Sosyalist Demokrasi Partisi Merkez Yürütme Kurulu bir açıklama yaparak SDP Genel Başkanı Dr. Rıdvan Turan ile parti yönetici ve üyeleri hakkında Devrimci Karargah üyeliği suçlamasıyla açılan davanın iddianamesinde SDP tüzel kişiliğine ilişkin iddialara yanıt verdi. SDP MYK açıklamasında iddiaların asılsız olduğu ve iddianamede hukuk ve mantık ilkelerinin hiçe sayıldığı belirtildi. Açıklamanın tam metni şöyle:
21 Eylül 2010 günü sabaha karşı evleri basılarak gözaltına alınan ve daha sonra sevk edildikleri mahkemece “Devrimci Karargah Örgütü’ne üyelik” suçlamasıyla tutuklanan SDP Genel Başkanı Dr. Rıdvan Turan ve genel başkan yardımcılarımız, MYK üyelerimiz ve üyelerimizin, Toplumsal Özgürlük Platformu temsilcilerinin, diğer sosyalist çevrelere mensup gazeteci, sendikacı ve aktivistle birlikte dahil edildikleri soruşturmaya ilişkin olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan 2011/48 no.lu iddianame, 04.02.2011 tarihinde İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmiştir.
130 sayfadan oluşan ve 40 klasör tutan bir ek münderecata sahip olduğu bilgisi edinilen söz konusu iddianame, yargılanmakta olan üye ve yöneticilerimizin yanı sıra, doğrudan Sosyalist Demokrasi Partisi tüzel kişiliğini hedef alan asılsız iddia ve beyanlar içermektedir.
İddianamede, “… Devrimci Karargah Terör örgütünün Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) ile doğrudan irtibatının bulunduğu değerlendirilmiştir.” denilmekte ve bu iddiaya dayanak olarak Bostancı’daki çatışmada öldürülen Orhan Yılmazkaya’nın bilgisayarından kurtarılan 2 sayfalık bir belge gösterilmektedir. İddianamede bu belgenin “Bedreddini Hareketi’nin SDP içerisine katılması” ile ilgili olduğundan yalnızca 1 kez söz edildikten sonra bu belgeden 8 kez “Devrimci Karargahın SDP ile bütünleşmesinin gerekçesinin açıklandığı” belge diye söz edilmektedir.
Yani Savcılık Makamı, Bedreddini Hareketi’nin SDP’ye katıldığı içerikte olduğu söylenen bir belgeyi, ‘Devrimci Karargah’ın SDP’yle bütünleşmesinin gerekçesinin açıklandığı’ bir belgeymiş gibi yaparak çarpıtmakta, ve bu belgeye dayanarak “Devrimci Karargah’ın SDP ile doğrudan irtibatının” olduğu iddiasında bulunmaktadır.
Program ve tüzüğünü kabul eden herkesin üye olabileceği SDP, çoğulcu, demokratik, farklı görüşlerin kendilerini parti içinde ifade etmelerine imkan tanıyan bir partidir. Bedreddini Hareket isimli çevreden bir grup insan da 2005 yılında SDP parti program ve tüzüğünü kabul ederek SDP’ye üye olmuştur. Kamuoyunun ve devletin, parti organlarının kararlarından ve partinin yayın organlarında yer alan haberlerden anında haberdar olmuş olması gereken bir katılımın, 6 yıl sonra hazırlanan bir iddianamede, bir bilgisayardan kurtarılan bir belgeye dayanarak “Devrimci Karargah’ın SDP’yle bütünleşmesi” diye gösterilmeye çalışılması, keyfi ‘suç’ imalatından başka bir anlama gelmez. Kaldı ki, bugün bu davadan tutuklu bulunan SDP Genel Başkanı ve üyeleri, söz konusu katılımla partiye gelen değil, partinin kuruluş süreci olan 2002 yılında, kurucu üye sıfatıyla SDP’yi kuran bileşene dahil kişilerdir.
Gerek Partimizin gerekse tutuklu bulunan yoldaşlarımızın, Devrimci Karargah örgütü ile ilişkili olduklarına dair iddianamenin belkemiğini oluşturduğu anlaşılan öteki “sözde” kanıt, Orhan Yılmazkaya’nın öldürüldüğü Bostancı’daki çatışmanın ardından, İstanbul Gazi Mahallesi’nde yapılan basın açıklaması ve söz konusu basın açıklamasına ilişkin olarak Sosyalist Demokrasi gazetesinde yayınlanan haber yazılarıdır.
Basın açıklaması Partimizin de içinde olduğu onlarca siyasi çevre tarafından ortaklaşa düzenlenmiş ve katılım sağlanmıştır. Sosyalist Demokrasi Partisi, Orhan Yılmazkaya’nın Bostancı’daki çatışmada öldürülmesini, yaşam hakkının kolluk kuvvetlerince ihlal edilmesini, sağ olarak yakalama imkânı bulunan bir insanın yargısız infaz yapılmak suretiyle öldürülmesini, yargısız infazın bir polis mensubu ile sokaktan geçen bir yurttaşın da ölümü ile de sonuçlanmasını protesto amaçlı olarak düzenlenen söz konusu basın açıklamasının bugün de arkasındadır.
