ESP, SDP, EHP ve DSİP, hükümetin anayasa
değişikliği paketinin demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü bir anayasa
oluşturmak için yetersiz olduğu görüşünde. ESP, SDP ve EHP boykota
hazırlanıyor; DSİP, "Yetmez ama evet" diyor.
Burçin BELGE
BİA Haber Merkezi 09 Temmuz 2010, Cuma
Ezilenlerin
Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP), Emekçi
Hareket Partisi (EHP) anayasa değişikliği paketinin oylanacağı halk
oylamasını boykot etmeye hazırlanırken Devrimci Sosyalist İşçi Partisi
(DSİP) "yetmez ama evet" diyor.
Dört partinin ortak görüşü, hükümetin anayasa
değişikliği paketinin demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü bir anayasa
oluşturmak için yetersiz olduğu, Anayasa Mahkemesi'nin de hukuki değil
siyasi bir karar aldığı yönünde.
ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, SDP Genel Başkan Yardımcısı Günay
Kubilay, EHP Genel Başkanı Sibel Uzun ve DSİP Genel Başkanı Doğan
Tarkan, hükümetin anayasa değişikliği paketine, Anayasa Mahkemesinin
kararına ve 12 Eylül'de gerçekleştirilecek halkoylamasına ilişkin
görüşlerini bianet'e anlattı.
Yüksekdağ: Demokratik, halkçı bir anayasa
için mücadeleye
Anayasa Mahkemesi, anayasada kısmi düzenlemeler
içeren bir paket üzerinde kısmi değişiklikler yaptı. Bu konuda süregiden
tartışmalar gerçekçi bir zeminde yürümüyor, halkın anayasa konusunda
gerçekten fikir sahibi ve taraf olmasını da engelliyor.
Bu, halktan yana bir değişiklik paketi değil.
Önümüze demokrasi adına birtakım kırıntılar atıyor ve bu kırıntılarla
oyalanmamızı istiyorlar. Bizim kısmi düzenlemelere değil 12 Eylül
anayasasının toptan reddine ihtiyacımız var. Bunu da mevcut iktidar ve
düzen partileri yapamaz.
Demokratik, halkçı bir anayasanın yapılması için
halkın emek, mücadele, özgürlük, demokrasi taleplerine yanıt verebilecek
bir mücadele zemini oluşturmaya çalışıyoruz. Anayasanın bütününün
değiştirilmesini talep ediyoruz. Bu nedenle halkımızı boykota
çağırıyoruz.
Kubilay: "Kırk katır mı kırk satır mı?"ya
karşı boykot çağrısı
Parlamentoda CHP ve AKP'nin sözcülüklerini yaptığı
güçler arasında, yargı üzerinde hangi güç merkezinin belirleyici bir rol
oynayacağı konusunda bir gerilim yaşanıyordu.
Anayasa Mahkemesi, politik dengeleri gözeten ama
tarafların beklentilerini karşılamayan bir karar verdi. Ayrıca, yasama
organı meclis olsa da Anayasa tekelinin kendisinde olduğunu, 12 Eylül
Anayasası'nın "değiştirilmesi teklif edilemez" diye nitelenen ilk üç
maddesine dair hiçbir düzenleme yapılamayacağını gösterdi.
Emekçilerin ve ezilenlerin temel taleplerini içeren
özgürlükçü, eşitlikçi, katılımcı, demokratik bir anayasa ancak gücünü
sokaktaki kitle mücadelesinden alacak, 12 Eylül Anayasası'nı "yok" sayan
politik iradeyi gösterebilecek ve "kurucu meclis" işlevi görebilecek bir
demokratik meclis bileşimiyle yapılabilir.
Emekçilere ve ezilenlere "referandum" adı altında
"kırk katır mı, kırk satır mı?" tercihi dayatılıyor. Buna karşı
referandumu boykot etmek gerekiyor.
Emekçiler ve ezilenler kendi özgüçlerine dayalı, devletten ve sermayeden
bağımsız bir seçenek yaratıp önümüzdeki seçim döneminde bağımsız üçüncü
cephenin inşası için çalışırlarsa, anayasa da hepimizin bağımsız
çıkarları doğrultusunda şekillenebilir.
Uzun: Hükümet süreci iyi planlasaydı
BDP'nin de görüşünü alırdı
Anayasa değişikliği sürecine halkın ve emekçilerin
dahil edilmemesi son derece yanlış. Hükümet iyi bir anayasa süreci iyi
planlasaydı Barış ve Demokrasi Partisi'nin (BDP) de görüşünü alırdı.
Kürt meselesinin çözümü için demokratik anayasanın
ele alınması ve sürecin işletilmesi zorunlu. BDP'nin bu konudaki
görüşleri çok olumluydu ve hiç dikkate alınmadı. Bu, son derece
antidemokratik bir tutuma işaret ediyor.
Anayasa Mahkemesi aldığı tutumla klasik bürokratik yüksek yargı olarak
konumunu korumuş ve sağlamlaştırmış oldu. Anayasa süreci işleyecekse
demokratik; emekçilerin ve halkın içinde olduğu bir sürecin işletilmesi
gerektiğini düşünüyoruz. Süreci boykot edeceğiz.
Tarkan: Küçük bir kazanım ama bizi sivil
bir anayasaya götürecek
Anayasa Mahkemesi, anayasa değişikliğini esasa
ilişkin tartışarak suç işledi. Bu ülkede yola bu Anayasa Mahkemesi ile
devam edilemeyeceği çok açık. Anayasa Değişiklik Paketi'nin öngördüğü
değişiklikler elbette yetersiz ancak karşı çıkılabilecek değişiklikler
de değil. Bu nedenle biz "yetmez ama evet" diyoruz ve bu doğrultuda bir
kampanya yürütüyoruz.
Yalnızca "bu değişikliği AKP yapıyor" diye karşı oy
vermek doğru değil. Referandumda "evet" demek, AKP'nin yanına düşmek de
değil. Böyle bir mantıkla yaklaşırsak, "hayır" diyenler de CHP ve
MHP'nin yanında yer almış olurlar.
Anayasa değişikliği paketinde yer alan her bir
düzenleme küçük bir kazanım olacak ve bizi sivil bir anayasaya doğru
götürecek. (BB)
(BİANET'TEN
ALINDI)