Adalette "Son Tezgah"


6 Şubat 2011


>> Atılım: Adalette "Son Tezgah"

İSTANBUL (06.02.2011)- SDP ve TÖP üye ve yöneticilerine yönelik tutuklama saldırısıyla ilgili savcılık iddianamesi tamamlandı. Demokratik eylemlere katılmanın “suç” sayıldığı iddianamenin değerlendirme bölümleri de, gizli tanık “Son Tezgah”a ait.
Sosyalist Demokrasi Partisi Genel Başkanı Rıdvan Turan, Toplumsal Özgürlük Platformu Sözcüsü Oğuzhan Kayserilioğlu'nun da aralarında bulunduğu 22 kişi hakkında hazırlanan “Devrimci Karargah” iddianamesi tamamlandı. Savcılık iddianamesi, belgelerden çok, baştan sona yorum ve yönlendirmelerle dolu. SDP Genel Başkanı'nın Newroz'a katılması bile dava dosyasına eklendi. İddianamenin değerlendirme bölümleri de, gizli tanık “Son Tezgah”a dayandırıldı.

21 Eylül 2010'da evleri basılarak gözaltına alınan ve ardından tutuklanan SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, TÖP sözcüleri Oğuzhan Kayserilioğlu ve Tuncay Yılmaz, SDP Genel Başkan Yardımcıları Günay Kubilay ve Ecevit Piroğlu, SDP MYK üyesi Ulaş Bayraktaroğlu, SDP üyeleri İbrahim Turgut ve Özgür Cafer Kalafat'ın da aralarında bulunduğu 14'ü tutuklu 21+1 kişi hakkında 'silahlı terör örgütüne üyelik' suçlamasıyla dava açıldı. 21+1 kişi çünkü, dava kapsamında tutuklu bulunan polis şefi Hanefi Avcı'nın eşi Şenay Avcı da, dava ile alakası bulunmamasına karşın, evinde ruhsatı iptal edilmiş silah bulundurmaktan yargılanacak. Buna rağmen Şenay Avcı'nın dosyası ayrılmadı.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Kadir Altınışık'ın sunduğu iddianame İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İlk duruşma 13 Nisan'da yapılacak. Sosyalistler TCK'nın "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar" (4. Kısım 5. Bölüm) bölümünde "Silahlı Örgüt"ü tanımlayan 314/2 maddesinden yargılanacaklar. TCK 314. madde TMK'da terör suçu olarak niteleniyor ve TMK 5. madde gereği "cezalar yarı oranında" artırılıyor. SDP'liler ve TÖP'lüler 7,5 ila 15 yıl hapis istemiyle yargılanacaklar.

Dava dosyası, tamamen polis felzekelerine dayandırıldı. Devrimci Karargah'la SDP arasında organik bağ kurulduğu iddia edilerek dosya hazırlandı. İddianameyi hazırlayan savcı Kadir Altınışık, uzun uzun Devrimci Karargah'ın tarihçesini, amaç ve hedeflerini anlattı. Buna karşın Devrimci Karargah'ın gerçekleştirdiği iddia edilen sadece dört silahlı eylem dava dosyasına konuldu. 130 sayfa vord dosyası tutan iddianamenin geri kalan kısmı, savcılığın yorum ve yönlendirmeleriyle dolu.

Örneğin, dava dosyasına konu olan SDP yöneticileri, dönemsel olarak polis tarafından takip edildiler. Bu takip seyri dosyaya konuldu. Ancak hiçbir SDP'linin takiplerinde tek bir suç unsuru yok. Buna rağmen parti yöneticilerinin birbirleriyle görüşmeleri bile suç gibi gösterildi, lokantada birlikte yemek yemeleri, fotokopiciye birlikte gitmeleri yasa dışı faaliyet gibi sunuldu.

