Rıdvan Turan: Hesaplaşma, eksikliklerimiz görmezden gelinerek yapılmak istendi


 13 Eylül 2011


RUKEN ADALI / ANF

Ankara - SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, Türkiye sosyalist hareketinin 12 Eylül ile hesaplaşamadığını belirterek, "Kimi zaman bu hesaplaşma ideolojik politik bağlamından koparılarak ele alındı, kimi zaman 12 Eylül ile hesaplaşma kendi eksikliklerimiz görmezden gelinerek yapılmaya çalışıldı" dedi.

12 Eylül darbesinin üzerinden 31 yıl geçti. Bu yıl da sokaklara dökülen ezilenler, darbeyi gerçekleştirenlerin sanık sandalyesine oturtulmasını, darbeyle hesaplaşma ve yüzleşme sürecinin hayata geçirilmesini istedi. 

ANF, 12 Eylül darbesinin 31. yıldönümünde Türkiye'de darbeyle yüzleşme ve hesaplaşma sürecinin yaşanmamasında emekçi sol hareketin etkisinin neler olabileceğini SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan ile Atılım Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Çiçek'e sordu.

SDP Genel Başkanı Turan, Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte 12 Eylül ile hesaplaşma olgusunun da son derece karmaşık ve içinden çıkılması güç bir hal aldığına dikkat çekerek, "12 Eylül askeri darbesi Türkiye sosyalist hareketini örgütsel planda önemli ölçüde tasfiye etmiştir ama yaklaşık bir 10 yıl kadar sonra reel sosyalizmin çöküşü 12 Eylül ile hesaplaşmanın salt örgütsel planda mümkün olamayacağını, eskinin aynen tekrarlanmasının -eski örgütsel yol ve yöntemlerle, sosyalizm tasavvuruyla yola devam etmeye çalışmanın- sonuç vermeyeceğini göstermiştir. Sosyalist hareket köklü bir ideolojik darbe yemiştir" dedi.

Sosyalist hareketin darbeden bu yana 12 Eylül ile hesaplaşacak yeterli bir aktivite içine giremediği değerlendirmesinde bulunan Turan, şu değerlendirmede bulundu: "Kanımca sosyalist hareketin güçsüzlüğü bir faktördü ama diğer yandan 12 Eylül darbesi, kurulu düzeni anayasa ve yasalarıyla öylesine tahkim etmiş ve devrimci muhalefeti öylesine marjinalleştirmişti ki, bunun içinde kalarak ve var olan örgütsel yetmezliklerle onunla hesaplaşmak mümkün olamadı. Yalnızca PKK bunun dışında tutulabilir. O darbenin gelişinden önce coğrafi olarak da kendini sınırların dışına taşımış ve böylece sosyalist hareketin yapamadığı bir şeyi başarmış oldu."

'İDEOLOJİK VE POLİTİK BAĞLAMINDAN KOPARTILDI'

"Türkiye Sosyalist Hareketi 30 yıldır 12 Eylül ile yeterli ölçüde hesaplaşamadı" diyen Turan, "Kimi zaman bu hesaplaşma ideolojik politik bağlamından koparılarak ele alındı, kimi zaman 12 Eylül ile hesaplaşma kendi eksikliklerimiz görmezden gelinerek yapılmaya çalışıldı. Kimi zaman kendimizle hesaplaşmadan 12 Eylül ile hesaplaşabileceğimizi düşündük. Ve tüm bunların sonucu olarak kitleselleşemeyen, kendini işçi sınıfının önder örgütü olarak gören, diğerlerini de son tahlilde burjuvazinin yanına gönderen örgütsel anlayışlar gerçek işçi sınıfı örgütleri olarak var olamadı, politik olarak güçsüz yapılar olarak yollarına devam ettiler ve istemeseler de sistemin devamında pay sahibi oldular" diye konuştu. 

