İZMİR'Lİ KADINLAR NÖBET TUTTU


27 Haziran 2010



İzmir Kadın Platformu, DÖKH üyesi K.S.'nin polis tarafından kaçırılarak cinsel şiddete uğramasını protesto ederek, tecavüz kültürüne karşı 'nöbet' eylemi gerçekleştirdi.

Konak Pier önünde bir araya gelen İzmir Kadın Platformu üyeleri, "Şiddete, Tacize, Tecavüze ve Baskılara Karşı Nöbetteyiz" yazan pankart açarak, "Kimsenin namusu olmayacağız, namusumuz özgürlüğümüzdür", "Tutuklamalar, taciz ve tecavüz bizi yıldıramaz", "Yasta değil, isyandayız", "Vardık, varız, var olacağız" şeklinde dövizler taşıdı. Buradan Büyükşehir Belediyesi'nin önüne yürüyen kadınlar sık sık, "Namusumu kaybettim, bulmayacağım. Kimsenin namusu olmayacağım", "Erkek vuruyor, devlet koruyor" şeklinde slogan attı.

Basın açıklamasını platform adına okuyan İlkay Tanyer, kadına yönelik cinsel şiddetin her geçen gün arttığına dikkat çekerek, "Biz kadınlar, maruz kaldığımız kadına yönelik şiddet suçlarına karşı susmadık, susmayacağız. Özellikle son zamanlarda Kürt illerinde bunun arttığını görüyoruz. Erkek vurdu, devlet korudu" dedi.

Son olarak 17 Haziran 2010 tarihinde Demokratik Özgür Kadın Hareketi üyesi K.S'nin İstanbul Bağcılar'da evine giderken sivil giyimli iki kişi tarafından kaçırılarak, 'cinsel şiddete' maruz kaldığını hatırlatan Tanyer, "Devletin sivil polisleri, 'siz mi tecavüz kültürünü aşacaksınız' şeklinde sözlü hakaretlerde bulunarak, yaklaşık 10 saat cinsel şiddet uyguladı. Örgütlü kadın mücadelesi veren biz kadınların maruz kaldığı ne yazık ki ilk şiddet olayı bu değil" diye konuştu.

K.S'nin kadın ve Kürt olarak 'politik' duruşundan dolayı tacize uğradığını kaydeden Tanyer, "Bugün burada bize çok görülen karanlığından yükseleceğiz alanlara... Gece yarısına kadar Ceylan'ın, Şemse'nin, Gülistan'ın nöbetini tutacağız. DÖKH'lü kadın arkadaşımızın nöbetini tutacağız. Bizim olmayan gecelerde de alanlarda özgürlük mücadelemizi yükseltmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

 

BASIN AÇIKLAMASI
 
Her gecen gün gazetelerin satır aralarına sıkışıyor kadına yönelik şiddet olayları. Kimi zaman manşetlere konu olsa da ikinci, üçüncü sınıf haber niteliğinden öteye bir muamele görmüyor. Nice erkek zihnin ve şahsının gerçekleştirdiği dayak, taciz, tecavüz, kadına yönelik şiddetin her türlüsü ikinci sayfalarda normalleştiriliyor. Yemeği zamanında yapsaydı, gece dışarıya çıkmasaydı, kimseleri sevmeseydi, devletine karşı gelmeseydi, hakkını aramasaydı...

Biz kadınlar, maruz kaldığımız tüm kadına yönelik şiddet suçlarına karşı susmadık, susmayacağız. Dayak yedik çıktık alanlara, taciz edildik tecavüz edildik çıktık alanlara, öldürüldük yine yaşadık alanlarda. Özellikle son zamanlarda Kürt illerinde bunun arttığını, devletin  jandarmasını, polisini, milletvekilini kadınlara ve çocuklara yönelik  her gün okuduğumuz duyduğumuz yeni  bir taciz-tecavüz  haberinin içerisinde gördük. Kadın bedeni, bölgede yıllardır sürdürülen işgalci politikaların hedefi haline gelmiştir. Tüm bunlardan hareketle biz kadınlar savaşa karşı barışı savunmaya devam ettik, halkalara barış için alanlara çıktık.

