İsviçre Komploya Karşı Dayanışma Platformu'nun Açıklaması


8 Ekim 2010


İSVİÇRE KOMPLOYA KARŞI DAYANIŞMA PLATFORMU’NUN AÇIKLAMASI
 
21 Eylül 2010 günü sabaha karşı saat 05.00 sıralarında, Türkiye’de Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) İstanbul İl Binasına, Kadıköy İlçe Merkezine, SDP ve Toplumsal Özgürlük Platformu (TÖP) üyelerinin evlerine devletin kolluk güçleri tarafından gerçekleştirilen baskınlar sonucunda göz altına alınan; SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, Toplumsal Özgürlük Platformu sözcüleri Oğuzhan Kayserilioğlu ve Tuncay Yılmaz, SDP Genel Başkan Yardımcısı Günay Kubilay, SDP Genel Başkan Yardımcısı Ecevit Piroğlu, SDP MYK Üyesi Ulaş Bayraktaroğlu, SDP PM Üyesi ve İHD İstanbul Şube yöneticisi Sultan Seçik, SDP Üyesi Özgür Cafer Kalafat, Toplumsal Özgürlük dergisi okurlarından Semih Aydın, Demokratik Dönüşüm dergisinin yazı işleri müdürü Özgür Aytukum, Red dergisi yazarı Hakan Soytemiz ve Bilim ve Gelecek dergisi editörü Baha Okar’ın da aralarında bulunduğu 17 kişi gözaltına alınmış, 13’ü hakkında tutuklama kararı verilerek Metris Cezaevine götürülmüşlerdir.
 
Bu bir komplodur, çünkü;
Gözaltına alınan yönetici ve üyelerin savcılığa ifade vermekte olduğu saatlerde, Emniyet Müdürlüğü’nce hazırlanan,  6,5 dakikalık bir video basına servis edilmiş ve söz konusu video ilk olarak  Fetullah Gülen Cemaatine yakınlığıyla bilinen samanyoluhaber.com sitesinde, daha sonra ise devlet kanalı TRT ve diğer  ulusal televizyon kanallarında “Emniyet’ten Şok Görüntüler” başlığı ile yayınlanmıştır.
SDP (Sosyalist Demokrasi Partisi) ve TÖP (Toplumsal Özgürlük Platformu) yönetici ve üyeleri,  2008’de  AKP il binasının bombalanması gibi birçok olayla ilgiliymiş gibi gösterilmeye  çalışılmış, 1 Mayıs mitingleri, demokratik ve meşru bir şekilde gerceklestirilen bircok protesto eylemleri, çesitli silahlı eylemlerle bir araya getirilerek, asılsız suçlar yakıştırılmış ve yasadışı birçok olayın sorumluları olarak gösterilmeye çalışılmıştır.
 
En son olarak, yakın zamanda kaleme aldığı “Haliç’te Yaşayan Simon’lar – Dün Devlet Bugün Cemaat” başlıklı kitabıyla gündeme gelen emniyet müdürü Hanefi Avcı’nın operasyonlar sırasında gözaltına alınan Necdet Kılıç ile irtibatlı olduğu iddiaları ortaya atılarak; tamamen yasal ve demokratik zeminlerde faaliyet yürüten SDP ve TÖP önce illegal bir silahlı örgütle, daha sonra ise Hanefi Avcı ile ilişkilendirilmeye çalışılmaktadır. “Çamur at izi kalsın” mantığıyla yapılan bu gerçek dışı itham ve senaryolarla, yönetici ve üyeler hakkında yürütülmekte olan yargısal sürecin Ergenekon örgütü davasına bağlanmak istendiği apaçık ortadadır.
 
SDP ve TÖP’ün bir ucu ergenekon ve ilişkili diğer davalarda yargılanmakta olan darbeci, militarist, faşist unsurlara karşı sürdürdüğü anti-militarist anti-faşist mücadele herkes tarafından bilinmekteyken, tutuklanan yönetici ve üyelerin Ergenekon örgütü ile ilişkili oldukları iddiaları tümüyle gerçek dışı ve gülünçtür. Diğer yandan 12 Eylülde devrimcilere yönelik operasyon ve işkencecelerin başında bulunan Hanefi Avcı harcanırken kanı devrimcilere bulaştırılmak isteniyor.
 
