İSTANBUL
(DİHA) - "Sıra Kimde İnisiyatifi"nin tutuklu sosyalistlere
dayanışma kartı gönderme eylemleri sürüyor. Galatasaray
Meydanında yapılan basın açıklamasının ardından bu hafta SDP ve
TÖP'lüler kart gönderdi.
Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) ve Toplumsal Özgürlük Platformu (TÖP) üyelerinin evlerine 21 Eylül'de yapılan baskınlarda tutuklanan SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan'ın da aralarında bulunduğu sosyalist siyasetçilere destek eylemleri devam ediyor. Siyasi operasyonlara karşı kurulan 'Sıra Kimde İnisiyatifi' Galatasaray Meydanı'nda basın açıklaması yaptı. "Özgürlük ve adalet için sırayı bozuyoruz" pankartının açıldığı eylemde "Gözaltılar tutuklamalar, gözaltılar, baskılar bizi yıldıramaz", "Komploya geçit vermeyeceğiz", "Politik tutsaklara özgürlük" sloganları attı. Basın açıklamasını okuyan Tahsin Kandamar, son dönemlerde sayıları ve mağdurları hızla artan politik davalarda uzun tutukluluk süreçlerinin başlı başına bir cezaya dönüştüğünü ve AKP hükümetinin demokrasi güçlerine yönelik saldırılarının her geçen gün daha da arttığını söyledi.
Kürt halkının demokratik taleplerinin de göremezden gelinmeye devam ettiğini belirten Kandemir, KCK davası ile başlatılan Kürt hareketini tasfiye hamlesinin ise son MGK bildirisi ile halkların özgür iradesinin tasfiyesinin planlandığını söyledi. Kandemir tüm bu antidemokratik uygulamalar karşısında bu uygulamalara karşı tutum alacak ve sokakta hak arama mücadelesi yürütecek güçlerin de susturulmaya çalışıldığına dikkat çekti. Son olarak ''Devrimci karargâh'' örgütü üyesi oldukları iddiasıyla Silivri L Tipi cezaevinde kalan sosyalist siyasetçilerin F Tipi cezaevine nakledilmek istenilmesine de değinerek; "Zaten hukuksuzca tecrit edilen sosyalistler bir kez daha tecrit edilmek isteniliyor. Güvenlik gerekçesi ile yapılmak istenilen bu uygulamayı buradan protesto ediyoruz" dedi.
Açıklamanın ardından inisiyatif üyeleri PTT Beyoğlu Şubesi'ne giderek tutuklu sosyalist siyasetçilere dayanışma kartı gönderdi.
Basına ve Kamuoyuna
21 Eylül komplosunun üzerinden yaklaşık 4 ay geçti. SDP Genel Başkanı Dr. Rıdvan TURAN, TÖP sözcüsü Oğuzhan KAYSERİLİOĞLU ile 13 arkadaşımız hala bir iddianame olmaksızın Silivri L Tipi cezaevinde tutuluyor. Kamuoyuna yansıyan ve asılsız olduğu sadece SDP ve TÖP’lüler değil tüm kamuoyu tarafından bilinen iddialarla cezaevlerinde tutulan yoldaşlarımızın ne zaman hakim karşısına çıkacağı da hala belli değil.
Son dönemlerde sayıları ve mağdurları hızla artan politik davalarda uzun tutukluluk süreleri başlı başına bir cezaya dönüşüyor. AKP hükümeti toplumsal muhalefeti ivmelendiren emek ve demokrasi güçlerine dönük saldırılarını her geçen gün daha da arttırıyor. Seçim sürecine yeni yeni girilmeye başlandığı şu günlerde AKP hükümeti baskı politikalarını daha sert biçimde uygulamaya hazırlanıyor.
Seçim sonrası anayasa değişikliğini referandumsuz gerçekleştirmek isteyen AKP daha fazla oy almanın yollarını ararken anti demokratik yönelimlerini arttırıyor. Bu sebeple söylemini daha fazla milliyetçi, daha fazla militarist bir zemine kaydırıyor.
Bu çerçevede Kürt halkının demokratik talepleri görmezden gelinmeye yok sayılmaya çalışılıyor. KCK davasıyla başlatılan Kürt Özgürlük hareketinin demokratik siyaset zemininin tasfiye hamlesi MGK bildirisiyle artık halklarının özgür iradesinin tasfiyesine dönüştürülmek isteniyor. Seçimler sonrasında bir hükümet olmaktan çok iktidar olma hedefiyle hareket eden AKP hükümeti en geniş milliyetçi muhafazakar tabanın oylarını alabilmek için türlü hamleler de yapıyor. Bu çerçevede içki yasağının kapsamı geliştiriliyor, bir sanat eseri olan heykeller için ucubeler demekten kaçınmıyor, bir film nedeniyle gündeme gelen Osmanlı ve Kanuni hakkındaki tartışmalarda şoven bir tutum takınmaktan geri durmuyor. AKP hükümeti bir sermaye temsilcisi olduğunu da asla unutmayarak emekçilere torba yasalarla işsizlik ve yoksulluk dayatıyor.
Bütün bu antidemokratik uygulamalara yönelik tutum alacak ve sokakta hak arama mücadelesini yükseltecek güçler ise susturulmak isteniyor. Bugün mevcut siyasi konjonktürde egemenlerin temel hedefi, emek, barış ve demokrasiden yana olan güçlerin yaşamdaki görünürlüğünün engellenmesi ve tasfiyesidir.
İşte tam da böylesine bir siyasi ortamda
arkadaşlarımız hiçbir ilgilerinin olmadığı bir örgütün üyeliği
suçlamasıyla cezaevlerinde tutuluyor ve hazırlanacak iddianameyi
bekliyor. Ayrıca arkadaşlarımız Silivri’de bulundukları L Tipi
cezaevinden F tipi cezaevine nakledilmek isteniyor. Zaten
hukuksuzca tecrit edilen sosyalistler bir kez daha tecrit
edilmek isteniyor. Güvenlik gerekçesi öne sürülerek yapılmak
istenen bu uygulamayı buradan protesto ediyoruz.
Biz Sosyalist Demokrasi Partisi ve Toplumsal Özgürlük Platformu
üyeleri olarak arkadaşlarımızın ezilenlerin ve emekçilerin
yanında oldukları için oligarşinin zindanlarına atıldığını çok
iyi biliyoruz. Bu saldırılar arkadaşlarımız ve diğer politik
tutsaklar şahsında toplumun ezilen kesimlerine yönelmektedir.
Saldırılar işçilere, emekçilere, ezilen Kürt halkına, derelerini
kapitalizmin talanından korumak isteyen köylülere, gelecekleri
çalınan öğrencilere, erkek egemenliğe karşı mücadele eden
kadınlaradır. Ve bu saldırıları püskürtmek için
mücadelemizi daha da arttırarak sürdüreceğimizi buradan bir kez
daha ilan ediyoruz.
Sosyalist Demokrasi Partisi –Toplumsal Özgürlük
Platformu

