AKP'ye 'Şimdi sıra kimde?' sorusu  


9 Ekim 2010


ANKARA (DİHA) - SDP ve TÖP yöneticilerin tutuklanmasını protesto etmek amacıyla bir araya gelen 24 kurum temsilcisi AKP hükümeti döneminde BDP, Halkevleri, ESP, Sendikacılar, TÖP ve SDP'ye yapılan operasyonları 
hatırlatarak, "Şimdi sıra kimde?" diye sordu. 

Yüksel Caddesinde bir araya gelen kurum temsilcileri üzerinde BDP, Halkevleri, ESP, Sendikacılar, TÖP ve SDP yönetici ve üyelerinin kelepçeli fotoğrafları bulunan pankartı açarak, "İşte AKP'nin demokrasisi, şimdi sıra kimde?" sorusunu yöneltti. "Devrimci tutsaklar onurumuzdur", "Baskılar bizi yıldıramaz", "Yaşasın devrimci dayanışma", "Direne direne kazanacağız" sloganları atan grup daha sonra AKP il binasına yürüdü. Panzerlerle korunan AKP il binası önünde grup adına açıklama yapan İHD Ankara Şube Başkanı Gökçe Otlu, SDP ve TÖP üyelerinin gözaltına alınıp tutuklanmasını hatırlatarak, dosyaya gizlilik kararı konulduğunu söyledi. Operasyonda 'devrimci katili olan' Hanefi Avcı ile devrimcilerin ilişkilendirilmeye çalışıldığının altını çizen Otlu, bu konuda devletin tüm teknik imkanlarının kullanılarak, halkın beyninin yıkanmak istendiğini ve "büyük yalanlar" atılmaya çalışıldığını vurguladı. 

Söz konusu operasyonun demokratik güçlerin tümüne yönelik olduğunu, toplumu sindirmeyi amaçladığını ve kapsamlı bir saldırı olduğunun anımsatan Otlu, yapılan operasyonlarla Başbakan'ın "ileri demokrasi" sözlerinin neyi kastettiğinin görüldüğünü vurguladı. "AKP ve Fetullahçı çetenin çıkarlarını zedeleyen herkes rahatlıkla büyük bir hukuksuzlukla 
beyin yıkama operasyonuyla 'suçlu' konumuna itilmektedir" ifadelilerini kullanan Otlu, "Şimdi sıra kimde" sorusunu yöneltti. Otlu tutukluların serbest bırakılmasını istedi. Daha sonra konuşan TTB Genel Başkanı Eriş Bilaloğlu, yapılan operasyonu, "ahlaksız ve aşağılık bir komplo" olarak nitelendirerek, "AKP'ye yakışan budur bize yakışanda devrimci dayanışma göstermektir" dedi.

Bilaloğlu'nun ardından Sosyalist Parti MYK üyesi Ufuk Göllü, Halkevleri MYK üyesi Hamide Yiğit, BDP Ankara il başkanı Songül Çelik, EHP Ankara il başkanı İbrahim Keskin, ESP Ankara il başkanı Fadime Çelebi birer konuşma yaptılar.

AKP İl Binası önündeki açıklamanın ardından dağılmayarak Sakarya Caddesinde "Zorunlu Din Derslerinin Kaldırılması" talebiyle oturma eylemi yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği üyelerine destek ziyareti yapıldı. Burada bir konuşma yapan SDP Ankara İl Başkanı Yeşim Ergün PSAKD'ın oturma eylemiyle yükseltilen zorunlu din derslerinin kaldırılması talebinin, yalnızca Alevilerin değil Türkiye’nin tüm demokrasi güçlerinin talebi olduğunu vurguladı.  AKP hükümetinin 12 Eylül darbe anayasasının yalnızca Sünniliği dayatan yanını değil, militarist, milliyetçi, erkek-egemen ve sermayenin çıkarları doğrultusunda biçimlenmiş özünü de, kendi iktidarının olmazsa olmaz koşulu olarak sahiplenmekte ve sürdürmekte olduğunu, maskelerin artık halk düşmanı suratı gizleyemediği ortaya çıktıkça da, elinden saldırganlaşmaktan, komplolarına komplolar eklemekten başka bir şey gelmediğini belirtti. Yeşim Ergün sözlerini "Onlar bir yalanı 40 defa söylemekten, ‘çalıştay’larla Alevileri, ‘açılım’larla Kürtleri manipüle etmeye çalışmaktan vazgeçmeyecekler, ta ki emek ve özgürlük güçleri, ‘kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz’ şiarının gereğini yerine getirinceye kadar." diyerek bitirdi.

