Adalı'nın yoldaşları Adalı'nın yolunda yürüyor!


23 Temmuz 2010


Dev-Lis'liler "Başbakana bizim değerlerimizi kendi siyasi amaçlarına uygun olarak kullanma hakkı vermiyoruz." dediler. Ankara Yüksel'de Necdet Adalı ve Erdal Eren'in resimleri ve "Adınız Onur Gün Olur Hesap Sorulur" pankartıyla basın açıklaması yapan Dev-Lis'liler başbakanın 12 Eylül'de idam edilen devrimcilerin adlarını anmasını protesto ettiler. Sık sık 'NECDET ADALI ÖLÜMSÜZDÜR!', 'NECDET ADALI ONURUMUZDUR', 'YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ / BIJI BRATIYA GELAN', 'ADALI’NIN YOLUNDA DEV-LİS DİMDİK AYAKTA' sloganlarını atan Devrimci Liseliler açıklamalarını '12 Eylül’ün hesabını onun hizmetkarları değil, devrimciler soracaktır.' diyerek sonlandırdılar. 

 

Adalının yoldaşları, Adalı’nın yolunda yürüyor!

Başbakan meclis grup konuşmasında Necdet Adalı’dan bahsetti. Adalı’nın bir lise öğrencisiyken işlemediği bir suçtan, mahkeme reisinin karşı çıkışına rağmen idam edildiğini anlattı. ‘Beraat edeceğinden o kadar emindi ki, cezaevinden kaçmayı dahi kabul etmedi’ dedi. Toplantıda daha sonra Erdal Eren’den ve Mustafa Pehlivanoğlu’dan bahsetti, mektubunu okurken ağladı, grupta duygusal anlar yaşandı.

Necdet Adalı, mazlumların ve mağdurların mücadelesine hayatını adamış devrimcidir. O bizim sesimiz ve enternasyonalizm savunucularının sınırsız, sınıfsız, sömürüsüz bir dünya yürüyüşünün darağacındaki eğilmeyen neferidir. Devrime ve sosyalizme olan bağlılığından zerre kadar ödün veremeyen Necdet Adalı, 12 Eylül’ün ilk idamı oldu. Ve şimdi ölümünden 30 yıl sonra onun uğruna hayatını verdiği değerleri bir bir yok etmeyi kendinde görev bilen AKP hükümeti meclisi onun adını ağzına almakta ve ağlama ikiyüzlülüğünü göstere bilmektedir...

Timsahlar evlatlarını yerken ağlarmış, Necdet Adalı’ya timsah gözyaşları döken başbakan, Filistinliler için sulu sepken ağlayan başbakan, Diyarbakır’daki çocuklar için ölüm emri vermekte. Adalı’yı gözyaşı ile ananlar, Adalı’nın idam sehpasında “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği” sloganını attığını unutmakta! Dev-Lis buradan haykırıyor, sermayenin ve oligarşinin hizmetkarlarının kan akan ağızlarına, kanı durdurmak için savaşanların ismi yakışmıyor! Ağzınızdan akan kanı sahte gözyaşlarınız yıkayamaz. Adalı, kendisi gibi kavgaya hayatını veren on binlerce devrimciden birisidir. Adalı Mazlum Doğan’dır, Uğur Kaymaz’dır, Ceylan Önkol’dur.

Bu ülkede hala AKP hükümeti Necdet Adalı'ya yazılmış şiirleri okuyor ve gözleri doluyor. Necdet bir Dev-Lis’liydi. O bir Kurtuluş militanıydı. Şimdi Dev-Lis’liler sokak ortasında dövülüyor, aynı Necdet gibi Türk ve Kürt halkalarını kardeşliğini savundukları için tutuklanıyor. Paralı eğitime karşı çıktıkları için başbakanın emrindeki emniyet kuvvetleri onlara saldırıyor ve hala mahkemeleri sürüyor. Başbakan iki yüzlülük yapmayı bırakmalı, bizden anayasada oy istemek için duygu sömürüsü yapmayı bırakmalı, insanları katletmeyi, gerilla cenazelerine işkence yapmayı, cezaevlerindeki katliamı bırakmalı, sonra ağzına Necdet’in adını almayı denemeli.

Başbakana bizim değerlerimizi kendi siyasi amaçlarına uygun olarak kullanma hakkı vermiyoruz. Acılarımız, kayıplarımız üzerinden siyaset yapmayı bırakın! Adalı, idama giderken Pehlivanoğlu gibi nedamet getirmedi, af dilemedi, idam sehpasında ilmiği kendi geçirdi boynuna ve ‘yaşasın Türk ve Kürt halklarının kurtuluşu!’ diye slogan attı. Tabureyi, celladın şaşkın ve korku dolu bakışları arasında kendisi tekmeledi.

Adalı ölüme dimdik gitti.

O 12 Eylülde darağacında bıraktığımız ilk canımızdı.

O darağacı, işkenceler, canımızı acıttı, öfkemizi biledi.

Adalı’nın adını ağzına alanların, onu adi bir propagandanın aracı haline getirmeye çalışanların bilmesi gereken bir şey var: Adalı Kürt ve Türk halklarının kurtuluşu uğruna mücadele etti, darağacında da bunu haykırdı. Onun izinden giden pek çok gencin haykırdığı gibi. Ve hâlâ dağlarda, yoksul varoşlarda haykırılmakta olduğu gibi.

Dağlarda, kentlerde Adalı yaşındaki gençler, Adalı’nın idealleri için, Kürt ve Türk halklarının kurtuluşu için dövüşüyorlar. Başbakan ise Adalı için timsah gözyaşları dökerken, yoldaşlarına karşı emsali görülmemiş bir savaş yürütüyor. Cesetlerine dahi işkence yapılan, ölülerin kafalarının koparılıp parçalandığı, en basit insanlık kriterlerinin dahi yok sayıldığı bir dehşet filminin yönetmenliğini yapıyor. Tarihin sonsuz teşhir direğine çivileniyor.

Adalının tarihsel ve siyasal bağlamından kopartılıp bir marka haline dönüştürülmesine,

Özgürlüklerin ve demokrasinin gelişimine olanak sağlayacakmış gibi pazarlanmaya çalışılan bir anayasa değişikliğinin sembolü yapılmaya çalışılmasına,

Uyanık bir tüccarın defolu bir malı satmak için kullandığı pazarlama hilelerinden biri haline getirilmesine izin vermeyeceğiz.

12 Eylül’ün hesabını onun hizmetkarları değil, devrimciler soracaktır.

12 Eylülle hesaplaşmak mı istiyorsunuz, kirli savaşı ve akan kanı durdurun.

Adalı'yı idam ederek, devrimcileri susturduklarını  sananlar, bize bakın bizi görün, sesimize kulak verin: bir Adalı gider bin yoldaşı gelir.

Sosyalist Demokrasi Partisi

Devrimci Liseliler

 


Loading