İSTANBUL
(DİHA) - 78'liler Girişimi'nin öncülüğünde bir araya gelen 35 siyasi
parti, sivil toplum örgütü, meslek örgütü ve sendika temsilcileri
"12 Eylül darbecileriyle hesaplaşma, barış ve demokrasi" mitingi
için Tepe Natilius önünde toplanmaya başladı. 12 Eylül'de yaşamını
yitirenlerin dev posterini taşıyan kitlenin sayısı saatler
ilerledikçe 5 bini aştı. En önde Mazlum Doğan, Ali Çiçek, Erdal
Eren, Ferhat Kurtay'ın fotoğrafları ve "Darbenin 30. yılı 12 Eylül
darbecileri yargılansın" ana pankartı açan kitle miting için Kadıköy
İskele Meydanı'na doğru yürüyüş başlattı. Direnişteki UPS
işçilerinin de kendi pankartlarıyla yer aldığı yürüyüşe ayrıca
aralarında BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak, KESK Genel Sekreteri
Emirali Şimşek, Egitim Sen Genel Serketeri Mehmet Bozyiğit, Ayşegül
Devecioğlu, Yusuf Çetin, Tüm Bel Sen Genel Başkanı Vicdan Baykara,
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Eşber Yağmurdereli,
Erdoğan Aydın ve Hakan Tahmaz'ın bulunduğu çok sayıda aydın,
sanatçı, sendika temsilcisi ve siyasetçi katıldı.
'Darbecileri yargılamak için mücadele sürecek'
Her grubun kendi bayraklarıyla oldukça renkli görüntüler oluşturduğu
yürüyüşte, binlerce kişi hep bir ağızdan, "Hakkari halkı yalnız
değildir", "Silahlar sussun operasyonlar durdurulsun", "Eşit
demokratik Türkiye", "Düzene karşı sınıf savaşı", "Haksız savaşlara
hayır", "Katil Erdoğan", "Paşa paşa yargılanacaklar", "Direne direne
kazanacağız", "Bijî bratiya gelan", "Bijî serok Apo" sloganları
attı. Kadıköy Meydanı'ndan son bulan yürüyüşün ardından alana arama
noktalarından geçerek giren binlerce kişi demokrasi şehitleri için
bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. Türkçe ve Kürtçe iki dilde
sunumu yapılan mitingde ilk konuşmayı Tertip Komitesi Başkanı Prof.
Dr. Tahsin Yeşildere yaptı. Demokrasi mücadelesinin her gün
çoğalarak sürdüğünü belirten Yeşildere, 12 Eylül mağdurlarının her
gün yeni bir suç duyurusu ile darbecileri yargı önüne çıkartması
gerektiğini söyledi. Hakkari'de yaşanan saldırıyı kınayan Yeşildere
taleplerini ise "Operasyonlar bir an önce durmalı, özerk, katılımcı,
demokratik Türkiye zemini yaratılmalıdır. Mücadelemiz uzundur,
savaşalım Diyarbakır Cezaevi'nin müze olması için mücadelemizi
sürdürelim" şeklinde sıraladı.
'Operasyonlar bir an önce durmalı'
Daha sonra kurumlar adına basın açıklamasını okuyan Celalettin Can
ise Hakkari'deki katliamı kınayarak başladığı konuşmada, "Bölgede
Kürt halkı referandumu boykot edip büyük bir meşruluk kazanarak
çıktı. Özel harpçiler, Kürtlerin talep ettiği özerk demokratik
Kürdistan talebini terörize etmek için Hakkâri katliamını yaptı.
Bununla yetinmediler ve 9 gerilla yaşamını yitirdi ve Dersim'de doğa
katliamı yapıldı" dedi. Kritik bir dönemden geçildiğini hatırlatan
Can, Türkiye'deki solcuların Kürtlerle birleşmesi gerektiğini
belirtti. Can Meclis'te '12 Eylül'le yüzleşme ve adalet komisyonu'
kurulması talebini defalarca dile getirdikleri halde kabul
edilmediğini aktararak, adalete taleplerinin ve Diyarbakır
Cezaevi'nin müze olması istemlerinin devam edeceğini söyledi.
PKK'nin aydınların ateşkes çağrısını ciddiye alarak eylemsizlik
kararı aldığını hatırlatan Can, "Türk iktidar aygıtları bu çağrıyı
ve cevabı dikkate almadı ve operasyonlara devam etti. Operasyonların
durdurulmasını, barajın kaldırılmasını, anayasa yurttaşlık tanımının
yeniden yapılmasını istiyoruz, 12 Eylül gerçeği ile yüzleşme için
komisyon kurulmasını istiyoruz'' dedi.
