İzmir
Kadın Platformu, DÖKH üyesi K.S.'nin polis tarafından
kaçırılarak cinsel şiddete uğramasını protesto ederek,
tecavüz kültürüne karşı 'nöbet' eylemi gerçekleştirdi.
Konak Pier önünde bir araya gelen
İzmir Kadın Platformu üyeleri, "Şiddete, Tacize,
Tecavüze ve Baskılara Karşı Nöbetteyiz" yazan pankart
açarak, "Kimsenin namusu olmayacağız, namusumuz
özgürlüğümüzdür", "Tutuklamalar, taciz ve tecavüz bizi
yıldıramaz", "Yasta değil, isyandayız", "Vardık, varız,
var olacağız" şeklinde dövizler taşıdı. Buradan
Büyükşehir Belediyesi'nin önüne yürüyen kadınlar sık
sık, "Namusumu kaybettim, bulmayacağım. Kimsenin namusu
olmayacağım", "Erkek vuruyor, devlet koruyor" şeklinde
slogan attı.
Basın açıklamasını platform adına
okuyan İlkay Tanyer, kadına yönelik cinsel şiddetin her
geçen gün arttığına dikkat çekerek, "Biz kadınlar, maruz
kaldığımız kadına yönelik şiddet suçlarına karşı
susmadık, susmayacağız. Özellikle son zamanlarda Kürt
illerinde bunun arttığını görüyoruz. Erkek vurdu, devlet
korudu" dedi.
Son
olarak 17 Haziran 2010 tarihinde Demokratik Özgür Kadın
Hareketi üyesi K.S'nin İstanbul Bağcılar'da evine
giderken sivil giyimli iki kişi tarafından kaçırılarak,
'cinsel şiddete' maruz kaldığını hatırlatan Tanyer,
"Devletin sivil polisleri, 'siz mi tecavüz kültürünü
aşacaksınız' şeklinde sözlü hakaretlerde bulunarak,
yaklaşık 10 saat cinsel şiddet uyguladı. Örgütlü kadın
mücadelesi veren biz kadınların maruz kaldığı ne yazık
ki ilk şiddet olayı bu değil" diye konuştu.
K.S'nin kadın ve Kürt olarak
'politik' duruşundan dolayı tacize uğradığını kaydeden
Tanyer, "Bugün burada bize çok görülen karanlığından
yükseleceğiz alanlara... Gece yarısına kadar Ceylan'ın,
Şemse'nin, Gülistan'ın nöbetini tutacağız. DÖKH'lü kadın
arkadaşımızın nöbetini tutacağız. Bizim olmayan
gecelerde de alanlarda özgürlük mücadelemizi yükseltmeye
devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
BASIN AÇIKLAMASI
Her
gecen gün gazetelerin satır aralarına sıkışıyor kadına
yönelik şiddet olayları. Kimi zaman manşetlere konu olsa
da ikinci, üçüncü sınıf haber niteliğinden öteye bir
muamele görmüyor. Nice erkek zihnin ve şahsının
gerçekleştirdiği dayak, taciz, tecavüz, kadına yönelik
şiddetin her türlüsü ikinci sayfalarda
normalleştiriliyor. Yemeği zamanında yapsaydı, gece
dışarıya çıkmasaydı, kimseleri sevmeseydi, devletine
karşı gelmeseydi, hakkını aramasaydı...
Biz kadınlar, maruz kaldığımız tüm
kadına yönelik şiddet suçlarına karşı susmadık,
susmayacağız. Dayak yedik çıktık alanlara, taciz edildik
tecavüz edildik çıktık alanlara, öldürüldük yine yaşadık
alanlarda. Özellikle son zamanlarda Kürt illerinde bunun
arttığını, devletin jandarmasını, polisini,
milletvekilini kadınlara ve çocuklara yönelik her
gün okuduğumuz duyduğumuz yeni bir taciz-tecavüz
haberinin içerisinde gördük. Kadın bedeni, bölgede
yıllardır sürdürülen işgalci politikaların hedefi haline
gelmiştir. Tüm bunlardan hareketle biz kadınlar savaşa
karşı barışı savunmaya devam ettik, halkalara barış için
alanlara çıktık.
