12 Eylülle yüzleşmek için darbe anayasasını çöpe atmak gerekir


19 Eylül 2010


İSTANBUL (DİHA) - 78'liler Girişimi'nin öncülüğünde bir araya gelen 35 siyasi parti, sivil toplum örgütü, meslek örgütü ve sendika temsilcileri "12 Eylül darbecileriyle hesaplaşma, barış ve demokrasi" mitingi için Tepe Natilius önünde toplanmaya başladı. 12 Eylül'de yaşamını yitirenlerin dev posterini taşıyan kitlenin sayısı saatler ilerledikçe 5 bini aştı. En önde Mazlum Doğan, Ali Çiçek, Erdal Eren, Ferhat Kurtay'ın fotoğrafları ve "Darbenin 30. yılı 12 Eylül darbecileri yargılansın" ana pankartı açan kitle miting için Kadıköy İskele Meydanı'na doğru yürüyüş başlattı. Direnişteki UPS işçilerinin de kendi pankartlarıyla yer aldığı yürüyüşe ayrıca aralarında BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak, KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek, Egitim Sen Genel Serketeri Mehmet Bozyiğit, Ayşegül Devecioğlu, Yusuf Çetin, Tüm Bel Sen Genel Başkanı Vicdan Baykara, BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Eşber Yağmurdereli, Erdoğan Aydın ve Hakan Tahmaz'ın bulunduğu çok sayıda aydın, sanatçı, sendika temsilcisi ve siyasetçi katıldı. 

'Darbecileri yargılamak için mücadele sürecek' 

Her grubun kendi bayraklarıyla oldukça renkli görüntüler oluşturduğu yürüyüşte, binlerce kişi hep bir ağızdan, "Hakkari halkı yalnız değildir", "Silahlar sussun operasyonlar durdurulsun", "Eşit demokratik Türkiye", "Düzene karşı sınıf savaşı", "Haksız savaşlara hayır", "Katil Erdoğan", "Paşa paşa yargılanacaklar", "Direne direne kazanacağız", "Bijî bratiya gelan", "Bijî serok Apo" sloganları attı. Kadıköy Meydanı'ndan son bulan yürüyüşün ardından alana arama noktalarından geçerek giren binlerce kişi demokrasi şehitleri için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. Türkçe ve Kürtçe iki dilde sunumu yapılan mitingde ilk konuşmayı Tertip Komitesi Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere yaptı. Demokrasi mücadelesinin her gün çoğalarak sürdüğünü belirten Yeşildere, 12 Eylül mağdurlarının her gün yeni bir suç duyurusu ile darbecileri yargı önüne çıkartması gerektiğini söyledi. Hakkari'de yaşanan saldırıyı kınayan Yeşildere taleplerini ise "Operasyonlar bir an önce durmalı, özerk, katılımcı, demokratik Türkiye zemini yaratılmalıdır. Mücadelemiz uzundur, savaşalım Diyarbakır Cezaevi'nin müze olması için mücadelemizi sürdürelim" şeklinde sıraladı. 

'Operasyonlar bir an önce durmalı' 

Daha sonra kurumlar adına basın açıklamasını okuyan Celalettin Can ise Hakkari'deki katliamı kınayarak başladığı konuşmada, "Bölgede Kürt halkı referandumu boykot edip büyük bir meşruluk kazanarak çıktı. Özel harpçiler, Kürtlerin talep ettiği özerk demokratik Kürdistan talebini terörize etmek için Hakkâri katliamını yaptı. Bununla yetinmediler ve 9 gerilla yaşamını yitirdi ve Dersim'de doğa katliamı yapıldı" dedi. Kritik bir dönemden geçildiğini hatırlatan Can, Türkiye'deki solcuların Kürtlerle birleşmesi gerektiğini belirtti. Can Meclis'te '12 Eylül'le yüzleşme ve adalet komisyonu' kurulması talebini defalarca dile getirdikleri halde kabul edilmediğini aktararak, adalete taleplerinin ve Diyarbakır Cezaevi'nin müze olması istemlerinin devam edeceğini söyledi. PKK'nin aydınların ateşkes çağrısını ciddiye alarak eylemsizlik kararı aldığını hatırlatan Can, "Türk iktidar aygıtları bu çağrıyı ve cevabı dikkate almadı ve operasyonlara devam etti. Operasyonların durdurulmasını, barajın kaldırılmasını, anayasa yurttaşlık tanımının yeniden yapılmasını istiyoruz, 12 Eylül gerçeği ile yüzleşme için komisyon kurulmasını istiyoruz'' dedi.

