Sosyalist Demokrasi Partisi Merkez Yürütme Kurulu, Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin düşürülmesi ve DTK'nin Emek Demokrasi Özgürlük Bloku milletvekillerini meclise gitmemeye çağırması üzerine bir basın açıklaması yaparak Türkiye halklarını savaş politikalarına hayır demeye çağırdı. SDP MYK açıklamasında "Seçilmiş tüm milletvekilleri serbest bırakılmalı, vekillik yapmaları önündeki engeller kaldırılmalıdır. Kürt halkının iradesini yok sayan YSK kararının, Emek Demokrasi Özgürlük Bloku milletvekillerinin girmediği bir parlamentonun, güvenoyu vereceği hükümetin bir meşruiyeti yoktur ve bu yol barış ve istikrar yolu değildir." denildi. Açıklamanın tam metni şöyle:
Bu yol barış ve istikrar yolu değildir
Diyarbakır milletvekili Hatip Dicle’nin mazbatası verildikten sonra YSK tarafından vekilliğinin düşürülmesi ve öteki KCK tutuklusu vekillerin hala tahliye edilmemiş olması üzerine DTK’nin bağımsız vekillere meclise gitmeme çağrısı yapması Türkiye’nin çok kritik bir yol ayrımında bulunduğunu göstermektedir.
Bugün basında çıkan haberlerden AKP’nin YSK’ya başvurarak Dicle’nin vekilliğinin düşürülmesini ve kararın meclise bırakılmamasını talep ettiği ortaya çıkmıştır. YSK’nın halkın iradesini hiçe sayarak demokratik bir hakkı gasbetmesi üzerine Hatip Dicle’nin aldığı oyları AKP milletvekilliğine dönüştürmek için dün hiç zaman yitirmeden YSK’dan mazbata alınması da bir yandan AKP sözcüleri “bu yargının kararıdır” diyerek sorumluluğu başka bir yere atarken bir yandan da bu adaletsizliğin nimetlerinden yararlanmakta ne kadar gayretkeş olduklarını yeterince açık etmişti. Görünen odur ki, AKP’nin kendisine verilmemiş oylardan AKP’li milletvekili yapma konusundaki “usta”lığı sınır tanımamaktadır.
Hatip Dicle’nin vekilliğinin düşürülmesine yasal kılıf olarak gösterilen Yargıtay kararı, Terörle Mücadele Yasasının 7/2. maddesine dayanarak “terör örgütü propagandası” süsü verilmiş bir “fikir suçu” mahkumiyetidir. Hatip Dicle 2007 yılında bir haber ajansına verdiği demeçte “Bu ateşkes fiilen geçersiz hale geldi. Ordunun operasyonları durmadığı takdirde onlar da meşru müdafaa haklarını kullanırlar” dediği için ve demecin bütününe bakıldığında barış için yapılması gerekenler konusunda fikirlerini açıkladığı için seçimlere üç gün kala mahkum edilmiştir. Hatip Dicle’nin bu görüşleri bugün de hala sorunun özüne işaret eden görüşlerdir. ‘Operasyonlar durmazsa barış olmaz’ demek vekilliğin düşürülmesine gerekçe yapılıyorsa, yani konunun özü buyken, YSK kararının yasal dayanaklarını tartışmak halka her türlü katakulliyi sineye çekmesini vazetmekten başka bir anlama gelmez. Çünkü bu durumun sorumlusu Terörle Mücadele Yasası, Seçim Yasası, Siyasi Partiler Yasası, Polis Salahiyetleri Yasası gibi yasaları ve antidemokratik yasa maddelerini toplumsal muhalefet üzerinde Demokles kılıcı gibi sallandırmaktan medet uman AKP zihniyetidir.
Kürt halkı seçilmiş bir milletvekilliğinin düşürülmesini ve onun yerine bir AKP’linin vekil yapılmasını bir savaş ilanı olarak görmekte sonuna kadar haklıdır. İki yıldır 2.000’i aşkın Kürt siyasi temsilci sudan bahanelerle tutuklanmakta ve bu tutuklama terörü hiç hız kesmeden sürmektedir. Şimdi de seçilmişlerin daha meclise adım atmadan önleri kesilmeye başlanmıştır. Bu Türkiye’nin hızla savaş politikalarına sürüklenmekte olduğunun, büyük kargaşaların, sonuçta kim kazanırsa kazansın yıkımlara, halkların kırılmasına yol açacak felaketlerin kapıda olduğunun göstergesidir.
SDP Türkiye halklarını, işçileri ve yoksulları sürüklenmeye çalıştığımız savaş politikasına hayır demeye çağırıyor. Seçilmiş tüm milletvekilleri serbest bırakılmalı, vekillik yapmaları önündeki engeller kaldırılmalıdır. Kürt halkının iradesini yok sayan YSK kararının, Emek Demokrasi Özgürlük Bloku milletvekillerinin girmediği bir parlamentonun, güvenoyu vereceği hükümetin bir meşruiyeti yoktur ve bu yol barış ve istikrar yolu değildir.
SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ
MERKEZ YÜRÜTME KURULU
23 Haziran 2011