'ÖZNEL OLARAK HESAPLAŞMA GÜCÜNE SAHİP DEĞİL'

Rıdvan Turan, "Emekçi sol hareket bakımından 12 Eylül’le hesaplaşma istek ve yönelimi, toplumsal bir eğilim olarak neden ‘80’li ve 90’lı yıllarda doğmarı" sorusuna ise şu yanıtı verdi: "Birincisi bu yıllar özellikle de '80'li yıllar 12 Eylülcü müesses nizamın tahkimat yıllarıydı. Asker her ne kadar '83'te seçime gitmiş ve kendileri sahneden bir anlamda çekilmiş olsa da kurdukları sistem tahkimatını '80 ve '90'larda devam ettirdi. 12 Eylül anayasası, yasalar, bu eksende yeniden örgütlenen toplumsal yapı, solun bir bütün olarak tasfiyesi, Özallı neoliberalizm yılları ve belki de en önemlisi Kürtlere karşı sürdürülen kirli savaş bu tahkimatı devam ettirdi. Bu siyasi koşullar toplumsal ve siyasal düzeyde 12 Eylül ile hesaplaşacak bir vasatın oluşumunu engelledi. Elbette emperyalizmin Ortadoğu politikaları, çökmekte de olsa reel sosyalizm tehtidi gibi faktörler de bu hesaplaşmayı zorlaştırdı. Bir diğer faktör öznel olarak sosyalist hareket bu hesaplaşmayı yapacak güç ve etkinliğe sahip değildi. Devrimcilerin büyük kısmı cezaevlerindeydi. Örgütler önemli bir tasfiye süreci yaşamaktaydı. Örgütlerin önderliklerinin büyük kısmı çökmüş durumdaydı. Her şeye karşın darbe sonrasında darbeye direnen devrimci yapılar da yok değildi, ancak bunlar sonuç alıcı olamadı. 12 Eylül ile hesaplaşma meselesi tam da bu yılların teorik politik keşmekeşi sebebiyle de mümkün olmadı. 12 eylül yenilgisinin sebebi tartışılırken hemen ardından reel sosyalizmin çöküşü geldi ve son derece anakronik bir sorunlar yığını ortaya çıktı."

SDP Genel Başkanı Rıdvah Turan, "12 Eylül döneminde 'örgütlü direniş'in devrimci eleştirisi söz konusu olduğunda belki de yanıtı aranması gereken ilk soru, neden bir devrimci önderlik sıçraması arayış, yönelim ve iddiasının açığa çıkmadığıdır. Bu soruya yanıtınız nedir?" sorusuna ise şu yanıtı verdi: "Örgütler kendilerini fiziken darbenin etkilerinden koruyacak önlemler alamadılar ya da bu çabalar yeterli olmadı. Örneğin sınır dışına çıkmak ve yeni bir felsefe ile, yeni bir örgüt ve politika ile sürece devam etmek mümkün olabilirdi. İçerde kalarak direniş de pekala denenebilirdi. Sonuçta yenilmiş olsak da çok önemli bir gelenek yaratmış olurduk. Cılız birkaç hareket dışında bu da mümkün olmadı. Önderlikler önemli ölçüde tasfiye edilmişti. Bu koşullarda bir sıçrama mümkün olmadı. Çabalanmadığını söylemek haksızlık olur ama çabalarımız yeterli devrimci sonuçları doğurmadı. Örgütsel sorunların yanında sosyalizmin yaşadığı yenilgiye çözümler oluşturulamadı. Başarısızlık sadece örgütsel yetersizliklere faturalandırıldı. Bu eğilimin bir ölçüde devam ettğini söyleyebilmek mümkündür. Bu sebeple 12 Eylül ile hesaplaşmak, darbecilerin yargılamasını, 12 Eylül'ün yarattığı düzenin değiştirilmesini içermekle kalmamalı, aynı zamanda kendimizle de bir hesaplaşmayı -örgüt, politika, teori bağlamında- içermelidir. Biri eksik olursa bu hesaplaşma tarih önünde başarısız kalacaktır."


ANF NEWS AGENCY

>> ANF, 13 Eylül 2011 



Loading