Abdullah
Öcalan'ın 15 Şubat 1999'da Türkiye'ye getirilip tutuklanmasının 11.
yılında birçok ilde protesto gösterileri düzenlendi. 15 Şubat
öncesinde operasyonlarda 200'e yakın kişinin gözaltına
alınması da protesto ediliyor. Bugünkü gösterilerde de aralarında
çocukların da bulunduğu çok sayıda gözaltı var.
Barış ve Demokratik Çözüm Platformunun, PKK lideri Abdullah
Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişinin 11. yıldönümünde uluslararası
komployu protesto etmek için Taksim meydanından Galatasaray'a
gerçekleştirmek istediği yürüyüşü polis engelledi. '15 Şubat
komplosu çözmedi. Çözüm diyalogtadır’ yazılı pankart açan aralarında
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in de bulunduğuyaklaşık bin
kişi polis ablukasında yarım saat oturma eylemi gerçekleştirdi.
Alkış ve sloganlarla sona eren eylemin ardından dağılmak üzere
Tarlabaşı cadesine ilerleyen kitle bir süre polis ablukasında
yürüdü. Bu sırada cadde trafiğe kapanırken, ara sokaklara doğru
yürüyen eylemcilere gaz bombalarıyla saldırıldı. Ara sokaklarda yer
yer çatışmalar yaşanırken, çok sayıda kişinin gözaltına alındığı
öğrenildi.
BARIŞ ve DEMOKRATİK ÇÖZÜM PLATFORMUNUN
BASIN AÇIKLAMASI:
Değerli
basın emekçileri,
Bugün, Kürt halk önderliği Sayın Abdullah Öcalan’a karşı
düzenlenen uluslararası komplonun üzerinden 11 yıl geçti. O günden
bu yana, Kürt halkının “siyasi irademdir” dediği Sayın Öcalan,
İmralı’da “sistemli işkence” altında tutuluyor.
Yıllarca PKK’nin “dış güçler” tarafından desteklendiğini iddia
ederek, Türk halkının “milli” duyguları istismar edildi. Uluslar
arası komplo, kimin ya da kimlerin dış güçlere dayandığının açık
ifadesi olmuştur.
Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit bile, Amerika’nın,
Öcalan’ı Türkiye’ye neden teslim ettiğini anlamadığını söylemişti.
Oysa her şey açık ve nettir. Uluslar arası güçler komployla savaşı
daha çok derinleştirmek istediler. Kürt ve Türk halkını intikam
duygularıyla karşı karşıya getirmek istediler. Kan ve gözyaşı oluk
oluk aksın istediler. O güne kadar dökülmüş kana doymamışlardı.
Komployla ülkemize ve toplumumuza yardım ettiklerini
söyleyerek, özünde ülke ve toplumun geleceğini karartmayı
hedeflemişlerdir. O günün olağan üstü koşullarında bile başta PKK
önderliği olmak üzere, bin yıldır aynı kaderi paylaşmış, aynı havayı
teneffüs etmiş, Anadolu toprakları üzerinde bir arada yaşamış Kürt
ve Türk halkı, oynanmak istenen tüm oyunları fark etmiş ve komployu
boşa çıkarmışlardır.
Değerli basın emekçiler, değerli arkadaşlar,
Devlet, iktidar güçleri, uluslar arsı komplo bileşenleri,
gelinen bu noktada, bu gün dahi komployu amacına ulaştırmak için
büyük çaba harcıyorlar. Komplo bileşenlerinin günümüz temsilcisi AKP
hükümeti, bugün de “dış güçlere” dayanarak, Küt halkının özgürlük
taleplerini bastırmaya çalışıyor. Bundan birkaç gün önce AKP
hükümeti, NATO “Savunma” Bakanları toplantısında, Kürt halkına karşı
imha ve inkar siyasetine destek istedi. Bu destek önümüzdeki aylarda
beklenen askeri saldırılar için yüksek düzeyli, sofistike askeri
yardımları da içeriyor.
Değerli
Halkımız,
Aradan geçen 11 yıl göstermiştir ki, uluslararası komplo
soruna çözüm getirmemiştir. Tam tersi çözümsüzlüğü
derinleştirmiştir. Hükümet bu gerçeği dikkate almak ve “dış güçlere”
dayanarak yeni bir maceradan sakınmak zorundadır.
Komplo ile birlikte Kürt özgürlük hareketinin parçalanacağı,
kitle desteğinin zayıflayacağı ve hareketin giderek tasfiye olacağı
öngörülmüştü. Biliyoruz ki tersi durum gelişti ve öngörü boşa çıktı.
