Silopi'deki
barış yürüyüşüne yapılan saldırı sonucunda yaralanan
vekilerle dayanışmak ve devletin bu tutumunu kınamak
için Kadın Barış Girişimi Ankara Yüksel Caddesinde basın
açıklması yaptı.
Yeşim Ergün'ün okuduğu açıklamada
İçişleri Bakanı Beşir Atalay sorumlu davranmaya
davet edildi ve bir an önce saldırınının sorumluların
yargılanması gerekliliği vurgulandı. Ölüm değil barış
istiyoruz, Savaş değil çözüm istiyoruz, Atalay istifa
sloganlarının atıldığı eylemin ardından Sevahir
Bayındır'a ziyarete gidildi.
DEVLET TERÖRÜNE KARŞIYIZ
BARIŞTA ISRARLIYIZ
3 Haziran 2010 perşembe günü, binlerce kişinin
katılımıyla Habur Sınır Kapısı’na düzenlenen barış
yürüyüşüne yapılan polis müdahalesi sonucunda Şırnak
Milletvekili Sevahir Bayındır’ın kalça kemiği kırılmış
ve atılan gaz bombası nedeniyle BDP Şirnak Milletvekili
Hasip Kaplan göğüs bölgesinde sıkışma meydana gelmesiyle
acil servise kaldırılarak tedavi altına alınmıştır
Pek çok kişinin yaralandığı bu saldırı gösteriyor ki,
nasıl İsrail’de devlet terörü can alıyorsa, barış
isteyenlere karşı bu ülkede de devlet terörü aynı
şekilde can almaya devam ediyor. İsrail devletini
protesto edenler aynı muameleyi buradaki halka yapmaktan
geri durmuyor, barış istemlerine karşı sürekli zor
kullanıyor. Bu kabul edilemez bir samimiyetsizlik ve çok
açık bir çifte standarttır.
Halkın oylarıyla seçilmiş milletvekillerine ve belediye
başkanlarına yönelik bu saldırı, Kürt Halkı’nın barış
taleplerinin silahla yanıtlanacağının en net
göstergelerinde biri olmuştur. Bir devlet projesi olarak
başlayan, Kürtsüz Kürt açılımı son aşamada katliama
dönüşmüştür. Şerzanlar sokak ortasında vurulmakta, Kürt
çocukları 0nlarca yıl cezalarla cezaevlerine
kapatılmakta ve çocuklar panzerlerle ezilerek
öldürülmektedir. Kürt illerinde erkek-devlet işbirliği
sonucu oluşturulan tecavüz çeteleriyle çocuklar ve
kadınlar akıl almaz bir şekilde sistematik olarak cinsel
saldırılara maruz kalmaktadır. Bir halkın
temsilcileri sonu gelmez bir biçimde sürekli hukuksuz
olarak cezaevlerine kapatılmaktadır. Öyleyse soruyoruz
size bunun adı katliam değildir de nedir? Bu
uygulamaların İsrail devletinin yaptıklarından ne farkı
vardır.
Bu yaşadıklarımız erkek-devlet şiddetinin ta kendisidir.
Bir milletvekilinin kalça kemiğini kırmayı böylesine
meşrulaştıran bir zihniyet, sokak ortasında kadınların
öldürülmesini nasıl durdurabilir. Yaşanan ve son
günlerde iyice şiddetlenen bu savaş, daha fazla ölümü,
daha fazla gözyaşını, daha fazla taciz ve tecavüzü, yani
şiddetin her türünü çoğaltmakta, yeniden üretmekte ve
kışkırtmaktadır. Bu saldırı aslında barışa dair
umutlarımıza yapılmış bir saldırıdır. Bu saldırı, tüm
demokrasi güçlerine ve tüm kadınlara yapılmış bir
saldırıdır.
Barış isteyen, şiddete karşı olan biz kadınlar, artan bu
şiddet ortamından kaygılıyız, bizler, artan ölümlerden
dolayı öfkeliyiz. Artık biliyoruz ki hiç birimizin can
güvenliği yoktur, artık biliyoruz ki bu devlet her
birimize, her an bir kurşun sıkıp öldürebilir.
Silopi’de yapılan bu saldırı hepimize yapılmıştır,
İçişleri Bakanı Beşir Atalay yaşananların hesabını
vermelidir ve hemen istifa etmelidir. Artık yeter
diyoruz. Bu yapılanlara hep beraber buradan dur diyoruz.
Bütün yüreğimizle biz kadınlar, bir kez daha
haykırıyoruz:
Ölümü değil barışı istiyoruz! Savaş değil
çözüm istiyoruz!
Yaşasın kadın mücadelesi,
Yaşasın kadın dayanışması
Yaşasın BARIŞ
BARIŞ İÇİN KADIN GİRİŞİMİ