'Vatanını milletini sevenler' İnegöl'ü savaş alanına çevirdi


26 Temmuz 2010


AKP ve MHP liderlerinin meydanlarda BDP ve Kürtleri hedef gösterdikçe Kürtlere yönelik linç girişimleri de hız kazanıyor. Linç girişimin son örneği MHP lideri Devlet Bahçeli’nin referandum konuşması yaptığı İnegöl ilçesinde yaşandı. Kürtlere ait işyerleri, evler ateşe verildi, araçlar yakıldı, silahlar kullanıldı. 

Savaş alanına dönen İnegöl’de olay şöyle gelişti: Dün akşam 21.30 sularında Kürt şoförün kullandığı minibüsün önünü kesen Orhaniye Mahallesi’nden ülkücüler, “Bir daha buradan geçme” dediler. Kısa süreli tartışma sonucunda minibüs şoförü öldüresiye dövüldü. Daha sonra mahalleden ayrılan Kürt genci beraberinde 3 arkadaşıyla birlikte ile mahalleye geldi. Burada faşistlerin bulunduğu kahveye giren Kürtler ile faşistler kavgaya tutuştu. Çıkan kavgada 5 kişi yaralandı.

‘KÜRTLER 5 KİŞİYİ BIÇLADI SÖYLENTİSİ’

Çatışma yerine gelen polis 3 Kürdü gözaltına aldı. ‘Kürtler 5 kişiyi bıçakladı’ söylentisinin kısa sürede yayılması üzerine gençlerin gözaltına alındığı polis merkezi önünde 3 bin kişi toplandı. ‘Kahrolsun PKK’, ‘Şehitler ölmez vatan bölünmez’, ‘Burası İnegöl buradan çıkış yok’ sloganları atan kalabalık grup gençlerin kendilerine teslim edilmesini istedi. 

BURSA’DAN PANZERLER SEVK EDİLDİ

Polisin havaya ateş açması üzerine dağılmayan grup 8 polis aracına zarar verdi, karakol binası taşladı. 10 polisin yaralandığı olayların kontrol altına alınmaması üzerine Bursa’dan takviye birlikler ve panzerler sevk edildi. Polisler havaya ateş açıp, biber gazı kullanarak kalabalığı dağıtmaya çalıştı. 

MAHALLELERDE KÜRT AVI

Bursa Valisi Şahabbettin Harputlu da olay yerine geldi. Ancak dağılmayan kalabalık daha sonra Huzur mahallesine yürüdü. Burada da Kürtlerin yaşadığı evler taşlandı, işyerleri ateşe verildi.

Nuri Doğrul Caddesi'ne gelen 250 kişilik grup ise İshakpaşa Camii'nin önünde toplanarak Kürtlere ait Şaypa Market'i ve bir aracı ateşe verdi. Altunbaş Camii çevresindeki bir cep telefonu satıcısının iş yerine de saldırı yapıldığı öğrenildi.

Bu arada telefonla ulaştığımız Huzur Mahallesi’nde oturan Zeynep A. ilçenin savaş alanına döndüğünü belirterek, ‘’Kürtlere ait ne var ne yok yıkıp yakıyorlar. Evlerimiz taşlanıyor. Çocuklar korku içinde. Ellerinde bıçak sopalarla Kürt avına çıkan gruplar var’’ diyerek, can güvenliklerinin olmadığını söyledi.

KÜRTLER YOLU TRAFİĞE KAPATTI

Bu arada ilçede yaşayan Kürtler de İnegöl'ün Bursa ve Eskişehir karayolunu trafiğe kapattılar. Kürtler amaçlarının ilçeye dışarıdan gelecek ve olaylara karışmasından endişe ettikleri faşist grupları engellemek olduğunu söylediler. 

Sabah saatlerine doğru Vali Harput, AKP Bursa Milletvekili Sedat Kızılcıklı, İnegöl Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa İl Emniyet Müdür vekili Arif Okçu ve Bursa İl Jandarma Alay Komutanı Albay Fahri Cici, olay yerinde incelemelerde bulundu. 

BURSA VALİSİ: OLAYLARI ÇIKARTANLAR VATANINI SEVEN İNSANLAR

Bursa Valisi Şahabettin Harput gazetecilere yaptığı açıklamada, eylemleri çıkaran 7 kişi gözaltında alındığını belirterek, ‘’Olayın aslı, alacak verecek kavgası. Basit ve adi bir olay, akıl ve mantık dışı gelişince bu noktaya gelinmiş. İşin ilginç yanı, bu eylemi yapanlar vatanını milletini seven insanlar " diye konuştu. 

