DBH: Devrimci Karargah iddianamesi akıl ve mantık yoksunu zihniyetin ürünü


 5 Mart 2011


İSTANBUL (DİHA) - "Devrimci Karargâh" örgütüne üye oldukları iddiasıyla tutuklanan SDP ve TÖP yönetici ve üyeleri hakkında hazırlanan iddianamede illegal bir oluşum olarak gösterilen Demokrasi İçin Birlik Hareketi (DBH), "Asılsız ve hukuki olmayan" iddialara sert tepki gösterdi. Oluşum, sosyalist güçlere yönelik bu operasyon ve hazırlanan iddianamenin "siyaset yapma hakkının yok etmeye yönelik bir komplo" olduğunu duyurdu.

Demokrasi İçin Birlik Hareketi (DBH), SDP ve TÖP yönetici ve üyelerinin tutuklanmalarına dayanak gösterilen iddianamede hakkında asılsız ve hukuki olmayan iddialarda bulunularak illegal bir oluşum olarak lanse edilmesine ilişkin, İHD İstanbul Şubesi'nde basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısına hareketin bileşenlerinin temsilcilerinden Şamil Altan (BDP), İsmail Şengül (SDP), Halit Elçi (TÖP), Bülent Uyguner (SGPH), Haluk Ağabeyoğlu, Mehmet Saltoğlu (SBH) ve davanın avukatı Uğur Olcay katıldı. Hazırlanan iddianame ile DBH'ye yönelik iddialara ve illegalize etmeye dönük uğraşlara Av. Uğur Olcay cevap verdi.

Olcay, Türkiye'de sadece siyaset sahnesinin değil, genel olarak toplumun egemen sınıfın güncel çıkarları doğrultusunda AKP Hükümeti tarafından yeniden kalıba döküldüğünü söyledi. Bu projeye karşı çıkan tüm muhaliflerin bir yandan medya eliyle yürütülen kara propagandayla, diğer yandan da kılıfına uydurulmuş baskı, gözaltı ve tutuklamalarla sindirilmeye çalışıldığına dikkat çeken Olcay, son günlerde solcu gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener'in tutuklanmasının diğer tüm örnekleri gibi "dokunan yanar" mantığın bir yansıması olduğunu kaydetti. DBH'nin önceli olan Çatı Partisi Girişimi'nin kuruluşunda görülebileceği gibi en başından beri tümüyle açık ve meşru alanda kurulduğunu, amaçlarını, örgütlenme ve çalışma biçimini açıkça ortaya koyduğunu ve bu doğrultuda hareket ettiğini vurgulayan Olcay, "DBH'yi kuran, onun çalışmalarına katılan binlerce kişi, kendi siyasi görüşleri doğrultusunda ve kendi iradeleriyle bu hareketi yaratmış ve yaşatmıştır" diye konuştu. Olcay, DBH'nin bu meşruluğunu 2008'den buna faaliyetlerini yürütmesine rağmen bu güne kadar herhangi bir yargı soruşturmasına maruz kalmamasına dayandırdı.

Bu anlamda 21 Eylül operasyonlarının başlıca hedeflerinden birinin DBH'nin önüne koyduğu temel görev olan, "Türkiye'nin emekçi ve ezilenleriyle Kürt halk hareketinin mücadele birliğini engellemek" olduğunu kaydeden Olcay, "Zaten göz altıların ilk gününden itibaren polisin ve savcılığın bu amacı güttüğü açıktır. Gözaltına alınanlara 'siz sosyalistsiniz, Kürtlerle ne işiniz var?' sorusu sorumuştur. Polis ve savcılık sorgularında en çok üzerinde durulan konu DBH'dir" dedi.

Olcay, iddianamenin temel tezinin "Devrimci Karargâh örgütünün stratejisi, Kürt özgürlük çizgisiyle birlikte Türkiye sosyalizminde egemenliğini sürdüren oportünizme ve reformizme alternatif devrimci bir yol çizme görevinde birleşik bir örgütsel yapı oluşturmak" olduğuna işaret etti. Olcay, iddianamede öne sürülen bu teze şu sözlerle cevap verdi: "DBH'de Kürt hareketiyle mücadele birliğini savunduğuna ve çeşitli sosyalist örgüt ve bireyleri kapsadığına göre, DBH Devrimci Karargâh'ın yan örgütüdür. Buna göre Çatı Partisi Girişimi'nden bu yana DBH'nin toplantılarına ve çalışmalarına katılan binlerce kişi, bütün o aydınlar, sanatçılar, akademisyenler, emek örgütleri temsilcileri, kadın, gençlik, ekoloji ve Alevi hareketlerinin temsilcileri Devrimci Karargah'ın üyesidir! İşte DBH'ye yöneltilen suçlamalar, bu akıl ve mantık yoksunu zihniyetin ürünüdür." 

Sosyalist güçlere yönelik bu operasyonun, "siyaset yapma hakkının yok etmeye yönelik bir komplo" olarak tanımlayan Olcay, "açıkça savundukları kendi siyasi örgütleri, görüşleri ve faaliyetlerinden dolayı değil, akıl ve mantık dışı bir şekilde kendilerinin hiçbir ilişkisinin bulunmadığı başka bir örgütün üyesi olmakla itham edildiklerini kaydetti. 
 



Loading