'Herkes bu yalanın farkında...'


16 Ekim 2010


SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ve TÖP Sözcüsü Oğuzhan Kayserilioğlu'nun da aralarında bulunduğu 13 sosyalist siyasetçinin ''Devrimci karargâh'' örgütü üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanmasına karşı başlatılan ''Sıra kimde?'' eylemleri sürüyor. Tutuklanan SDP ve TÖP temsilci ve üyelerinin serbest bırakılması için Taksim  Galatasaray Meydanında her cumartesi gerçekleştirilen oturma eylemlerinin ikincisinde TÖP sözcüsü Oğuzhan Kayserlioğlu tanıtıldı. "İşte AKP demokrasisi, sıra kimde" pankartının açıldığı eylemde “Komplolar sökmedi sökmeyecek", "AKP, Polis, Medya bu abluka dağıtılacak", "Yaşasın devrimci dayanışma” sloganları atıldı. DİSK İstanbul Temsilciliği, KESK Şubeler Platformu, Eğitim-Sen, 78’liler Derneği, Halkevleri, Devrimci Hareket, DİP Girişimi, SGPH, SBH, BDP, EHP, EMEP, ESP, Sosyalist Parti, TKP, SDP ve TÖP'ün çağrıcısı olduğu eyleme BDP Eşbaşkanı ve Diyarbakır Milletvekili Gülten Kışanak, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş ve EHP Genel Başkanı Sibel Uzun konuşmacı olarak katıldı. İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in de katılarak destek verdiği eylemde, Julianna Gözen'in basın açıklamasını okumasının ardından Eğitim Sen 7 Nolu Şube Başkanı Azim Şamiloğlu da bir selamlama konuşması yaptı.

Bu haftaki eyleme katılan BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak, toplumsal muhalefete baskıların tüm hızıyla devam ettiğini belirterek, bir yandan devrimcilere baskıların sürdüğü bir yandan da demokrasi söylemlerinin en üst seviyede konuşulduğu bir dönem olduğuna dikkat çekti. Birlikte yaşamayı savunan devrimcilere karşı yapılan baskıları, Kürt sorununa yaklaşımın bir yansıması olarak değerlendiren Kışanak, "Milliyetçiliğe karşı, Kürtlerle bu ülkede birlikte yaşamayı savunan devrimciler, sosyalistler susturulmaya çalışılıyor. Operasyon Kürtlerin dostlarına karşı yapılmıştır. Bu zihniyeti kınıyorum. Tutuklanan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Ortak mücadele devam edecektir" şeklinde konuştu. Gülten Kışanak "Bugün burada yine Türkiye’de önemli bir tutuklama terörünü protesto etmeye geldik. Türkiye’nin en önemli sorunu olan, Kürt sorununda çözüm perspektifi ortaya koyan Türkiye devrimci hareketini susturmaya çalışıyorlar. Bir kez daha bu yaklaşımı ve AKP zihniyetini kınıyoruz." dedi. 

ÖDP Genel Başkanı Alper Taş da baskılara karşı ortak tavır sergilemek gerektiğini söyledi. 12 Eylül'de yapılan referandumun ardından sosyalistlere komplo ile yönelinmesinin düşündürücü olduğunu belirten Taş, "12 Eylül ile hesaplaşmaktan bahsedenler referandum sabahında devrimcilere karşı saldırıya geçmiş ve 13 arkadaşımızı tutuklamışlardır. Bu 12 Eylül zihniyeti değil mi?" diye sordu. Temelsiz iddialarla insanları cezaevine atıldığını ve sokakta yürüyen her kesin bir gün örgüt üyesi olmaktan tutuklanabileceğine işaret eden Taş Kürtleri tutukluyorlar, sosyalistleri tutukluyorlar, peki bundan sonra sıra kimde? Devlet kendi içindeki hesaplaşmasını gidermek için devrimcileri meze yapamaz" diye kaydetti. 

EHP Genel Başkanı Sibel Uzun ”Devrimci tutsak olan tüm arkadaşlarımızı selamlıyoruz. AKP yaptığı bütün hukuksuzluklarla halkları karşısına alıyor. AKP’ye sorulacak hesaplar birikti. Gelin hep beraber hesap soralım.” diye konuştu.