AKP'ye karşı olan Ergenekoncudur

Devrimci Karargah'ın internet sitesinde yer alan “Devrimci Karargah, TC ordusunu ve AKP hükümetini Türkiye emekçi sınıflarının, her milletten halkların, aydınların ve aydın düşüncenin, ilerici yurtsever gençliğin ve devrimci ve demokratların düşmanı olarak görmektedir” şeklindeki amacını AKP karşıtlığının bir unsuru olarak yorumlayan savcı, “Ergenekon soruşturmasının yürütüldüğü ortamda, Türkiye’de bu aşamadan sonra yapılacak şiddet içerikli terör eylemlerinin tek bir amacı olabilir, o da yapılan Ergenekon Soruşturmasını sabote etmektir” diyebilmektedir. Yine Devrimci Karargah'ın, “Türkiye devrimci hareketi son 30 yıllık ömrünü, yenik ve teslimiyetçi siyasal akımlara kapılıp liberal labirentlerde geçirmekte” şeklindeki değerlendirmesine de, “Mevcut terör örgütlerini kendi çatısı altında toparlamayı amaçladığını bildirmiştir” yorumu eklemektedir. Devrimci Karargah terör örgütünün devam etmekte olan Ergenekon soruşturmasını etkilemek ve demokratikleşme reformlarını sabote etmeyi amaçladığı kanaatine varılmıştır” deniliyor.

Her değerlendirmede “Son Tezgah”

Tabi ki her şey savcının değerlendirmelerine bırakılmadı. Belge olarak da, gizli tanık sunuldu: “Devrimci Karargah terör örgütünü deşifre eden Son Tezgah isimli Gizli TANIK beyanında; 'Devrimci Karargâh terör örgütü, Ergenekon Soruşturmasıyla ilişkileri açığa çıkarak yıpranan ve taban kaybeden terör örgütlerinden kopan kitleleri etrafında toplamak için eylemlere başlamıştır. Eskimiş yüzler tasfiye edilerek adı kirlenmemiş yeni bir terör örgütüyle bu ülkede akan kanın devam etmesini istiyorlar' şeklinde ifadeye de yansımıştır. Devrimci Karargah terör örgütünün en kısa anlamda stratejisinin; 'Türkiye Devrimci Hareketini birleştirme ve Devrimci bir Çatı altında toplama sloganını kullanarak' terör ve şiddeti devam ettirme olduğu değerlendirilmiştir.” Savcı, iddianamesinin hemen her aşamasında, özellikle değerlendirme bölümlerinde gizli tanık “Son Tezgah”ın görüşlerine sık sık yer verdi.

“Son Tezgah” devam ediyor: “Hizbullah, PKK, DHKP/C gibi ülkemizin geçmişini kana bulayan terör örgütlerinin, ERGENEKON terör örgütüyle ortak hareket ettiği, daha doğrusu ERGENEKON terör örgütünün bu tür örgütlenmeleri kendi çıkar ve amacı doğrultusunda yönlendirdiği ve idare ettiği ortaya çıktığını belirttiği, şiddet eylemlerinde bulunan Hizbullah, PKK, DHKP/C, MLKP gibi terör örgütlerinin ERGENEKON bağlantıları ortaya çıktığını. Terör örgütlerinden kopmalar yaşanıyor. Teröre bulaşmış kitleler kendi içlerinde sorgulamalara başladılar. Bütün bu kaçışları yeni ve adı kirlenmemiş bir örgüt etrafında toparlamak ve ülkemizde akan kanı devam ettirmek için DEVRİMCİ KARARGÂH diye bir örgüt çıkarılmıştır.”

Anmaya katılmakla organik bağ kuruldu

Uzun uzun Devrimci Karargah'ın yapılanması, amaçları, hedefleri anlatıldıktan sonra, “terör örgütü” ile SDP arasında bağ kurmaya geçildi. En güçlü delil, İstanbul Bostancı'da polisle girdiği çatışmada yaşamını yitiren Orhan Yılmazkaya'nın evinde kurtarıldığı iddia edilen bilgisayar çıktısında, “SDP'de Olmamızın Anlamı Üzerine” isimli belge bulunmasıymış. Yılmazkaya'nın “Kadir Halil” rumuzu kullandığı, bu rumuzla SDP'nin yayın organı Sosyalist Demokrasi'de yazılar çıktığı da “belgeler” arasındadır.

