Ankara Sıra Kimde İnisiyatifi bileşenleri komplonun ikinci ayında hala iddianamenin açıklanmamasını BDP’li vekiller Akın BİRDAL, Nuri YAMAN ve Sebahat TUNCEL’in katılımı ile Meclisin Dikmen kapısında protesto etti.
Sıra Kimde İnisiyatifi, aralarında SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ve TÖP Sözcüsü Oğuzhan Kayserioğlu'nun da bulunduğu 13 kişinin serbest bırakılması için TBMM Dikmen Kapısı önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, BDP'li milletvekillerinden Sebahat Tuncel, Akın Birdal ve Nuri Yaman, çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisi, aydın ve yazar katıldı. Üzerinde tutuklanan SDP, TÖP ve BDP'li belediye başkanlarının fotoğraflarının bulunduğu pankartının açıldığı açıklamada, "Tutuklular serbest bırakılsın" sloganları atıldı. Türkçe ve Kürtçe olarak yapılan basın açıklamalarını Sosyalist Parti Genel Başkan yardımcısı Mustafa Kahya ve BDP Ankara İl yöneticisi Naci Erdoğan okudu.
Grup adına yapılan açıklamada komplonun üzerinden iki ay geçmesine rağmen iddianamenin hazırlanmamış olmasının keyfi bir tutum olduğu, hapishanelerde hükümlüden çok tutuklunun olduğu, artık tutuklamaların fiilen ceza olarak uygulandığı, yaratılmak istenen korku imparatorluğuna karşı her ay meclis önünde olunacağı belirtildi. “Belediye başkanları, Kürt siyasetçiler, 2 bini aşkın kişi tutuklu. ESP üyeleri, TAYAD üyeleri, Odak dergisi okurları, sendikacılar, insan hakları savunucuları cezaevlerinde. Anadilde savunma talebi reddediliyor, davanın sonucunu ise hukuk değil siyasi atmosfer şekillendiriyor. Bir halkın kendi diliyle konuşmasının engellenmesi yetmezmiş gibi anadillerinde konuştukları için insanlar cezaevlerine atılıyor. İşte AKP’NİN DEMOKRASİSİ BUDUR. Ne kadar sürecek bu hukuksuzluk, daha ne kadar sürecek ‘benim gibi olmayanı tutuklarım’ dayatması. Bu korku imparatorluğu daha ne kadar muhalif insanın özgürlüğünü engelleyecek ve Meclis bu olanlara daha ne kadar sessiz kalacak?” diyen Mustafa KAHYA Terörle Mücadele Yasası’nın kaldırılması ve Özel Yetkili Mahkemeler’in kapatılması gerektiğini, buralarda asgari insan haklarının dahi uygulanmadığını belirtti.
İddianamenin hazırlanması hakkında İçişleri ve Adalet Bakanlığına "Soruşturma savcısı için toplam 13 kişinin tutuklu bulunduğu bir davanın iddianamesini hazırlamak bu kadar zor bir iş midir? yoksa yapılan tutuklamaları kalıcılaştıracak yeterli delilleriniz yok da yaratmaya mı çalışıyorsunuz? sorularını yönelten Kahya, son olarak, tutuklu siyasetçiler serbest bırakılana kadar her ayın 21'inde meclis kapısı önünde olacaklarını ifade etti.
Eyleme SES Genel Başkanı Bedriye YORGUN, Tüm Bel-Sen Genel
Sekreteri İzzettin ALPERGİN, Tüm Bel-Sen Genel Eğitim Basın
Yayın Sekreteri Güler ELVEREN, KESK MYK üyesi Hüseyin GÖLPINAR, DİSK
Ankara Bölge Temsilcisi Kani BEKO, Genel-İş Örgütlenme Daire
Başkanı Remzi ÇALIŞKAN, Genel-İş Toplu Sözleşme Daire Başkanı
İsmail ÖZHAMARAT, Genel-İş Araştırma Daire Bakanı Osman KAPLAN,
Eğitim-Sen Genel Sekreteri Mehmet BOZGEYİK, Eğitim-Sen Genel
Örgütlenme Sekreteri Mustafa ECEVİT, BDP Genel Başkan Yardımcısı
Tuncer BAKIRHAN, Sosyalist Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa
KAHYA, Halkevleri MYK üyesi Dilşat AKTAŞ, ESP MYK üyesi Orhan
ÇELEBİ, EMEP Ankara İl Başkanı Selma GÜRKAN, EHP Merkez Komite
Üyesi Gökhan ASAN, Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü Metin BAKKALCI,
İHD Ankara Şube Başkanı Gökçe OTLU, Ankara 78’liler Birlik ve
Dayanışma Derneği Başkanı Hüseyin GEVHER, Şair Ahmet
TELLİ, Şair Mehmet ÖZER,
Doç Dr. Sibel ÖZBUDUN,
Yazar Temel DEMİREL, Tiyatrocu Yılmaz DEMİRAL, Düşünceye
Özgürlük Girişimi’nden Mahmut KONUK katıldılar.
