SDP
ve TÖP Yönetici ve üyelerinin AKP komplosuyla tutuklanmaları
İstanbul’da yapılan bir yürüyüşle protesto edildi. BDP, EHP, ESP,
SGPH, Sosyalist Parti, TKP, DİP-G,
SKM, Halkevleri, KESK İstanbul
Şubeler Platformu ve SDP, TÖP ve SBH’nin bini aşkın üyesinin
katıldığı yürüyüşte tutuklananların kelepçeli fotoğraflarının
bulunduğu ve SIRA KİMDE? yazılı pankart taşındı.
2 Ekim
Cumartesi Günü saat:19.00’da Taksim Tünel’de toplanan kitle
Taksim Tramvay durağına doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca
“Sosyalistler, susmadı susmayacak; Komplolar sökmedi sökmeyecek;
AKP, Polis, Medya, Bu abluka dağıtılacak” sloganları atıldı.
Yürüyüşte “İşte AKP demokrasisi; Sıra Kimde?” yazılı pankart
taşındı. Yürüyüş Taksim tramvay durağında sonlandı.
Yürüyüşten sonra basın açıklamasını
ESP MYK üyesi Ongun Yücel yaptı. Ayrıca EHP Genel Başkanı Sibel
Uzun, Sosyalist Parti Genel Başkan Yardımcısı Kadir Akın
ve BDP İstanbul İl Yöneticisi Hülya Yel tutuklananların serbest
bırakılması gerektiği yönünde açıklamalar yaptılar.
Sibel Uzun yaptığı konuşmada “8 yıldır açık alanda faaliyet yürüten SDP’nin Devrimci Karargah örgütüyle hiçbir alakası yoktur. Bu saldırı tamamen AKP’ye muhalif olanlara karşı yapılmış bir saldırıdır. AKP sadece kendinden oluşan bir siyaset kurma çabası içersindedir. Gözaltından çıkan Sultan Seçik arkadaşımızın da bahsettiği gibi gözaltında Devrimci Karargah ile ilgili hiçbir soru sorulmamıştır. Gözaltında yapılan sadece karalama politikasıdır.” dedi.
Ardından
bir konuşma yapan Kadir Akın “Bu saldırı tamamen bir komplodur.
Bir siyasi partinin genel başkanı ve yöneticileri, bir
platformun sözcüleri evlerinden baskınla gözaltına alındılar ve
tutuklandılar. Bizim bu kurguyu tersine çevirmemiz gerekiyor.
Biz bu kurguyu dağıtacağız ve buna teslim olmayacağız.” BDP
İstanbul İl yöneticisi Hülya Yel ise “Bu saldırılardan önce
BDP’ye yönelik KCK adı altında bir operasyon düzenlendi ve
1500’e yakın parti çalışanı tutuklandı. 20 Eylül’de bitecek olan
ateşkesi uzatan PKK’nin
bu kararı ardından 21 Eylül’de Kürt dostlarına ve sosyalistlere
yönelik bir komplo düzenlendi. Görüyoruz ki dostlarımıza yönelik
ciddi bir komplo ile karşı karşıyayız. Buradan
AKP’ye sesleniyorum bu komploları boşa çıkartacağız.” Hülya
Yel’in açıklaması ardından eylem son buldu.
Basın Açıklaması Metni:
AKP’NİN “İLERİ DEMOKRASİ”Sİ: KORKU İMPARATORLUĞU
SALDIRI HEPİMİZEDİR, BİRLİKTE
PÜSKÜRTECEĞİZ!
21
Eylül günü sabahın erken saatlerinde, 8 yıldır faaliyet gösteren
yasal bir partinin, Sosyalist Demokrasi Partisi’nin (SDP) genel
başkanı, evine kar maskeli, silahlı, kalkanlı özel harekat
timlerinin yaptığı baskınla gözaltına alındı. Aynı saatlerde
yasal zeminde faaliyet yürüten bir sosyalist hareketin,
Toplumsal Özgürlük Platformu’nun (TÖP) sözcülerinin evleri aynı
şekilde basıldı ve bu kişiler polis tarafından götürüldü. Aynı
saatlerde SDP genel başkan yardımcıları, parti meclisi üyeleri
ve üyeleri ile bir TÖP üyesi gözaltına alındı.
