'Siyasi partiyi eşkıya gibi basamazsınız!'


23 Eylül 2010


İSTANBUL/ANKARA (DİHA) - Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) ve Toplumsal Özgürlükler Platformu'na (TÖP) yönelik gözaltı furyasını "Referandum sonrasında muhalif parti ve kurumlara yönelik bertaraf etme operasyonu" olarak değerlendiren Ankara ve İstanbul'daki emek ve meslek örgütleri, siyasi partiler ve aydınlar Türkiye'nin otoriter-totaliter yeni bir istibdat rejimine doğru sürüklenmesinden endişe duyduklarını belirtti. 


Ankara'da siyasi parti ve STK'lar tepki gösterdi 

Ankara'da da, sivil toplum kurumları, siyasal parti temsilcileri, aydın ve akademisyenler SDP ve Toplumsal Özgürlük Platformu'ndan 18 kişinin gözaltına alınmasını kınadı. Aralarında BDP Diyarbakır milletvekili Akın Birdal, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Urfa Milletvekili İbrahim Binici, TBM Sözcüsü Metin Bakkalcı, TTB Genel Sekreteri Feride Aksu Tanık, KESK ve KESK'e bağlı sendika yöneticileri, TMMOB Genel Merkez yöneticileri, Temel Demirer, Prof. Dr. Sibel Özbudun, Şair Ahmet Telli, Şair Mehmet Özer, Sosyolog İsmail Beşikçi, Devrimci 78'liler Federasyonu Temsilcisi Hüseyin Esentürk, ÇHD, ÇGD, ÖDP, EMEP, Halkevleri başta olmak üzere çok sayıda kurum temsilcisi ve aydınlar, İHD Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi. 

Açıklama yapan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, zor zamanlar yaşadıklarını belirterek siyasal zeminde yaşayan partilerin manipüle edilmeye çalıştığına dikkat çekti. Bir çözüm olacaksa bunun siyasal zeminde olduğunu ifade eden Türkdoğan sürekli alanlarda olan bir siyasal parti başkanının sabahın erken saatlerinde kapıları kırılarak gözaltına alınamayacağına dikkat çekti. Bu yöntemlerin 12 Eylül döneminden kalma yöntemler olduğuna değinen Türkdoğan, 'Devrimci Karargah' davasının bir skandala dönüştüğüne işaret etti. Türkdoğan, Murat Akıncılar, Aylin Duruoğlu gibi isimlerinde bu davadan yargılandıklarını hatırlatarak 8 ay tutuklu kaldıktan sonra ilk mahkemede serbest bırakıldıklarına dikkat çekti. Yine benzer bir durumla karşı karşıya olunduğuna vurgu yapan Türkdoğan dayanışma örneği gösteren herkese teşekkür etti. 

'Kürt Türk birliğini kimse engelleyemez'

BDP Diyarbakır Milletvekili ve SDP Onursal Başkanı Akın Birdal da, Erdoğan hükümetinin referandumla amaçlarının hukukun üstünlüğünü sağlamak olduğunu belirttiğini ifade ederek, 12 Eylül'ün üzerinden bir hafta geçmişken bu saldırıyı gerçekleştirdiğine dikkat çekti. AKP'nin gündemi manipüle etmeye çalıştığını belirten Birdal, bu gözaltıların Türkiye'deki sosyalistlerin "Kürt Özgürlük Hareketi" ile birleşmesine yönelik olduğunu kaydetti. 18 ay önce Bostancı'da yapılan Devrimci Karargah operasyonu ile bir bağ kurulmaya çalışıldığını belirten Birdal, bu saldırının tüm emek, demokrasi ve barış güçlerine dönük bir operasyon olduğunu kaydetti. Birdal, "20 Eylül'de sona ermesi beklenen eylemsizlik kararı bir hafta daha uzatılmışken ve diyalog adımlarının atılması yönünde işaretlerin olduğu bir süreçte bunların olması rastlantı değildir" dedi. Hiçbir şeyin Kürt Türk birliğini ve zafer yürüyüşünü engelleyemeyeceğini ifade eden Birdal, başta SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan olmak üzere gözaltındakilerin serbest bırakılmasını istedi. 

