SÖZ BİTMİŞTİR, SABRIMIZ TÜKENMİŞTİR


22 Haziran 2010



Ankara Kadın Platformu, Barış İçin Kadın Girişimi, Denizli Kadın Dayanışma Platformu, Eskişehir Demokratik Kadın Platformu, İstanbul Bağcılar'da kaçırılarak şiddet uygulanan DÖKH üyesi K.S'ye yapılan saldırıyı kınadılar. Ankara'da pankart yerine üzerinde yazı olmayan beyaz bir bez açan kadınlar "Her gün, devletin maaş ve silah verdiği korucuların, devletin resmi görevlileri olan polislerin, müdürlerin ve bunlar gibi üniformalı erkeklerin kadınlara ve çocuklara yönelik yeni bir tecavüz haberi daha geliyor. Bunların buz dağının görünen yüzü olduğuna şüphe yok." dediler.

BASIN AÇIKLAMASI:  

Demokratik Özgür Kadın Hareketi üyesi bir kadın arkadaşımız, sivil polis olduklarından şüphelenilen kişiler tarafından kaçırılarak, cinsel şiddete maruz bırakılmıştır. BDP kadın meclisi çalışmaları yürüten DÖKH üyesi K.S. 17 Haziran 2010 tarihinde Bağcılar ilçesi Fevzi Çakmak mahallesinde akşam 21:00 civarında bir arkadaşının evine giderken sivil giyimli iki şahıs tarafından zor kullanarak beyaz renkli bir doblo marka araca bindirilmiştir. Araca bindirildiğinde şoförle birlikte bir kişinin daha bulunduğunu, araçta önce gözlerinin bağlandığını sonra kokulu bir bez parçasının burnuna tutularak bilincinin kaybettirildiğini belirten K.S. bu zaman diliminde yanında oturan şahıslardan birisinin 'SEN KENDİNİ NE ZANNEDİYORSUN? İKİ AYDIR SENİ TAKİP EDİYORUZ' dediğini, diğerinin 'NİYE KONUŞUYORSUN BUNLARI SÖYLEME ' diyerek uyardığını duyduğunu bu andan sonrasını hatırlamadığını belirtmektedir. Kendisine geldiğinde ertesi gün saat sabah 06.00 civarı olduğunu fark eden K.S. yıkık dökük harabe bir evde olduğunu, tüm kıyafetlerinin üzerinden çıkartıldığını, bulunduğu mekanda bir çekyat, birkaç battaniye olduğunu, çantasının karıştırılıp, cep telefonu ve parasının alındığını görmüştür. Arkadaşımı, bulunduğu mekandan çıkarak yaklaşık 1 saat yürüyerek Bağcılar tramvay durağına geldiğini ve buradan Taksim’e gelerek yaşadıklarını arkadaşına anlattığını, arkadaşı ile birlikte TİHV’ e başvuru yaptığını ve özel bir hastaneden rapor aldığını belirtmektedir. Raporda da tecavüze uğradığına dair bulgular olduğu belirtilmektedir. Yine 20 Haziran itibariyle Bakırköy savcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.

Bildiğiniz gibi, örgütlü kadınlara karşı geliştirilen bu saldırı ilk değil. Özgürlük mücadelesi yürüten örgütlü kadınlara saldırı her dönemde olabildiği gibi savaşın/çatışmanın arttığı dönemlerde kadınlar, militarist erkek egemen sistemin ve bu sistemin aktörleri olan erkeklerin tacizine, tecavüzüne ve her türlü şiddetine daha fazla maruz kalmaktadırlar.

Çatışma ve savaş ortamında kadınlar daha fazla yok sayılmakta, bedenleri savaş alanı haline getirilmekte ve savaş ortamındaki şiddet arttıkça kadınlara yönelik her türlü şiddetin dozu artarak yaygınlaşmaktadır.

Kadına yönelik şiddet yeni değil, her gün yüzlerce kadın tecavüze uğruyor, günde en az 3 kadın öldürülüyor. Son zamanlarda ülkenin değişik yerlerinden ve Kürt illerinden gelen haberlerle, aralarında üniformalıların da bulunduğu toplu taciz ve tecavüz olaylarının görünürlüğü arttı. Her gün, devletin maaş ve silah verdiği korucuların, devletin resmi görevlileri olan polislerin, müdürlerin ve bunlar gibi üniformalı erkeklerin kadınlara ve çocuklara yönelik yeni bir tecavüz haberi daha geliyor. Bunların buz dağının görünen yüzü olduğuna şüphe yok.

Yatılı bölge okullarındaki çocuklar okul ve il yöneticilerinin bilgisi dahilinde tecavüz çetelerinin kurbanı olurken, Siirt’te devletin valisi' taş atacaklarına fuhuş yapsınlar' diyerek cinsiyetçi- ırkçı yüzünü gösterdi ve bunun bir devlet politikası olduğunu itiraf etmiş oldu.

Bu vahşeti, erkek iktidarının, erkek egemenliğinin pervasız ve sınır tanımaz tahakküm kurma karakterini biz kadınlar çok yakından tanıyoruz. Sistemin yıldırma, aşağılama, köleleştirme taktikleri bizi eksiltmez ve mücadelemizden vazgeçirmez. Yaşananlar, sistemle mücadele etmekte ne kadar haklı olduğumuzu göstermektedir.

Biz kadınlar kadın dayanışması ile büyüttüğümüz mücadelemizde yine kadın dayanışmasının gücüne inanarak arkadaşımıza yapılan saldırıyı kınıyoruz. Tacizin, tecavüzün, kadına yönelik şiddetin ve bunları besleyen militarist devlet politikalarının son bulması için sesimizi yükseltmeye devam ediyoruz. Giderek artan çatışma ortamına ve savaşı körükleyen savaş tellallarına inat barış talebimizi yineliyoruz. Biz hayatız, biz özgürlüğüz, biz değişimin gücüyüz.

SÖZ BİTMİŞTİR, SABRIMIZ TÜKENMİŞTİR.

ARTIK SAVAŞIN GÜNDEMLERİYLE DEĞİL

BARIŞ UMUTLARIYLA UYANMAK İSTİYORUZ.