İSTANBUL/ANKARA (DİHA) - Sosyalist Demokrasi
Partisi (SDP) ve Toplumsal Özgürlükler Platformu'na (TÖP) yönelik
gözaltı furyasını "Referandum sonrasında muhalif parti ve kurumlara
yönelik bertaraf etme operasyonu" olarak değerlendiren Ankara ve
İstanbul'daki emek ve meslek örgütleri, siyasi partiler ve aydınlar
Türkiye'nin otoriter-totaliter yeni bir istibdat rejimine doğru
sürüklenmesinden endişe duyduklarını belirtti.
Ankara'da siyasi parti ve STK'lar tepki gösterdi
Ankara'da da, sivil toplum kurumları, siyasal parti temsilcileri,
aydın ve akademisyenler SDP ve Toplumsal Özgürlük Platformu'ndan 18
kişinin gözaltına alınmasını kınadı. Aralarında BDP Diyarbakır
milletvekili Akın Birdal, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Urfa
Milletvekili İbrahim Binici, TBM Sözcüsü Metin Bakkalcı, TTB Genel
Sekreteri Feride Aksu Tanık, KESK ve KESK'e bağlı sendika
yöneticileri, TMMOB Genel Merkez yöneticileri, Temel Demirer, Prof. Dr. Sibel Özbudun, Şair Ahmet Telli, Şair Mehmet
Özer, Sosyolog İsmail Beşikçi, Devrimci 78'liler Federasyonu
Temsilcisi
Hüseyin Esentürk, ÇHD, ÇGD, ÖDP, EMEP, Halkevleri başta olmak üzere
çok sayıda kurum temsilcisi ve aydınlar, İHD Genel Merkezi'nde basın
toplantısı düzenledi.
Açıklama yapan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, zor zamanlar
yaşadıklarını belirterek siyasal zeminde yaşayan partilerin manipüle
edilmeye çalıştığına dikkat çekti. Bir çözüm olacaksa bunun siyasal
zeminde olduğunu ifade eden Türkdoğan sürekli alanlarda olan bir
siyasal parti başkanının sabahın erken saatlerinde kapıları
kırılarak gözaltına alınamayacağına dikkat çekti. Bu yöntemlerin 12
Eylül döneminden kalma yöntemler olduğuna değinen Türkdoğan,
'Devrimci Karargah' davasının bir skandala dönüştüğüne işaret etti.
Türkdoğan, Murat Akıncılar, Aylin Duruoğlu gibi isimlerinde bu
davadan yargılandıklarını hatırlatarak 8 ay tutuklu kaldıktan sonra
ilk mahkemede serbest bırakıldıklarına dikkat çekti. Yine benzer bir
durumla karşı karşıya olunduğuna vurgu yapan Türkdoğan dayanışma
örneği gösteren herkese teşekkür etti.
'Kürt Türk birliğini kimse engelleyemez'
BDP Diyarbakır Milletvekili ve SDP Onursal Başkanı Akın Birdal da,
Erdoğan hükümetinin referandumla amaçlarının hukukun üstünlüğünü
sağlamak olduğunu belirttiğini ifade ederek, 12 Eylül'ün üzerinden
bir hafta geçmişken bu saldırıyı gerçekleştirdiğine dikkat çekti.
AKP'nin gündemi manipüle etmeye çalıştığını belirten Birdal, bu
gözaltıların Türkiye'deki sosyalistlerin "Kürt Özgürlük Hareketi"
ile birleşmesine yönelik olduğunu kaydetti. 18 ay önce Bostancı'da
yapılan Devrimci Karargah operasyonu ile bir bağ kurulmaya
çalışıldığını belirten Birdal, bu saldırının tüm emek, demokrasi ve
barış güçlerine dönük bir operasyon olduğunu kaydetti. Birdal, "20
Eylül'de sona ermesi beklenen eylemsizlik kararı bir hafta daha
uzatılmışken ve diyalog adımlarının atılması yönünde işaretlerin
olduğu bir süreçte bunların olması rastlantı değildir" dedi. Hiçbir
şeyin Kürt Türk birliğini ve zafer yürüyüşünü engelleyemeyeceğini
ifade eden Birdal, başta SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan olmak üzere
gözaltındakilerin serbest bırakılmasını istedi.
