İSTANBUL - SDP ve TÖP'lülerin yargılandığı Devrimci Karargah davasının 7 ay sonra yapılan ilk duruşmasında iddianame okunmadan ve sanıkların savunma yapmalarına olanak tanınmadan 1. Devrimci Karargah davası ile birleştirme kararı verildi. Avukatlar bunun hukuk ihlali olduğunu belirttiler. Tutuklu sanıklar ve dayanışmak için duruşma salonunda bulunanlar salondan çıkarılırken slogan attılar.
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasında, mahkeme başkanı Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu, Savcı Nuri Ahmet Saraç'ın iki davanın birleştirilmesi yönündeki mütalaası üzerine verilen kararı okumaya başladı. Yılmazabdurrahmanoğlu, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Devrimci Karargah ana davasıyla bugünkü davanın birleştirildiğine karar verildiğini açıkladı. Bu sırada sanık avukatları, "Kararı dinlemiyoruz." diyerek cübbelerini çıkartıp kürsünün önüne bıraktı. Tutuklular kararı "Baskılar bizi yıldıramaz", "Yaşasın devrim ve sosyalizm", "İçeride dışarda hücreleri parçala" ve Kavga bitmedi daha yeni başlıyor" sloganlarıyla karşıladı. İzleyiciler de sanıklara ve avukatlara alkışlarla destek verdi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, salonun boşaltılmasını istedi. Sanıklar ve avukatları jandarma görevlilerine direnince arbede yaşandı. Adliyeden çıkan izleyiciler de bahçede slogan attı.
Kararın açıklanmasının ardından Barbaros Meydanında bekleyen kitle Adliye önüne doğru yürüyüşe geçti.
"Bu dava hiç açılmamalıydı"
Avukat Ercan Kanar, duruşmaya verilen arada yaptığı konuşmada,
davanın açılmasının ve iki davanın birleştirilmek istenmesinin
sebebini "sosyalist birlikteliği engellemek" olarak açıkladı.
Kanar şöyle konuştu:
"Hukuk ve siyasi tarihimizin yıllardır haksız ve şantajlarla
dolu tarihine bugün bir tanesi daha eklenmiş oldu. Düzen
partileri için hak ve meşru olan yolları sosyalist partilerin
kullanmasına tahammül edemeyen egemenler, senaryolar yazarak bu
şantaj davasını açtılar. Bu, hiç açılmaması gereken bir davaydı.
Eğer mahkeme savcının isteğini kabul edip iki davayı
birleştirirse bu bir skandal olur. Bu davanın açılma sebebi ve
birleştirilmek istenmesinin altına yatan neden, sosyalist
birlikteliği engellemektir. Bu, kamuoyunda bilgi kirliliği
yaratmak için yapılmış bir komplodur."
"Bu adil bir yargılama değil"
Barış ve Demokrasi Partisi'nin (BDP) desteklediği Emek,
Demokrasi ve Özgürlük Bloku'nun Mersin milletvekili adayı ve
bianet Proje Koordinatörü Ertuğrul Kürkçü de davayla ilgili
görüşlerini şöyle açıkladı:
"Bu davada yargıcın yerinde olmak istemezdim. Mahkeme başkanı,
sanıkların, davanın asılsızlığını ortaya koyması karşısında
utanç içinde olmalıdır. Hakim, savcıyı davaları birleştirmesi
yönünde mütalaa vermesi için yönlendirmeye kalkıştı. Bu adil bir
yargılama değildir.
Özel Yetkili Mahkemeler ortadan kaldırılmalıdır. Bu mahkemelenin
yapacağı son iş de arkadaşlarımızı serbest bırakmak olmalıdır.
Bu dava sosyalistleri kriminalize etme tertibidir."
"Yedi aydır tecritte kalıyorlar"
BDP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal da davayla ilgili şu
yorumu yaptı:
"Bugün yaşananlar AKP'nin demokrasi anlayışının çarpık bir
halkasıdır. AKP; genç, kadın, Kürt, sosyalist ve emekçilerin
olmadığı bir kamuoyu dünya istiyor. Bu kişileri tavsiye etmek
istiyor. İki bini aşkın Kürt siyasetçi cezaevinde. Yarın (14
Nisan) operasyon yapılalı iki yıl olacak.
Yedi ay önce SDP ve TÖP üyeleri tutuklandı ve haklarındaki
suçlamayı tutuklandıktan beş ay sonra öğrenebildiler. Tekirdağ
Cezaevi'nde tecritte kaldılar. Bugün buraya hukuk umuduyla
geldik ama savcı hazırlıklıydı. Özel Yetkili Mahkemeler derhal
tavsiye edilmelidir."
