir diğer faktör öznel
olarak sosyalist hareket bu hesaplaşmayı yapacak güç ve
etkinliğe sahip değildi. Devrimcilerin büyük kısmı
cezaevlerindeydi. Örgütler önemli bir tasfiye süreci
yaşamaktaydı. Örgütlerin önderliklerinin büyük kısmı çökmüş
durumdaydı. Her şeye karşın darbe sonrasında darbeye direnen
devrimci yapılar da yok değildi, ancak bunlar sonuç alıcı
olamadı. 12 Eylül ile hesaplaşma meselesi tam da bu yılların
teorik politik keşmekeşi sebebiyle de mümkün olmadı. 12 eylül
yenilgisinin sebebi tartışılırken hemen ardından reel
sosyalizmin çöküşü geldi ve son derece anakronik bir sorunlar
yığını ortaya çıktı."
SDP Genel Başkanı Rıdvah Turan, "12 Eylül döneminde 'örgütlü
direniş'in devrimci eleştirisi söz konusu olduğunda belki de
yanıtı aranması gereken ilk soru, neden bir devrimci önderlik
sıçraması arayış, yönelim ve iddiasının açığa çıkmadığıdır. Bu
soruya yanıtınız nedir?" sorusuna ise şu yanıtı verdi: "Örgütler
kendilerini fiziken darbenin etkilerinden koruyacak önlemler
alamadılar ya da bu çabalar yeterli olmadı. Örneğin sınır dışına
çıkmak ve yeni bir felsefe ile, yeni bir örgüt ve politika ile
sürece devam etmek mümkün olabilirdi. İçerde kalarak direniş de
pekala denenebilirdi. Sonuçta yenilmiş olsak da çok önemli bir
gelenek yaratmış olurduk. Cılız birkaç hareket dışında bu da
mümkün olmadı. Önderlikler önemli ölçüde tasfiye edilmişti. Bu
koşullarda bir sıçrama mümkün olmadı. Çabalanmadığını söylemek
haksızlık olur ama çabalarımız yeterli devrimci sonuçları
doğurmadı. Örgütsel sorunların yanında sosyalizmin yaşadığı
yenilgiye çözümler oluşturulamadı. Başarısızlık sadece örgütsel
yetersizliklere faturalandırıldı. Bu eğilimin bir ölçüde devam
ettğini söyleyebilmek mümkündür. Bu sebeple 12 Eylül ile
hesaplaşmak, darbecilerin yargılamasını, 12 Eylül'ün yarattığı
düzenin değiştirilmesini içermekle kalmamalı, aynı zamanda
kendimizle de bir hesaplaşmayı -örgüt, politika, teori
bağlamında- içermelidir. Biri eksik olursa bu hesaplaşma tarih
önünde başarısız kalacaktır."
ANF NEWS AGENCY
