Sömürü ve zulüm saltanatı


24 Eylül 2010


Sömürü ve Zulüm Saltanatı, Yeni Saldırılarla Hükümranlığını Pekiştiriyor! Yanıtımız, Daha Güçlü Bir Siyasi ve Örgütsel Mücadele Olmalıdır!

Demokratik Haklar Federasyonu
22 Eylül 2010

Emekçiler, ezilen kesimler ve ilerici, demokrat, yurtsever örgütlü güçler, ülkemizin emperyalizme olan bağımlılığının ekonomik, sosyal ve siyasal sonuçlarını, dozunu giderek arttıran sömürü ve zorbalık politikalarıyla daha fazla yüzleşerek yaşamaya devam ediyor.

İlerici, demokrat ve yurtsever kesimler üzerindeki baskılara, her geçen günde yeni saldırılar ekleniyor.

Referandum sürecinde Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ile Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne (ESP) yönelik gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklama terörü, dün de Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) ve Toplumsal Özgürlük Platformu (TÖP) yönetici ve üyelerine dönük gerçekleştirilen operasyonlarla devam etti.

Referandum Demokrasisi: Katliam, Operasyon, Gözaltı ve Tutuklama!

Gerek “evetçi” AKP hükümeti ve peşinden sürüklediği gerici - liberal ittifak bileşenlerinin gerekse “hayırcı” CHP ve MHP ile diğer düzen güçlerinin, “demokrasi ve özgürlükler” adına fırtınalar kopardıkları referandum sürecinde ve hemen akabinde, ülkemizin siyasi iktidarının niteliğini çok net bir biçimde ortaya koyan saldırılara tanıklık ettik/ediyoruz.

Referandum sürecinde, Kürt illerinde düzenlenen askeri operasyonlarda 30’dan fazla kişi çatışmalarda, sokak gösterilerinde yaşamını yitirirken, 600’e yakın kişi de gözaltına alındı, darp edildi ve onlarcası tutuklandı.

Yanı sıra, tüm bir referandum sürecinde siyasal demokratik haklarını savunan ve bu doğrultuda boykot için mücadele eden kesimler ile referandumda “hayır” oyu kullanacağını açıklayan reformist, demokrat kesimlere yönelik de gözaltılar ve çeşitli baskılar ülke genelinde hayata geçirildi.

Ekonomik ve sosyal hak gaspları, referandum gündemiyle boğularak, gündem dışına taşınmak istense de tüm yakıcılığıyla sürdürüldü.

Sendikalı oldukları için işten çıkarılan işçiler, atamaları yapılmadığı için kölelik koşullarında sözleşmeli olarak çalışmaya zorlanan öğretmenler devlet terörüne maruz kaldı: coplandı, yerlerde sürüklendi, gözaltına alındı.

Ülkemizin ormanları, Dersim’de ve diğer yerellerde düzenlenen askeri operasyonlarla sistematik bir biçimde ateşe verildi…

“12 Eylül Anayasası”yla hesaplaşacağını (!) ifade eden AKP hükümeti ve gericisinden, liberaline tüm kuyruk takımları ile sözde, “AKP faşizmine karşı duran” sosyal demokratların (!) her daim görmezden geldikleri bu aleni devlet terörü; şimdi, referandum süreci sonrasında, SDP ve TÖP’e yönelik gerçekleştirilen operasyonla devam ettiriliyor.

Operasyonlar, Gözaltılar ve Tutuklamalar; Bilinçli Politikaların ve Keyfi Uygulamaların Ürünüdür! 

21 Eylül 2010 (Salı) günü sabah 05.00 sıralarında, SDP İstanbul il binası ve SDP Kadıköy ilçe örgütü binası ile bazı TÖP üyelerinin evlerine devletin kolluk güçleri tarafından baskınlar düzenlendi.

Yüzleri kar maskeli, çelik yelekli özel harekât timlerinin katıldığı baskınlarda, parti binaları talan edilirken, burada bulunan bilgisayarlar ile çok sayıda görsel ve yazılı malzemeye de el kondu.

Operasyonların neticesinde, SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, SDP Genel Başkan Yardımcısı Günay Kubilay, SDP Genel Başkan Yardımcısı Ecevit Piroğlu, SDP MYK Üyesi Ulaş Bayraktaroğlu, SDP PM Üyesi İbrahim Turgut, SDP Üyesi Özgür Cafer Kalafat; TÖP sözcüleri Oğuzhan Kayserilioğlu, Tuncay Yılmaz ve TÖP okuru Semih Aydın; İHD İstanbul Şube yöneticisi Sultan Seçik Kubilay ile Bilim ve Gelecek Dergisi çalışanı Baha Okar gözaltına alındılar.