"Savunma hakkı kullandırılmıyor"
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Genel
Başkanı Döndü Taka Çınar: "Biz de bu davaya tarafız çünkü
tutuklu olan SDP'li Günay Kubilay Eğitim ve Bilim Emekçileri
Sendikası'nın (Eğitim-Sen) kurucu üyelerindendir. Tutuklanmaları
komplodur, bu düzmece bir davadır. Duruşmayı izlerken de açıkça
gördük ki yargılanmaları hukuksuz. Savunma hakları
kullandırılmıyor.
"Dışarıda da devlet terörü vardı"
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Genel Başkanı Figen
Yüksekdağ: Tutuklulukları boyunca dışarıda da devlet terörü
hüküm sürdü, gazeteciler gözaltına alındı. 2006'da değişiklik
yapılan Terörle Mücadele Yasası'na dayanarak yapılan
operasyonlarla sayısız yoldaşımız hapsedildi.
"Mahkeme kolluk kuvveti gibi"
Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Sibel Uzun: Mahkeme, arkadaşlarımıza kolluk kuvveti gibi davranıyor. Türkiye toplumuna burada adaletin olmadığını duyuruyoruz. Hükümet istifa etmeli, Özel Yetkili Mahkemeler tavsiye edilmeli.
"Kendi kanunlarını uygulamıyorlar"
Halkevleri Genel Başkanı İlknur Birol: Burası sözün bittiği yer.
Kendi yazdıkları kuralları dahi uygulamıyorlar. Savcı ve hakim
arasındaki diyalog açıktır, Hakim savcıyı yönlendirdi. Devlet
terörüyle mücadele etmemiz gerekiyor. Zorbalık düzeni, bizler
çoğaldıkça tarihin çöplüğüne gömülecektir.
"Ankara elini devrimcilerin yakasından çek"
Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Yürütme Kurulu Sekreteri Murat
Kanatlı: Bu davanın uluslararası alanda tartışılması için
elimizden geleni yapacağız. Kıbrıs'taki eylemlerde "Ankara
eliniz yakamızdan çek" denmişti, Ankara elini devrimcilerin
yakasından da çeksin.
"Yargılamanın tarzı, şantaj ve yıldırma"
Sıra Kimde İnisiyatifi'nden Reha Keskin de yaptıkları basın
açıklamasında şunları söyledi:
"Bu, TÖP ve SDP şahsında yürütülen ilk komplo değil. KCK
davasıyla Kürt özgürlük hareketine, diğer davalarla
sosyalistlere, ESP'ye, Halkevleri'ne, Sosyalist Parti üyelerine,
Odak dergisi okurlarına, TAYAD'a, Demokratik Haklar
Federasyonu'na, Ahmet Şık gibi gazetecilere ve son olarak Emekçi
Hareket Partisi'ne yönelik tutuklamalar yapıldı.
Bugünkü yargılamanın tarzı, bir yıldırma ve şantaj biçiminin
göstergesi. Bugün Beşiktaş Adliyesi'nde yargılanan, emek,
özgürlük ve demokrasi mücadelesidir. Asılsız iddialarla
tutuklanan arkadaşlarımız serbest bırakılmalıdır.
'Devrimci Karargah' örgütü üyesi oldukları gerekçesiyle SDP
Genel Başkanı Rıdvan Turan'ın da aralarında bulunduğu 14'ü
tutuklu 22 kişi hakkında açılan davanın ilk duruşması İstanbul
12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. 'Sıra Kimde İnisiyatifi'
duruşma öncesi oturma eylemi yaparken, Emek, Özgürlük ve
Demokrasi Bloğu İstanbul Bağımsız Adayı Sırrı Süreyya Önder,
"Şimdi mahkemeye girip sırayı bozacağız" dedi.
'Devrimci Karargâh' örgütü üyesi oldukları iddiasıyla 7 aydır
tutuklu bulunan SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ve TÖP sözcüsü
Oğuzhan Kayserilioğlu ile eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın
da aralarında bulunduğu 14'ü tutuklu 22 kişi hakkında açılan
davanın duruşmasına İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde
başlandı. Beşiktaş'ta bulunan İstanbul Adliyesi'ne getirilen
tutuklu sanıkların tümü adliyenin arka kapısından içeriye
alındı.