'Kürtler Türkiyeli dostlarından yalıtılmak isteniyor'
KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek de, Kürt sorununun siyasal
barışçıl çözümü için bir araya gelmiş bulunan bir siyasal partinin
genel başkanının da içinde olduğu böylesi bir saldırının Kürt-Türk
birliğini engellemeye yönelik olduğunu dile getirerek bunun kabul
edilemeyeceğini vurguladı. Şimşek, Kürtlerin Türkiyeli dostlarından
böylesi operasyonlarla yalıtılmak istendiğine işaret ederek, bunun
bir arka planının olduğuna dikkat çekti. Bu saldırının aynı zamanda
emek güçlerinin birliğine bir saldırı olduğunu kaydeden Şimşek,
"Gelinen noktada bu saldırılara karşı ortak bir mücadele hattı
oluşturulması şarttır" dedi.
EMEP Genel Başkan Yardımcısı Haydar Kaya da, bu saldırıyı şiddetle
kınadıklarını belirterek, AKP'nin referandum sürecinde demokrasi
güçlerini böldüğünü ama bunun Türkiye sosyalist devrimci güçlerinin
hiç birlik olamayacağı anlamına gelmeyeceğini kaydetti. Çağdaş
Hukukçular Derneği Başkanı Selçuk Kozağaçlı da bu saldırının siyasal
bir saldırı olduğuna dikkat çekerek, bunun siyasal alana bir
müdahale olduğunu ve insanların siyaset yapma hakkına bir saldırı
olduğunu belirtti. ÇHD'nin bütün imkanlarıyla bu davaya müdahil
olacağını ve gerekli dayanışmayı göstereceğini kaydeden Kozağaçlı,
verilen her mahkeme kararının aynı zamanda hukuksal bir durumu ifade
etmediğine vurgu yaptı.
'Bu saldırı toplumsal meşruiyeti dikkate almamaktır'
Sosyolog İsmail Beşikçi de 12 Eylül hukukunun en önemli özelliğinin
her şeyi yasalarla çözmek olduğunu belirterek, bunun toplumsal
meşruiyeti dikkate almamak anlamına geldiğini ifade etti. Beşikçi
son dönemlerde PKK'nin ilan ettiği bir eylemsizlik kararının
gündemde olduğunu ve bu temelde hükümetle devletle görüşmelerin
olduğunu vurgulayarak, "Böylesi bir dönemde yapılmış olan bu saldırı
toplumsal meşruiyeti dikkate almamak ve demokrasi güçlerini
zayıflatmaktır" dedi.
'AKP kriminal gözlüklerini çıkarmalıdır'
BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise, 12 Eylül anayasasının
bugün gizli açık bütün genelgeleri ile sürdürüldüğüne dikkat
çekerek, "AKP kriminal gözlüklerini artık çıkarmalıdır. Maskesini
indirmek zorundadır" dedi. Demokrasi güçlerinin dağınık durmasının
AKP'ye bu gücü verdiğini belirten Kaplan, bunu kırmanın tek yolunun
demokrasi güçlerinin birliği olduğunu kaydetti.
Temel Demirer de "Devrimci Karargah" diye bahsedilen
örgütün genel başkanı olarak kendi isminin geçtiğini, eşi Prof. Dr.
Sibel Özbudun'un da teorisyen olduğunun iddia edildiğine işaret
ederek bunu trajikomik bir durum olduğunu söyledi. Demirer, "Madem
öyle bende diyorum ki benim örgütümün sempatizanlarını serbest
bırakın. Gelin beni alın. Bu bir komedidir. Hazırlanan iddianame
keyfi bir iddianamedir" dedi.
u Bu hukuk-dışı saldırı AKP hükümetinin sosyalist muhalefete tahammülsüzlüğünün tescilidir
u İstibdat rejimi hevesine kapılanlara sesleniyoruz: emek ve özgürlük güçleri kazancak!