Sosyalist Demokrasi Gazetesinin 08.05.2009 tarihli 79. sayısında yayınlanan haber yazısı da, İstanbul Gazi Mahallesi’nde yapılan basın açıklamasının haberi niteliğinde olup, haberde Devrimci Karargah örgütünün övülmesi söz konusu değildir. İddia makamının, bir basın açıklamasına katılmak fiilinden, Orhan Yılmazkaya ile örgütsel-organik bağ bulunduğu kanaatine hangi hukuki gerekçelerle vardığını anlayabilmek mümkün değildir. Aynı organik bağ basın açıklamasına katılan yaklaşık 2.000 kişilik kitle için de geçerli midir?
İddianameye sınır tanımaz bir kriminalizasyon mantıksızlığının yön verdiği, yalnızca SDP ile ilgili bölümlerde değil, Demokrasi İçin Birlik Hareketi (DBH) ile ilgili bölümlerde de açıkça belli olmaktadır. İddianamede SDP Genel Başkanı Dr. Rıdvan Turan’ın ve SDP genel başkan yardımcılarının “DBH toplantılarına aktif olarak katıldıkları ve öneriler getirdikleri”nin “tespit edilmiş olduğu” ifade edilerek Devrimci Karargah’ın “… stratejisinin gereği olarak Demokrasi İçin Birlik Hareketi (DBH) içerisinde faaliyet yürüttüğü mevcut belge ve dokümanların incelenmesinden anlaşılmıştır.” denilmekte, ve üye ve yöneticilerimiz diğer üye ve yöneticilerimizle “DBH içinde birlikte faaliyet yürütmekle” suçlanmaktadır.
Birçok sol, sosyalist, demokrat çevre ve bireyin, aydının, sanatçının, bilim insanının katılımıyla 20-21 Aralık 2008’de İstanbul’da ilk toplantısını gerçekleştirerek bir “Koordinasyon” oluşturan ve sonradan Demokrasi İçin Birlik Hareketi (DBH) adını alan Çatı Partisi girişimi, çok geniş bir kesime çağrıda bulunarak ve bütün merkezi ve yerel toplantılarını dileyen herkesin katılabileceği açıklıkta gerçekleştirerek bütün ezilen kesimlerin temsilcilerinin yer alacağı bir demokratik birlik oluşturma faaliyeti yürütmüştür.
İddianamede SDP üyelerinin “DBH içinde birlikte faaliyet yürütmekle” suçlanmaları, ve bunun da “Devrimci Karargah” faaliyetiymiş gibi gösterilmeye çalışılması İddia Makamının hukuk ve mantık ilkelerini hiçe sayan bir tasarrufundan başka bir şey değildir. Ancak SDP başkan ve üyelerinin parti binasına girip çıkmalarını fiziki takipte elde edilen suç unsuru olarak yazmakta bir tuhaflık görmeyen Savcılığın, aynı kişilerin “DBH içinde birlikte faaliyet yürütmelerinden” suç türetmeye kalkmasında da şaşılacak bir yan görmemek gerekir.
SDP, 21 Eylül 2010 tarihinden itibaren kamuoyuna yaptığı açıklamalarda bu operasyonun Partimize yönelik bir “komplo” olduğunu ileri sürdü. Bunun bir komplo olduğu iddiamız şimdi iddianamenin kendisi tarafından kanıtlanmaktadır. Bu iddianamede ilgili-ilgisiz her şey vardır ama üye ve yöneticilerimizin Devrimci Karargah örgütüyle irtibatlı olduğunu gösteren tek bir somut kanıt yoktur. Üye ve yöneticilerimiz 1 yılı aşkın süre boyunca teknik ve fiziki takibe tabi tutulmuşlar ancak Savcılığın iddiasına destek oluşturabilecek tek bir somut delil elde edilememiştir. Üye ve yöneticilerimizin SDP üyesi ve yöneticisi olarak faaliyetleri sıralanmış, hatta SDP Genel Başkanı Dr. Rıdvan Turan’ın 21 Mart 2010 tarihinde İstanbul/Zeytinburnu ilçesi Kazlıçeşme meydanında Newroz etkinliğine katılanlar içerisinde olması bile ‘kayda geçirilmiş’, ancak SDP’yi SDP olarak, SDP’nin sözleri ve faaliyetleriyle yargılamaktan imtina edilmiştir.
Savcılık makamı, güya “Devrimci Karargah” örgütüne ağır darbe indiriyormuş gibi yaparak, bir siyasi partinin genel başkanını ve genel başkan yardımcılarını önce evlerini bastırtarak gözaltına aldırtmış, sonra kendilerine “Devrimci Karargah” örgütüyle ilgili tek bir soru sormadan tutuklatmış, en sonunda da “Parti binasına girip çıktılar”, “Birbirleriyle yemek yediler”, “Sosyalist Demokrasi gazetesine yazı yazdılar”, “DBH içinde birlikte faaliyet yürüttüler” gibi gayrı-ciddi ifadelerle dolu bir iddianame hazırlamıştır.
Yargı-Polis-Medya üçgeninde Partimize karşı
tezgahlanmış bu sinsi ve kirli komplo tamamen siyasal iktidarın,
AKP hükümetinin sorumluluğu altında pratiğe geçirilmiş baştan
savma bir senaryodan başka bir şey değildir. AKP hükümetinin
emekçi düşmanı ve Kürt karşıtı politikalarının onu getirdiği
nokta, her türlü muhalefeti siyasi komplolarla etkisizleştirmeye
kalkışmadan artık varoluşunu sürdüremediğinin göstergesidir.
SDP MYK
SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ
MERKEZ YÜRÜTME KURULU
10 Şubat 2011
