SDP
ve TÖP'e yönelik gerçekleştirilen siyasi operasyon sonrasında
kurulan 'Sıra Kimde? İnisiyatifi', tutuklamaların üzerinden iki
ay geçmesine rağmen iddianamenin hazırlanmamasına tepki
gösterdi.
Kürt siyasetçilerin ardından son olarak SDP Genel Başkanı Rıdvan
Turan ve TÖP sözcüsü Oğuzhan Kayserilioğlu ile birlikte SDP ve
TÖP yöneticilerinin tutuklanmasıyla sonuçlanan toplumsal
muhalefete yönelik siyasi operasyonlara ortak tepki göstermek
amacıyla oluşturulan 'Sıra Kimde? İnsiyatifi', operasyonlara
yönelik protestolarını sürdürmeye devam ediyor. Bu amaçla
Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelen Sıra Kimde İnisiyatifi
üyeleri, açtıkları "İşte AKP demokrasisi! Sıra Kimde?" pankartı
arkasında "Komplolar sökmedi sökmeyecek", "İçerde dışarıda
hücreleri parçala", "Zindanlar yıkılsın tutsaklara özgürlük" ve
"Devrimci tutsaklar onurumuzdur" sloganları atarak İstiklal
Caddesi' üzerinde yürüyüşe geçti.
Eyleme SDP, TÖP, EHP, SP, ESP, SKM, SBH,
SGPH ve DİP-G katıldı. Ayrıca eyleme DİSK Genel Sekreter Tayfun Gürgün,
DİSK Spor SEN Yönetim Kurulu üyesi Cahit Albayrak, Dev-Toprak İş
eski Genel Sekreteri Cumali Çakmaklı, İstanbul Tabip Odası
Yönetim Kurulu üyeleri Hasan Doğan ve Lale Tırtıl katıldı.
Taksim Meydanı'na ulaşılmasıyla birlikte de inisiyatif
bileşenleri arasında yer alan Emekçi Hareket Partisi İstanbul İl
Başkanı Serkan Atak, hazırlanan basın açıklaması metnini okudu.
21 Eylül'de SDP ve TÖP temsilcilerine yönelik yapılan
baskınların ve sonrasındaki tutuklamaların hukuksuz olduğunu
ifade eden Atak, "Arkadaşlarımız mahkemeye çıkarılmadan
Samanyolu, Star, Zaman gibi TV kanalı ve gazetelerde yer alan
haberlerde yer alan dosyaya ilişkin uyduruk iddialar var. Gül'ün
ifade ettiği gibi insanlar haklarındaki suçlamaları bilmeden
aylarca cezaevinde tutuluyor. SDP ve TÖP'e yönelik operasyonlar
sırasında el konulan ve bir iki günde incelemeleri mümkün olan
bilgisayarlar ve dokümanların ancak bir hafta önce teslim
edilmesi bile soruşturmanın ne kadar yavaş işletildiğini
gösteriyor" diye konuştu. Açıklamada İçişleri Bakanlığı'na ve
Adalet Bakanlığı'na da seslenen Atak, "Soruşturma savcınız için
toplam 13 kişinin tutuklu bulunduğu bir davanın iddianamesini
hazırlamak bu kadar zor iş midir? Yoksa yapılan tutuklamaları
kalıcılaştıracak yeterli deliliniz yok da yaratmaya mı
çalışıyorsunuz? Ya da yeni tutuklamalar için hazırlık mı
yapıyorsunuz?" diye sordu.
Tutuklu bulunan SDP ve TÖP yöneticilerinin serbest
bırakılmasının talep edildiği eylem, daha sonra atılan sloganlar
eşliğinde son buldu.
Bundan tam 2 ay önce, 21 Eylül sabahı evleri basılarak gözaltına alınan Sosyalist Demokrasi Partisi Genel Başkanı Rıdvan Turan, Toplumsal Özgürlük Platformu sözcüsü Oğuzhan Kayserilioğlu’nun da aralarında olduğu 13 kişi 25 Eylül günü çıkarıldıkları mahkemede tutuklanmışlardı.
Devrimci Karargah örgütüne yönelik olarak yapıldığı söylenen operasyonlarda tümü açık ve meşru zeminlerde faaliyet yürüten, adresleri, işyerleri belli olan ve kamuoyunca tanınmış arkadaşlarımız hiçbir ilişkilerinin bulunmadığı bir örgütün üyeliği ile suçlanarak cezaevine gönderilmişti.
Tutuklamalar ortada herhangi bir iddianame
olmadan hukuksuzca yapılmıştı. Daha arkadaşlarımız mahkemeye
çıkarılmadan Samanyolu, Zaman, Star ve Bugün gibi TV kanalları
ve gazetelerde yer alan dosyaya ilişkin uyduruk iddialar dışında
ortada bilinen herhangi bir iddia yok. Aradan geçen bunca zamana
rağmen savcılık iddianamesi henüz açıklanmadı. Buna bağlı olarak
tutuklanan arkadaşlarımızın ne zaman mahkemeye çıkarılacakları
da belirsizliğini koruyor.