Basın açıklamasına katılanlar, açıklama bittikten sonra BDP'nin
grup toplantısına katıldı.
21 Eylül komplosunun üzerinden tam iki ay geçti. İddianame hala hazırlanmadı. Bu keyfilik ne kadar sürecek daha ne kadar bekleyeceğiz. AKP iktidarının tüm tehditlerine, yaratmaya çalıştığı korku imparatorluğuna karşı her ay Meclis önünde olacağız ve keyfi tutuklamalara, toplumu sindirme operasyonuna karşı buradan “demokrasi” diye haykıracağız demiştik ve yine buradayız.
Bundan 2 ay önce, 21 Eylül sabahı evleri basılarak gözaltına alınan Sosyalist Demokrasi Partisi Genel Başkanı Rıdvan Turan ve Toplumsal Özgürlük Platformu sözcüsü Oğuzhan Kayserilioğlu’nun da aralarında olduğu 13 kişi, 25 Eylül günü çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmışlardı. Ayrıca bu dava kapsamında Sosyalist parti MYK Fahri danışmanı Mahir Sayın ise hakkındaki tutuklama kararı ile fiilen sürgün edildi.
Belediye başkanları, Kürt siyasetçiler, 2 bini aşkın kişi tutuklu. ESP üyeleri, TAYAD üyeleri, Odak dergisi okurları, sendikacılar, insan hakları savunucuları cezaevlerinde. Anadilde savunma talebi reddediliyor, davanın sonucunu ise hukuk değil siyasi atmosfer şekillendiriyor. Bir halkın kendi diliyle konuşmasının engellenmesi yetmezmiş gibi anadillerinde konuştukları için insanlar cezaevlerine atılıyor. İşte AKP’NİN DEMOKRASİSİ BUDUR. Ne kadar sürecek bu hukuksuzluk, daha ne kadar sürecek ‘benim gibi olmayanı tutuklarım’ dayatması. Bu korku imparatorluğu daha ne kadar muhalif insanın özgürlüğünü engelleyecek ve Meclis bu olanlara daha ne kadar sessiz kalacak?
Geçmişteki benzer tutuklamalarda olduğu gibi SDP ve TÖP’e yönelik operasyon sırasında tedbir amaçlı yapıldığı ifade edilen tutuklamalar bir kez daha cezaya dönüşüyor. Türkiye’de insanların haklarındaki suçlamaları dahi bilmeden aylarca cezaevinde tutulduğu Cumhurbaşkanı Gül tarafından bile kabul ediliyor.
Buradan İçişleri ve Adalet Bakanlarına soruyoruz: Soruşturma savcısı için toplam 13 kişinin tutuklu bulunduğu bir davanın iddianamesini hazırlamak bu kadar zor bir iş midir? Yoksa yapılan tutuklamaları kalıcılaştıracak yeterli delilleriniz yok da yaratmaya mı uğraşıyorsunuz? Ya da yeni tutuklamalar için hazırlık mı yapıyorsunuz da o yüzden mi geciktiniz?
Buradan Meclise sesleniyoruz, Herkes bu yalanın, hukuksuzluğun farkında. Ama onlar hâlâ tutuklu. Aradan iki ay geçti, bu hukuksuzluk karşısında Meclis niye hâlâ suskun. Emperyalizme ve Siyonizme kalkan olacak olan füze kalanı Türkiye’ye kuruluyor, savaş kararları kapalı kapılar arkasında Meclisten hızlıca geçiriliyor. Mesele demokrasiye, insan haklarına, düşünce ve ifade özgülüğüne gelince Meclis niye böylesine sessiz? Neden, KCK davaları adı altında Kürt halkını,”devrimci karargâh” adı altında sol, sosyalist güçleri ve aslında bir bütün olarak toplumu susturma operasyonu karşısında bir şey demiyor?