İLÇEDE GİRİŞ ÇIKIŞLARDA ÖNLEM ALINDI

Gerginliğin yüksek olduğu ilçede jandarma ilçe giriş ve çıkışlarında önlem aldı. Araçları arayıp içindekilerin kimlik bilgileri sorgulandıktan sonra tek şerit halinde geçişlerini izin veriliyor. 

(ANF NEWS AGENCY)


 

BDP Bursa İl Örgütünün Açıklaması

Dün gece saatlerinden itibaren basına Bursa İnegöl'ün karıştığına dair yansıyan haberler üzerine duyarlı arkadaşların merak ederek bizlere ulaşmaya çalışması üzerine ve basında çıkan yanıltıcı haberler üzerine kısa bir açıklamayı paylaşmak istedik.
  
Bursa İnegöl ilçesi'ne bağlı Karadere- şimdiki adıyla Huzur mahallesi yaklaşık 15 bini üzerinde Kürt'ün yaşadığı bir bölge. Bursa istikametinden İnegöl girişinde bulunuyor.
 
Burada ağırlıkla kürtlerin yaşamasından kaynaklı milliyetçi yükseltilen tepkilerle aslında bir süredir bu bölgenin boşaltılması gibi çalışmalar da sürmekte. Ve dönem dönem farklı gerekçelerle İnegöl ile bu Huzur mahallesi arasında gerilimler yaşanmaktaydı.
 
Kürtlere yönelik genel tepkinin yanısıra belde ile inegöl içindeki minübüs hatları arasında bir güzergah sorunu yaşanıyormuş.
Dün akşam saatlerinde seyahat halindeki Karadere- Huzur mahallesinin bir minibüsünün yolu inegöl içinde kesilince tartışma yaşanıyor. Tartışmanın olduğu yerdeki kahveden de insanların karışmasıyla tartışma yaralamaya dönüşüyor. İnegöl içinden saldırganlardan bir kaç kişi yaralanıyor. Ve Karadere'lilerin minibüsünden üç kişi gözaltına alınarak İnegöl emniyetine götürülüyor.
 
Olayı duyan gözaltındakilerinin aileleri emniyet müdürlüğüne gidip çocukları ile görüşmek istiyorlar.
 
Bu arada dün Bursa'da MHP mitingi vardı ve MHP başkanı inegöl'e bağlı Cerrah beldesine de gitmiş.. 
Yani ortalarda dolanan bir MHP kitlesi de var.
 
Kısa bir süre içinde adli bir olay, inegöl içerisinde Kürtlere dönük bir milliyetçi linç girişimine dönüştürülüyor.
Kahrolsun Kürtler, Emniyet içinde PKK'liler varmış, iki kişiyi öldürmüşler onları bize verin gibi sloganlar eşliğinde Emniyet önünde toplanıyorlar. Basına yansıyan görüntüler bu toplanan kitle içinden. Beşbinin üzerinde toplanan ırkçı kitle, kimi dükkanlara, kürt olduğu düşünülen kimi yerlere ve kürtleri koruyorsunuz diye emniyet vs. mensuplarına dönük saldırganlıklarını sürdürüyorlar.
 
Bu arada gözaltına alınan çocuklarını görmeye giden aile emniyete sığınıyor. Bu ırkçı kitlenin toplandığı ve inegöl'e gidenlerin emniyette tutuldukları bilgisinin Karadere'ye ulaşması üzerine, Karadere'nen Bursa Ankarayoluna inenler yolu iki yönlü trafiğe kapatıyorlar. 

Emniyet müdürlüğü ile yaptığımız görüşmeler üzerine Karadereli'lerin yolu kestiği bölgeye gece ulaştık. İnsanlar, "artık yeter, her seferinde ne olursa olsun, kahrolsun kürtler diye yürümelerinden bıktık. İnegöl içinde mahsur kalanlar yanımıza gelmeden ve ordaki toplanan kalabalık dağıtılmadan bu yolu açmayacağız, oradaki insanlarımızın can güvenliğinden endişe ediyoruz" diyorlardı. 
 