Geçmişteki benzer tutuklamalarda olduğu gibi SDP ve TÖP’e
yönelik operasyon sırasında tedbir amaçlı yapıldığı ifade edilen
tutuklamalar bir kez daha cezaya dönüşüyor.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de ifade ettiği gibi Türkiye’de
insanlar haklarındaki suçlamaları dahi bilmeden aylarca
cezaevinde tutuluyor. SDP ve TÖP’e yönelik operasyonlar
sırasında el konulan ve bir iki günde incelenmeleri mümkün olan
bilgisayar ve dokümanların ancak bir hafta önce geri teslim
edilmesi bile soruşturma sürecinin ne kadar yavaş yürütüldüğünü
gösteriyor.
Buradan İçişleri ve Adalet Bakanlıklarına sesleniyoruz. Soruşturma savcınız için toplam 13 kişinin tutuklu bulunduğu bir davanın iddianamesini hazırlamak bu kadar zor bir iş midir? Yoksa yapılan tutuklamaları kalıcılaştıracak yeterli delilleriniz yok da yaratmaya mı uğraşıyorsunuz? Ya da yeni tutuklamalar için hazırlık mı yapıyorsunuz da o yüzden mi geciktiniz?
Özel yetkili mahkemeler olarak isimlendirilen, ancak bizce sivil DGM den başka bir şey olmayan mahkemelerde basit hukuk kuralları dahi çiğnenmektedir. Yürürlükteki yasa ve yargı yapılanması, egemen gücün kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirebileceği, kapsamı oldukça geniş bir yargılama-cezalandırma yetkisi tanıyor. Özellikle Terörle Mücadele Kanunu’nun ilgili maddeleri bugün sistemin antidemokratik, baskıcı ,emekçi ve halk düşmanı yüzünü teşhir ederek, meşru- demokratik siyaset yapan her kişi ve kurumun terör suçu kapsamında yargılanmasına olanak veriyor. Önce bir örgüt tanımı yapılıyor, ardından politik mücadele sırasında katılınan bütün eylemler, yazılan her yazı, yapılan her toplantı, atılan her slogan örgüt faaliyeti olarak nitelendiriliyor.
Bugün artık bazı yasal derneklerde, kitle örgütlerinde, sendikalarda politik çalışma yapmak, basın yayın organlarında görev almak ve hatta bir siyasi partide yönetici olmak bile örgüt üyeliğine kanıt olarak gösterilmeye başlandı. SDP ve TÖP’e yönelik operasyonlarda yandaş medyada sıkça vurgulanan ve yasal bir parti olan SDP’de yönetici olmayı adı geçen örgüt üyeliğinin kanıtı olarak gösteren mantığın anlaşılır hiçbir yanı yoktur. Terörle Mücadele Kanunu kapsamında gündeme gelen ‘Terör örgütü üyesiymiş gibi davranmak’ diye tanımlanan ve herkesi potansiyel örgüt üyesi haline getiren bu yasaların derhal kaldırılması gerektiğini buradan bir kez daha vurguluyoruz.
Sistemin güncel çıkarlarını korumak ve gereksinimlerini elde etmek için ihtiyaç duyduğu toplumun üstten alta yeniden yapılandırılması sürecinin, doğası gereği mevcut hak ve özgürlüklere saldırılar olmaksızın gerçekleştirilemeyeceği bilinmektedir. Bu saldırıların planlanması için eskiden beri var olan kozmik odalardan sanıyoruz ki artık bir tane de AKP’de var. O odalarda hazırlanan tezgahlarda da bugün SDP ve TÖP’lüler bulunuyor. Yarın kim bu tezgahlara dahil edilecek bilinmez ancak biz buradan bir kez daha ifade etmek isteriz ki ne ilk ne de son tezgahınızdan korkmuyoruz. Bu ülkenin emekten, barıştan, insan haklarından ve demokrasiden yana olan insanları olarak, düşüncelerimizi savunmak uğruna ödenmesi gereken her türlü bedeli ödemeye hazırız. Cezaevleriniz, yargısız infazlarınız ve daha nice kirli yöntemleriniz bizi mücadelemizden alıkoymadı, koyamayacak…
Tutuklu SDP ve TÖP’lüler Derhal Serbest
bırakılsın.
Anti demokratik Terörle Mücadele Kanunu kaldırılsın.
Yaşasın emek ve demokrasi mücadelemiz.
Yaşasın Devrim Yaşasın Sosyalizm.