Bu gözaltı operasyonu başlar başlamaz,
başta AKP ve Fettullah Gülen cemaatinin yayın organları olmak
üzere büyük medyada, Emniyet’ten servis edildiği ve psikolojik
harekat uzmanlarınca önceden hazırlandığı apaçık olan haber
paketleri gazete sayfalarında, internet sitelerinde ve TV
kanallarında boy gösterdi. Bu haberlerde çizilen tabloyla,
tümüyle yasal ve meşru zeminlerde faaliyet gösteren SDP ve TÖP
yönetici ile üyeleri illegal bir örgüt olan Devrimci Karargah’la
bağlantılandırılıyor ve bu mesaj bir kitlesel beyin yıkama
operasyonu halinde sürekli tekrar ediliyordu. Bu operasyonel
haberlerde ayrıca yakın zamanda bir kitap çıkararak geçmişte
yandaşı olduğu Fethullah çetesinin devlet içindeki
örgütlenmesini anlatan Hanifi Avcı’yla sözkonusu sosyalist
örgütler ilişkilendirilmeye çalışılıyor, ayrıca haberlere fuhuş,
çocuk pornosu vb unsurlar katılarak sosyalistler, ahlaksızca
hazırlanmış kirli bir çerçeveye sokulmak isteniyordu.
Gözaltına alınan SDP ve TÖP üye ve
yöneticileri 24 Eylül Cuma günü Adliye’ye götürüldü. Savcılık
ifadelerinin ardından daha sorgu hakimi ifadeleri almaya
başlamadan AKP/Fethullah yanlısı medyada gözaltındakilerin
“tutuklandığı” haberleri geçmeye başladı. Bu haberler
yayımlandıktan yaklaşık 12 saat sonra gözaltındakiler, Devrimci
Karargah yönetici ve üyesi olma suçlamasıyla tutuklandı
Biraz
politik konulara aşina, aklı başında herkesin bilebileceği gibi
SDP ve TÖP’ün ideolojik-politik çizgisiyle Devrimci Karargah
örgütünün en ufak bir ilgisi ve yakınlığı yoktur. Bunu, hiç
kuşkusuz bu operasyonun yapılmasına karar veren devlet kurumları
ve AKP yöneticileri de bilmektedir. Öyleyse bu operasyon neden
yapılmış, neden bu açık-meşru faaliyet gösteren sosyalist
yapılar Devrimci Karargah’ın paravan örgütü gibi gösterilmiştir?
Bunu anlamak için son ayların politik gelişmelerine göz atmak
yararlı olacaktır.
Daha iki hafta önce bir referandum yapıldı. Bu referandumda AKP’nin hazırladığı ve Meclis’ten geçirdiği Anayasa değişiklikleri paketi kabul edildi. Bu referandumun önemli bir sonucu, AKP’nin, kendisini “hükümet” olmaktan “iktidar” olmaya geçmiş olarak hissetmesidir. AKP geleneksel/statükocu iktidar odaklarıyla yıllardır sürdürdüğü çekişmenin yeni bir raundunu kazandı ve en önemli iktidar odaklarından “yargı” kurumunu kontrol altına almış oldu. Bu hamleyle AKP “iktidarlaşma” yolunda belirleyici önemdeki bir dönüm noktasını geçti ve artık daha da “devletleşti”.
AKP “devletleşmenin sorumluluğu” ile devrimci ve sosyalist güçlere saldırıyor. Daha önce KCK operasyonu adı altında Kürt siyasetçilerine, Halkevleri üyelerine, Odak dergisi okurlarına, ESP üyelerine vb saldırmıştı, şimdi de referandumun hemen arkasından hedefe SDP ile TÖP’ü koydu.