Hükümet yanlısı “Bugün”, “Yeni Şafak”, “Star” ve “Samanyolu TV” gibi basın/yayın organlarında ortaya atılan asılsız iddia ve iftiralar bununla da sınırlı kalmamakta; tutuklananlar hakkında ASALA örgütüyle içli dışlı olmaktan, fuhuş organizasyonları yapmaya, çocuk pornosu bulundurmaya varan iğrenç bir karalama ve dezenformasyon kampanyası yürütülmektedir.
 
Sosyalistlere karşı devletin bütün kurumları tarafından sahneye konan bu alçak komplo, emekten, barıştan, özgürlükten ve demokrasiden yana tüm insanlara karşı yapılmıştır. Daha once de DTP-BDP yoneticilerinin, secilmis belediye baskanlarinin, ESP yoneticilerinin, Halkevi uyelerinin, TAYAD uyelerinin tutuklanmalari Sosyalist Parti Adana binasinin bombalanmasi, aydinlarin, yazarlarin gazetecilerin yargılanmasi bir bütün olarak bu sürecin sistemli bir saldırı olduğunu göstermektedir.
 
Referandum süreciyle birlikte gerek devletin kendi reorganizasyonu ve gerekse de uluslararası konsepte uyum sağlama çalışmalarının yansımaları olarak,  tüm muhalefeti sindirme ve tasfiye etme planının üç ayrı havuz üzerinden yürütüldüğünün ilk sonuçları ortaya çıkmaya başlamıştır. İlki halka karşı korkunç suçlar işleyen kontrgerilla faaliyetlerinin örgütleyicisi ve uygulayıcısı eli kanlı faşist katillerin yanı sıra, bunlarla ilgisiz unsurların da dâhil edilerek tasfiye edildiği bilinen Ergenekon havuzudur. İkincisi Kürt muhaliflerin doldurulduğu PKK-KCK havuzudur. Devrimci ve sosyalist muhalifler ise Devrimci Karargâh havuzuna doldurulmak istenmektedir.
 
Gelinen aşama itibarı ile bir bölümü uzun süre önce varlığına son vermiş, bir bölümü ise SDP ve TÖP gibi tamamen yasal zeminlerde siyasi faaliyet yürütmekte olan 10’dan fazla sosyalist hareketin Devrimci Karargâh havuzuna doldurulduğu görülmektedir. Bugün AKP yanlısı medyada yer verilen haberlerden, bunlara bir yenisinin daha eklenmekte olduğu anlaşılmaktadır. Halen İşçilerin Sosyalist Partisi Genel Danışmanı olan Mahir Sayın da asılsız iddialarla “Hanefi Avcı tarafından yurtdışına kaçması sağlanan bir Devrimci Karargâh örgütü mensubu” olarak lanse edilmiş, böylece bir sonraki tutuklama ve gözaltı dalgasının İşçilerin Sosyalist Partisi’ni de hedef alacağı ve giderek bütün sosyalist, ilerici, demokrat kesimlerin Devrimci Karargâh havuzuna doldurulacağı ortaya çıkmıştır.
Bütün bu yaşananlar referandum ile birlikte yeniden yapılanma süreci içine giren devletin  iç hesaplaşması, solu ve toplumu sindirmek ve toplumsal muhalefeti etkisizleştirmek için siyaset ve etik dışı yöntemlerden, ince tezgahlardan medet uman bir çizgiyi temel faaliyet çizgisi haline getirme çabasıdır. Bir yandan demokrasi ve özgürlük yaygaraları atıp, öte yandan yasal demokratik zemini faşist rejimlerin uyguladığı yöntem ve tertiplerle ortadan kaldırmaya çalışan devlet ve siyasi temsilcileri, bu yolun çıkmaz bir yol olduğunu er ya da geç göreceklerdir. 
 
Biz İsviçre'li ya da İsviçre’de bulunan tüm aydın, demokrat ve sosyalist kesimler olarak, tüm duyarlı kesim ve insanları  bu skandala karşı birlikte tepki göstermeye çağırırken, aynı zamanda hukuk dışı yollarla siyasi bir komplo düzenlenerek tutuklanan SDP ve TÖP yonetici ve üyelerinin bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz.

Komploya Karşı Dayanışma Platformu
FEKAR, İGİF,isviçre SGPH, İsviçre SDP, İsviçre SODAP, İsviçre TÖP, Halkevi





Loading