Basın açıklamasını okuyan Julianna Gözen ise "21 Eylül komplosu, SDP ve TÖP'ün birleşmesi dahil bir çok nedenle yapılmıştır. Tüm muhalif güçlere yönelik saldırının bir parçası olarak görüyoruz. AKP ve onun iç içe çalışan ABD'nin emrindeki Fethullah cemaati sosyalistlerin ve demokratların yasal ve açık zemindeki faaliyetlerine bile tahammül edemiyor. Demokrasi güçleri ve sosyalistlerin AKP'nin saldırılarına karşı topyekun bir direniş göstermediği takdirde, AKP diktatörlüğü dikensiz gül bahçesi kuracak ve emekçi-ezilenlerin mücadelesi ağır bir darbe alacaktır'' diye belirtti.

Gözen “8 yıldır faaliyet yürüten bir siyasi partinin, yine faaliyetlerini açık alanda sürdüren bir siyasi platformun yönetici ve üyeleri, farklı  bir mücadele çizgisi olan Devrimci Karargah örgütünün üyesi olmak gibi akıl almaz bir suçlamayla hapiste tutuluyorlar. Bu komployu düzenleyenler, bir yandan da egemenler arasındaki it dalaşının bir parçası olarak Hanefi Avcı’yla arkadaşlarımızı ilişkilendiriyor ve onun üzerinden de arkadaşlarımıza Ergenekon çamurunu bulaştırmaya çalışıyorlar. Komplocular öylesine fütursuz ki, bu işkenceci polis şefini sol bir örgüte yardım etme suçlamasıyla tutuklatabiliyorlar. Ve bu komploda yapılan suçlamalar öylesine büyük bir yalan ki, sermaye medyasının yazarları, sözcüleri bile bu yalana sahip çıkamıyor ve suçlamaların saçmalığını kabul ediyor. Herkes bu yalanın farkında ama arkadaşlarımız hala hapiste tutuluyor.”  diyerek Oğuzhan Kayserilioğlu'nun yaşamından kesitler sundu.

Basın açıklamasından sonra Eğitim Sen 7 Nolu Şube Başkanı Azim Şamiloğlu bir selamlama konuşması yaparak "Uzun zamandır Türkiyeli sosyalistlere karşı bir saldırı fulyası düzenleniyor. Biz bu saldırıları kınıyoruz." dedi.

 

 

 

 

Basın Açıklaması Metni:

DEĞERLİ BASIN EMEKÇİLERİ,
SEVGİLİ DOSTLAR
 
21 Eylül sabahı, ağırlıklı olarak Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) ve Toplumsal Özgürlük Platformu (TÖP) yönetici ve üyelerinin evlerine, SDP parti binalarına yapılan baskınlarla düğmesine basılan komplo devam ediyor. O gün gözaltına alınıp 25 Eylül sabahı tutuklanan 13 kişi neredeyse 1 aydır hapisteler. Tutuklular arasında SDP’li ve TÖP’lülerin yanı sıra Red ve Bilim ve Gelecek dergilerinin yazarları ile 74 yaşındaki emekli bir sendikacı da bulunuyor.
 
8 yıldır faaliyet yürüten bir siyasi partinin, yine faaliyetlerini açık alanda sürdüren bir siyasi platformun yönetici ve üyeleri, farklı  bir mücadele çizgisi olan Devrimci Karargah örgütünün üyesi olmak gibi akıl almaz bir suçlamayla hapiste tutuluyorlar. Bu komployu düzenleyenler, bir yandan da egemenler arasındaki it dalaşının bir parçası olarak Hanefi Avcı’yla arkadaşlarımızı ilişkilendiriyor ve onun üzerinden de arkadaşlarımıza Ergenekon çamurunu bulaştırmaya çalışıyorlar. Komplocular öylesine fütursuz ki, bu işkenceci polis şefini sol bir örgüte yardım etme suçlamasıyla tutuklatabiliyorlar. Ve bu komploda yapılan suçlamalar öylesine büyük bir yalan ki, sermaye medyasının yazarları, sözcüleri bile bu yalana sahip çıkamıyor ve suçlamaların saçmalığını kabul ediyor. Herkes bu yalanın farkında ama arkadaşlarımız hala hapiste tutuluyor.
 