Çağrıcı Kurumlar:

TTB Genel Merkezi, KESK Genel Merkezi, Disk Ankara Bölge Temsilciliği, Kesk Ankara Şubeler Platformu, İHD Ankara Şube, Devrimci 78’liler Federasyonu,78’liler Girişimi, ÇHD Genel Merkez ve Ankara Şube, Dersimliler Derneği, Halkevleri, BDP, EMEP, EHP, ESP, Sosyalist parti, SDP, TÖP, DHF, Kaldıraç, Devrimci Yolda Özgürlük Dergisi, Sosyalist Gelecek, KÖZ, Düşünceye Özgürlük Girişimi.

Basın Açıklaması Metni:

AKP’NİN “İLERİ DEMOKRASİ”Sİ: KORKU İMPARATORLUĞU

SALDIRI HEPİMİZEDİR, BİRLİKTE PÜSKÜRTECEĞİZ!

21 Eylül sabahı evleri basılarak gözaltına alınan Sosyalist Demokrasi Partisi Genel Başkanı Rıdvan Turan,  Toplumsal Özgürlük Platformu sözcüleri Oğuzhan Kayserilioğlu ve arkadaşları savcılıkça tutuklanma talebiyle sevk edildikleri İstanbul Nöbetçi 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 25 Eylül sabahı “terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla tutuklandılar.

Soruşturma dosyasında gizlilik kararı bulunmasına ve müdafi avukatlara emniyet ifadelerinin tutanakları dahi verilmez, avukatlar gizliliğe itirazlarına gizlilik kararının tarih ve karar numarasını ekleyemezken, halkımızı ezen ve sömürenlerin borazanı olan basın-yayın, iletişim aygıtlarında psikolojik hareket uzmanlarınca önceden hazırlanan senaryo paketleri bir plan çerçevesinde emniyet güçlerince kamuoyunca servis edilmiştir.

Bu operasyonel kurguda, aslen devrimci katili ve işkenceci olan Hanefi Avcı’yla söz konusu sosyalist örgütler ilişkilendirilmeye çalışılıyor, kurguya fuhuş, çocuk pornosu vb. unsurlar katılarak sosyalistler kirletilip kamuoyu nezdinde değersizleştirilmek isteniyor. Ayrıca, bu operasyona Hanefi Avcı’nın karıştırılmasıyla iktidar odakları arasındaki bir hesaplaşmada görülmek istenmektedir. Bu Büyük Yalanla, devletin/sermayenin muazzam teknik olanakları ve medya kullanılarak halkın beyni yıkanmaktadır. AKP Hükümeti Göbels’in izinden gitmektedir: “Ne kadar büyük yalan söylersen o kadar inandırıcı olursun!

Bu kirli ve karanlık yöntemin kendisi, tek tek demokratik devrimci öznelere değil demokratik siyaset zemininin tümüne yönelik, toplumu sindirmek amaçlı, kapsamlı bir saldırı konseptinin kurallaştırılmasıdır. Kurgu operasyonlar için Başbakan’ın referandum öncesinde dilinden düşürmediği “ileri demokrasi”yle neyi kastetmiş olduğu referandumdan 9 gün sonra herkesçe görülmüştür.

