DEVLET TERÖRÜNE KARŞIYIZ


4 Haziran 2010



Silopi'deki barış yürüyüşüne yapılan saldırı sonucunda yaralanan vekilerle dayanışmak ve devletin bu tutumunu kınamak için Kadın Barış Girişimi Ankara Yüksel Caddesinde basın açıklması yaptı. Yeşim Ergün'ün okuduğu açıklamada İçişleri  Bakanı Beşir Atalay sorumlu davranmaya davet edildi ve bir an önce saldırınının sorumluların yargılanması gerekliliği vurgulandı. Ölüm değil barış istiyoruz, Savaş değil çözüm istiyoruz, Atalay istifa sloganlarının atıldığı eylemin ardından Sevahir Bayındır'a ziyarete gidildi.
 
 
DEVLET TERÖRÜNE KARŞIYIZ
BARIŞTA ISRARLIYIZ

 
 
3 Haziran 2010 perşembe günü, binlerce kişinin katılımıyla Habur Sınır Kapısı’na düzenlenen barış yürüyüşüne yapılan polis müdahalesi sonucunda Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır’ın kalça kemiği kırılmış ve atılan gaz bombası nedeniyle BDP Şirnak Milletvekili Hasip Kaplan göğüs bölgesinde sıkışma meydana gelmesiyle acil servise kaldırılarak tedavi altına alınmıştır
Pek çok kişinin yaralandığı bu saldırı gösteriyor ki, nasıl İsrail’de devlet terörü can alıyorsa, barış isteyenlere karşı bu ülkede de devlet terörü aynı şekilde can almaya devam ediyor. İsrail devletini protesto edenler aynı muameleyi buradaki halka yapmaktan geri durmuyor, barış istemlerine karşı sürekli zor kullanıyor. Bu kabul edilemez bir samimiyetsizlik ve çok açık bir çifte standarttır.
Halkın oylarıyla seçilmiş milletvekillerine ve belediye başkanlarına yönelik bu saldırı, Kürt Halkı’nın barış taleplerinin silahla yanıtlanacağının en net göstergelerinde biri olmuştur. Bir devlet projesi olarak başlayan, Kürtsüz Kürt açılımı son aşamada katliama dönüşmüştür. Şerzanlar sokak ortasında vurulmakta, Kürt çocukları 0nlarca yıl cezalarla cezaevlerine kapatılmakta ve çocuklar panzerlerle ezilerek öldürülmektedir. Kürt illerinde erkek-devlet işbirliği sonucu oluşturulan tecavüz çeteleriyle çocuklar ve kadınlar akıl almaz bir şekilde sistematik olarak cinsel saldırılara maruz kalmaktadır.  Bir halkın temsilcileri sonu gelmez bir biçimde sürekli hukuksuz olarak cezaevlerine kapatılmaktadır. Öyleyse soruyoruz size bunun adı katliam değildir de nedir? Bu uygulamaların İsrail devletinin yaptıklarından ne farkı vardır.
Bu yaşadıklarımız erkek-devlet şiddetinin ta kendisidir. Bir milletvekilinin kalça kemiğini kırmayı böylesine meşrulaştıran bir zihniyet, sokak ortasında kadınların öldürülmesini nasıl durdurabilir. Yaşanan ve son günlerde iyice şiddetlenen bu savaş, daha fazla ölümü, daha fazla gözyaşını, daha fazla taciz ve tecavüzü, yani şiddetin her türünü çoğaltmakta, yeniden üretmekte ve kışkırtmaktadır. Bu saldırı aslında barışa dair umutlarımıza yapılmış bir saldırıdır. Bu saldırı, tüm demokrasi güçlerine ve tüm kadınlara yapılmış bir saldırıdır.
Barış isteyen, şiddete karşı olan biz kadınlar, artan bu şiddet ortamından kaygılıyız, bizler, artan ölümlerden dolayı öfkeliyiz. Artık biliyoruz ki hiç birimizin can güvenliği yoktur, artık biliyoruz ki bu devlet her birimize, her an bir kurşun sıkıp öldürebilir. 
Silopi’de yapılan bu saldırı hepimize yapılmıştır, İçişleri Bakanı Beşir Atalay yaşananların hesabını vermelidir ve hemen istifa etmelidir. Artık yeter diyoruz. Bu yapılanlara hep beraber buradan dur diyoruz. Bütün yüreğimizle biz kadınlar,  bir kez daha haykırıyoruz:
 Ölümü değil barışı istiyoruz!   Savaş değil çözüm istiyoruz!
Yaşasın kadın mücadelesi,
Yaşasın kadın dayanışması
Yaşasın BARIŞ
 
BARIŞ İÇİN KADIN GİRİŞİMİ