SDP ve TÖP’e aynı anda saldırılmasının açıkça gösterdiği bir başka neden ise, bu iki yapının (Sosyalist Birlik Hareketi ile birlikte) birlik/yeniden kuruluş çalışmalarını yürütüyor olmasıdır. SDP ve TÖP üzerinden tüm devrimci/sosyalist güçlere, “haddinizi aşmayın, bizi rahatsız edecek kadar güçlenmeyin” mesajı verilmektedir. Operasyon bilinçli olarak Sosyalist parti ve DBH’de dahil olmak üzere tüm çevreleri tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Bugün itibari ile devlet hepimizi açıktan tehdit etmekte ve sözümüzü söylememizi engellemek istemektedir.
Hanifi
Avcı’nın adının bu operasyona karıştırılmasıyla da hem iktidar
odakları arasındaki bir hesaplaşma görülmekte, hem de sosyalist
güçlere çamur atılmaktadır. Bu operasyonda bir taşla çok kuş
vurulmak istenmektedir. Binlerce taraftarı olan ve tümüyle açık
alanda faaliyet gösteren siyasi yapılar, traji-komik
senaryolarla son derece sınırlı bir güce sahip olduğu anlaşılan
bir illegal yapının paravan örgütleri gibi gösterilmektedir. Bu
büyük yalan, devletin muazzam teknik olanakları ve medya
kullanılarak halkın beyni yıkanmaktadır. AKP Hükümeti Göbels’in
izinden gitmektedir: “Ne kadar büyük yalan söylersen o kadar
inandırıcı olursun!”
AKP Hükümetinin ve Fethullahçı çetenin SDP ve TÖP’e yönelik saldırısı, sadece bu iki sosyalist örgütü hedef almamıştır. Sırada diğer sosyalist örgütler de vardır. Devletin tüm olanakları kullanılarak uydurma, kolaj halinde hazırlanmış suçlamalarla sosyalist güçler ezilmeye çalışılıyor. Nitekim Sosyalist Parti’ye ilişkin saldırılar başlamıştır. Burjuva medyada Sosyalist Parti yöneticilerinden Mahir Sayın da Devrimci Karargah örgütü lideri olarak lanse edilmiştir. Ve bunun hemen ardından bu partinin Adana il temsilciliğine zaman ayarlı bomba konmuştur ki, bu da aynı odakların bir saldırısı olarak görünmekte ve “yeni kontrgerillacılığı” haber vermektedir.
AKP’nin ve Fethullahçı çetenin çıkarlarını zedeleyen herkes, rahatlıkla büyük bir hukuksuzlukla, beyin yıkama operasyonuyla “suçlu” konumuna itilebilmektedir. İşte AKP’nin “ileri demokrasi” dediği düzen budur. Gerçekte AKP kendi diktatörlüğünü kurmakta ve bir Korku İmparatorluğu yaratmaktadır. Bu saldırıya karşı tüm demokratik ve sosyalist güçlerin birlikte mücadelesi şarttır.
Tam da bu nedenle yukarıda sıraladığımız
bir dizi nedenden ötürü biz aşağıda imzası bulunan kurumlar
olarak bir araya gelerek soruyoruz. Şimdi Sıra KİMDE? Demokrasi
ve özgürlük savunucularınızı yalanlarınızla, yarattığınız sahte
delillerle tutuklayarak susturacağınızı mı sanıyorsunuz? Daha
kaç genel başkanın eline kelepçe vuracaksınız ?
Bizler haksız bir biçimde tutuklanan arkadaşlarımızın serbest bırakılması başta olmak üzere, Terörle Mücadele yasası kapsamında gündeme gelen ‘Terör örgütü üyesiymiş gibi davranmak’ diye tanımlanan ve herkesi zan altında bırakan yasaların da kaldırılması için mücadele edeceğiz. Susmayacağız.
Tutuklamalarınız, basın yoluyla yaydığınız terör dalgası bizleri korkutmuyor. İlan ediyoruz;
Saldırı hepimizedir. Birlikte püskürteceğiz.
Komploların boşa çıkartılması görevimizdir. Sokakları terk etmeyeceğiz!