Erkek vurdu, devlet korudu dedik.
Devletin erkekten yana olduğunu ısrarla dillendirdik. Bu
yıl 2010 yılında her gün öldürüldük, her gün tacize
tecavüze maruz bırakıldık. Her gün baskıyla zorla
şiddetle sindirilmeye çalışıldık. Devlet artık katili
koruyan rolünden çıkıp açıkça katilin rolünü aldı,
tecavüzcüyü korumadı bizzat açıktan tecavüz etti.
Siirt, Van, Bitlis, Mardin…Şimdi de
İstanbul.
17 Haziran 2010 tarihinde
Demokratik Özgür Kadın Hareketi üyesi kadın arkadaşımız,
sivil polisler tarafından kaçırıldı, cinsel şiddete
maruz kaldı. BDP kadın meclisi çalışmaları yürüten DÖKH
üyesi K.S. İstanbul’da Bağcılar ilçesi Fevzi
Çakmak mahallesinde akşam 21 00 civarında bir
arkadaşının evine giderken sivil giyimli iki şahıs
tarafından zor kullanarak araca bindirildi,
bayıltıldı.Devletin sivil polisleri, DÖKH’lü kadınların
yürüttüğü ‘’Tecavüz Kültürünü Aşalım’’ kampanyasını
belirterek ‘’Siz mi Tecavüz Kültürünü aşacaksınız’’
şeklinde sözlü hakaretlerde bulundu. Yaklaşık 10 saat
cinsel şiddet uygulandı.
Örgütlü kadın mücadelesi veren biz
kadınların maruz kaldığı ne yazık ki ilk şiddet olayı
değil bu. Biz Kadınlar, özgürlük mücadelesini, erkek
egemenliğe karşı örgütlü mücadeleyi yükselttikleri
dönemlerde bu tip saldırılarla karşı karşıya
kalmaktayız, kalacağız da. Devlet Kürt sorununda
çözümsüzlüğe doğru ısrarla ilerledikçe, işgalci
politikalarına devam ettikçe, halkların iradesini
görmezden gelip şovenizmi, militarizmi yeniden ve
yeniden ürettikçe kadın bedeni bu kirli savaşın
politikalarının bir parçası olmaya devam edecek. Taciz
ve tecavüz erkek egemenliğin kadınları baskılama
mekanizmalarından olmayı sürdürecek. Türkiye'de onlarca
yıldır gözaltında taciz ve tecavüz politik kadınlara
rutin olarak uygulanmaktadır. Son yıllarda bu oran
düşmüş gibi görünmektedir çünkü artık devlet kayıtdışı
gözaltı ile kadınlara saldırmaktadır.
K.S. bir kadın ve Kürt olarak
politik olduğu için cinsel şiddete maruz bırakılmıştır.
Bizler özgürlük mücadelesi veren kadınlar olarak bu tip
saldırılar karşısında kadın dayanışmasının öneminin ve
örgütlülüğümüzün erkek egemenliği gerileteceği
bilinciyle K.S.'ye ve kirli şavaş politikalarının
bedenlerinde uygulanmaya çalışılan bütün kadın
arkadaşlarımıza dayanışma duygularımızı iletiyoruz.
Kadına yönelik cinsel şiddetin hesabını soracağız.
Bugün burada bize çok görülen
gecelerin karanlığından yükseleceğiz alanlarda.
Geceyarısına kadar Ceylan’ın, Şemse’nin,Gülistan’ın
nöbetini tutacağız. Dökh’lü kadın arkadaşımızın nöbetini
tutacağız. Erkek egemenliğe,militarizme,şovenizme karşı
barışın dayanışmanın nöbetini tutacağız. Bizim olmayan
gecelerde de alanlarda da özgürlük mücadelemizi
yükseltmeye devam edeceğiz.
Tecavüzcü Devlet Hesap Verecek!
Yaşasın Kadın Dayanışması!
İZMİR KADIN PLATFORMU