Savcı, Orhan Yılmazkaya'nın katledilmesinden bir hafta sonra Gazi Mahallesi'nde yapılan etkinliği de “organik bağ” için yeterli gördü. Aralarında DTP, SDP, TÖP'lülerin de katıldığı anma etkinliğinde SDP MYK üyesi (dava dosyasında sanık durumunda) Mehmet Ulaş Bardakçı, “Devrimci bir komutan olarak yoldaşın destansı direnişini selamlamak ve ona sahip çıktığımızı dosta düşmana göstermek için buradayız” şeklinde konuşma yaptı. Aynı konuşma metninin Sosyalist Demokrasi'de de yayınlanması, Devrimci Karargah ile SDP arasındaki “organik bağa” gerekçe yapıldı. Tabi ki aynı cenaze törenine katılan SDP'liler de, “terör örgütü üyeliğinden” şimdi dosya kapsamında yargılanıyor. SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, Genel Başkan Yardımcısı Günay Kubilay, parti yöneticisi Ecevit Piroğlu gibi isimler hakkında tek “suç” ve “bağlantı” delili, adı geçen anmaya katılmak. Savcı, adı geçen “delil”in yeterli olmayacağına kanaat getirmiş olacak ki, mahkeme üzerinde kanaat oluşturmak için SDP yöneticilerinin katıldığı hemen bütün demokratik eylemi dosyaya ekledi.
İddianamede, “27.04.2009 tarihinde Bostancı’da meydana gelen silahlı çatışmada ölü olarak ele geçirilen Devrimci Karargah terör örgütü mensubu Orhan YILMAZKAYA’nın 03.05.2009 tarihinde Sultangazi ilçesinde yapılan anmasında 'Terör örgütünün, amacının ve şiddetin propagandasının yapıldığı', 'Suç ve Suçlunun övüldüğü', 'Suç işlemenin alenen teşvik edildiği', 'Kişilerin huzur ve sükûnunun bozulduğu', 'Kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulduğu' eylemi organize eden grupla birlikte hareket edip SDP’nin Genel Başkanı olduğu” gerekçesiyle, Rıdvan Turan suçlu ilan ediliyor.

Bununla da yetinmeyen savcı, Turan'ın Newroz gösterisine katılmasını, Ahmet Türk'e Samsun'da yapılan saldırıyı protesto eylemine katılmasını da “suç”muş gibi dosyaya ekledi. Hatta, SDP üyelerinin referandum mitinglerine, Ceylan Önkol eylemine, Nejdet Adalı anmasına katılması da dava dosyasında.

Demokrasi İçin Birlik Hareketi de dosyada

“Yasadışı Devrimci Karargâh Örgütüne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında yakalanan şüpheli Oğuzhan KAYSERİLİOĞLU’nun Beyoğlu İlçesi Cihangir Mah. Oba Sok. No:8/5 sayılı ikametinde yapılan aramalarda ele geçirilen Demokrasi için Birlik Hareketi (DBH) toplantı notlarından şüpheliler Oğuzhan KAYSERİLİOĞLU, Ecevit PİROĞLU, Yaman YILDIZ ve Rıdvan TURAN’ın DBH toplantılarına aktif olarak katıldıkları ve öneriler getirdikleri, şüpheliler Salih Mahir SAYIN, Günay KUBİLAY, İbrahim TURGUT’un da DBH içerisinde faaliyet yürüttüğünün tespit edilmiş olduğu”nu büyük bir olaymış gibi gösteren savcı, hemen değerlendirme bölümüne geçiyor: “Devrimci Karargâh Terör Örgütünün de Türkiye Devrimci Hareketinin dibe vurmuş konumu ve bundan çıkış yolları aramak, hızla savaşçı bir Sosyalizim çizgisini devrimci bir direniş merkezi olan, Kürt Özgürlük çizgisiyle birlikte Türkiye Sosyalizminde egemenliğini sürdüren devrimci bir yol çizme görevinde, birleşik bir yapı oluşturmak şeklinde belirlediği stratejisinin gereği olarak Demokrasi İçin Birlik Hareketi (DBH) içerisinde faaliyet yürüttüğü mevcut belge ve dokümanların incelenmesinden anlaşılmıştır.” Oysa ki çatı partisi girişimi olarak faaliyet yürüten Demokrasi İçin Birlik Hareketi, bütün faaliyetlerini aleni, toplantı çağrılarını da açıktan yapmaktadır. Savcı, DBH'yi dosyaya ekleyerek, önümüzdeki günlerde bu alana yönelik müdahale sinyali vermektedir.

