ÇAĞLA YELESER/ NAGİHAN
AKARSEL (DİHA)
ANKARA
(DİHA) - Türkiye siyasetinin kritik süreçlerinden biri olan anayasa
değişikliği referandumunda "Evet", "Hayır" ve "Boykot" olmak üzere
üç ayrı görüşe bölünen Türkiye'deki sol partiler, bundan sonraki
süreçte yeni anayasa talebi ve Kürt halkının demokratik özerklik
talebinin anayasadaki yerini alması için bir araya gelip ortak bir
mücadele hattı çizmek gerektiğini kaydetti.
12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra hazırlanan anayasadan en
büyük zararı gören Türkiye'deki sol partiler, 28 yıl sonra yapılan
anayasa değişikliği referandumunda sergiledikleri duruş noktasında
üçe bölündü. Sağ partilerin referandumda AKP saflarında tek duruş
sergilemelerine rağmen sol partilerin üçe bölünüp çok fazla görüş
ayrılığına düşmesi dikkat çekti. Bugüne kadar Türkiye siyasetinin
bütün kritik süreçlerinde yek vücut olamayan sol partilerin bu
duruşu referanduma da yansıdı. Solda duran partiler bu ayrışmanın
yeni bir kırılma noktası olduğu konusunda ortaklaşmakla beraber,
asıl ortak iradenin yeni bir anayasanın hazırlanması sürecinde
gösterilmesi gerektiğine de dikkat çekiyor. Referandumda "evet",
"hayır'" ve "boykot" şeklinde irade gösteren Türkiye'deki sol
partilerin temsilcileri konuya ilişkin DİHA'ya değerlendirmelerde
bulundu.
EDP Genel Başkanı Halis: Asıl önemli olan bundan sonrasıdır
EDP Genel Başkanı Ziya Halis, referandumda oylamaya sunulan anayasa
değişiklik paketine "Evet" oyu verdiklerini belirterek, bunu askeri
vesayetin kalkması anlamında önemli buldukları maddeler nedeniyle
yaptıklarını savundu. Bu referandumda "evet" oylarının çok
çıkmasının da bu rejimin değişmesi anlamında önemli bir başlangıç
olduğu için değerli bulduklarını kaydeden Halis, "Ama çıkan sonuç
tartışılmalıdır. Solda duran partilerin özellikle bu tartışmayı
güçlü yapması gerekiyor" dedi. Yeni bir anayasa yapılması konusunda
net bir taleplerinin olduğunu kaydeden Halis, mevcut maddelerin
sadece bir adım olduğunu, asıl önemli olanın bundan sonrası olduğunu
kaydetti. Referandumda gösterilmeyen ortak iradenin yeni bir
anayasanın hazırlanması sürecinde gösterilmesinin önemine işaret
eden Halis, bugüne kadar birçok kritik olayda ayrı ayrı tavırlar
sergileyen solun bu durumuna şaşırmamak gerektiğini ancak
referandumda ortaya çıkan bu ayrı duruşların solun kendini yeniden
tartışması anlamında yeni bir sonuca yol açmasını umut ettiğini
belirtti.
Sosyalist Parti Başkan Yardımcısı Kahya: Yeni anayasa için
güç birliği yapılsın
Sosyalist Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kahya, "Evet",
"Hayır" ve "Boykot" tavırları olsa da, bu referandumda anayasanın
tümden değişmesi konusunda ortak bir iradenin ortaya çıktığına
işaret ederek, "Bu referandum sol ve demokratik güçler başta olmak
üzere tüm kesimlere 12 Eylül anayasasının artık geçerliliğini
kaybettiğinin mesajını vermiştir. Demokratik bir anayasanın
gelişmesi yönünde bir irade ortaya çıkmıştır. Bundan sonraki temel
gündem demokratik bir anayasanın oluşturulması olmalıdır" dedi. Bu
referandumdan sonra çıkan bu sonucu iyi değerlendirmek gerektiğini
kaydeden Kahya, demokratik güçlerin bir araya gelmesinin ve ortak
bir irade göstererek bu yeni anayasa çalışması konusunda birlikte
hareket etmesinin önemli olduğunu vurguladı.
SDP Genel Başkan Yardımcısı Erdost: Ayrışma, siyasal süreci
doğru yorumlayamamaktan kaynaklı
Anayasa değişikliği referandumunda "boykot cephesi"nde yer alan SDP
Genel Başkan Yardımcısı Barışta Erdost ise, boykot tarafında yer
aldıklarını, ancak "hayır cephesi" ile "evet cephesi"nde yer alan
kimi siyasi çevrelerle ileriki süreçlerde bir araya gelip ortak bir
mücadele hattı izleyebileceklerini söyledi. Sol sosyalist siyasi
partilerin demokratik görevlerinin olduğuna işaret eden Erdost,
referandumda sergilenen ayrışmanın yeni süreçte farklı ortaklıklara
engel olmadığını dile getirdi. Referandumdaki ayrışmanın asıl
nedeninin siyasal gündemi doğru okumakla ilgili olduğuna dikkat
çeken Erdost, "Evet ama yetmez diyen kesim, Kürt halkının Kürt
illerinde boykot etmesinin doğru bir tavır olduğu, ama batıda
anayasa değişikliği paketinin içinde yer alan bazı küçük de olsa
demokrasiye yönelik değişikliklerin gözden kaçırılmaması gerektiği
gibi bir yaklaşım içerisinde. Öte yandan hayır diyen sosyalistler
arasında da AKP'nin getirmeye çalıştığı yeni paketi reddeden, ancak
var olanı da savunmayan bir anlayış var" dedi. Solun ileriki süreçte
güç birliği yapması gerektiğini belirten Erdost, yeni bir anayasa
talebi etrafında, içinde Kürt halkının talebi olan demokratik
özerklik çerçevesinde yeni bir mücadele hattı örülmesi gerektiğini
ifade etti.
