Eren Keskin

Kurtuluş Siyaseti İçeride


 9 Ağustos 2011


Geçtiğimiz günlerde “Cemal Temizöz” davasında tanık olarak dinlenen, ‘eski polis şefi’ Hanefi Avcı, JİTEM’in işlediği suçları anlattı.

Acısını yıllar geçse de unutamayacağımız, sevgili Vedat Abi’nin (Vedat Aydın) katilinin, JİTEM olduğunu söyledi.

Vedat Abi’nin katledilmesinin hemen ardından, eşi Şükran’ın ‘Susurluk Kazası’nda ölen, polis Hüseyin Kocadağ tarafından nasıl sorgulandığını, sorguda bulunan bizlerin nasıl tehdit edildiklerini, olayın nasıl da bizzat devlet güçleri tarafından, aşağılık bir biçimde PKK’ye mal edilmeye çalışıldığını, Şükran’ın tüm tehditlere rağmen dimdik duruşunu, bugün gibi hatırlıyorum.

Bizler JİTEM gerçeğini yıllardır anlatmaya çalıştık.

Devletin suçlarını açıkladığımız için, kimilerimiz katledildi, kimilerimiz gözaltında kayıp edildi, kimilerimiz ölümlerden döndü, kimilerimiz ceza evlerinde yattı.

Ama vazgeçmedik, direndik, sözümüzden dönmedik.

İşte bugün tarih bizi haklı çıkarıyor.

Devletin ‘ta içinden’ bir ses, Hanefi Avcı, JİTEM’in suçlarını anlatıyor.

Belki de anlattığı için, o da cezalandırılıyor.

Ancak o cezalandırılırken, asıl kurban edilenler yine bizim arkadaşlarımız oluyor.

Evet, SDP’li arkadaşlar, TÖP’lü arkadaşlar, ‘Devrimci Karargah’ davasında bir zamanların ‘işkenceci polis şefi’ Hanefi Avcı ile birlikte yargılanıyorlar.

Bu durum gerçekten ‘akıl ötesi’ bir durum.

Ben ‘oldum olası’ Kurtuluş siyasetini hep değerli bulurum.

Onların ‘Kürdistan Sorunu’na bakışları hep daha yakın gelir bana, diğer sol gruplara göre.

Kendi içlerinde sorunlar yaşasalar da, ben tüm Kurtuluş ekibini hep çok severim.

Bu yüzden çok yakın arkadaşlarım vardır aralarında.

Savaşın en ağır dönemlerinde, hep Kürtlerin yanında olmuş, dostça tavır takınmış bir siyasettir Kurtuluş.

Ve bugün böylesine ‘statükü karşıtı’ bir siyasete bağlı arkadaşlarımızın, hiçbir delil olmadan, üstelik Hanefi Avcı ile birlikte yargılanmaları, benim bu militer sisteme olan kızgınlığımı daha artırıyor.

Yaklaşık 1 yıldır kendilerini savunma hakkı dahi tanınmadan cezaevindeler.

11-12 Ağustos’ta mahkeme önüne çıkacaklar.

Ve dilerim artık bu hukuksuzluk son bulacak!

Kalbimiz onlarla...

 

 

>> Eren Keskin / Kurtuluş Siyaseti İçeride, Gündem, 9 Ağustos 2011




Loading