'13 tutuklu için iddianame hazırlamak bu kadar mı zor?'


21 Kasım 2010


SDP ve TÖP'e yönelik gerçekleştirilen siyasi operasyon sonrasında kurulan 'Sıra Kimde? İnisiyatifi', tutuklamaların üzerinden iki ay geçmesine rağmen iddianamenin hazırlanmamasına tepki gösterdi. 

Kürt siyasetçilerin ardından son olarak SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ve TÖP sözcüsü Oğuzhan Kayserilioğlu ile birlikte SDP ve TÖP yöneticilerinin tutuklanmasıyla sonuçlanan toplumsal muhalefete yönelik siyasi operasyonlara ortak tepki göstermek amacıyla oluşturulan 'Sıra Kimde? İnsiyatifi', operasyonlara yönelik protestolarını sürdürmeye devam ediyor. Bu amaçla Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelen Sıra Kimde İnisiyatifi üyeleri, açtıkları "İşte AKP demokrasisi! Sıra Kimde?" pankartı arkasında "Komplolar sökmedi sökmeyecek", "İçerde dışarıda hücreleri parçala", "Zindanlar yıkılsın tutsaklara özgürlük" ve "Devrimci tutsaklar onurumuzdur" sloganları atarak İstiklal Caddesi' üzerinde yürüyüşe geçti.

Eyleme SDP, TÖP, EHP, SP, ESP, SKM, SBH, SGPH ve DİP-G katıldı. Ayrıca eyleme DİSK Genel Sekreter Tayfun Gürgün, DİSK Spor SEN Yönetim Kurulu üyesi Cahit Albayrak, Dev-Toprak İş eski Genel Sekreteri Cumali Çakmaklı, İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyeleri Hasan Doğan ve Lale Tırtıl katıldı. Taksim Meydanı'na ulaşılmasıyla birlikte de inisiyatif bileşenleri arasında yer alan Emekçi Hareket Partisi İstanbul İl Başkanı Serkan Atak, hazırlanan basın açıklaması metnini okudu. 

21 Eylül'de SDP ve TÖP temsilcilerine yönelik yapılan baskınların ve sonrasındaki tutuklamaların hukuksuz olduğunu ifade eden Atak, "Arkadaşlarımız mahkemeye çıkarılmadan Samanyolu, Star, Zaman gibi TV kanalı ve gazetelerde yer alan haberlerde yer alan dosyaya ilişkin uyduruk iddialar var. Gül'ün ifade ettiği gibi insanlar haklarındaki suçlamaları bilmeden aylarca cezaevinde tutuluyor. SDP ve TÖP'e yönelik operasyonlar sırasında el konulan ve bir iki günde incelemeleri mümkün olan bilgisayarlar ve dokümanların ancak bir hafta önce teslim edilmesi bile soruşturmanın ne kadar yavaş işletildiğini gösteriyor" diye konuştu. Açıklamada İçişleri Bakanlığı'na ve Adalet Bakanlığı'na da seslenen Atak, "Soruşturma savcınız için toplam 13 kişinin tutuklu bulunduğu bir davanın iddianamesini hazırlamak bu kadar zor iş midir? Yoksa yapılan tutuklamaları kalıcılaştıracak yeterli deliliniz yok da yaratmaya mı çalışıyorsunuz? Ya da yeni tutuklamalar için hazırlık mı yapıyorsunuz?" diye sordu. 

Tutuklu bulunan SDP ve TÖP yöneticilerinin serbest bırakılmasının talep edildiği eylem, daha sonra atılan sloganlar eşliğinde son buldu. 

 


 
 
Basın Açıklaması Metni:
 

Bundan tam 2 ay önce, 21 Eylül sabahı evleri basılarak gözaltına alınan Sosyalist Demokrasi Partisi Genel Başkanı Rıdvan Turan,  Toplumsal Özgürlük Platformu sözcüsü Oğuzhan Kayserilioğlu’nun da aralarında olduğu 13 kişi 25 Eylül günü çıkarıldıkları mahkemede tutuklanmışlardı.

Devrimci Karargah örgütüne yönelik olarak yapıldığı söylenen operasyonlarda tümü açık ve meşru zeminlerde faaliyet yürüten, adresleri, işyerleri belli olan ve kamuoyunca tanınmış arkadaşlarımız hiçbir ilişkilerinin bulunmadığı bir örgütün üyeliği ile suçlanarak cezaevine gönderilmişti.

