9 Ekim 2010

İSTANBUL (sendika.org) -
Demokrasi mücadelesi veren devrimcilere, parti ve kurumlara yönelik
operasyonlar bugün İstanbul Galatasaray’da yapılan bir eylemle protesto
edildi. Eylemde “Komploya son, işte AKP demokrasisi” yazan dövizler
taşındı ve “İşte AKP demokrasisi, sıra kimde?” yazılı pankart açıldı.
DİSK İstanbul Temsilciliği, KESK Şubeler Platformu, 78’liler Derneği,
Halkevleri, Devrimci Hareket, DİP Girişimi, SGPH, BDP, EHP, EMEP, ESP,
Sosyalist Parti, TKP, SDP, TÖP ve SBH’ın çağrıcılığını yaptığı eylemde,
yaşanan hukuksuzluğa son vermek için her cumartesi Galatasaray
Meydanı’nda eylem yapılacağı duyuruldu.
İlk
olarak 21 Eylül’de kar maskeli polisler tarafından yapılan baskınla
gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılan SDP Parti Meclisi üyesi
Sultan Seçik söz aldı. Hakkında ispatlanmış hiçbir suç
olmadığı halde emniyet ve yandaş medya tarafından “bombacı terörist”
olarak ilan edildiklerini hatırlatan Seçik, “Bundan sonra her hafta
gerçekleri göstermek için burada olacağız. Yandaş medyanın göstermek
istediği gibi insanlar olmadığımızı burada kanıtlayacağız. Birlikte
mücadele edeceğiz ve bu saldırıları hep beraber püskürteceğiz” dedi.
Seçik’ten sonra SDP İstanbul İl Başkanı
Yasemin Deliduman sola yönelik operasyonlarla ilgili bir basın
açıklaması okudu. Deliduman açıklamasında ilk olarak 21 Eylül sabaha
karşı evleri basılarak gözaltına alınan SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan,
TÖP sözcüleri Oğuzhan Kayserilioğlu ve Tuncay Yılmaz, SDP Genel Başkan
Yardımcıları Günay Kubilay ve Ecevit Piroğlu, SDP MYK üyesi Ulaş
Bayraktaroğlu, SDP Parti Meclisi danışmanı İbrahim Turgut, SDP üyesi
Özgür Cafer Kalafat ve Toplumsal Özgürlük okuru Semih Aydın’ın 25
Eylül’de tutuklandığını hatırlattı.
”Operasyonlar demokrasi güçlerine”
Tutuklama
kararlarıyla ilgili olarak hiçbir somut delilin olmadığını belirten
Deliduman operasyonların devlet terörü olduğunu ifade etti. Hapishaneye
gönderilenlerden hiçbirinin neyle suçlandığını bilmediğini ve bunun
hukuksuzluk olduğunu dile getiren Deliduman, “21 Eylül komplosu sadece
iki kuruma yapılmamıştır. Operasyonlar demokrasi güçlerine yönelik
başlayacak olan saldırıların göstergesidir” diyerek bu hukuksuzluğa
karşı birlikte mücadele etme çağrısı yaptı.
Deliduman’ın
ardından söz alan BDP milletvekili ve SDP Onursal Genel Başkanı
Akın Birdal “2010 Avrupa kültür başkentinde, o kültürü yaratan
halkın temsilcileri tutuklanıyor” dedi. Tutuklamaların tüm demokrasi
güçlerine karşı olduğunu ifade eden Birdal, bu duruma karşı ortak reflek
gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Devrimcilere işkence yapan Hanefi
Avcı üzerinden Devrimci Karargâh operasyonu altında baskınlar
yapıldığını dile getiren Birdal “Birlikte mücadele ederek onların
barikatlarını yıkacağız” diyerek sözlerine son verdi.
Daha sonra söz alan EHP Genel Başkanı Sibel
Uzun da operasyonlara karşı devrimci dayanışmanın anında
gerçekleştirildiğini belirtti ve birlikte mücadele etme çağrısı yaptı.