Suçlamaların dayanaktan yoksun ve saçma olduğunu göstermek amacıyla hapisteki arkadaşlarımızı tanıtmanın yararlı olacağını düşünüyoruz. Geçen hafta SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan’ı tanıtmıştık. Bu hafta da Toplumsal Özgürlük Platformu sözcüsü Oğuzhan Kayserilioğlu’yu tanıtmak istiyoruz.
 
Oğuzhan Kayserilioğlu, 10 Ağustos 1956’da İstanbul’da doğdu. İlk ve ortaokulları Karaman’da bitirdi. Daha sonra İstanbul Vefa Lisesi’nde okudu.
 
1973’te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrenime başladı. Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın görüşleriyle tanışması ve sosyalizm mücadelesine katılışı bu dönemde oldu. 1974’te kurulan Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’ne (TSİP) üye oldu. Kısa süre sonra da Kıvılcımlı’nın görüşlerini savunan bir grupla birlikte ayrılarak önce Vatan Partisi’nin, daha sonra Sosyalist Vatan Partisi’nin (SVP) kuruluşunda ve faaliyetlerinde görev aldı.
 
Üniversite öğrenciliği sırasında anti-faşist mücadelede yer aldı. 16 Mart 1978’de Beyazıt’ta Üniversite’nin önünde polis ve MHP’lilerin gerçekleştirdiği bombalı saldırıya uğrayan öğrenci grubu içindeydi. Bu saldırıda 7 devrimci öğrenci arkadaşı ölürken, kendisi de ağır yaralandı. Halen ciğerlerinde o saldırıdan kalan bomba parçaları durmaktadır.
 
Oğuzhan Kayserilioğlu, 12 Eylül askeri faşist darbesinin ardından tüm sosyalizm ve demokrasi güçlerine yönelik ağır baskıların yaşandığı ortamda komünist kimliğiyle 12 Eylül faşizmine karşı örgütlü mücadelesini sürdürdü. Bu mücadele sırasında 1983 yılında SVP üyesi olmaktan dolayı tutuklandı. Yeterli kanıt bulunamaması nedeniyle 1985 yılında serbest bırakıldı. Dava beraatle sonuçlandı.
 
1986’da Sibel Dinçok ile evlendi. 1987’de, Alp adını verdikleri bir çocukları oldu.
 
1992 yılında yurtdışına çıktı; 1995 yılında yurda döndü. Bu sırada içinde yer aldığı örgütte bir ayrışma yaşandı. Bir grup yoldaşıyla birlikte ayrıldı.
 
1995 yılında Toplumsal Özgürlük Platformu’nun (TÖP) kuruluşunda etkin bir rol oynadı.
 
TÖP kısa süre sonra Özgürlük ve Demokrasi Partisi’ne (ÖDP) katıldı ve bu partinin içinde bir platform olarak varlığını sürdürdü. ÖDP’deki 2000’li yılların başındaki ayrışma sürecinde TÖP de ayrılan gruplar arasında yer aldı. TÖP daha sonra siyasi faaliyetlerini bağımsız bir yapı olarak sürdürdü.
 
Oğuzhan Kayserilioğlu, TÖP’ün ideolojik-politik çizgisinin şekillenmesinde ve güncel politikalarının oluşturulmasında oldukça büyük bir paya sahiptir.
 
Toplumsal Özgürlük dergisinin kuruculuğunu yapmıştır ve bu yayına editör, yazar ve Yayın Kurulu üyesi olarak katkıda bulunmaya devam etmektedir. Gerek bu dergide gerekse pek çok başka sosyalist yayında sosyalist hareketin ideolojik-politik sorunları ile işçi ve emekçiler, ezilenler üzerine yüzlerce makalesi yayımlanmıştır. Keza çok sayıda kitap ve broşürün yazarıdır. Son dönemlerde çalışmalarını ekoloji üzerine yoğunlaştırmıştır. Bu konuda bir kitap hazırlığı yapmaktadır.
 