Duruşma öncesi Sıra Kimde İnisiyatifi üyeleri davayı protesto
etmek için adliyenin yakınında bulunan Barbaros Meydanı'nda
oturma eylemi başlattı. Meydanın çevresini boydan boya "AKP'nin
tutuklama terörüne son. Komplolara karşı omuz omuza" yazılı dev
pankartlar asan grup üyeleri, yine taşıdıkları "İşte AKP
demokrasisi", "Sırayı bozuyoruz, adalet istiyoruz", "Halkların
özgür iradesi zindan duvarlarını yıkacak" pankartlarıyla
yargılamaya tepkilerini gösterdi. Davaya dönük gösterilen tepki
inisiyatif üyeleriyle de sınırlı kalmadı. Emek, Özgürlük ve
Demokrasi Bloğu tarafından bağımsız milletvekili adayı olarak
gösterilen Sebahat Tuncel, Akın Birdal, Sırrı Süreyya Önder,
Ferhat Tunç, Mustafa Avcı, Levent Tüzel, Ertuğrul Kürkçü, ÖDP
Genel Başkanı Alper Taş, Oyuncu Yusuf Çetin, Yazar Temel Demirer,
ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, EHP Genel Başkanı Sibel Uzun, TKP Merkez Komite Üyesi Erkan
Baş, Halkevleri Genel Başkanı İlknur Birol, İHD Genel Başkanı
Öztürk Türkdoğan, ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, Yönetmen Çayan Demirel, 78'liler Girişimi Sözcüsü
Celalettin Can ve Akademisyen Ahmet İnsel gibi çok sayıda
tanınmış isim de destek için meydana ve adliyeye geldi. İstanbul
Bağımsız Milletvekili Adayı olan Sırrı Süreyya Önder, duruşmayı
izlemek için adliyeye gelen aydınlar heyeti adına adliye
girişinde bir konuşma yaptı.
'Şimdi
mahkemeye girip sırayı bozacağız'
Dünyanın her yerinde solcuların ve sosyalistlerin bir çuvala
doldurulup, bu çuvalın da yine solcuların başlarına geçirilmek
istendiğini dile getiren Önder, "Bu çuvalları başlarımıza
geçirmemek yine bizim vereceğimiz tepki ile mümkün. Hep birlikte
vereceğimiz mücadele ile bu operasyonu durduracağız. 'Sıra
kimde' ve 'Sırayı bozuyoruz' cümleleri bu açıdan çok açıklayıcı.
Şimdi mahkemeye girip, sırayı bozduğumuzu göstereceğiz" diye
konuştu.
Ferhat Tunç da meydanda yaptığı konuşmada tutuklu sosyalistlerin
yanında olduğunu belirterek destek amacıyla meydana gelenlerle
birlikte Özgürlük Mahkumları isimli türküsünü söyledi.
Meydanda konuşma yapan bir diğer isim olan yazar Temel Demirer "Bu memleketin insan gibi insanları zindanlara tıkılır. Bu ülkede en yürekli insanlar zindanlarda olduğu için ülkeyi en korkaklar yönetiyor. Bizim arkadaşlarımız yolsuzluk, hırsızlık yapmadı, halkın kaynaklarını sömürmedi, Kürdistan'daki ölüm tarlalarını doldurmadı." diye konuştu. Duruşma salonundaki devrimcilerin selamını getirdiğini ifade eden Demirer, sosyalistlerin polis şefi Hanefi Avcı'yla ilişkilendirme çabalarını da eleştirdi.
Kimlik tespitinin ardından iddia makamı davanın "Devrimci Karargah Ana Davası" ile birleştirilmesini talep ederken, sanık müdafileri sanık savunmaları alınmadan böyle bir karar verilmesinin hukuka ve insan haklarına aykırı olduğunu belirterek birleştirme talebine karşı çıktılar ve bu şekilde bir karar verilecekse bile böyle bir değerlendirmenin hukuken ve usulen savunmaların alınmasının ardından yapılması gerektiğini vurguladılar.
Mahkeme heyeti talebi değerlendirmek üzere duruşmaya bir saat ara verdi.
Duruşmayı İzleyenler:
Akın Birdal, Sırrı Süreyya Önder, Sebahat Tuncel, Ertuğrul Kürkçü, Alper Taş, İlknur Birol, Levent Tüzel, Erkan Baş, Sibel Uzun, Figen Yüksekdağ, Sevim Belli, Döndü Taka Çınar, Eriş Bilaloğlu, Gülçin İspert (Eğitim Sen Kadın Sekreteri), Mustafa Ecevit (Eğitim Sen Örgütlenme Sekreteri), Gençay Gürsoy, Osman Kavala, Ferhat Tunç, Öztürk Türkdoğan, Selçuk Kozağaçlı, Mersin ve İzmir Baroları, Yeni Kıbrıs Partisi Murat Polatlı, Sine Sen Genel Başkanı Hüsnü Çetin, Tayfun Görgün, İzzetin Alpergin (Tüm Bel Sen Genel Sekreteri), Tekin Araç (Tüm Bel Sen Mali Sekreteri), Celalettin Can, Mehmet Tursun, Temel Demirer, Necmettin Salaz, Sabahat Türkler, Filiz Karakuş, Hüseyin Taka, Halit Elçi, Genel İş İstanbul Şube Başkanı, BES İstanbul Şube Başkanı, Hüseyin Gevher, Mahmut Konuk, Mukaddes Erdoğdu Çelik, Sezai Sarıoğlu, Ahmet İnsel, Mustafa Avcı, Bülent Uluer, Hüseyin Güngör.