Nitekim, daha önce seçilmiş belediye başkanlarından sendikacılara; hak arayan işçilerden, Mahir Çayan anmasına katılan devrimcilere; Kürt basın organlarından demokratik devrimci basın çalışanlarına; BDP’den ESP üye ve yöneticilerine, belediye başkanlarında İHD’ye, İşçilerin Sosyalist Partisi’ne; Halkevleri üyelerinden, TAYAD üyelerine; TÖP sözcülerinden SDP yöneticilerine kadar tüm toplumsal muhalif kesimler bir tutuklama terörüyle bastırılmaya ve sindirilmeye, topluma kuşku ve korku salınmaya çalışılmaktadır.

Görülmektedir ki AKP hükümeti 12 Eylülle hesaplaşıyorum diye diye 12 Eylülü içererek aşan uygulamalara başvururken ne kadar ikiyüzlü ve küstahsa, demokrasi ve özgürlük manipülasyonu yaparak demokrasiyi ve özgürlükleri katletmekte de o kadar fütursuzdur.

SDP ve TÖP’e aynı anda saldırılmasının açıkça gösterdiği bir başka neden ise bu iki yapının (Sosyalist Birlik Hareketi ile birlikte) birlik/yeniden kuruluş çalışmalarını yürütüyor olmasıdır. SDP ve TÖP üzerinden tüm devrimci/sosyalist güçlere gözdağı verilmek istenmektedir. Operasyon bilinçli olarak Sosyalist Parti ve DBH de dahil olmak üzere tüm çevreleri tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Bugün itibari ile devlet hepimizi açıktan tehdit etmekte ve sözümüzü söylememizi engellemek istemektedir. AKP hükümetinin emekçi düşmanı ve Kürt karşıtı politikalarının onu getirdiği nokta, her türlü muhalefeti sinsi siyasi komplolarla etkisizleştirmeye kalkışmadan artık varoluşunu sürdüremediğinin göstergesidir.

AKP’nin ve Fethullahçı çetenin çıkarlarını zedeleyen herkes, rahatlıkla büyük bir hukuksuzlukla, beyin yıkama operasyonuyla “suçlu” konumuna itilebilmektedir. İşte AKP’nin “ileri demokrasi” dediği düzen budur. Gerçekte AKP kendi diktatörlüğünü kurmakta ve bir Korku İmparatorluğu yaratmaktadır. Bu saldırıya karşı tüm demokratik ve sosyalist güçlerin birlikte mücadelesi şarttır.

Kapitalist emperyalizmin çıkarlarına ve yeni ihtiyaçlarına daha uygun bir yapılanmaya doğru gidişin, doğası gereği demokratik haklara ve özgürlüklere karşı yeni bir saldırı dalgası olmaksızın gerçekleştirilemeyeceği, bunun devlet aygıtında karşılığının şu ya da bu hükümet partisiyle sınırlı ve sınıf mücadelesinin ulaştığı boyuttan bağımsız bir biçimde bulunamayacağı açıktır.

Tam da bu nedenle yukarıda sıraladığımız bir dizi nedenden ötürü biz aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak bir araya gelerek soruyoruz. Şimdi Sıra KİMDE? Demokrasi ve özgürlük savunucularınızı yalanlarınızla, yarattığınız sahte delillerle tutuklayarak susturacağınızı mı sanıyorsunuz? Daha kaç genel başkanın eline kelepçe vuracaksınız?

Bizler haksız bir biçimde tutuklanan arkadaşlarımızın serbest bırakılması başta olmak üzere, Terörle Mücadele yasası kapsamında gündeme gelen ‘Terör örgütü üyesiymiş gibi davranmak’ diye tanımlanan ve herkesi zan altında bırakan yasaların da kaldırılması için mücadele edeceğiz. Susmayacağız.

Tutuklamalarınız, basın yoluyla yaydığınız terör dalgası bizleri korkutmuyor. İlan ediyoruz;

Saldırı hepimizedir. Birlikte püskürteceğiz.

Komploların boşa çıkartılması görevimizdir. Mevzilerimizi terk etmeyeceğiz!

 

Loading