Sibel
Uzun’un ardından söz alan Halkevleri Genel Başkanı İlknur Birol
saldırılarla birlikte sermayenin ve onun iktidardaki temsilcisi AKP’nin
en çok kimden korktuğunu gözler önüne serdiğini belirtti. “İleri
demokrasinin ne demek olduğunu görmeye başladık” diyen Birol, bütün hak,
özgürlük, eşitlik isteyen herkesin “terörist” ilan edildiğini ifade
etti. Mahir Çayan’ın, Deniz Gezmiş’in posterlerini asanların
tutuklandığını dile getiren Birol da demokrasi güçlerinin birlikte
mücadele ederek, dayanışmayı güçlendirerek hukuksuzlukları,
adaletsizlikleri yenebileceğini vurguladı.
Sermaye ve işbirlikçilerinin misyonlarını yerine
getirmek için her türlü baskı aygıtıyla saldırmaya devam ettiğine işaret
eden Birol devrimcilerin de “Zulüm varsa direniş de var” diyeceklerini
belirtti ve “Sizin duvarlarınız vız gelir bize vız!” dedi. Bütün
devrimci tutsaklar serbest kalana kadar mücadele etmeye devam
edeceklerini belirterek sözlerine son verdi.
İlknur Birol’un ardından EMEP Genel Başkan
Yardımcısı Kamil Tekin Sürek, 12 Eylül’ün AKP eliyle
sürdürüldüğüne işaret etti ve baskılarla muhalif güçlerin susturulmaya
çalışıldığını dile getirdi.
Bank-Sen Genel Başkanı Önder Atay,
devrimcilerin komploya kurban gittiğini dile getirdi. İşçilerin,
emekçilerin, devrimcilerin bu ülke üzerinde hiçbir komplonun içine
girmediğini ifade eden Atay “Komplo arayanlar ABD’ye ve AKP’ye gitsin”
diyerek DİSK’in komploya kurban giden devrimcilerin yanında olduğunu
ifade etti.
ESP İstanbul il yöneticilerinden Ersin
Sedefoğlu da ezilenlerin, işçilerin özgürlüğü için mücadele
edenlerin meşru olduğunu ifade etti ve “Mücadelemiz meşrudur.
Halklarımızı devrimcilere sahip çıkmaya çağırıyoruz” diyerek sözlerini
noktaladı. Eylem Sedefoğlu’nun konuşmasından sonra sona erdi.
Bir çok parti ve kurumdan katılımın olduğu eylemde
sık sık “İşte AKP demokrasisi”, “AKP komplosu dağıtılacak”, “komplolar
sökmedi, sökmeyecek”, “Yaşasın devrimci dayanışma”, “Yaşasın halkların
kardeşliği”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz”,
“Yaşasın devrim ve sosyalizm” sloganları atıldı.
(Sendika.org)

Çağırıcı Kurumlar:
DİSK, KESK Şubeler Platformu, 78’liler
Derneği, Halkevleri, Devrimci Hareket, DİP Girişimi, SGPH, SBH, BDP,
EHP, EMEP, ESP, Sosyalist Parti, TKP , SDP ,TÖP
Basın Açıklaması Metni:
