Mahkemeden 13 Tutuklama Kararı Çıktı.
Aralarında SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ve TÖP sözcüsü Oğuzhan Kayserilioğlu'nun da bulunduğu 17 kişi bugün Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesinde savcılığa çıkarıldı. SDP ve TÖP'lüler tutuklama talebiyle mahkemeye sevkedildi. Sultan Seçik serbest bırakıldı.
SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, Toplumsal Özgürlük Platformu sözcüleri Oğuzhan Kayserilioğlu ve Tuncay Yılmaz, SDP Genel Başkan Yardımcıları Günay Kubilay ve Ecevit Piroğlu, MYK üyesi Ulaş Bayraktaroğlu, PM üyesi ve İHD İstanbul il yöneticisi Sultan Seçik Kubilay, parti üyesi Özgür Cafer Kalafat savcılığa çıkarılmak üzere Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesine getirildiler.
SDP ve TÖP temsilcileri adliyeye kelepçeli olarak getirildiler. Emniyet aracından adliyeye götürülürken slogan atan sosyalistlere polis müdahale etmek istedi. Polislerin SDP PM üyesi ve İHD İstanbul il yöneticisi Sultan Seçik'in zafer işareti yapmasını engellemeye çalıştıkları görüldü. SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan "Yaşasın partimiz SDP", SDP Genel Başkan yardımcısı Ecevit Piroğlu "SDP susmadı susmayacak. Yaşasın Devrim Yaşasın Sosyalizm", SDP MYK üyesi Ulaş Bayraktaroğlu ise "Kahrolsun Emperyalizm. Kahrolsun Oligarşi. Yaşasın Anti-Emperyalist Anti-Oligarşik Demokratik Halk Devrimi" diye bağırdı.
Savcılığın tutuklama talabiyle mahkemeye sevkettiği SDP ve TÖP'lüler geceyarısından sonra çıkarıldıkları mahkemece tutuklandılar. Sultan Seçik tutksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Beşiktaş Barbaros Meydanında gözaltıları protesto eden emek ve demokrasi güçleri meydandan sloganlarla adliye önüne yürüdüler. Etkinlikte İHD İstanbul şube başkanı Abdülbaki Boğa, BDP Diyarbakır milletvekili ve SDP onursal başkanı Akın Birdal, BDP İstanbul milletvekili Sebahat Tuncel, DİSK genel başkan yardımcısı Ali Cancı, ESP Genel Başkan yardımcısı Hülya Gerçek, EHP Genel Başkan yardımcısı Emre Öztürk, ÖDP Genel Başkan yardımcısı Sema Solaklı, Sosyalist Parti MYK üyesi Ufuk Göllü, Doç. Dr. Sibel Özbudun birer konuşma yaparak bu hukuksuzluğa son verilmesini ve gözaltıların serbest bırakılmasını istediler. Emek ve Demokrasi güçlerinin ortak basın açıklamasını Celal Beşiktepe okudu.
• SDP ve TÖP'lüler Adliye önünde nöbete başladı
Basın
açıklamasına katılarak destek verenler:
Av. Eren Keskin, yazar Ayşegül Devecioğlu,
DSİP Genel Başkanı Doğan Tarkan,
EMEP adınan İsmail Seyrek, Sosyalist Gelecek Parti
Girişimi adına Şaban Devrez, TKP İstanbul il
başkanı Hüseyin Karabulut, Halkevleri adına
Umar Karatepe,
78'liler Girişimi yürütme kurulundan Abdullah Öztürk,
Devrimci Hareket dergisi adına Eray Saygın,
Partizan adına Tugay Okay,
Ürün Sosyalist Dergi, Tüm-İGD, Halk Cephesi temsilcileri,
İşçi Mücadele Derneği adına Ulaş Koç,
Emek ve Özgürlük Cephesi adına Hasan Yüksel, Tüm-Tis
İstanbul Şube Başkanı Çayan Dursun, Eğitim Sen 2 Nolu
Şube Başkanı Ali Gün,
Eğitim Sen 8 Nolu Şube Başkanı Hatun İldemir,
Sağlık Emekçileri Sendikası'ndan Erdal Güzel,
KESK İstanbul Şubeler Platformu temsilcisi.