Oğuzhan Kayserilioğlu, sadece komünist ideoloji ve politikayı geliştirmek ve uygulamakla yetinmeyen; sinemadan müziğe, edebiyattan resme kadar kültür ve sanatın pek çok alanına derin bir ilgi gösteren, felsefeden ekonomiye kadar çeşitli ilgi alanlarına sahip bir entelektüeldir.
  
TÖP ve SDP’nin 21 Eylül komplosuyla hedefe konmasının özel nedenleri vardır. Bunlardan biri, bu iki siyasi hareketin birlik/yeniden kuruluş sürecinde somut adımlar atmasıdır. Ancak bunun yanı sıra daha geniş hedeflerin de olduğu anlaşılıyor. TÖP ve SDP’lilerin yanı sıra Sosyalist Parti MYK Danışmanı Mahir Sayın ile Demokrasi ve Özgürlük Hareketi’nden, aynı zamanda BDP İstanbul il yöneticisi Yaman Yıldız’ın da bu operasyona dahil edilmesi, özellikle Kürt Özgürlük Hareketi’yle etkin dayanışma ve mücadele birliğini savunan yapıların hedef alındığını ortaya koyuyor. Keza sorgularda sorulanlardan, özellikle, Kürt halk hareketi ile Türkiye sosyalistlerinin ittifak zemini olma amacındaki Demokrasi İçin Birlik Hareketi’nin hedef tahtasına konduğu görülüyor.
 
AKP Hükümeti, bir yandan sınır ötesi tezkeresini Meclis’ten geçirip savaşı yoğunlaştırarak, diğer yandan Abdullah Öcalan’la görüşmelerle ve kimi hakların tanınması vaadiyle demokratik bir çözümün önünü açarak Kürt sorununda şöyle ya da böyle birtakım adımlar atmaya hazırlanıyor. Bu koşullarda Türkiyeli sosyalistlere darbe vurarak iki halk arasındaki dayanışma ve mücadele birliği bağlarını koparmak istiyorlar. 21 Eylül komplosunun bir boyutu da budur.
 
Türkiyeli sosyalistlere bu şekilde saldırılırken, Kürt halkının öncülerine çok daha geniş çaplı bir tutuklama saldırısı 1,5 yıl önce başlamıştı. Halk örgütlenmesi olan ve açık faaliyet gösteren KCK’ye yönelik tutuklama dalgalarıyla 1700 kişi hapse atılmıştır. Tutuklananlar arasında seçilmiş belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, DTP/BDP yöneticileri de bulunuyor. İlk dalgada tutuklanan Kürt siyasetçiler tam 17 ay sonra ilk kez 18 Ekim günü mahkemeye çıkarılacaklar. Buradan Diyarbakır’da görülecek davadaki tutuklulara dostluk ve dayanışma mesajlarımızı yolluyoruz.
 
21 Eylül komplosu, SDP ve TÖP’e ilişkin özel nedenler bir yana, tüm muhalif güçlere yönelik saldırının bir parçasını oluşturuyor. AKP ve onunla iç içe çalışan ABD’nin emrindeki Fethullah Cemaati, sosyalistlerin ve demokratların yasal ve açık zemindeki faaliyetlerine bile tahammül edemiyor. Bu alanda bulunan siyasi yapılar, devletin tüm olanakları kullanılarak kriminalize ediliyor ve yasadışı odakların paravan örgütleri gibi gösteriliyor. Tüm demokrasi ve sosyalizm güçleri AKP’nin bu saldırılarına topyekün bir direniş göstermediği takdirde, AKP diktatörlüğünü dikensiz bir gül bahçesinde kuracak ve emekçiler/ezilenlerin mücadelesi ağır bir darbe alacaktır. Bu saldırıyı boşa çıkarmak elimizdedir.
 
SALDIRI HEPİMİZEDİR – KOMPLOLARI BOŞA ÇIKARACAĞIZ
 
YAŞASIN DEVRİMCİ DAYANIŞMA

 



Loading