21 Eylül sabahı evleri basılarak gözaltına
alınan Sosyalist Demokrasi Partisi Genel Başkanı
Rıdvan Turan,
Toplumsal Özgürlük Platformu sözcüleri Oğuzhan
Kayserilioğlu ve Tuncay
Yılmaz, SDP
Genel Başkan Yardımcıları
Günay Kubilay ve Ecevit
Piroğlu, SDP
Merkez Yürütme Kurulu üyesi Ulaş
Bayraktaroğlu,
SDP Parti Meclisi danışmanı İbrahim
Turgut, SDP
üyesi Özgür
Cafer Kalafat ve
Toplumsal Özgürlük okuru Semih
Aydın,
25 Eylül’de tutuklanarak cezaevine gönderildiler.
Hepsi demokratik siyasal zeminde faaliyet
yürüten bu arkadaşlarımızın bir devlet terörüyle gözaltına alınmaları ve
tutuklanmaları, SDP ve TÖP gibi kurumlar nezdinde doğrudan demokrasiye
yönelik bir saldırıdır. SDP ve TÖP’e yönelik bu operasyon, hukuk ayaklar
altına alınarak gerçekleştirilmiştir. Dosyaya gizlilik kararı konmuş,
arkadaşlarımıza suçlandıkları “Terör Örgütü Üyesi Olmak” konusunda somut
hiçbir soru sorulmamış, hem tutuklama kararı hem tutuklamaya itirazın
reddi, hiçbir somut delile dayandırılmamış, tutukluluk hali maddi
gerekçeler belirtilmeden soyut ifadelerle gerekçelendirilmiştir.
Çok açık ortadadır ki arkadaşlarımız açık
siyasal faaliyetlerinden ötürü siyasal irade tarafından hukuksuz olarak
“tutuklama” cezasına çarptırılmışlar, somut olarak neyle suçlandıklarını
bilmeden, bu suçlamaların hukuki bir dayanağı olup olmadığı bilinmeden,
ne zaman hazırlanacağı belli olmayan iddianamenin tamamlanması ve dava
açılması sürecinde özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarına siyasal irade
tarafından karar verilmiştir.
Hukukun evrensel kurallarından biri suçun
kanıtlanmasıdır. Oysa bu durumda arkadaşlarımız suçsuz olduklarını
kanıtlamak zorunda bırakılmakta, üstelik haklarındaki suçlamanın
dayanaklarını bilmemektedirler.
Bu antidemokratik ve hukuk dışı saldırı, bir kısım
basın organları tarafından, arkadaşlarımızın gözaltına alındıkları andan
itibaren Emniyetin servis ettiği yalan haberler kullanılarak, ardı
arkası kesilmeyen bir dezenformasyon saldırısıyla elele yürütüldü.
Arkadaşlarımızın avukatlarının ulaşamadığı ‘dosya
bilgileri’, hiçbir dayanağı olmayan komiklik derecesinde saçma iddialar,
gerçekmiş gibi, kanıtlanmış gibi çarşaf çarşaf bu basın organlarında
yayınlanarak bu saldırının antidemokratikliğinin üstü örtülmeye
çalışıldı. Arkadaşlarımız ‘olmadıkları bir şey’ gibi gösterilmeye
çalışılarak, bu operasyonu makul göstermek için Emniyetin yaydığı her
türlü mesnetsiz iddia yargı kararıymış gibi gösterilmeye çalışılarak
kamuoyu oluşturulmaya çalışıldı.
21 Eylül komplosunun sinsi ve kirli içyüzünün bütün
çıplaklığıyla ortaya çıkarılması, faşist rejimlerin tertip ve
taktiklerinden medet uman siyasal zihniyetin deşifre edilmesi,
Türkiye’nin demokrasiden yana bütün emek ve özgürlük güçlerinin önünde
bir zorunluluk olarak durmaktadır.
21 Eylül komplosu yalnızca iki yapıyı hedef almış
bir saldırı değildir, demokrasi güçlerine topyekün bir saldırının işaret
fişeğidir. Eğer 21 Eylül komplosu kaynağında karşılanıp yok edilemezse
ve boşa çıkarılamazsa, daha da boyutlanarak sürecektir.
Biz bugünkü eylemimizle, 21
Eylül komplosunun hukuk dışılığını göstermeye, iddiaların gerçekle
hiçbir ilgisinin olmadığını göstermeye, tutuklanan arkadaşlarımızdan SDP
Genel Başkanı Rıdvan Turan’ı size anlatarak başlamak istiyoruz. Doğal
olarak Rıdvan Turan’ın ‘ne olmadığını’ anlatmaya çalışacak değiliz.
Siyasal iktidara ‘suçsuzluğumuzu’ ispatlamak gibi bir zorunluluğumuz
yok. Rıdvan Turan’ın ‘ne olduğunu’ anlatmak, bu arsız saldırıyla siyasal
kimliği ayaklar altına alınmak istenen Rıdvan Turan’ın ‘ne
olamayacağının’ da kanıtı olacaktır.