'Maddi temeli olmayan kara propaganda'


27 Eylül 2010


SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan'ın avukatı Gülizar Tuncer: Müvekkillerimizin hiçbirisine hiçbir şekilde 'Devrimci Karargâh örgütüne ne zaman girdiniz?' 'Kimlerle ilişki içerisindesiniz?' 'Hangi tür faaliyetlere katıldınız?' şeklinde bir soru yöneltilmemiştir.

 

İSTANBUL (DİHA) - SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan'ın da aralarında bulunduğu 17 kişinin gözaltına alındığı günlerde henüz ifadeler dahi alınmamışken bazı medya organlarında, "Emniyette şok görüntüler", "Devrimci karargâh'ın bağlantıları çözüldü'' gibi iddialar yer aldı. Turan'la birlikte 13 kişi aynı iddia ile tutuklanırken, soruşturmada "illegal faaliyet" diye yöneltilen soruların tamamının SDP'nin eylem ve etkinlikleri olduğu, söz konusu 'Devrimci karargâh örgüt' ile ilgili tek bir soru yönetilmediği ortaya çıktı. 

21 Eylül'de İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube polisleri tarafından SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ve TÖP Sözcüsü Oğuzhan Kayserilioğlu'nun evlerinin de aralarında bulunduğu İstanbul, Ankara ve Bursa'da birçok adrese yapılan eş zamanlı baskınlarla 17 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltıların başladığı ilk saatlerden itibaren özellikle AKP'ye yakınlığı ile bilinen medya organlarında ''Devrimci Karargâh operasyonu'' olarak belirtildi ve çeşitli iddialara yer verildi. Henüz ifadelerin daha alınmaya başlamadığı saatlerde özellikle Samanyolu tv ve Zaman Gazetesi, "Emniyet'ten şok görüntüler" ve " soruşturma derinleştirildiğinde örgütün illegal faaliyetlerini legal platformda maskelemek için SDP çatısı altında faaliyet yürüttüğü tespit edildi" başlıklı haberlerle gözaltına alınanların AKP il binasına düzenlenen bombalı saldırıyla ilişkilendirmekten geri durmadı. Bir başka iddia ise gözaltında bulunan Necdet Kılıç'ın eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanifi Avcı ile ilişkide olduğu yönündeki iddialardı. 

Dosyayı avukatlar göremedi ama yandaş medya gördü

'Gizlilik' kararı alınarak mahkemeye sevk edilen Turan ve Kayserilioğlu'nun da bulunduğu 13 kişi "Örgüt üyesi" olduğu iddiasıyla tutuklandı. Son dönemlerde bazı basın yayın organlarının yargıdan daha fazla bilgiye sahip olduğunu ve dosyayı avukatlar görmeden televizyonların yayınladığı kaydeden SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan'ın avukatı Gülizar Tuncer yapılan haberlerin gerçekten tamamen uzak ve kirli bir propaganda amaçlı yapıldığını ifade etti. KCK adı altında Kürt siyasetçilere yönelik başlatılan hukuka aykırı operasyonların ardından SDP ve TÖP'e yönelik yapılan operasyonun da yasal zeminde faaliyet gösteren siyasi parti, platform sendika yöneticilerini sindirmeye yönelik olduğunu kaydeden Tuncer, bazı basın kuruluşlarının misyonunun bu olduğu görüşünde. Tuncer, soruşturma dosyasında gizlilik kararı bulunmasına rağmen basının bu tür haberleri nasıl servis ettiğinin ise düşündürücü olduğunu belirtti. 

'Amaç toplumsal muhalefeti "terör örgütü" ilan etmek' 

