Eskişehir
Anadolu Üniversitesi'nde 19-25 Mart 2010 tarihleri arasında özel
güvenlikçilerin saldırıları sonucu bir öğrencinin çene kemiği çatlamış
altı öğrenci de ağır şekilde yaralanmıştı.
31 Mart 2010 günü 12.30’da yaklaşık 200 öğrencinin; bazı öğrenci
yakınlarının; Eğitim Hakları Derneği, İHD, DİSK, ÇHD temsilcilerinin ve
bazı öğretim üyelerinin de aralarında bulunduğu grup Yunusemre Kampüsü
Cumhuriyet Kapısı’nda buluşarak rektörlük binasına kadar yürüdü.
‘Gençler yalnız değildir, üniversite rektörü
saldırılarının hesabını verecek’ yazılı pankart ile çeşitli dövizler
taşınan yürüyüşte ‘Faşizme karşı omuz omuza. ÖGB-Polis defol
üniversiteler bizimdir. Yaşasın örgütlü mücadelemiz. Yaşasın demokratik
üniversite mücadelemiz. Yaşasın laik, bilimsel, demokratik, anadilde
eğitim.’ sloganları atıldı.
Rektörlük binası önünde öğrenciler adına Seval Kutlu konuşma yaptı.
Seval Kutlu, konuşmasında ‘Rektör atanmasının hemen ardından tüm okula
astığı duyurularla yasaklar ilan eden Davut Aydın, önce
üniversitemizdeki bazı devrimci öğrencilerin aileleriyle görüşmüş,
arkadaşlarımızın bazılarına bu işleri bıraktığı takdirde burs vereceğini
söyleyerek açıkça rüşvet teklif etmiştir. Arkasından da Bologna sürecini
işleteceğini ve okulda istediğini yasaklayacağını ilan etmiştir. Şimdi
kendi koyduğu yasakları korumak için tuttuğu özel güvenlikçileri
öğrencilere saldırtıyor. Bununla da yetinmeyip, Bologna sürecini
protesto eden 50'den fazla arkadaşlarımıza soruşturma açıldığı
biliniyor’ dedi.
Öğrenci annesi Fatma Karan da konuşmasında ‘Son günlerde Anadolu
Üniversitesi'nde yaşanan saldırılara karşı, tepkimi
göstermek için buradayım. Buradan Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü'ne
soruyorum. Geçen hafta tüm televizyonlarda çocuklarımıza yapılan
saldırıyı izledik. Bu çocuklar hepimizin çocuğu. Bu çocukların bu yaşa
gelebilmesi için aileler olarak bütün varlığımızı ortaya koyarak,
canımızı dişimize takarak çaba sarf ettik. Onları dövün diye değil
eğitmeniz için sizlere gönderdik. Eğitimin sopayla değil bilgiyle
olduğunu sizler daha iyi biliyorsunuz. Çocukları özel güvenlikle karşı
karşıya getirmenin, çocuklarımızı özel güvenlik birimlerine dövdürmenin
hiçbir mantığı yok. Çocuklarımıza kalkan tüm ellerin karşısındayız.
Çocuklarımızın kılına bile zarar gelmesine izin vermeyiz. Saldırılarınız
bitene kadar bu işin peşini bırakmayacağız.’ dedi.
Çağdaş
Hukukçular Derneği üyesi Avukat Kemal Ulusoy da öğrencilere karşı
girişilen şiddet ve terör eylemlerinin sorumlusunun, öğrencilerin
güvenliğinden birinci dereceden sorumlu olan rektörlük olduğunu;
saldırıların sorumlusu olanların gerekli yaptırımlara çarptırılması için
hukuk mücadelesinin takipçisi olacaklarını söyledi.
Konuşmaların ardından EHD Yönetim Kurulu Üyesi Nurettin Aldemir, İHD
Temsilcisi Ahmet Uluçelebi, ÇHD üyesi Avukat Kemal Ulusoy, öğrenci
annesi Fatma Karan ve üç öğrencinin yer aldığı heyet Rektör Davut
Aydın’la görüşmek için rektörlüğe gitti.
Bir süre sonra heyet geri döndü. Heyet adına yaptığı konuşmada Nurettin
Aldemir ‘Biz heyet olarak Rektör Davut Aydın ile son günlerde Anadolu
Üniversitesi’nde yaşanan gelişmeleri, öğrencilere yapılan özel
güvenlikçi saldırılarını ve sonrasında başlatıldığı iddia edilen
öğrencilere yönelik soruşturmaları konuşmak; Rektör Davut Aydın’ın
değerlendirme ve düşüncelerini öğrenmek için rektörlüğe gittik. Ancak
bizlere ne Rektörle ne de herhangi bir yardımcısıyla görüşemeyeceğimiz;
hepsinin çok meşgul olduğu söylendi. Uygun bir gün ve saat için randevu
talebinde ısrar ettik; bu talebimize de olumlu yanıt vermediler. Biz
heyet olarak bu görüşmeyi yapmak için ısrar edeceğiz. Bu süre içinde
meydana gelebilecek yeni saldırıların tek sorumluluk adayı Üniversite
Rektörüdür. Bir eğitim kurumunda yaşanan bu türden gelişmeleri anlamakta
güçlük çekiyoruz. Düşünceye ve insan yaşamına yönelik yapılan
saldırıları heyet olarak kınıyoruz.’ dedi.
Heyet adına yapılan açıklamadan sonra grup rektörlük önünden ayrıldı.