Meclis
Genel Kurulunda, Sınırötesi operasyon tezkeresinin görüşüleceği
kapalı oturuma geçilmeden önce bir konuşma yapan Diyarbakır
Milletvekili Akın Birdal KCK ve Devrimci Karargah
operasyonlarını eleştirdi.
Barış ister gibi görünüp...
Sınırötesi operasyon tezkeresine daha önce iki kez karşı çıktıklarını anımsatan Akın Birdal, üçüncü kez süresi uzatılan sınırötesi operasyon tezkeresinin Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümüne karşı çözümsüzlükte inat etmek anlamına geldiğini söyledi.
Bu tezkerenin, barış ister gibi görünüp, sorunların demokratik çözümünü ister gibi görünüp, savaş, şiddet ve askeri çözümde ısrar ve kışkırtıcılık mı yapılıyor sorusunu akla getirdiğini vurgulayan Birdal "tezkere zenginlerin savaş rantlarını daha çok artırırken yoksulları daha yoksullaştıran neoliberal kapitalist bir tercihin sonucu mudur sorusunu akla getiriyor" dedi.
Herkes savunma hakkını kullanabilmeli
Birdal, milletvekillerini 18 Ekim'de
Diyarbakır'da başlayacak "KCK operasyonları" duruşmasını
izlemeye çağırdı. Bu operasyonların 1,5 yıl önce başladığını ve
siyasi parti yöneticilerinin, belediye başkanlarının, demokrtaik
kitle örgütü yöneticilerinin tutuklu olarak 1,5 yıldır mahkemeye
çıkarılmayı beklediklerini belirten Birdal "Kim neyle
suçlanıyorsa bir an önce yargının önüne çıkarılmalı, herkes
savunma hakkını kullanabilmeli. Bu Silivri’de de böyle,
Diyarbakır’da, Urfa’da böyle.
Akın Birdal şöyle konuştu:
"Şimdi Silivri’ye başkaları da
gönderildi. Yaklaşık 1,5 yıl önce Devrimci Karargah adı altında,
ki o operasyon sırasında tanık olunan yargısız infazı bu genel
kurula taşımıştık, Bostancı’da Devrimci Karargah'ın lideri
olduğu söylenen Orhan Yılmazkaya evde kıstırıldı ve güvenlik
güçlerinin ateşiyle öldürüldü. O arada 15 yaşında Diyarbakırlı
bir çalışan çocuk da yaşamını yitirdi. Onun da hangi kurşunla,
kimin açtığı ateşle öldürüldüğüne dair sorumuz bugüne değin
yanıtsız kaldı. Daha önce yargısız infazlara çok tanık
olunmuştur, ama ne yazık ki yaşatan değil öldüren bir devlet
anlayışını, despotik baskıcı yasakçı ve korku üreten bir devlet
anlayışını sürdürmekte ısrar ediyoruz.
Başbakan ağlıyor, güvenlik güçleri öldürüyor
Sayın başbakan referandum
çalışmalarında, 30 yıl önce bu sisteme itiraz eden ve sonra
darağacına gönderilen Necdet Adalı ve yaşı büyütülerek idam
edilen Erdal Eren için gözyaşlarını sunarken, bu duygusal
retoriği sürdürürken, kendi dönemlerinde, örneğin üç ay önce
Şerzan Kurt, üniversiteli bir genç, güvenlik güçlerinin açtığı
kurşunla öldürüldü. Onun için bir şey söylemiyorlar, ya da iki
yıl önce Dicle Üniversitesi’nden Aydın Ertem, onun için bir şey
söylenmiyor.
Şimdi Orhan Yılmazkaya sağ ele
geçirilip, Devrimci Karargaha ilişkin soruşturma sağlıklı
yürütülebilecekken, öldürdüler.
Nasıl ki Kürt muhalefetini KCK
altında bir operasyonla etkisizleştirmeye ve iradeyi halktan
yalnızlaştırmaya ve koparmaya çalışıyorlarsa, şimdi
Devrimci Karargah
adı altında da Türkiye’nin devrimci, demokrat, sol, sosyalist
güçlerini ve onların muhalefetini etkisizleştirmeye
çalışıyorlar.
Halkların kardeşliği işçilerin birliği
Geçtiğimiz günlerde 21 Eylül’de yeni
bir operasyon oldu.
Devrimci Karargah
ile ilişkilendirilerek. Daha önce biz tanık olduk telefon
konuşmaları, çay içmeleri nedeniyle gazeteci arkadaşlarımızın bu
davadan alıkonulup bir yıl sonra bırakıldıklarına. Sosyalist
Demokrasi Partisinin ve Toplumsal Özgürlük Platformunun,
demokratik siyaset yapan, insan hakları için, demokrasi için,
emek için, barış ve özgürlük için ve kardeşlik için mücadele
eden bir siyasi partinin ve bir platformun yöneticileri sabaha
karşı kapıları kırılarak derdest içeri alınmıştır.
Sosyalistlerin, solun birliğinden mi kaygı duymaktadırlar ya da boykot cephesinde Kürt siyasi hareketiyle yan yana olmuş olmaları mı cezalandırılmaktadır?
Şimdi şuna dikkatinizi çekmek
istiyorum. Birincisi KCK adı altında Kürt halkını onun
iradesinden uzaklaştırmak ve yalnızlaştırmak isteyen ya da başka
bir deyimle tasfiye hareketinin getireceği hiçbir şey yok.
İkincisi onlarla birlikte demokrasi, barış, eşitlik ve özgürlük
mücadelesi yürüten emek ve demokrasi güçlerini, özgürlüğünden
yoksun bırakarak, cezaevlerine tıkarak yine bu halkı
yalnızlaştıracaklarını sanıyorlarsa bu da sonuç vermeyecek çünkü
onların enternasyonalist, halkların kardeşliği işçilerin birliği
yolundaki dayanışması mutlaka ergeç Türkiye’ye demokrasiyi,
barışı, hukukun üstünlüğünü ve kardeşliği getirecektir. Bundan
hiç kuşkumuz yoktur.
u Akın Birdal'ın TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmanın tam metni