'Bazı sol kesimler, Kürt özgürlük hareketini kendine engel görüyor'
Türkiye'de, kendine sol sosyalist diyen bazı partilerin, "Kürt
özgürlük hareketi"ni kendine engel gördüğünün altını çizen Erdost
şunları kaydetti: "Bazı sol, sosyalist yapılar Kürt özgürlük
hareketinden, hakkını teslim etmekle birlikte mesafeli duruyor. Kürt
özgürlük hareketiyle yakın durmayı kendi örgütlenmeleri önünde engel
olarak görüyor. Kürt özgürlük hareketinden uzak durarak daha örgütlü
bir güç haline gelecekleri noktasında teoriler üretiliyor. Ancak
demokrasi cephesi örmenin, demokratik görevleri bir güç birliği
yerine getirmenin önümüzde bir görev olarak durduğunu saptarlarsa
bunun çok engel oluşturmadığını görürler. Bu sadece önümüzdeki
seçime yönelik bir ittifak değil, daha uzun vadeli bir mesele."
EMEP Başkan Yardımcısı Gürkan: Demokratik özerklik talebinin
karşılanması için güçler birleşsin
EMEP Genel Başkanı Yardımcısı Selma Gürkan ise, AKP hükümetinin
referandum tartışmalarının başından itibaren 12 Eylül ile hesaplaşma
ve demokratikleşme üzerinden propaganda yaptığını belirterek,
kendini sol sosyalist diyen kesimlerdeki görüş ayrılıklarına da bu
propagandanın etkili olduğunu söyledi. Kimi liberal ve sol
çevrelerin AKP ile aynı söylemlerde bulunduğuna işaret eden Gürkan,
kimilerinin ise "yetmez ama evet" şeklinde utangaçça AKP
politikalarına destek verdiğini söyledi. EMEP, ÖDP, TKP, Halkevleri
gibi siyasal yapıların hayır cephesinde yer aldıklarını hatırlatan
Gürkan, EMEP olarak, yapılan yeni düzenlemelerin demokratikleşme
ihtiyacına cevap vermemesi, tam tersine statükoyu arttırması
nedeniyle hayır dediklerini kaydetti. Gürkan, sol partilerin
referandum sonrası yapması gerekenleri ise şöyle açıkladı:
"Demokratik, halkçı bir yeni anayasa fikri üzerinde birleşen ve
hayır diyen güçlerle hayır cephesi oluşturuldu. Bu birlikteliğin;
referandumu boykot eden güçler ile birlikte, bu ülkenin
demokratikleşmesi için birleşik bir mücadeleyi örme sorumlulukları
ve görevleri sürüyor. Bu güçler, özellikle Kürt sorununun demokratik
halkçı çözümüne de hizmet edecek bir yaklaşımla, yeni bir anayasa
fikri de dahil çözüme yönelik adım atılması için hükümeti
zorlanmalıdır. Referandum sürecinde alınan taktik tutum her ne kadar
farklı olsa da, hem hayır tutumunda, hem boykot tutumunda benzer
gerekçeler mevcuttur. Bu gerekçeler, demokrasi mücadelesinin
birleştirilmesi ihtiyacının da zeminini oluşturmaktadır. Barış
ortamının sağlanması için; operasyonların durdurulması, anadilde
eğitim ve yerel özerklik talebinin karşılanması için bu güçlerin
birleşmesi ve demokrasi mücadelesini büyütmesi gerekiyor."
ÖDP Genel Başkan Yardımcısı İlker: 'Evet' diyen sol AKP'nin
arkasına gizlenmiştir
Referandum sürecinin sol açısından bir turnusol işlevi gördüğünü
ifade eden ÖDP Genel Başkan Yardımcısı Haydar İlker ise, şunları
dile getirdi: "Referandum süreci sol açısından da bir turnusol
işlevi görmüştür.Sol içerisinde yaşanan ayrışma bu süreçte keskin
bir şekilde ortaya çıkmıştır. Liberalizmin etkisi altında
kesimler,sözde 12 eylülle hesaplaşma adına AKP'nin arkasına
dizilmişlerdir.'Evet' ve 'Yetmez ama Evet' tutumları alan bu
çevrelerin,düzenin sola dönük yürüttüğü operasyonun bir aracı
oldukları bir kez daha görülmüştür.Boykot diyen sol çevreler ise
ağırlıkla Kürt hareketinin 'Boykot' kararı ile dayanışma
doğrultusunda karar almışlardır."
u Referandumda üçe bölünen sol partiler yeni anayasa için ortaklıkta hemfikir (DİHA)