Etkinlikte Celal Beşiktepe tarafından okunan basın açıklaması:
AKP’nin Gözaltı Terörüne SON!
SDP ve TÖP temsilcileri siyasi bir
komployla gözaltına alındılar. Derhal serbest bırakılmalarını
istiyoruz!
Biz demokrasiden, özgürlükten, emekten,
barıştan yana güçler olarak Sosyalist Demokrasi Partisi ve Toplumsal
Özgürlük Platformuna karşı yürütülen siyasi komployu, gözaltı
operasyonunu protesto ediyor, bu haksız saldırıları durdurmak için
bir araya geldiğimizi ilan ediyoruz.
21 Eylül 2010 günü, sabah saat 5:30’da,
Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) İstanbul İl Binasına, Kadıköy İlçe
Örgütüne, SDP ve Toplumsal Özgürlük Platformu (TÖP) üyelerinin
evlerine devletin kolluk güçleri tarafından silahlı baskınlar
düzenlendi. Yüzleri kar maskeli, çelik yelekli özel harekat timleri
parti binalarını ve evleri darmadağın ettiler, bu binalarda bulunan
bilgisayarlara, çok sayıda görsel ve yazılı malzemeye el koydular.
Operasyonlarda, SDP Genel Başkanı
Rıdvan Turan, SDP Genel Başkan Yardımcıları Günay Kubilay
ve Ecevit Piroğlu, MYK Üyesi Ulaş Bayraktaroğlu, PM
Üyelerinden İbrahim Turgut, Sultan Seçik Kubilay,
parti üyesi Özgür Cafer Kalafat, ayrıca Toplumsal Özgürlük
Platformu sözcüleri Oğuzhan Kayserilioğlu ve Tuncay
Yılmaz’ın da içinde olduğu toplam 18 kişi gözaltına alındı.
Emniyet güçleri; gözaltıları, davası bir
hukuk skandalına dönüşmüş olan ‘Devrimci Karargah’ isimli örgütle
ilişkili olmak suçlamasıyla gerçekleştirmiştir. Bu davanın
iddianamesindeki ve tutuklamalarındaki keyfilik en başından beri
basında çokça yer almıştı. Aralarında bir siyasal partinin genel
başkanı ve genel başkan yardımcıları bulunan arkadaşlarımızın bu
suçlamalarla evleri basılarak gözaltına alınmaları da siyasi bir
komplodan başka bir şey değildir, hukukdışı ve keyfi bir saldırıdır.
12 Eylül’den bu yana ilk kez açık, yasal
alanda faaliyet yürüten bir siyasi partiye, partinin genel
başkanına, merkez yöneticilerine ve demokratik bir platformun
sözcülerine yönelik olarak gerçekleşen bu pervasız saldırı, AKP
hükümetinin toplumsal muhalefete hiçbir tahammülü olmadığının bir
ispatıdır. AKP, anayasa referandumunun hemen ardından muhaliflerine
yönelik bir tasfiye operasyonuna girişmiştir.
SDP ve TÖP’ün birlik görüşmeleri
yürüttüğü ve birlik kongresine gitme sürecinde olduğu tüm kamuoyunca
bilinmektedir. Açıktır ki, AKP, sosyalistlerin birliğinden ve
örgütlü muhalefetinden korkmaktadır. Bu nedenle de, yasal düzlemde
mahkum edemediği sosyalistlere karşı bir karalama kampanyası
yürüterek onları “terörist” ilan etmeye, halkın gözünde gayrımeşru
göstermeye çalışmaktadır. Çünkü onlara göre “AKP’li olmayan herkes
teröristtir”! İşte AKP “demokrasi”sinin özü budur. Demokrasi düşmanı
bu anlayış, örgütlü güçlere siyasi mücadele için alan bırakmamak
noktasında 12 Eylül darbecilerini aratmamaktadır. Başka kim hiç
gözünü kırpmadan yeri yurdu belli olan, herkesin gözünün önündeki
bir siyasi parti genel başkanının evini sabaha karşı silahlarla
basmıştır?