'Kürtler Türkiyeli dostlarından yalıtılmak isteniyor'

KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek de, Kürt sorununun siyasal barışçıl çözümü için bir araya gelmiş bulunan bir siyasal partinin genel başkanının da içinde olduğu böylesi bir saldırının Kürt-Türk birliğini engellemeye yönelik olduğunu dile getirerek bunun kabul edilemeyeceğini vurguladı. Şimşek, Kürtlerin Türkiyeli dostlarından böylesi operasyonlarla yalıtılmak istendiğine işaret ederek, bunun bir arka planının olduğuna dikkat çekti. Bu saldırının aynı zamanda emek güçlerinin birliğine bir saldırı olduğunu kaydeden Şimşek, "Gelinen noktada bu saldırılara karşı ortak bir mücadele hattı oluşturulması şarttır" dedi. 

EMEP Genel Başkan Yardımcısı Haydar Kaya da, bu saldırıyı şiddetle kınadıklarını belirterek, AKP'nin referandum sürecinde demokrasi güçlerini böldüğünü ama bunun Türkiye sosyalist devrimci güçlerinin hiç birlik olamayacağı anlamına gelmeyeceğini kaydetti. Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı Selçuk Kozağaçlı da bu saldırının siyasal bir saldırı olduğuna dikkat çekerek, bunun siyasal alana bir müdahale olduğunu ve insanların siyaset yapma hakkına bir saldırı olduğunu belirtti. ÇHD'nin bütün imkanlarıyla bu davaya müdahil olacağını ve gerekli dayanışmayı göstereceğini kaydeden Kozağaçlı, verilen her mahkeme kararının aynı zamanda hukuksal bir durumu ifade etmediğine vurgu yaptı. 

'Bu saldırı toplumsal meşruiyeti dikkate almamaktır'

Sosyolog İsmail Beşikçi de 12 Eylül hukukunun en önemli özelliğinin her şeyi yasalarla çözmek olduğunu belirterek, bunun toplumsal meşruiyeti dikkate almamak anlamına geldiğini ifade etti. Beşikçi son dönemlerde PKK'nin ilan ettiği bir eylemsizlik kararının gündemde olduğunu ve bu temelde hükümetle devletle görüşmelerin olduğunu vurgulayarak, "Böylesi bir dönemde yapılmış olan bu saldırı toplumsal meşruiyeti dikkate almamak ve demokrasi güçlerini zayıflatmaktır" dedi. 

'AKP kriminal gözlüklerini çıkarmalıdır'

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise, 12 Eylül anayasasının bugün gizli açık bütün genelgeleri ile sürdürüldüğüne dikkat çekerek, "AKP kriminal gözlüklerini artık çıkarmalıdır. Maskesini indirmek zorundadır" dedi. Demokrasi güçlerinin dağınık durmasının AKP'ye bu gücü verdiğini belirten Kaplan, bunu kırmanın tek yolunun demokrasi güçlerinin birliği olduğunu kaydetti. 

Temel Demirer de "Devrimci Karargah" diye bahsedilen örgütün genel başkanı olarak kendi isminin geçtiğini, eşi Prof. Dr. Sibel Özbudun'un da teorisyen olduğunun iddia edildiğine işaret ederek bunu trajikomik bir durum olduğunu söyledi. Demirer, "Madem öyle bende diyorum ki benim örgütümün sempatizanlarını serbest bırakın. Gelin beni alın. Bu bir komedidir. Hazırlanan iddianame keyfi bir iddianamedir" dedi.
 

 

u Bu hukuk-dışı saldırı AKP hükümetinin sosyalist muhalefete tahammülsüzlüğünün tescilidir

u İstibdat rejimi hevesine kapılanlara sesleniyoruz: emek ve özgürlük güçleri kazancak!

 




Loading