Referandumda üçe bölünen sol partiler yeni anayasa için ortaklıkta hemfikir


19 Eylül 2010


ÇAĞLA YELESER/ NAGİHAN AKARSEL (DİHA)

ANKARA (DİHA) - Türkiye siyasetinin kritik süreçlerinden biri olan anayasa değişikliği referandumunda "Evet", "Hayır" ve "Boykot" olmak üzere üç ayrı görüşe bölünen Türkiye'deki sol partiler, bundan sonraki süreçte yeni anayasa talebi ve Kürt halkının demokratik özerklik talebinin anayasadaki yerini alması için bir araya gelip ortak bir mücadele hattı çizmek gerektiğini kaydetti.

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra hazırlanan anayasadan en büyük zararı gören Türkiye'deki sol partiler, 28 yıl sonra yapılan anayasa değişikliği referandumunda sergiledikleri duruş noktasında üçe bölündü. Sağ partilerin referandumda AKP saflarında tek duruş sergilemelerine rağmen sol partilerin üçe bölünüp çok fazla görüş ayrılığına düşmesi dikkat çekti. Bugüne kadar Türkiye siyasetinin bütün kritik süreçlerinde yek vücut olamayan sol partilerin bu duruşu referanduma da yansıdı. Solda duran partiler bu ayrışmanın yeni bir kırılma noktası olduğu konusunda ortaklaşmakla beraber, asıl ortak iradenin yeni bir anayasanın hazırlanması sürecinde gösterilmesi gerektiğine de dikkat çekiyor. Referandumda "evet", "hayır'" ve "boykot" şeklinde irade gösteren Türkiye'deki sol partilerin temsilcileri konuya ilişkin DİHA'ya değerlendirmelerde bulundu. 

EDP Genel Başkanı Halis: Asıl önemli olan bundan sonrasıdır 

EDP Genel Başkanı Ziya Halis, referandumda oylamaya sunulan anayasa değişiklik paketine "Evet" oyu verdiklerini belirterek, bunu askeri vesayetin kalkması anlamında önemli buldukları maddeler nedeniyle yaptıklarını savundu. Bu referandumda "evet" oylarının çok çıkmasının da bu rejimin değişmesi anlamında önemli bir başlangıç olduğu için değerli bulduklarını kaydeden Halis, "Ama çıkan sonuç tartışılmalıdır. Solda duran partilerin özellikle bu tartışmayı güçlü yapması gerekiyor" dedi. Yeni bir anayasa yapılması konusunda net bir taleplerinin olduğunu kaydeden Halis, mevcut maddelerin sadece bir adım olduğunu, asıl önemli olanın bundan sonrası olduğunu kaydetti. Referandumda gösterilmeyen ortak iradenin yeni bir anayasanın hazırlanması sürecinde gösterilmesinin önemine işaret eden Halis, bugüne kadar birçok kritik olayda ayrı ayrı tavırlar sergileyen solun bu durumuna şaşırmamak gerektiğini ancak referandumda ortaya çıkan bu ayrı duruşların solun kendini yeniden tartışması anlamında yeni bir sonuca yol açmasını umut ettiğini belirtti. 

Sosyalist Parti Başkan Yardımcısı Kahya: Yeni anayasa için güç birliği yapılsın

Sosyalist Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kahya, "Evet", "Hayır" ve "Boykot" tavırları olsa da, bu referandumda anayasanın tümden değişmesi konusunda ortak bir iradenin ortaya çıktığına işaret ederek, "Bu referandum sol ve demokratik güçler başta olmak üzere tüm kesimlere 12 Eylül anayasasının artık geçerliliğini kaybettiğinin mesajını vermiştir. Demokratik bir anayasanın gelişmesi yönünde bir irade ortaya çıkmıştır. Bundan sonraki temel gündem demokratik bir anayasanın oluşturulması olmalıdır" dedi. Bu referandumdan sonra çıkan bu sonucu iyi değerlendirmek gerektiğini kaydeden Kahya, demokratik güçlerin bir araya gelmesinin ve ortak bir irade göstererek bu yeni anayasa çalışması konusunda birlikte hareket etmesinin önemli olduğunu vurguladı. 

SDP Genel Başkan Yardımcısı Erdost: Ayrışma, siyasal süreci doğru yorumlayamamaktan kaynaklı

Anayasa değişikliği referandumunda "boykot cephesi"nde yer alan SDP Genel Başkan Yardımcısı Barışta Erdost ise, boykot tarafında yer aldıklarını, ancak "hayır cephesi" ile "evet cephesi"nde yer alan kimi siyasi çevrelerle ileriki süreçlerde bir araya gelip ortak bir mücadele hattı izleyebileceklerini söyledi. Sol sosyalist siyasi partilerin demokratik görevlerinin olduğuna işaret eden Erdost, referandumda sergilenen ayrışmanın yeni süreçte farklı ortaklıklara engel olmadığını dile getirdi. Referandumdaki ayrışmanın asıl nedeninin siyasal gündemi doğru okumakla ilgili olduğuna dikkat çeken Erdost, "Evet ama yetmez diyen kesim, Kürt halkının Kürt illerinde boykot etmesinin doğru bir tavır olduğu, ama batıda anayasa değişikliği paketinin içinde yer alan bazı küçük de olsa demokrasiye yönelik değişikliklerin gözden kaçırılmaması gerektiği gibi bir yaklaşım içerisinde. Öte yandan hayır diyen sosyalistler arasında da AKP'nin getirmeye çalıştığı yeni paketi reddeden, ancak var olanı da savunmayan bir anlayış var" dedi. Solun ileriki süreçte güç birliği yapması gerektiğini belirten Erdost, yeni bir anayasa talebi etrafında, içinde Kürt halkının talebi olan demokratik özerklik çerçevesinde yeni bir mücadele hattı örülmesi gerektiğini ifade etti. 