DTP’nin kapatılması, BDP’nin, ESP’nin
benzer operasyonlarla yıldırılmaya çalışılması, bugün SDP ve TÖP
üyelerinin asılsız suçlamalarla gözaltına alınması; AKP’nin 12
Eylül’ü devam ettirdiğinin açık bir göstergesidir. SDP ve TÖP’e
yönelik yürütülen karalama kampanyası ve temsilcilerine yapılan
muamele, Türkiye’de demokratik siyaset yapma hakkına indirilen ağır
bir darbedir.
Bu saldırı, halkların kardeşliğinden yana
olan sosyalistlerin birliğini gerçekleştirme sürecini başlatmak için
bir araya gelmiş, bu birlikteliği hayata geçirmeye başlamış iki
sosyalist yapıyı hedef almıştır. Açıktır ki, bu saldırı, tüm
sosyalist güçlere gözdağı vermek amaçlı yapılmıştır. AKP, Kürt halk
hareketiyle Türkiyeli sosyalistlerin ittifakından ve sosyalistlerin
birliğinden kaygı duymaktadır. Aynı zamanda bu saldırı AKP
hükümetinin sosyalist muhalefete tahammülsüzlüğünün artık hak hukuk
tanımaz bir noktaya gelmiş olduğunun tescilidir. Böylece başbakanın
referandum öncesinde dilinden düşürmediği “ileri demokrasi”yle
neyi kastetmiş olabileceğini herkesin görebilmesi için yalnızca 9
gün geçmesi yeterli olmuştur.
“Devrimci Karargah” adı altında
yürütülen kovuşturmalar ise en başından beri bir fiyaskodur.
Operasyonlar çerçevesinde, konuyla uzaktan yakından hiçbir ilgisi
bulunmayan onlarca insanın mağdur edilişine tüm kamuoyu şahit
olmuştur. Bugün de SDP ve TÖP üyeleri aynı pervasız saldırıyla karşı
karşıyadır. Kendine karşı olan herkese bir kulp uydurmakta başarılı
olan AKP hükümetinin, devrimcilere uydurduğu kulp da “Devrimci
Karargah” olmuştur. Devrimci, demokrat, özgürlükten, barıştan,
halkların kardeşliğinden yana tüm güçleri hedef alan bu saldırıyı
kabul etmiyoruz. AKP’nin soldan gelen toplumsal muhalefeti “yasa
dışı”, “terörist” ilan etme oyununu kabul etmiyoruz. Bu siyasi
komployu, bu tasfiye operasyonunu, bu 12 Eylül’cü anlayışı protesto
ediyoruz.
Siyasal iktidarın öğreneceği şeylerden
biri şudur: Bu komplolarla sosyalistleri ve demokrasi güçlerini
yıldıramazsınız.
AKP hükümetini uyarıyoruz: Tarihin sizi
de halkın vicdanında 12 Eylül’cülerin yanına yerleştireceği günler
çok uzakta değildir.
Biz demokrasiden, özgürlükten, emekten,
barıştan yana güçler olarak gözaltında bulunan Sosyalist Demokrasi
Partisi ve Toplumsal Özgürlük temsilcilerinin, üyelerinin derhal
serbest bırakmasını talep ediyor, hükümeti muhalefete yönelik bu
anti-demokratik uygulamalarından bir an önce vazgeçmeye çağırıyoruz.
Tüm demokratik kamuoyunu destek vermeye ve duyarlı olmaya davet
ediyoruz.
AKP’nin Gözaltı Terörüne SON!


