İnegöl emniyetinde kalanları kalabalık dağılmadan dışarı çıkartabilmek mümkün değildi, çünkü kendimizin bile oraya giriş yapmaya kalkması oldukça tehlikeliydi. Çünkü önlerine gelene saldıran bir kalabalık söz konusu idi. Ordaki kalabalık dağılmadıkça burda da insanların yolu açmama kararlılığı, ve uğradıkları ayrımcılığa artık itiraz eden bir kararlılık vardı. 
 
Gerek trafin kesildiği noktada bizlerin gerekse BDP Milletvekillerinin telefonlarla yaptığı görüşmelerin ardından, sabah saatlerinde 03.30 gibi İnegöl içindeki kalabalık dağıtıldı. Emniyette bekleyen aileler yolun kesildiği noktaya ulaştı ve yol trafiğe açıldı.
 
Emniyet müdürlüğünün Bursa'dan gelen takviye güçleri olayların daha fazla büyümemesi için taşkın kalabalığı dağıtma çabaları içerisinde ondan fazla polisin yaralanması söz konusudur. Ayrıca sabah saatlerinde Jandarma komutanının Karadere'ye gelerek Karadere'lilerin gösterdiği sağduyu için teşekkür edip, kameralardan ve olayın tanıklarının tespitleriyle bu taşkınlığı yapanlar için gereken işlemlerin başlatılacağının" bilgisini vermişlerdir. 
 
Kısacası Televizyonlara yansıyan karışıklık görüntüleri İnegöl içindeki toplanan ırkçı saldırganların yarattığı görüntülerdir. 
Kürtlerin yol kestiği güzergahta bir tek taşkınlık söz konusu olmamıştır. Hatta trafik kesildiği için yolda bekleyenlere mahalle sakinleri arada su dağıtarak mağduriyetten kaynaklı anlayışlarını rica edip, yaşadıkları sıkıntıların üzerinden bu yolu kesmek zorunda kaldıklarını anlatmaya çalıştılar. Ve tek bir sıkıntı bu bölgede yaşanmadı.
 
İnegöl'de mahsur kalanların gelmesiyle birlikte de yol trafiğe açılmıştır.
 
Olayın gerçek yüzü budur. 
 
Aslında bu yaşanan olay bir kez daha ülkede tehlikeli bir milliyetçi tırmanışı ve kürtlere dönük ayrımcılığın tetiklendiğini ve aslında halkların tehlikeli bir şekilde birbiri ile karşı karşıya getirilmeye çalışıldığının bir göstergesidir.
  
Tabii her zamanki gibi medya yine kürtleri tartışacak, tartıştıracak bir sunuş yapacaktır, yapmaktadır. Ama olayın tanığı olan bizler bu gerçek durumu sizlerle paylaşmak istedik. 

Ve önümüzdeki günlerde yine bu şekilde Kürtlere dönük yapılabilecek herhangi bir saldırı karşısında Bursa'nın demokratik kamuoyunun gereken tepkiyi göstereceği inancındayız.
 
Bursa BDP İl Örgütü


 

Türkiye Barış Meclisi'nin Açıklaması

İnegöl’de yaşayan Kürt vatandaşlarımıza yönelik gerçekleştirilen linç girişimden dolayı büyük bir üzüntü ve kaygı duyuyoruz.

Türkiye Barış Meclisi olarak 25 Temmuz 2010 gecesi, İnegöl’de yaşayan Kürt vatandaşlarımıza yönelik gerçekleştirilen linç girişimden dolayı büyük bir üzüntü ve kaygı duyuyoruz. Bu linç girişimi bugüne kadar uygulana gelen şiddet politikalarının son derece tehlikeli bir örneğidir.

Yaklaşık 15 bin Kürt’ün yaşadığı bu bölgenin bir süredir boşaltılmaya çalışıldığı, bölgede yaşayanlarca bir süredir bilinmekte idi. Böyle bir atmosferde dün gece minibüs güzergahları ile başlayan tartışma kısa sürede “Kahrolsun Kürtler, Emniyet binasında PKK'liler varmış, iki kişiyi öldürmüşler onları bize verin” sloganları eşliğinde Kürtlere ve onların mekanlarına yönelik bir linç girişimine dönüştürülmüştür.