Tutuklamalar ortada herhangi bir iddianame olmadan hukuksuzca yapılmıştı. Daha arkadaşlarımız mahkemeye çıkarılmadan Samanyolu, Zaman, Star ve Bugün gibi TV kanalları ve gazetelerde yer alan dosyaya ilişkin uyduruk iddialar dışında ortada bilinen herhangi bir iddia yok. Aradan geçen bunca zamana rağmen savcılık iddianamesi henüz açıklanmadı. Buna bağlı olarak tutuklanan arkadaşlarımızın ne zaman mahkemeye çıkarılacakları da belirsizliğini koruyor.
Geçmişteki benzer tutuklamalarda olduğu gibi SDP ve TÖP’e yönelik operasyon sırasında tedbir amaçlı yapıldığı ifade edilen tutuklamalar bir kez daha cezaya dönüşüyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de ifade ettiği gibi Türkiye’de insanlar haklarındaki suçlamaları dahi bilmeden aylarca cezaevinde tutuluyor. SDP ve TÖP’e yönelik operasyonlar sırasında el konulan ve bir iki günde incelenmeleri mümkün olan bilgisayar ve dokümanların ancak bir hafta önce geri teslim edilmesi bile soruşturma sürecinin ne kadar yavaş yürütüldüğünü gösteriyor.

Buradan İçişleri ve Adalet Bakanlıklarına sesleniyoruz. Soruşturma savcınız için toplam 13 kişinin tutuklu bulunduğu bir davanın iddianamesini hazırlamak bu kadar zor bir iş midir? Yoksa yapılan tutuklamaları kalıcılaştıracak yeterli delilleriniz yok da yaratmaya mı uğraşıyorsunuz? Ya da yeni tutuklamalar için hazırlık mı yapıyorsunuz da o yüzden mi geciktiniz?

Özel  yetkili mahkemeler olarak isimlendirilen, ancak bizce sivil DGM den başka bir şey olmayan mahkemelerde basit hukuk kuralları dahi çiğnenmektedir. Yürürlükteki yasa ve yargı yapılanması, egemen gücün kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirebileceği, kapsamı oldukça geniş bir yargılama-cezalandırma yetkisi tanıyor. Özellikle Terörle Mücadele  Kanunu’nun ilgili maddeleri bugün sistemin antidemokratik, baskıcı ,emekçi ve halk düşmanı yüzünü teşhir ederek, meşru- demokratik siyaset yapan her kişi ve kurumun terör suçu kapsamında yargılanmasına olanak veriyor. Önce bir örgüt tanımı yapılıyor, ardından politik mücadele sırasında katılınan bütün eylemler, yazılan her yazı, yapılan her toplantı, atılan her slogan örgüt faaliyeti olarak nitelendiriliyor.

Bugün artık bazı yasal derneklerde, kitle örgütlerinde, sendikalarda politik çalışma yapmak, basın yayın organlarında görev almak ve hatta bir siyasi partide yönetici olmak bile örgüt üyeliğine kanıt olarak gösterilmeye başlandı. SDP ve TÖP’e yönelik operasyonlarda yandaş medyada sıkça vurgulanan ve yasal bir parti olan SDP’de  yönetici olmayı adı geçen örgüt üyeliğinin kanıtı olarak gösteren mantığın anlaşılır hiçbir yanı yoktur. Terörle Mücadele Kanunu kapsamında gündeme gelen ‘Terör örgütü üyesiymiş gibi davranmak’ diye tanımlanan ve herkesi potansiyel örgüt üyesi haline getiren bu yasaların derhal kaldırılması gerektiğini buradan bir kez daha vurguluyoruz.

Sistemin güncel çıkarlarını korumak ve gereksinimlerini elde etmek için ihtiyaç duyduğu  toplumun üstten alta yeniden yapılandırılması sürecinin,  doğası gereği mevcut hak ve özgürlüklere saldırılar olmaksızın gerçekleştirilemeyeceği bilinmektedir. Bu saldırıların planlanması için eskiden beri var olan kozmik odalardan sanıyoruz ki artık bir tane de AKP’de var. O odalarda hazırlanan tezgahlarda da bugün SDP ve TÖP’lüler bulunuyor. Yarın kim bu tezgahlara dahil edilecek bilinmez ancak biz buradan bir kez daha ifade etmek isteriz ki ne ilk ne de son tezgahınızdan korkmuyoruz. Bu ülkenin emekten, barıştan, insan haklarından ve demokrasiden yana olan insanları olarak, düşüncelerimizi savunmak uğruna  ödenmesi gereken her türlü bedeli ödemeye hazırız. Cezaevleriniz, yargısız infazlarınız ve daha nice kirli yöntemleriniz bizi mücadelemizden alıkoymadı, koyamayacak…

Tutuklu SDP ve TÖP’lüler Derhal Serbest bırakılsın.
Anti demokratik  Terörle Mücadele Kanunu kaldırılsın.
Yaşasın emek  ve demokrasi mücadelemiz.
Yaşasın Devrim Yaşasın Sosyalizm.

 

 




















Loading