Erkek vurdu, devlet korudu dedik. Devletin erkekten yana olduğunu ısrarla dillendirdik. Bu yıl 2010 yılında her gün öldürüldük, her gün tacize tecavüze maruz bırakıldık. Her gün baskıyla zorla şiddetle sindirilmeye çalışıldık. Devlet artık katili koruyan rolünden çıkıp açıkça katilin rolünü aldı, tecavüzcüyü korumadı bizzat açıktan tecavüz etti.

Siirt, Van, Bitlis, Mardin…Şimdi de İstanbul.

17 Haziran 2010 tarihinde Demokratik Özgür Kadın Hareketi üyesi kadın arkadaşımız, sivil polisler tarafından kaçırıldı, cinsel şiddete maruz kaldı. BDP kadın meclisi çalışmaları yürüten DÖKH üyesi K.S. İstanbul’da  Bağcılar ilçesi Fevzi Çakmak mahallesinde akşam 21 00 civarında bir arkadaşının evine giderken sivil giyimli iki şahıs tarafından zor kullanarak araca bindirildi, bayıltıldı.Devletin sivil polisleri, DÖKH’lü kadınların yürüttüğü ‘’Tecavüz Kültürünü Aşalım’’ kampanyasını belirterek ‘’Siz mi Tecavüz Kültürünü aşacaksınız’’ şeklinde sözlü hakaretlerde bulundu. Yaklaşık 10 saat cinsel şiddet uygulandı.

Örgütlü kadın mücadelesi veren biz kadınların maruz kaldığı ne yazık ki ilk şiddet olayı değil bu. Biz Kadınlar, özgürlük mücadelesini, erkek egemenliğe karşı örgütlü mücadeleyi yükselttikleri dönemlerde bu tip saldırılarla karşı karşıya kalmaktayız, kalacağız da. Devlet Kürt sorununda çözümsüzlüğe doğru ısrarla ilerledikçe, işgalci politikalarına devam ettikçe, halkların iradesini görmezden gelip şovenizmi, militarizmi yeniden ve yeniden ürettikçe kadın bedeni bu kirli savaşın politikalarının bir parçası olmaya devam edecek. Taciz ve tecavüz erkek egemenliğin kadınları baskılama mekanizmalarından olmayı sürdürecek. Türkiye'de onlarca yıldır gözaltında taciz ve tecavüz politik kadınlara rutin olarak uygulanmaktadır. Son yıllarda bu oran düşmüş gibi görünmektedir çünkü artık devlet kayıtdışı gözaltı ile kadınlara saldırmaktadır.

K.S. bir kadın ve Kürt olarak politik olduğu için cinsel şiddete maruz bırakılmıştır. Bizler özgürlük mücadelesi veren kadınlar olarak bu tip saldırılar karşısında kadın dayanışmasının öneminin ve örgütlülüğümüzün erkek egemenliği gerileteceği bilinciyle K.S.'ye ve kirli şavaş politikalarının bedenlerinde uygulanmaya çalışılan bütün kadın arkadaşlarımıza dayanışma duygularımızı iletiyoruz. Kadına yönelik cinsel şiddetin hesabını soracağız.

Bugün burada bize çok görülen gecelerin karanlığından yükseleceğiz alanlarda. Geceyarısına kadar Ceylan’ın, Şemse’nin,Gülistan’ın nöbetini tutacağız. Dökh’lü kadın arkadaşımızın nöbetini tutacağız. Erkek egemenliğe,militarizme,şovenizme karşı barışın dayanışmanın nöbetini tutacağız. Bizim olmayan gecelerde de alanlarda da özgürlük mücadelemizi yükseltmeye devam edeceğiz.
Tecavüzcü Devlet Hesap Verecek!
Yaşasın Kadın Dayanışması!

İZMİR KADIN PLATFORMU