'Onların enternasyonalist dayanışması er geç Türkiye'ye kardeşliği getirecek'


12 Ekim 2010


Meclis Genel Kurulunda, Sınırötesi operasyon tezkeresinin görüşüleceği kapalı oturuma geçilmeden önce bir konuşma yapan Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal KCK ve Devrimci Karargah operasyonlarını eleştirdi.

Barış ister gibi görünüp...

Sınırötesi operasyon tezkeresine daha önce iki kez karşı çıktıklarını anımsatan Akın Birdal, üçüncü kez süresi uzatılan sınırötesi operasyon tezkeresinin Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümüne karşı çözümsüzlükte inat etmek anlamına geldiğini söyledi.

Bu tezkerenin, barış ister gibi görünüp, sorunların demokratik çözümünü ister gibi görünüp, savaş, şiddet ve askeri çözümde ısrar ve kışkırtıcılık mı yapılıyor sorusunu akla getirdiğini vurgulayan Birdal "tezkere zenginlerin savaş rantlarını daha çok artırırken yoksulları daha yoksullaştıran neoliberal kapitalist bir tercihin sonucu mudur sorusunu akla getiriyor" dedi.

Herkes savunma hakkını kullanabilmeli

Birdal, milletvekillerini 18 Ekim'de Diyarbakır'da başlayacak "KCK operasyonları" duruşmasını izlemeye çağırdı. Bu operasyonların 1,5 yıl önce başladığını ve siyasi parti yöneticilerinin, belediye başkanlarının, demokrtaik kitle örgütü yöneticilerinin tutuklu olarak 1,5 yıldır mahkemeye çıkarılmayı beklediklerini belirten Birdal "Kim neyle suçlanıyorsa bir an önce yargının önüne çıkarılmalı, herkes savunma hakkını kullanabilmeli. Bu Silivri’de de böyle, Diyarbakır’da, Urfa’da böyle." diye konuştu.

Konuşmasının son bölümünü Sosyalist Demokrasi Partisi ve Toplumsal Özgürlük Platformuna yönelik olarak 21 Eylül'de gerçekleştirilen operasyona ayıran Akın Birdal, SDP ve TÖP temsilcilerinin tutuklanması konusunda "sosyalistlerin birliğinden mi kaygı duyulmaktadır ya da bu yapıların boykot cephesinde Kürt siyasi hareketiyle yan yana olmuş olması mı cezalandırılmaktadır?" diye sordu.

Akın Birdal şöyle konuştu:

"Şimdi Silivri’ye başkaları da gönderildi. Yaklaşık 1,5 yıl önce Devrimci Karargah adı altında, ki o operasyon sırasında tanık olunan yargısız infazı bu genel kurula taşımıştık, Bostancı’da Devrimci Karargah'ın lideri olduğu söylenen Orhan Yılmazkaya evde kıstırıldı ve güvenlik güçlerinin ateşiyle öldürüldü. O arada 15 yaşında Diyarbakırlı bir çalışan çocuk da yaşamını yitirdi. Onun da hangi kurşunla, kimin açtığı ateşle öldürüldüğüne dair sorumuz bugüne değin yanıtsız kaldı. Daha önce yargısız infazlara çok tanık olunmuştur, ama ne yazık ki yaşatan değil öldüren bir devlet anlayışını, despotik baskıcı yasakçı ve korku üreten bir devlet anlayışını sürdürmekte ısrar ediyoruz. 

Başbakan ağlıyor, güvenlik güçleri öldürüyor

Sayın başbakan referandum çalışmalarında, 30 yıl önce bu sisteme itiraz eden ve sonra darağacına gönderilen Necdet Adalı ve yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren için gözyaşlarını sunarken, bu duygusal retoriği sürdürürken, kendi dönemlerinde, örneğin üç ay önce Şerzan Kurt, üniversiteli bir genç, güvenlik güçlerinin açtığı kurşunla öldürüldü. Onun için bir şey söylemiyorlar, ya da iki yıl önce Dicle Üniversitesi’nden Aydın Ertem, onun için bir şey söylenmiyor.

Şimdi Orhan Yılmazkaya sağ ele geçirilip, Devrimci Karargaha ilişkin soruşturma sağlıklı yürütülebilecekken, öldürdüler.

Nasıl ki Kürt muhalefetini KCK altında bir operasyonla etkisizleştirmeye ve iradeyi halktan yalnızlaştırmaya  ve koparmaya çalışıyorlarsa, şimdi Devrimci Karargah adı altında da Türkiye’nin devrimci, demokrat, sol, sosyalist güçlerini ve onların muhalefetini etkisizleştirmeye çalışıyorlar.

Halkların kardeşliği işçilerin birliği

Geçtiğimiz günlerde 21 Eylül’de yeni bir operasyon oldu. Devrimci Karargah ile ilişkilendirilerek. Daha önce biz tanık olduk telefon konuşmaları, çay içmeleri nedeniyle gazeteci arkadaşlarımızın bu davadan alıkonulup bir yıl sonra bırakıldıklarına. Sosyalist Demokrasi Partisinin ve Toplumsal Özgürlük Platformunun, demokratik siyaset yapan, insan hakları için, demokrasi için, emek için, barış ve özgürlük için ve kardeşlik için mücadele eden bir siyasi partinin ve bir platformun yöneticileri sabaha karşı kapıları kırılarak derdest içeri alınmıştır.

Sosyalistlerin, solun birliğinden mi kaygı duymaktadırlar ya da boykot cephesinde Kürt siyasi hareketiyle yan yana olmuş olmaları mı cezalandırılmaktadır?

Şimdi şuna dikkatinizi çekmek istiyorum. Birincisi KCK adı altında Kürt halkını onun iradesinden uzaklaştırmak ve yalnızlaştırmak isteyen ya da başka bir deyimle tasfiye hareketinin getireceği hiçbir şey yok. İkincisi onlarla birlikte demokrasi, barış, eşitlik ve özgürlük mücadelesi yürüten emek ve demokrasi güçlerini, özgürlüğünden yoksun bırakarak, cezaevlerine tıkarak yine bu halkı yalnızlaştıracaklarını sanıyorlarsa bu da sonuç vermeyecek çünkü onların enternasyonalist, halkların kardeşliği işçilerin birliği yolundaki dayanışması mutlaka ergeç Türkiye’ye demokrasiyi, barışı, hukukun üstünlüğünü ve kardeşliği getirecektir. Bundan hiç kuşkumuz yoktur."



u AKIN BİRDAL'IN KONUŞMASININ SES KAYDI

 

u Akın Birdal'ın TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmanın tam metni










Loading