Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Diyarbakır
Milletvekili Akın Birdal'a, Ezilenlerin ve Emekçilerin Boykot
Cephesi'nin Bursa'da düzenlediği mitingde konuşurken
düzenlenen faşist saldırı Ankara ve İstanbul'da protesto edildi.
Ankara'da BDP, SDP, ESP, Sosyalist Parti, TÖP, EHP, EMEP, DHF, Partizan, Kaldıraç, 78'liler Girişimi, Devrimci 78'liler, Ankara Halkevleri, İHD Ankara Şubesi'nin katılımıyla Yüksel Caddesinde düzenlenen basın açıklamasında Akın Birdal'a saldırı, BDP ve ESP'lilere düzenlenen gözaltı operasyonları ve Halkevcilerin gözaltına alınmasına dikkat çekilerek Kürt halkına, sosyalistlere ve demokrasi güçlerine karşı planlı bir saldırı konsepti işletildiği vurgulandı.
Sık sık "Özgürlüğe Bir Dal Akın Birdal", "Katil Devlet Hesap Verecek" sloganlarının atıldığı eylemde, SDP Ankara İl Başkanı Yeşim Ergün tarafından okunan açıklamada şöyle denildi:
Ezilenlerin ve Emekçilerin Boykot
Cephesinin Bursa mitinginde kürsüde konuşma yapmaktayken BDP
Diyarbakır milletvekili Akın Birdal’a “ben sivil polisim” diyen biri
tarafından fiziki saldırıda bulunuldu.
Saldırıda başına darp alan Akın Birdal’ın
sol elmacık kemiğinde çatlak ayrıca vücudunda da ciddi ezikler
meydana geldi.
Akın
Birdal’a saldıran kişi mitingin “güvenliğini” sağlamakla sorumlu
olan polis bölümünün içinden geçerek böyle bir saldırıyı
gerçekleştirdi.
Akın Birdal ömrünü emek, demokrasi,
barış, insan hakları davasına adamış, bu nedenle daha önce faşist
kurşunlara hedef olmuş, ama inancından ve mücadele kararlılığından
bir milim bile geri adım atmamış, sosyalist hareketin yüzakı bir
aydındır.
Akın Birdal’a yapılan saldırı kişisel bir
saldırı değil, planlı ve organize bir saldırıdır. Kürt ve Türk
halklarının özgür ve eşit birlikteliği düşüncesine yapılmış ırkçı
bir saldırıdır. Tıpkı daha önce Ahmet Türk’e atılan yumruk gibi,
Akın Birdal’a atılan yumruk da, devletin Kürt sorununda yıllardır
sürdürdüğü inkar ve imha politikalarının doğrudan sonucudur.
Çözümsüzlük politikalarının yarattığı linç atmosferinin, daha dün
İnegöl’de ve Dörtyol’da Kürtlere karşı tezgahlanan faşist linç
tertiplerinin bir parçasıdır.
Saldıranlar,
Şemdinli’de Umut Kitabevi’ni bombalayanlar gibi “iyi çocuklar”dır ve
o yüzden göstermelik bir yargılamadan sonra serbest bırakılırlar.
Saldırılar, Ahmet Türk’e atılan yumruktan sonra Samsun valisinin
yaptığı açıklamadaki gibi “bireysel bir olay”dır ve saldırgan “yine
olsa yine yaparım” der ve serbest bırakılır. İnegöl valisinin linç
girişimlerini düzenleyenler hakkındaki açıklamasındaki gibi
‘vatanını milletini sevenlerdir’ bu saldırıları yapanlar. Ya da
Dörtyol’daki linç girişimleri gibi, olayın organizasyonuna dair
kasetler ortaya çıkar ama olaylar hala bireysel olaylar gibi
algılanmaya devam eder.
Bizler bu saldırıların faillerini
biliyoruz, bu saldırıların arkasındaki güçleri çok yakından
tanıyoruz…
İnegöl’den, Ahmet Türk’e atılan
yumruktan, Muş Bulanık’taki katliamdan, Hrant Dink cinayetinden,
Musa Anter’den, Maraş’tan, Sivas’tan... ve daha nicelerinden.
Şimdi de aynı senaryo tekrarlanmıştır,
onlarca polisin içinden geçen biri, elini kolunu sallaya sallaya
Akın Birdal’a saldırma cesaretini bulabilmiştir. Bu saldırı da
önceki olaylarda olduğu gibi tek bir kişinin saldırısı değil
bilinçli bir organizasyondur. Büyük bir provokasyon girişimidir.
Suçlu sadece bu saldırıları
gerçekleştirenler, planlayanlar değil, aynı zamanda izledikleri
politikalarla bu saldırıların, linçlerin, katliamların önünü
açanlardır.
Hükümet bir yandan “ileri demokrasi”
nutukları atarken, bir yandan Kürtlere, emekçilere, ezilenlere karşı
bir saldırı konsepti devreye sokmaktadır.
PKK’nin
ateşkes ilan ettiği bir sırada devletin operasyonları sürdürmesi ve
en son bayram arifesinde 9 gerillanın öldürülmesi, Akın Birdal’a
yapılan bu saldırı, ESP üyelerinin evlerinden gözaltına alınmaları,
Kürt halkına, sosyalistlere, demokrasi güçlerine gözdağı vermek
amaçlı bilinçli ve organizasyonlu bir saldırı konsepti
işletildiğinin göstergesidir.
Bu ırkçı ve faşist saldırganlık,
halklarımızın eşitlik, özgürlük, kardeşlik inadıyla
geriletilecektir.
Akın Birdal’a yapılan saldırı tüm emek,
demokrasi ve özgürlük güçlerine yapılmıştır. Yapılan bu saldırılar
bizi haklı yolumuzdan döndüremeyecektir.
İHD İstanbul Şubesi önünde yapılan basın açıklamasına SDP, TÖP, EHP, ESP destek verdi. Basın açıklamasını okuyan İHD İstanbul İl Sekreteri Ümit Efe “Hükümet, insan hakları savunucuları olarak bizlerin demokratikleşme, barış ve insan haklarına dair umutlarımızı kıran, geleceğe ilişkin kaygılarımızı ağırlaştıran ve birçok kez tekrarlanmış olan Kürt halkını provoke etmeye yönelik bu şiddet olaylarının hesabını vermelidir. Eğer bu saldırının hükümetle bir alakası yoksa AKP hükümeti kamuoyuna açık ve kesin bir şekilde söz konusu olaylarla herhangi bir bağlantısı olmadığını ilan etmeli ve bunlara bir son vermeyi taahhüt etmelidir.” dedi. Basın açıklamasını yapan Efe, bu tarz saldırıların sona ermesini talep etti.
Ümit Efe’nin ardından İHD Eski İstanbul Şube Başkanı Kiraz Biçici de insan hakları savunucusu Akın Birdal’a yapılan bu saldırıyı kınadığını dile getirdi.
"Darbelere Karşı Demokrasi" mitingi
Ankara'da Akın Birdal'a yapılan saldırıya protesto
Başkent'te bir grup BDP'li Birdal'a yapılan saldırıyı kınadı