'Bazı sol kesimler, Kürt özgürlük hareketini kendine engel görüyor'

Türkiye'de, kendine sol sosyalist diyen bazı partilerin, "Kürt özgürlük hareketi"ni kendine engel gördüğünün altını çizen Erdost şunları kaydetti: "Bazı sol, sosyalist yapılar Kürt özgürlük hareketinden, hakkını teslim etmekle birlikte mesafeli duruyor. Kürt özgürlük hareketiyle yakın durmayı kendi örgütlenmeleri önünde engel olarak görüyor. Kürt özgürlük hareketinden uzak durarak daha örgütlü bir güç haline gelecekleri noktasında teoriler üretiliyor. Ancak demokrasi cephesi örmenin, demokratik görevleri bir güç birliği yerine getirmenin önümüzde bir görev olarak durduğunu saptarlarsa bunun çok engel oluşturmadığını görürler. Bu sadece önümüzdeki seçime yönelik bir ittifak değil, daha uzun vadeli bir mesele." 

EMEP Başkan Yardımcısı Gürkan: Demokratik özerklik talebinin karşılanması için güçler birleşsin

EMEP Genel Başkanı Yardımcısı Selma Gürkan ise, AKP hükümetinin referandum tartışmalarının başından itibaren 12 Eylül ile hesaplaşma ve demokratikleşme üzerinden propaganda yaptığını belirterek, kendini sol sosyalist diyen kesimlerdeki görüş ayrılıklarına da bu propagandanın etkili olduğunu söyledi. Kimi liberal ve sol çevrelerin AKP ile aynı söylemlerde bulunduğuna işaret eden Gürkan, kimilerinin ise "yetmez ama evet" şeklinde utangaçça AKP politikalarına destek verdiğini söyledi. EMEP, ÖDP, TKP, Halkevleri gibi siyasal yapıların hayır cephesinde yer aldıklarını hatırlatan Gürkan, EMEP olarak, yapılan yeni düzenlemelerin demokratikleşme ihtiyacına cevap vermemesi, tam tersine statükoyu arttırması nedeniyle hayır dediklerini kaydetti. Gürkan, sol partilerin referandum sonrası yapması gerekenleri ise şöyle açıkladı: "Demokratik, halkçı bir yeni anayasa fikri üzerinde birleşen ve hayır diyen güçlerle hayır cephesi oluşturuldu. Bu birlikteliğin; referandumu boykot eden güçler ile birlikte, bu ülkenin demokratikleşmesi için birleşik bir mücadeleyi örme sorumlulukları ve görevleri sürüyor. Bu güçler, özellikle Kürt sorununun demokratik halkçı çözümüne de hizmet edecek bir yaklaşımla, yeni bir anayasa fikri de dahil çözüme yönelik adım atılması için hükümeti zorlanmalıdır. Referandum sürecinde alınan taktik tutum her ne kadar farklı olsa da, hem hayır tutumunda, hem boykot tutumunda benzer gerekçeler mevcuttur. Bu gerekçeler, demokrasi mücadelesinin birleştirilmesi ihtiyacının da zeminini oluşturmaktadır. Barış ortamının sağlanması için; operasyonların durdurulması, anadilde eğitim ve yerel özerklik talebinin karşılanması için bu güçlerin birleşmesi ve demokrasi mücadelesini büyütmesi gerekiyor."

ÖDP Genel Başkan Yardımcısı İlker: 'Evet' diyen sol AKP'nin arkasına gizlenmiştir

Referandum sürecinin sol açısından bir turnusol işlevi gördüğünü ifade eden ÖDP Genel Başkan Yardımcısı Haydar İlker ise, şunları dile getirdi: "Referandum süreci sol açısından da bir turnusol işlevi görmüştür.Sol içerisinde yaşanan ayrışma bu süreçte keskin bir şekilde ortaya çıkmıştır. Liberalizmin etkisi altında kesimler,sözde 12 eylülle hesaplaşma adına AKP'nin arkasına dizilmişlerdir.'Evet' ve 'Yetmez ama Evet' tutumları alan bu çevrelerin,düzenin sola dönük yürüttüğü operasyonun bir aracı oldukları bir kez daha görülmüştür.Boykot diyen sol çevreler ise ağırlıkla Kürt hareketinin 'Boykot' kararı ile dayanışma doğrultusunda karar almışlardır."

10:59 19.09.2010

u Referandumda üçe bölünen sol partiler yeni anayasa için ortaklıkta hemfikir (DİHA)




Loading