Sosyalist, demokrat, Ergenekoncu, emniyet müdürü, gazeteci gibi çok farklı anlayışları temsil eden kesimler, Devrimci Karargâh adı altında bir araya geldikleri, örgüte üye oldukları iddiasıyla tutuklu bulunuyor.
ANKARA
-SDP Ankara İl Başkanı Yeşim Ergün, farklı görüşlerden
insanları, örgütleri Devrimci Karargah operasyonu adı altında
tutuklayan AKP Hükümetini eleştirerek, "Bu soruşturma o kadar
dipsiz bir kuyu, o kadar pespaye bir durum ki Hanefi Avcı gibi
devrimcilere işkence yapan, gerçekten solcu avlayan biriyle,
devrimci iradesini her alanda ortaya koymaktan çekinmeyen
arkadaşlarımız, Parti Genel Başkanımız aynı çatı altında
yargılanıyor, aynı kefeye konuluyor. Bu faşizmi ifade eden bir
durumdur" dedi.
Son olarak eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, geçen
hafta da SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan'ın da aralarında
bulunduğu SDP ve TÖP temsilcilerinin
de Devrimci Karargah örgütüne üye olmaktan tutuklandı. Çok
farklı hatta uç diyebileceğimiz kesimlerden insanları aynı çatı
altında Devrimci Karargah soruşturması kapsamında tutuklayan
devletin ne yapmaya çalıştığını DİHA'ya değerlendiren SDP
Ankara İl Başkanı Yeşim Ergün, SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan
başta olmak üzere her gün alanlarda olan parti temsilcilerinin
evlerine baskın yapılarak, kapıları kırılarak gözaltına
alındıklarını ifade ederek, bunun kabul edilir bir yanının
olmadığını kaydetti.
SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan'ın da aralarında bulunduğu 17
kişinin gözaltına alındığı günlerde henüz ifadeler dahi
alınmamışken bazı medya organlarında, "Emniyette şok
görüntüler", "Devrimci karargâh'ın bağlantıları çözüldü'' gibi
iddialar yer aldığını belirten Ergün, Turan'la birlikte 13 kişi
aynı iddia ile tutuklanırken, soruşturmada "illegal faaliyet"
diye yöneltilen soruların tamamının SDP'nin eylem ve
etkinlikleri olduğu, söz konusu 'Devrimci karargâh örgütü' ile
ilgili tek bir soru yönetilmediğini belirtti.
'Opersayon 'istediğimi yapmazsan tutuklarım'
mesajıdır'
Kürtlere yaptıkları gibi solda duran insanların da yasal
temsilcilerinin alındığını kaydeden Ergün, yine Ergenekon adı
altında bir kesimin toplandığına dikkat çekti. Son olarak da
Devrimci Karargah adı altında solcunun da, devrimcinin de
işkencenin de aynı çatı altında toplandığına vurgu yapan Ergün,
"Bu soruşturma o kadar dipsiz bir kuyu, o kadar pespaye bir
durum ki Hanefi Avcı gibi devrimcilere işkence yapan, gerçekten
solcu avlayan biriyle, devrimci iradesini her alanda ortaya
koymaktan çekinmeyen arkadaşlarımız Parti Genel Başkanımız aynı
çatı altında yargılanıyor, aynı kefeye konuluyor. Bu faşizmi
ifade eden bir durumdur" dedi. Ergün, bu tutuklamaların aslında
AKP'nin 'Siz benim istediğim şeyleri yapmıyorsanız ben de sizi
tutuklarım' anlamına geldiğini ifade etti. AKP'nin gelmiş geçmiş
en tehlikeli parti olduğuna dikkat çeken Ergün, "Bir şeyleri
yapar gibi gözüken ama hiçbir şey yapmayan, kendisinden farklı
bir düşünceyi savunanı kendi karşıtı olarak ilan eden -ki
bunların sağcı solcu olması önemli değil onun için- önemli olan
kendi çıkarlarıdır" dedi. AKP'nin bu operasyonla iki amacının
olduğunu kaydeden Ergün, birincisinin Kürt halkını
yalnızlaştırmak, ikincisinin ise sosyalist birliğe engel olmak
olduğuna dikkat çekti.
'Gizlilik kararıyla aslında devlet bir örgüt kuruyor'
Bu operasyon ve tutuklama sürecinde medyanın dezenformasyonunun
görülmesi gerektiğini ifade eden Ergün, "Başından beri yasal
olan partimizi ve Genel Başkanımızı illegal bir örgütlenmenin
içinde görmeye çalışan medya Hanefi Avcı'nın tutuklanmasından
sonra 'acaba' sorusunu sormaya başladı. Oysa bundan önce bir
partinin Genel Başkanı hiçbir gerekçe gösterilmeden
tutuklanıyor. Bu konuda kimse bir şey diyemiyor" dedi. Orhan
Yılmazkaya'yı anma etkinliğine katıldıkları için Devrimci
Karargah ile bağlantılarının kurulmaya çalışıldığını belirten
Ergün, bunun dışında hiçbir gerekçenin hiçbir delilin olmadığına
dikkat çekti. Ergün, "Biz öldürülen bir devrimcinin cenazesine
sahip çıkarız. Aslında devlet bir örgüt kuruyor. Bu yüzden de bu
dosyaya gizlilik kararı koyuyor. Bağlantılarını oluşturmaya
çalışıyor" dedi.
'Kılıç işkencecisi Avcı ile özür kampanyasında bir araya
gelmişti'
Ergün, bu konuda Mersin'de 78'liler Girişimi'nin çalışmaları
içerisinde yer alan ve 1980 öncesinde Kurtuluş çevresinde olan
Nejdet Kılıç'ı örnek vererek, "Hanefi Avcı onun işkencecisidir.
1990'larda bir özür kampanyası çerçevesinde Hanefi Avcı ile bir
araya getirilmiştir. Politik olarak biz her kesimle bir araya
geliriz. Ama öyle bir şey ki aynı partinin içerisinde çalışan
iki insana birbirinizi nereden tanıyorsunuz şeklinde soruların
sorulduğu, ilişkilerin sorgulandığı sanki Devrimci Karargah
bağlantısı gibi sunulduğu bir konseptle karşı karşıyayız.
Egemenler bilmelidir ki kendi içlerindeki kavgaya Hanefi Avcı
vs olduğu bu kavgaya devrimcileri heba etmelerine biz izin
vermeyeceğiz" dedi. (DİHA)