Tuncer; "Bu güne kadar hiçbir evrak elimize geçmedi. Hatta hazır bulunduğumuz emniyet ifadelerinin tutanakları dahi bize verilmedi. Gizlilik kararı bize verilmedi. Yani tarih ve karar numarasını bilemediğimiz bir gizlilik kararına itiraz etmek durumunda kaldık. Fakat daha operasyon başlar başlamaz basına bu gerçek dışı bilgiler niye verildi ona bakmak lazım" diye konuştu. ''Devrimci karargâh' ilişkisini temellendirecek hiçbir somut delilinin bulunmadığını kaydeden Tuncer, yapılan operasyonun ve ardından yapılan haberlerin Kürt hareketi ve sosyalistlerin birlikteliğini engellemeye çalışmak olduğunu söyledi. Toplumsal muhalefeti "terör örgütü'' ilan etme amacı da taşıyan bu tür haberlerin bir diğer hedefinin ise toplumda kendisini devrimci, sosyalist olarak tanımlayanların 'güvenilmez' ve 'derin devlet'le ilişkili gibi göstermek olduğunu belirten Tuncer, "Hedeflenen hiçbir aleyhe somut delil olmaksızın bütün bu toplumsal muhalefeti tek bir örgüt çatısı altında toparlayıp hepsine " terör örgütü" diye suçlamayı amaçlayan bir yaklaşımdır" dedi.

Devrimci Karargâh sorulmamış

Yapılan operasyon ve ardından basında çıkan 'evrimci Karargah bağlantıları' ilişkin ise müvekkillerine hiçbir soru yöneltilmediğini açıklayan Tuncer; "Yasadışı örgüt dosyalarında hazırlık aşamasında şüphelilere en azından yasadışı bir örgüte üye oldukları iddia edilirse bu örgüte ne zaman katıldıkları, kimlerle ilişkide oldukları gibi sorular sorulur.Bura da böylesi bir ilişkilendirme söz konusu olsa da hiçbir müvekkilime böylesi bir soru yöneltilmedi, yöneltilemezde zaten. Yasal parti çalışanlarının, açık alanda faaliyet yürütenlerin sürekli olarak idari ve yargısal denetime tabi bir partinin temsilcilerinin zaten silahlı bir örgütle ilişkisi olamaz. Bu illegali tenin kurallarına da aykırıdır. Dolayısıyla müvekkillerimizin hiçbirisine hiçbir şekilde 'Devrimci Karargâh örgütüne ne zaman girdiniz?' 'Kimlerle ilişki içerisindesiniz?' 'Hangi tür faaliyetlere katıldınız?' şeklinde bir soru yöneltilmemiştir" dedi. Tuncer, bu konuda müvekkillerine yöneltilen tek orunun Bostancı'daki olayın ardından polis operasyonuna ilişkin gerçekleştirilen basın açıklamasına neden katıldıkları yönünde olduğunu aktardı. Sorguda bunun dışında oldukça komik sorularla karşı karşıya kaldıklarını kaydeden Tuncer, "Müvekkilim Turan bir parti başkanı partili arkadaşlarıyla neden yemeğe çıktığı gibi absürt sorular sorulmuştur" diye kaydetti. 

Necdet Kılıç ve Hanefi Avcı'ya Aktüel dergisi bir araya getirdi

Basına yansıyan ve eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanifi Avcı ile tutuklanan Necdet Kılıç arasında ilişki olduğuna dair iddialara ilişkin ise Tuncer, "Kılıç SDP üyesi değil, yıllar önce Kurtuluş davasında tutuklanmış ve tutuklayan kişi Avcı'nın kendisidir. 1997 yılında Aktüel dergisi, 12 Eylül'de sol örgüt davalarından yargılanan ve aralarında Necdet Kılıç'ın da bulunduğu altı kişiyi darbe günlerinde işkencelerine katılan Hanefi Avcı'yla bir araya getirmiş. Mersin'de yapılan buluşmada Hanefi Avcı, altı kişiden, yaptığı işkenceler nedeniyle özür dilemişti. SDP ile doğrudan bir ilişki burada söz konusu değil. Kılıç ve Avcı'nın bu tanışıklığı üzerinden senaryoyu hazırlayan basın Kılıç'ın Devrimci Karargâh üyesi olduğu ve Avcı ile tanışıklığından hareketle derin devletle ilişkide bulunduğu ve bunun üzerinden de SDP'ninde benzer ilişkilerin içinde olduğu izlenimi yaratmaktadır. Ancak bunlar maddi temeli olmayan kara propaganda" diye konuştu. Tuncer son olarak, ilk günden itibaren hayali senaryolarla yayın yapan kuruluşlar hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi. 

  




Loading