Özel yetkili mahkemeler olarak isimlendirilen, ancak bizce özünde DGM’den başka bir şey olmayan mahkemelerde basit hukuk kuralları dahi çiğnenmektedir. Yürürlükteki yasa ve yargı yapılanması, egemen güce kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirebileceği, kapsamı oldukça geniş bir yargılama-cezalandırma yetkisi tanıyor. Özellikle Terörle Mücadele Kanunu’nun ilgili maddeleri bugün sistemin antidemokratik, baskıcı, emekçi ve halk düşmanı yüzünü teşhir ederek, meşru-demokratik siyaset yapan her kişi ve kurumun terör suçu kapsamında yargılanmasına olanak veriyor. Önce bir örgüt tanımı yapılıyor, ardından politik mücadele sırasında katılınan bütün eylemler, yazılan her yazı, yapılan her toplantı, atılan her slogan örgüt faaliyeti olarak nitelendiriliyor.
Bugün artık bazı yasal derneklerde, kitle örgütlerinde, sendikalarda politik çalışma yapmak, basın yayın organlarında görev almak ve hatta bir siyasi partide yönetici olmak bile örgüt üyeliğine kanıt olarak gösterilmeye başlanmıştır. SDP ve TÖP’e yönelik operasyonlarda yandaş medyada sıkça vurgulanan ve açık alanda faaliyet yürüten bir parti olan SDP’de yönetici olmayı adı geçen örgüt üyeliğinin kanıtı olarak gösteren mantığın anlaşılır hiçbir yanı yoktur. Terörle Mücadele Kanunu kapsamında gündeme gelen ‘Terör örgütü üyesiymiş gibi davranmak’ diye tanımlanan ve herkesi potansiyel örgüt üyesi haline getiren bu yasaların derhal kaldırılması gerektiğini buradan bir kez daha vurguluyoruz.
Toplumsal muhalefete keyfi ve hukuk dışı saldırılara ‘yasallık’ kılıfı Terörle Mücadele Yasasıyla geçirilmektedir, toplumla mücadelenin bir aracı olan antidemokratik TMY kaldırılmalıdır. Bugün cezaevlerinde “mahkum”dan çok “tutuklu” vardır. Tutuklamanın kendisi ceza yerine geçmiştir ve bu doğrudan siyasal iktidarın kestiği bir cezadır. Özel yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri eliyle yürütülen bu uygulamayla “siyasal tasarruf” sanki “yargı tasarrufuymuş” gibi gösterilmektedir. Özel yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri hukuk dışıdır, kapatılmalıdır.
AKP’nin ne ilk nede son tezgahından
korkmuyoruz. Toplumu sindirme operasyonuna karşı, aydınlar,
sanatçılar, yazarlar, akademisyenler, siyasetçiler,
milletvekilleri soruyoruz sıra kimde diye, Sıra hangimizde diye
?
Bizler cezaevinde haksız bir biçimde tutuklanan arkadaşlarımızın
serbest bırakılması için, her ayın 21’inde burada olacağız.
Susmayacağız. Tutuklamalarınız, medya yoluyla yaydığınız terör dalgası bizleri korkutmuyor
Saldırı hepimizedir. Birlikte püskürteceğiz.
Komploların boşa çıkartılması görevimizdir.
Mevzilerimizi terk etmeyeceğiz!
SIRA KİMDE İNİSİYATİFİ
Katılımcı Kurumlar:
TTB Genel Merkezi, KESK Genel Merkezi,
DİSK Ankara Bölge Temsilciliği, KESK Ankara Şubeler Platformu,
İHD Genel Merkez, İHD Ankara Şube, Devrimci 78’liler
Federasyonu, 78’liler Girişimi, ÇHD Genel Merkez , Dersimliler
Derneği, Halkevleri, BDP, EMEP, EHP, ESP, Sosyalist Parti, SDP,
TÖP, Kaldıraç, Odak, Devrimci Yolda Özgürlük Dergisi, Sosyalist
Gelecek, Köz, Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi.









