55
yıl önce, homojen bir toplum yaratma iddiasındaki ulus devlet
zihniyeti, kuruluşundan itibaren sürdürdüğü katliam ve sürgün
politikalarına bir yenisini ekleyerek, İstanbul’da yaşayan Müslüman
olmayan halkı, ülkeden göndermeyle ve mallarına el koymayla
sonuçlanacak bir provokasyonla karşı karşıya bırakmıştı.
İki gün boyunca devletin kolluk ve emniyet güçlerinin seyirci kaldığı saldırı ve yağma olaylarında 37 kişi öldürüldü, 60 kadına tecavüz edildi. Bunların yanı sıra onlarca ev, işyeri, kilise, okul tahrip edildi.
6-7 Eylül olayları, İHD İstanbul Şubesince bir basın açıklamasıyla protesto edildi. Protestocular “6-7 Eylül Utandıran Tarih… Bir Daha Asla” yazılı pankartlar taşıdılar. Yürüyüş sırasında “Yaşasın Halkların Kardeşliği; Bir Daha Asla; 6-7 Eylül’ü Unutma, Unutturma” sloganları atıldı. Taksim Tramvay durağından başlayan eylem Galatasaray Lisesi önünde son buldu.
Burada basın açıklaması yapan İHD İstanbul Şube Başkanı Avukat Abdulbaki Doğa “En önemlisi şu ki, 6-7 Eylül 1955 yakan, yıkan, linç eden, tecavüz eden, öldüren bir avuç insan değildi. Yassıada duruşmaları tutanaklarındaki polis müdürlüğü ifadelerine göre en az 100 bin kişiydi. 1-1,5 milyonluk İstanbul’da 100 bin kişi, bugünün İstanbul’unda 1,5 milyon kişi demektir! Bugün de linççiler bir avuç değil. Potansiyel linççi kalabalıklar yaratılıyor.” dedi. Basın açıklamasından sonra eylem sloganlarla ve alkışlarla sonlandırıldı.