'Darbe anayasasını çöpe attığımız gün hesaplaşma başlayacak'
Daha sonra konuşan BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak da toplumların
tarihsel dönüşümleri olduğunu ve bu dönüşümleri sağlayan önemli
insanlar olduğunu belirterek 12 Eylül'de Mazlum Doğanların, Hayri
Durmuşların bedenini ölüme yatırarak darbenin kendisini
meşrulaştırmasını engellediğini söyledi. 12 Eylül darbesiyle
yüzleşmek için darbe anayasasın çöpe atmak gerektiğini belirten
Kışanak, "İşte o zaman darbecilerle hesaplaşma günü gelir. Eğer bunu
başaramazsak ikinci bir 12 Eylül dönemi başlayacaktır. Darbenin her
karanlık noktasıyla hesaplaşmak istiyoruz, onun için bir arada güçlü
durmalıyız. Yeni bir anayasa için parlamento ve hükümeti
zorlamalıyız. Diğer bir dönem noktası ise Diyarbakır Cezaevi'ni
müzeye çevirme mücadelesidir. Düzeni mahkûm etmek istiyorsak Amed
zindanı insanlık müzesi yapmalıyız" diye konuştu.
'PKK durdu, operasyonlar sürdü'
Yarın sona erecek olan eylemsizlik kararına değinen Kışanak, "Vicdan
sorumluluk gereği bu akan kanı durdurmak için herkes rol almak
zorundadır. Kimseye topu atmayalım, eğer biz istersek, ülkenin barış
ve emek güçleri isterse bu savaş durdurulabilir. Tüm demokrasi
güçleri, artık hükümete kapıya gelen çözümü yani ateşkesi geri
çevirme demelidir. Eğer Başbakan Erdoğan isterse bu kan bir günde
durur. Bizler eller tetikten çekilsin dedik PKK buna uydu. Ancak
ölümler durmadı. Bunu devlette istemeli ve operasyonlar durdurulmalı
konuşarak ortak akil bir çözüm bulabiliriz. Akan kanın durması için
Ankara'yı aktif politika izlemeye çağırıyoruz" diye kaydetti.
'Halk delilleri canı pahasına korudu'
Hakkari'deki saldırıya da dikkat çeken Kışanak, "Hakkari'de iki gün
önce bir insanlık suçu işlendi. Bu katliamı kim organize ettiyse
şunu iyi bilmeli barış isteyen Kürt halkı bu komploları boşa
çıkaracaktır. BDP olarak Hakkari'ye gittik orada yaşananları
herhangi bir olay olarak görmüyoruz. Şunu gördük Hakkari halkı
gözden çıkarılmış. Halkta büyük bir duygu kırılması var. Başbakan ve
Cumhurbaşkanı'nın açıklamaları medyanın kullandığı dil bu duygu
kırılmasını güçlendiriyor. Katliamda yakınlarını yitirenler, olay
yerine gidip kanıtları kendileri buldu. Deliller karartılmasın diye
jandarmaya vermeyip savcıyı beklediler. Helikopterle gelip delileri
almak isteyen askerlere karşı direndiler, ancak medya o delillerden
bahsetmiyor. Başbakan ve Cumhurbaşkanı bunları görmemezlikten
geliyor. Daha sonra çıkıp hüküm verip sonuçları açıklıyorlar. Nasıl
adalet bekleyeceğiz, bu insanlar nasıl güvenip adalet bekleyecek.
Şemdinli'de de halk delilleri ve şüphelileri teslim etti. Ama nerede
o deliller nerede o onların 'iyi çocukları?' Eğer bu katliamdı
hükümet, işin içinde değilse yapması gereken şey, çıkıp
yurttaşlarına seslenmektir. Başsağlığı dileyip, bu olayı araştırıp
gerçeği açığa çıkaracaklarını söylemektir. Ancak bunu yapmadılar.
Şimdi bunların adaletine Hakkari halkı nasıl güvenecek?" diye sordu.
'Demokrasi güçleri neden Hakkâri halkını yalnız bıraktı?'
Patlamaya tepki vermeyen demokrasi güçlerine de seslenen Kışanak,
"Bu olaya niye bu kadar sessiz kalıyorsunuz? Halkı orada
provokatörlerle baş başa bıraktınız? Neden bir heyet oluşturup
bölgeye gitmediniz? Ancak herkes şunu bilsin ki oradaki halk 30
yıldır şiddete teslim olmadı, bundan sonra da olmayacaktır.
Baskılara direndiler provokasyonları boşa çıkardılar, bundan sonra
da çıkarmaya devam edecekler. Bir yanıyla bu saldırı 12 Eylül
karanlığının bir devamdır ve gün ümidi büyütme günüdür" dedi.
Kışanak'ın konuşmasının ardından UPS işçileri adına birer konuşma
yapıldı. Miting MKM sanatçılarının ezgileri eşliğinde çekilen
halaylarla son buldu.