'Darbe anayasasını çöpe attığımız gün hesaplaşma başlayacak' 

Daha sonra konuşan BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak da toplumların tarihsel dönüşümleri olduğunu ve bu dönüşümleri sağlayan önemli insanlar olduğunu belirterek 12 Eylül'de Mazlum Doğanların, Hayri Durmuşların bedenini ölüme yatırarak darbenin kendisini meşrulaştırmasını engellediğini söyledi. 12 Eylül darbesiyle yüzleşmek için darbe anayasasın çöpe atmak gerektiğini belirten Kışanak, "İşte o zaman darbecilerle hesaplaşma günü gelir. Eğer bunu başaramazsak ikinci bir 12 Eylül dönemi başlayacaktır. Darbenin her karanlık noktasıyla hesaplaşmak istiyoruz, onun için bir arada güçlü durmalıyız. Yeni bir anayasa için parlamento ve hükümeti zorlamalıyız. Diğer bir dönem noktası ise Diyarbakır Cezaevi'ni müzeye çevirme mücadelesidir. Düzeni mahkûm etmek istiyorsak Amed zindanı insanlık müzesi yapmalıyız" diye konuştu. 

'PKK durdu, operasyonlar sürdü' 

Yarın sona erecek olan eylemsizlik kararına değinen Kışanak, "Vicdan sorumluluk gereği bu akan kanı durdurmak için herkes rol almak zorundadır. Kimseye topu atmayalım, eğer biz istersek, ülkenin barış ve emek güçleri isterse bu savaş durdurulabilir. Tüm demokrasi güçleri, artık hükümete kapıya gelen çözümü yani ateşkesi geri çevirme demelidir. Eğer Başbakan Erdoğan isterse bu kan bir günde durur. Bizler eller tetikten çekilsin dedik PKK buna uydu. Ancak ölümler durmadı. Bunu devlette istemeli ve operasyonlar durdurulmalı konuşarak ortak akil bir çözüm bulabiliriz. Akan kanın durması için Ankara'yı aktif politika izlemeye çağırıyoruz" diye kaydetti. 

'Halk delilleri canı pahasına korudu' 

Hakkari'deki saldırıya da dikkat çeken Kışanak, "Hakkari'de iki gün önce bir insanlık suçu işlendi. Bu katliamı kim organize ettiyse şunu iyi bilmeli barış isteyen Kürt halkı bu komploları boşa çıkaracaktır. BDP olarak Hakkari'ye gittik orada yaşananları herhangi bir olay olarak görmüyoruz. Şunu gördük Hakkari halkı gözden çıkarılmış. Halkta büyük bir duygu kırılması var. Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın açıklamaları medyanın kullandığı dil bu duygu kırılmasını güçlendiriyor. Katliamda yakınlarını yitirenler, olay yerine gidip kanıtları kendileri buldu. Deliller karartılmasın diye jandarmaya vermeyip savcıyı beklediler. Helikopterle gelip delileri almak isteyen askerlere karşı direndiler, ancak medya o delillerden bahsetmiyor. Başbakan ve Cumhurbaşkanı bunları görmemezlikten geliyor. Daha sonra çıkıp hüküm verip sonuçları açıklıyorlar. Nasıl adalet bekleyeceğiz, bu insanlar nasıl güvenip adalet bekleyecek. Şemdinli'de de halk delilleri ve şüphelileri teslim etti. Ama nerede o deliller nerede o onların 'iyi çocukları?' Eğer bu katliamdı hükümet, işin içinde değilse yapması gereken şey, çıkıp yurttaşlarına seslenmektir. Başsağlığı dileyip, bu olayı araştırıp gerçeği açığa çıkaracaklarını söylemektir. Ancak bunu yapmadılar. Şimdi bunların adaletine Hakkari halkı nasıl güvenecek?" diye sordu. 

'Demokrasi güçleri neden Hakkâri halkını yalnız bıraktı?'

Patlamaya tepki vermeyen demokrasi güçlerine de seslenen Kışanak, "Bu olaya niye bu kadar sessiz kalıyorsunuz? Halkı orada provokatörlerle baş başa bıraktınız? Neden bir heyet oluşturup bölgeye gitmediniz? Ancak herkes şunu bilsin ki oradaki halk 30 yıldır şiddete teslim olmadı, bundan sonra da olmayacaktır. Baskılara direndiler provokasyonları boşa çıkardılar, bundan sonra da çıkarmaya devam edecekler. Bir yanıyla bu saldırı 12 Eylül karanlığının bir devamdır ve gün ümidi büyütme günüdür" dedi. 

Kışanak'ın konuşmasının ardından UPS işçileri adına birer konuşma yapıldı. Miting MKM sanatçılarının ezgileri eşliğinde çekilen halaylarla son buldu. 




Loading