Sıra Kimde İnisiyatifi tarafından
düzenlenen "Türkiye'de Hukuk ve Demokrasi" sempozyumu Ankara'da,
siyasi parti genel başkan ve temsilcilerinin,
hukukçuların, yazar ve hak savunucularının katılımıyla
gerçekleştirildi. Ekin Sanat Tiyatrosu'nda gerçekleştirilen
sempozyum, Sultan Seçik'in açılış konuşmasıyla başladı. 21 Eylül komplosuyla tutuklanan SDP
Genel Başkanı Rıdvan Turan ile Toplumsal Özgürlük tutsaklarının
cezaevinden, Mahir Sayın'ın yurtdışından gönderdiği selamlama
mektuplarını Mehmet Özer sundu.
Türkiye’de Hukukun İşleyişi ve Örnek
Davalar
İ
Av. Gülizar Tuncer, 21 Eylül Komplosuna
ilişkin sunuşunda, somut hiçbir delil olmaksızın yasal
örgütlerin hedefe alındığını ve uydurma kanıt yaratıldığını
vurguladı. TÖP sözcülerinin ve SDP genel başkanının ve MYK
üyelerinin sabaha karşı evlerinin basıldığını ve elleri
kelepçelenerek mahkemeye çıkarıldıklarını anlattı. SDP ve TÖP
operasyonunda Devrimci Karargah bağlantısı üzerine kirli bir
propaganda yürütüldüğünü belirten Tuncer, Hanefi Avcı'yla
ilişkilendirilmeye çalışıldığını söyledi. Bostancı&daki
operasyondan sonra Orhan Yılmazkaya'yı tanıyan tanımayan
herkesin Devrimci Karargah torbasına doldurulduğunu belirten
Tuncer, PKK'nin solu bu örgüt aracılığıyla
toparlamaya
çalıştığının iddia edildiğini aktardı. Savcılık sorgusunda
sürekli DBH ile ilgili sorular sorulduğunu, Kürt sorununa
yakınlığın sorgulandığını, ama Devrimci Karargah'la ilgili soru
sorulmadığını vurgulayan Av. Gülizar Tuncer, uydurma
gerekçelerle tutukluluk halinin sürdürüldüğünü ekledi.
Av. Levent Kanat "Özel Yetkili Mahkemeler
kesinleştiğini söyleyen Av. Kanat, bunun
ceza hukukuna aykırı bir anlayış olduğunu vurguladı.
Av. Meral Danış Beştaş, KCK Davalarının ilk operasyonunun 14 Şubat 2007'de Diyarbakır'da başladığını hatırlatarak, bu davanın, siyaseten tasfiye edilemeyen muhalefeti tasfiye arayışı olduğunu belirtti. "Bu davanın açılmasının, devamının, sonlandırılmasının, hiçbirinin kararı Diyarbakır'da verilmedi" diyen Beştaş, KCK davalarında her şeyin yargılandığını, 8 Martın, 21 Martın bile bu davada yargılandığını belirtti. 7.500 sayfalık iddianamenin iletişimlerin kopyala/yapıştırı olarak oluşturulduğunu vurgulayan Beştaş, "suç unsurları" olarak DTP genel başkan yardımcısının Diyarbakır belediye başkanı ile konuşmasının "talimat" diye iddianamede yer aldığını nakletti. DÖKH üyesi kadınların kota için çalışma yapmalarının bile suç sayıldığı iddianamede buna benzer bir çok garip iddianın yer aldığını söyleyen Av. Beştaş, bu iddialarla herkesin yargılanabileceğini belirtti. "Davanın başından beri hiçbir talebimiz kabul edilmedi" diyen Beştaş, duruşma tutunaklarının bile kendilerine verilmediğini ekledi. Beştaş konuşmasını "Böyle giderse hiçbirimiz dışarıda kalmayacağız" diyerek bitirdi.
Av. Özlem Gümüştaş, ESP Davası
ezilenlerin toplumsal muhalefetinin meşruluğunu savunmanın
önemli bir eylem olduğunu vurgulayarak sözlerini tamamladı.
Av. Erdal Doğan, Ergenekon davasında, somut
cinayetlerin yargılanmadığını belirterek, Santora, Malatya
Zirve, Hrant Dink olaylarında devlet yetkililerin dahli olduğunu
ancak bürokratların yargılanmasından kaçınıldığını vurguladı.
Malatya Zirve davasının somut cinayet olarak Ergenekon davasıyla
birleştirilmesni talep ettiklerini belirten Av. Doğan, solun
Türkiye'de mağdur olan kesim olarak Malatya Zirve davasına
destek vermesi
gerektiğini söyledi.
S
empozyumda verilen öğle arasından sonra II. Oturuma geçilmeden önce Sincan Cezaevinden Deniz Tepeli'nin mesajı okundu.
>> Sempozyumun I. Oturumu
>> Sempozyumun III. Oturumu