Kadın kotası istemek de dosyaya eklendi

Orhan Yılmazkaya'ya ait olduğu iddia edilen belgelerde geçen; “Mücadele ve örgütlenmenin her aşamasında kadını öne çıkarma amacı özel olarak gözetilmelidir. Bu nedenle Hareket içinde pozitif ayrımcılık esas alınarak kadın kotasının uygulanması prensip edinilmelidir. Örgütlenme ve mücadele tarzlarında kadının özerk siyasal şekillenişini de hedefleyen bir yönelme tercih edilmeli, kadın yoldaşlar ve taraftarlar örgütlenmenin ve mücadelenin her alanında ve aşamasında geçici ya da kalıcı özgür siyasal düzeyler üretmeye yönelmelidirler şeklinde yazıların bulunduğu görülmüştür” şeklinde ifadeler de iddianame dosyasına konuldu. Savcı, kadın kotası uygulanmasıyla ilgili ne gibi suç unsuru buldu acaba?

Avcı, kitabıyla 'yardım-yataklık' etti

Kuşkusuz dava dosyasının en ilginç isimlerinden biri, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ile ilgili hazırlanan bölüm. 130 sayfalık dosyada tek başına Hanefi Avcı'ya 22 sayfalık bölüm ayrıldı. Buna karşın Avcı ile dava dosyasına konu edilenler arasındaki tek bağlantı, Avcı'nın “Haliç'te Yaşanan Simonlar, Dün Devlet Bugün Cemaat” kitabı. Kitabın 500'üncü sayfasında Hanefi Avcı, Nejdet Kılıç'a ait 053174287** numaralı telefonun dinlendiğini yazdı. Bunun devam eden soruşturmanın gizliliğinin ihlali olduğunu söyleyen savcı, “Hanefi AVCI’nın belirtilen şekilde Devrimci Karargah terör örgütüne ve şüphelilerine yardımda bulunduğu anlaşıldığından, suç ve suç delillerinin imhasının önüne geçilmesi, örgütsel yapının deşifresinin engellenmesi açısından arama, yakalama ve el koyma işlenlerinin yapılmasına karar verilmiştir” kararına vardı.

Her şey şifreli de, bir tek örgüt ismi aleni

Şu anda yurt dışında bulunan Mahir Sayın ile Tuncay Yılmaz arasında geçen telefon görüşmesi de iddianamede yer aldı. İşte, iddianamenin trajikomik halleri: “TUNCAY : Siz nerdesiniz parti ... (anlaşılmadı)
MAHİR : Maydonoz da gel
TUNCAY : Maydonozdasınız
MAHİR : He he
TUNCAY : Haa MAHİR : BURASI DEVRİMCİ KARARGAH yaa
TUNCAY : Tamam peki başka kim var orda, sizinle kim var
MAHİR : Gel tamam burdayız
TUNCAY : Hadi görüşürüz tamam
Şeklinde görüşmelerin geçtiği, şifreli yapılan konuşmalarında Devrimci Karargah örgütünün isminin zikredildiği görülmüştür.” Her şey şifreli, bir tek örgüt ismi şifreli değil.

13 Nisan'da başlayacak mahkeme, demokrasi ve adalet açısından önemli bir veri sunacak. (ETHA)

 

>> Atılım: Adalette "Son Tezgah"

 




Loading