Ve yine biliyoruz ki, Kürt Halkı haklı bir mücadele sürdürüyor ve
meşrudur. Haklı nedenleri olan hiçbir mücadele, haksız savaşlar ve
komplolarla yenilgiye uğratılamaz.
ABD emperyalizmi, komploya karşılık, Irak’ı işgal planında
Türkiye’yi yanına almak, kendisine destek verecek bir güç olarak
kullanmak istedi. Bugün de komplonun başarıya ulaşması için, açılım
adı altında geliştirilmiş tasfiye projesine belli ölçüde destek
vererek, Türkiye’yi, İran’a karşı ve Afganistan’da kullanmak
istiyor.
Değerli
basın emekçileri,
Türkiye, Öcalan’ın esaretinden umduğu hiç bir sonucu elde
edememiştir. Kürt halk önderliği esaret altında tutulmuş, ancak
teslim alınamamıştır. İmralı’da uygulanan ağır ve sistemli işkenceye
rağmen halklar ve insanlık adına onurlu bir direniş sergilenmiştir.
Uygulanmakta olan tecrit ve sistemli işkence, her geçen gün çözüm
yerine çözümsüzlüğü derinleştirmiş, Kürt halkının haklı öfkesine
neden olmuştur.
Geldiğimiz bu noktada, Komplonun 11. yılında bizler, gerçeğin
bilincinde olarak, Türkiye kamuoyuna açıklamak istiyoruz. Öcalan’ın
esaret koşullarında tutulması, Kürt sorununun çözümünü zorlaştıran
en önemli etkendir. Halklar arasında, her geçen gün kamplaşma
yaşanıyor ve uçurum derinleşiyor. Kürt halk önderliğinin önü açılır
ve olanaklar sağlanırsa, halklarımızın kardeşçe bir arada yaşaması
için rolünü oynayabileceğine inanıyoruz. Savaş durdurulabilir,
eller tetiklerden çekilebilir.
Biliyoruz ki, Öcalan dışında hiç kimse, böyle büyük bir
dönemecin alınmasını sağlayabilecek otoriteye sahip değildir. Bundan
dolayıdır ki, Öcalan’a yaklaşım, barışa ve çözüme yaklaşımın da
ifadesidir. Öcalan’a olumlu yaklaşılırsa barış ve çözümün yolu
açılacak, olumsuz yaklaşılırsa savaş ve kaos derinleşecektir.
İnanıyoruz ki, ortak vatan, demokratik ulus ve demokratik
cumhuriyet esasına dayalı çözüm önerisi hem makul, hem meşru hem de
olanaklı ve zorunludur.
Bizler bu üç özgün ilke temelinde, KCK tarafından açıklanan
dört maddelik minimal çıkış noktasının önemli olduğunu düşünüyoruz.
Buradan hareketle kamuoyunun dikkatini şu çözüme kapıyı aralayan
taleplere çekmeyi görev sayıyoruz:
Birincisi, karşılıklı çatışmasızlık durumu ilan edilmelidir.
İkincisi, siyasi linç operasyonlarına derhal son verilmeli ve
tutuklanan bütün Kürt siyasetçiler serbest bırakılmalıdır.
Üçüncüsü, biran önce Kürt sorununun demokratik çözümü için
taraflar diyaloga geçmelidir.
Dördüncüsü, Sayın Öcalan, bir asgari çözüm olarak ev hapsine
geçirilmelidir.
Bu adımlar atıldığı zaman Türkiye barış ve çözüm dönemine
girmiş olacaktır. Ret edildiği zaman, Kürt halkına karşı ilan
edilmiş topyekun savaş anlamına gelecektir.
Değerli basın emekçileri, değerli halkımız, emekçiler,
Uluslararası komplonun 11. yılında, Türkiye bir yol
ayrımındadır. AKP hükümeti önümüzdeki bahar aylarında yeni bir
askeri harekat hazırlığı içindedir. Faşizm koşullarında bile
benzerine zor rastlanacak şekilde Kürt siyasetçilerine yönelik
gözaltı ve kitlesel tutuklamalar, çocukları da kapsayarak
sürdürülmektedir.
AKP Hükümeti, bu askeri ve polisiye yöntemlerle bir
taraftan önümüzdeki baharı istediği şekilde karşılamaya çalışıyor,
diğer taraftan gündemde tartışılmakta olan erken genel seçimlere
hazırlık yapmak ve bölgede rakipsiz kalmak istiyor.
Bizler, bölgede devlet partisi olan AKP’yi önümüzdeki
seçimlerde “sandığa gömmek” ve onu tıpkı diğerleri gibi bir “tabela
partisi”ne dönüştürmek için herkesi BDP’yle dayanışmaya çağırıyoruz.
İmralı işkencesine son!