İnegöl’de yaşanan bu saldırı ilk değildir. Ne yazık ki, ülkenin dört bir yanında Kürtlere yönelik gerçekleştirilen ırkçı ayrımcı ve nefret söylemi içeren saldırılar da kaygı verici bir boyut kazanmaktadır. Bugüne kadar uygulana gelen ve her açıdan ağır yıkımlara, büyük acılara yol açan, sorunu “terör ve asayiş” sorununa indirgeyen, çözüm içinse “imha ve şiddet” politikalarından medet olan anlayışlar, çözüm umutlarının göreli de olsa yeşerdiği son süreçte ırkçı, ayrımcı ve şovenist milliyetçi söylemlerinin dozunu giderek arttırmıştır. Bu tarz kışkırtıcı söylemlerden etkilenen, özelikle de ülkemizde de yoğun biçimde hissedilen küresel ekonomik krizin de katkısıyla daha da yoksullaşan, sosyal eşitsizlikler yaşayan, atomize edilerek yalnızlaşan, tutamaksızlaşan geniş kitleler ise, yaşadıkları güvensizlikleri, zayıflıkları milliyetçiliğin hem mağduriyet algısına hem güç fantezilerine bağlanarak telafi etmeye çalışmaktadır.

Gerek AKP Hükümeti’nin Kürt hareketini tasfiyeye yönelik tutum ve politikaları, gerekse statükocu güçlerin ırkçı, milliyetçi ve ayrımcı kışkırtma ve manipülasyonları şiddeti ve faşizan linç girişimlerini yaygınlaşmıştır. Hükümetin bütün bunları “vatandaş tepkisi” olarak değerlendirmesi ise bu süreçte cesaretlendirici bir işlev görmüştür.  Nitekim bu saik ile yakın zamanda Dolapdere’de çekilen silahlar, Muş’un Bulanık İlçesi’nde iki kişinin öldürülmesi, 5 Ocak 2010 tarihinde Mersin’in iki öğrenci arasında çıkan kavganın “Kürt çocuklar Türk çocukları dövüyor” diye duyurulması üzerine çevrede bulunan ailelerce Kazanlı Lisesi öğrencisi Kürt çocuklarına linç girişiminde bulunulması, 11 Mayıs 2010 tarihinde Muğla’da Şerzan Kurt’un öldürülmesi ya da son dönemde artan  mevsimlik geçici işçilere yönelik ayrımcı uygulamalar sadece kimi örneklerdir.

Toplumsal acıların, öfke ve nefrete dönüştürülmesi tehlikesi karşısında, ülkemizi ve toplumumuzu nereye varacağını öngöremediğimiz karanlık mecralara sürükleyen bu şiddet sarmalındaki tırmanışa karşı başta hükümet, muhalefet partileri ve medya olmak herkesi tutum ve söylemlerinde daha sorumlu ve özenli olmaya çağırıyoruz. Aksi takdirde geniş toplumsal kesimlerin giderek daha çok uyguladığı ayrımcı ve nefret içerikli yok edici şiddet eylemlerinin önü alınamayacak toplumsal yarılma daha da derinleşecektir. Barış ortamının daha fazla zedelenmemesi, yeni saldırıların olmaması için yetkilileri gittikçe yayılan linç girişimlerinin sorumlularını bulmaya, mazur göstermeden adil biçimde yargılamalarını sağlamaya çağırıyoruz.

Özellikle yazılı ve görsel medya haberleri tarafsız ve gerçek içerikleri ile vermeye özen göstermeli, savaş kışkırtıcılığından vazgeçmeli, bozulmaya başlayan toplumsal barışın tesisi yönünde yayınlara ağırlık vermelidir.

Türkiye Barış Meclisi olarak bizler, sorunun tek çözümünün, tanımı gereği şiddeti dışlayan siyasal alanda olduğunu vurguluyoruz.

Ve ülkemizin her yerinde sadece ve sadece barış ve kardeşlik içinde birlikte yaşama arzusunda olan büyük çoğunluğun, her şeye karşın, bu arzularını gerçekleştireceğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Bunu gerçekleştirmek çok zor olmadığı gibi, imkansız da değildir. Yeter ki barışı ve huzuru isteyelim.

Zira hiçbirimizin gidebileceği bir başka Türkiye yok.

Türkiye Barış Meclisi
Dönem Sözcüsü
Dr. Metin Bakkalcı
26 Temmuz 2010

 


Loading