“Devrimci Karargâh” örgütü davasıyla ilgili olduğu ifade edilen gözaltılar, dünden bugüne, siyasi iktidarın sadece devrimci, ilerici, demokrat ve yurtsever kesimlere yönelik değil bir bütün olarak emekçilerin ve ezilenlerin demokratik haklar mücadelesine yönelik gerçekleştirdiği operasyonlarda başvurduğu bir yöntem olarak artık iyice yerleşmiş görünmektedir.

Uydurma kanıtlarla, sahte evraklarla ve akıl, mantık tanımayan, keyfi senaryolarla hazırlanan tutanaklarla gerçekleştirilen bu gibi “terör örgütü” operasyonlarıyla; ülkemiz demokratik haklar mücadelesi ile bu zeminde faaliyet yürüten kimi ilerici, demokrat kesimlerin politik faaliyetleri, dünden daha fazla baskı altına alınmak istenmektedir.

Basın açıklaması yapmanın; derneklere, federasyonlara, odalara, sendikalara üye olmanın; fotoğraf, döviz, pankart taşımanın; yürüyüşlere katılmanın, şiir okumanın, türkü söylemenin, halay çekmenin, bir kafede çay içmenin, telefonda konuşmanın ve hatta selamlaşmanın dahi “yasadışı bir örgüte üye olmanın”, “bu örgüt lehine propaganda yapmanın ve faaliyet yürütmenin” yegâne kanıtları durumuna getirildiği ülkemizde, “demokratikleşme, özgürleşme” yalanları da tekrar tekrar ortaya çıkmış oluyor.

Bu şekilde, yaşamlarına, demokratik ve meşru mücadelelerine, bilimsel etkinliklerine müdahale edilen insanlar hakkında onlarca yıla varan davalar açılıyor, tutuklanıyor ve hapishanelerde de “tecrit” saldırısıyla ölüme mahkûm ediliyor.

İlerici, demokrat, yurtsever ve devrimci gibi farklı niteliklerde olsa da tüm örgütlü halk güçlerine yönelik sürdürülen bu kapsamlı ve bilinçli yönelim, esasta, işçi ve emekçilerin en meşru ve demokratik hak talepleri mücadelesinin dahi tasfiye edilmesi hedefiyle yürütülmektedir.

Bu gibi operasyonların, çeşitli kitle örgütlerine üye bireylere taşınması ve özellikle sendikalar, odalar ve vakıflar gibi demokratik kitle örgütlerine yönlendirilmesi; demokratik kitle hareketlerini manipüle etme, marjinalleştirme hedefi gütmektedir.

Saldırılara Karşı Gücümüz, Örgütlülüğümüzdür! İlkeli Birlikteliklerimizdir!

Ülkemiz emperyalizme bağımlı oldukça, ABD ve AB ile bu emperyalist merkezlerin IMF ve Dünya Bankası gibi mali kuruluşlarıyla yönetildikçe, biz emekçilerin ve ezilenlerin ekonomik ve sosyal hakları da daha fazla budanmaya, gasp edilmeye devam edecektir.

Ülkemiz siyasi iktidarı bu emperyalist merkezlerin himayesinde emekçilere ve ezilenlere de bu acı ekonomik ve sosyal reçeteleri, zorla uygulamaya devam edecektir.

Bu baskı ve sömürü koşullarına karşı gücümüz, örgütlülüğümüzdür!

Fabrikada, atölyede, köyde, yoksul emekçi semtlerinde, okullarda… Örgütlülüklerimizi güçlendirmek, yaygınlaştırmak, daha faal hale getirmek, meşru ve demokratik, haklar mücadelemizin güncel görevidir.

Halka ve halk güçlerine yönelik saldırılarda, dayanışmayı kuvvetlendirmek, destek olmak, halkın ve halkın haklı davasının savunusunda, devrimci bir görevdir.

Saldırıları, örgütlülüğümüzü güçlendirerek ve dayanışmayı kuvvetlendirerek boşa çıkaralım!

 

Demokratik Haklar Federasyonu
22 Eylül 2010

 




Loading