Savaşa karşı barış, ölüme karşı hayat


27 Ağustos 2010


71 yıl önce 1 Eylül’de

71 yıl önce, 1 Eylül’de Nazi ordularının Polonya’yı işgaliyle başlayan 2. Paylaşım Savaşı, ardında milyonlarca ölü, yaralı, sakat, yıkılmış kentler, onulmaz acılar bırakarak insanlık tarihinin en büyük yıkımına yol açtı.

Bugün 1 Eylül’de

71 yıl sonra bugün hala savaşlarla, işgallerle, çatışmalarla insan hayatı, insanlık değerleri, en temel insan hakları ayaklar altına alınarak; dünyamız, bölgemiz, ülkemiz, bir cehenneme çevrilmekte.

Savaş, çocukları öldürmekte, yaralamakta, sakat ve evsiz bırakmakta, çocukluklarını ve geleceklerini ellerinden almakta,

Savaş kadınların bedenlerini yağmalanacak, fethedilecek bir ganimetine dönüştürmekte, yaşamlarını karartmakta,

Savaş çocuk-kadın-erkek ayırt etmeden tüm insanlığı insanlık değerlerinden sıyırarak başlarına atom bombası, seyreltilmiş uranyum yağdırmakta,

Savaş yalnızca insanlara ve halkların varlığına değil; kültürlerine ve tarihlerine kastetmekte, hayatta kalmayı başaranların bilinçlerini ve duygularını taşlaştırmakta.

1 Eylül Dünya Barış Günü.

Savaşa karşı barışı, ölüme karşı hayatı savunmanın; yeryüzünü savaşlar ve işgallerle kan gölüne çeviren emperyalist zorbalığa karşı, şiddet ve baskı politikalarını olağanlaştırmaya çalışan militarizme karşı, barışın, kardeşliğin, eşitliğin, özgürlüğün dünyası için sözümüzü ve eylemimizi hep birlikte örgütlemenin günü.

Tekellerinin kasaları daha fazla kârla dolsun diye, ürettikleri silahlarına, tanklarına, toplarına pazar bulabilsinler diye, yeryüzünün ve yeraltının kendi denetimlerine girmemiş bir parçacığı bile kalmasın diye, enerji kaynakları rakiplerinin ellerine geçmesin diye, besledikleri paralı askerleri, çetecileri, rantçıları işsiz kalmasın diye, insanlığın büyük çoğunluğunu yoksulluğa ve açlığa mahkum eden sömürü ve talan düzeni sürebilsin diye hiçbir engel tanımayan savaş cephesinin gözü karalığına karşı, barış güçleri de aynı kararlılıkla dikilmedikçe barışın ve özgürlüğün dünyası yaratılamayacak.

1 Eylül Dünya Barış Günü.

Bugün Türkiye’nin barış güçleri, bu topraklarda yaşayan Kürt, Türk ve bütün halkların eşitlik ve kardeşlik içinde yaşayabilmeleri için gerekli diyalog ortamının ve demokratik çözüme giden yolun açılması için çok önemli sorumluluklarla karşı karşıyalar. Halklarımızın barış ve demokratik çözüm talebinin göz ardı edilemez hale geldiği, bu talebin daha fazla karşılıksız bırakılamayacağı gerçeği bugün çok daha net bir biçimde görülmekte.

Bugün 1 Eylül’e PKK’nin 7. kez ilan ettiği ateşkes ile giriyoruz. Bu ateşkes, bu sefer de muhatapsız kalmamalı. Barış umutlarımızın bir kez daha ellerimizin arasından uçup gitmesine sessiz kalmamalıyız. Kürt halkının demokratik özerklik talebi karşısında inkarcı mantıktan vazgeçilmeli ve barışa ve kardeşliğe bir şans tanınmalıdır.

“Artık Yeter! Evlatlarımız Ölmesin!” diyen annelerin çığlığı, “Barışı ellerimizle öreceğiz, dayanışmamızla, mücadelemizle öreceğiz.” diyen kadınların kararlılığı karşılık bulmalı.

Operasyonları durdurun, savaş politikalarına son verin!


Loading