![]() |
|
|
|
|
||
|
'Vatanını milletini sevenler' İnegöl'ü savaş alanına çevirdi 26 Temmuz 2010
BDP Bursa İl Örgütünün Açıklaması Dün gece saatlerinden itibaren basına Bursa
İnegöl'ün karıştığına dair yansıyan haberler üzerine duyarlı
arkadaşların merak ederek bizlere ulaşmaya çalışması üzerine ve basında
çıkan yanıltıcı haberler üzerine kısa bir açıklamayı paylaşmak istedik.
Türkiye Barış Meclisi'nin Açıklaması İnegöl’de yaşayan Kürt vatandaşlarımıza yönelik gerçekleştirilen linç girişimden dolayı büyük bir üzüntü ve kaygı duyuyoruz. Türkiye Barış Meclisi olarak 25 Temmuz 2010 gecesi, İnegöl’de yaşayan Kürt vatandaşlarımıza yönelik gerçekleştirilen linç girişimden dolayı büyük bir üzüntü ve kaygı duyuyoruz. Bu linç girişimi bugüne kadar uygulana gelen şiddet politikalarının son derece tehlikeli bir örneğidir. Yaklaşık 15 bin Kürt’ün yaşadığı bu bölgenin bir süredir boşaltılmaya çalışıldığı, bölgede yaşayanlarca bir süredir bilinmekte idi. Böyle bir atmosferde dün gece minibüs güzergahları ile başlayan tartışma kısa sürede “Kahrolsun Kürtler, Emniyet binasında PKK'liler varmış, iki kişiyi öldürmüşler onları bize verin” sloganları eşliğinde Kürtlere ve onların mekanlarına yönelik bir linç girişimine dönüştürülmüştür. İnegöl’de yaşanan bu saldırı ilk değildir. Ne yazık ki, ülkenin dört bir yanında Kürtlere yönelik gerçekleştirilen ırkçı ayrımcı ve nefret söylemi içeren saldırılar da kaygı verici bir boyut kazanmaktadır. Bugüne kadar uygulana gelen ve her açıdan ağır yıkımlara, büyük acılara yol açan, sorunu “terör ve asayiş” sorununa indirgeyen, çözüm içinse “imha ve şiddet” politikalarından medet olan anlayışlar, çözüm umutlarının göreli de olsa yeşerdiği son süreçte ırkçı, ayrımcı ve şovenist milliyetçi söylemlerinin dozunu giderek arttırmıştır. Bu tarz kışkırtıcı söylemlerden etkilenen, özelikle de ülkemizde de yoğun biçimde hissedilen küresel ekonomik krizin de katkısıyla daha da yoksullaşan, sosyal eşitsizlikler yaşayan, atomize edilerek yalnızlaşan, tutamaksızlaşan geniş kitleler ise, yaşadıkları güvensizlikleri, zayıflıkları milliyetçiliğin hem mağduriyet algısına hem güç fantezilerine bağlanarak telafi etmeye çalışmaktadır. Gerek AKP Hükümeti’nin Kürt hareketini tasfiyeye yönelik tutum ve politikaları, gerekse statükocu güçlerin ırkçı, milliyetçi ve ayrımcı kışkırtma ve manipülasyonları şiddeti ve faşizan linç girişimlerini yaygınlaşmıştır. Hükümetin bütün bunları “vatandaş tepkisi” olarak değerlendirmesi ise bu süreçte cesaretlendirici bir işlev görmüştür. Nitekim bu saik ile yakın zamanda Dolapdere’de çekilen silahlar, Muş’un Bulanık İlçesi’nde iki kişinin öldürülmesi, 5 Ocak 2010 tarihinde Mersin’in iki öğrenci arasında çıkan kavganın “Kürt çocuklar Türk çocukları dövüyor” diye duyurulması üzerine çevrede bulunan ailelerce Kazanlı Lisesi öğrencisi Kürt çocuklarına linç girişiminde bulunulması, 11 Mayıs 2010 tarihinde Muğla’da Şerzan Kurt’un öldürülmesi ya da son dönemde artan mevsimlik geçici işçilere yönelik ayrımcı uygulamalar sadece kimi örneklerdir. Toplumsal acıların, öfke ve nefrete dönüştürülmesi tehlikesi karşısında, ülkemizi ve toplumumuzu nereye varacağını öngöremediğimiz karanlık mecralara sürükleyen bu şiddet sarmalındaki tırmanışa karşı başta hükümet, muhalefet partileri ve medya olmak herkesi tutum ve söylemlerinde daha sorumlu ve özenli olmaya çağırıyoruz. Aksi takdirde geniş toplumsal kesimlerin giderek daha çok uyguladığı ayrımcı ve nefret içerikli yok edici şiddet eylemlerinin önü alınamayacak toplumsal yarılma daha da derinleşecektir. Barış ortamının daha fazla zedelenmemesi, yeni saldırıların olmaması için yetkilileri gittikçe yayılan linç girişimlerinin sorumlularını bulmaya, mazur göstermeden adil biçimde yargılamalarını sağlamaya çağırıyoruz. Özellikle yazılı ve görsel medya haberleri tarafsız ve gerçek içerikleri ile vermeye özen göstermeli, savaş kışkırtıcılığından vazgeçmeli, bozulmaya başlayan toplumsal barışın tesisi yönünde yayınlara ağırlık vermelidir. Türkiye Barış Meclisi olarak bizler, sorunun tek çözümünün, tanımı gereği şiddeti dışlayan siyasal alanda olduğunu vurguluyoruz. Ve ülkemizin her yerinde sadece ve sadece barış ve kardeşlik içinde birlikte yaşama arzusunda olan büyük çoğunluğun, her şeye karşın, bu arzularını gerçekleştireceğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Bunu gerçekleştirmek çok zor olmadığı gibi, imkansız da değildir. Yeter ki barışı ve huzuru isteyelim. Zira hiçbirimizin gidebileceği bir başka Türkiye
yok. Türkiye Barış Meclisi
|
||
|
Loading
|