Uluslararası komplo protesto ediliyor


15 Şubat 2010



Abdullah Öcalan'ın 15 Şubat 1999'da Türkiye'ye getirilip tutuklanmasının 11. yılında birçok ilde protesto gösterileri düzenlendi. 15 Şubat öncesinde operasyonlarda  200'e yakın kişinin gözaltına alınması da protesto ediliyor. Bugünkü gösterilerde de aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda  gözaltı var.

Barış ve Demokratik Çözüm Platformunun, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişinin 11. yıldönümünde uluslararası komployu protesto etmek için Taksim meydanından Galatasaray'a gerçekleştirmek istediği yürüyüşü polis engelledi. '15 Şubat komplosu çözmedi. Çözüm diyalogtadır’ yazılı pankart açan aralarında BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in de bulunduğuyaklaşık bin kişi polis ablukasında yarım saat oturma eylemi gerçekleştirdi.

Alkış ve sloganlarla sona eren eylemin ardından dağılmak üzere Tarlabaşı cadesine ilerleyen kitle bir süre polis ablukasında yürüdü. Bu sırada cadde trafiğe kapanırken, ara sokaklara doğru yürüyen eylemcilere gaz bombalarıyla saldırıldı. Ara sokaklarda yer yer çatışmalar yaşanırken, çok sayıda kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

 

BARIŞ ve DEMOKRATİK ÇÖZÜM PLATFORMUNUN BASIN AÇIKLAMASI:

Değerli basın emekçileri,

Bugün, Kürt halk önderliği Sayın Abdullah Öcalan’a karşı düzenlenen uluslararası komplonun üzerinden 11 yıl geçti. O günden bu yana, Kürt halkının “siyasi irademdir” dediği Sayın Öcalan, İmralı’da “sistemli işkence” altında tutuluyor. 

Yıllarca PKK’nin “dış güçler” tarafından desteklendiğini iddia ederek, Türk halkının “milli” duyguları istismar edildi. Uluslar arası komplo, kimin ya da kimlerin dış güçlere dayandığının açık ifadesi olmuştur.

Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit bile,  Amerika’nın, Öcalan’ı Türkiye’ye neden teslim ettiğini anlamadığını söylemişti. Oysa her şey açık ve nettir. Uluslar arası güçler komployla savaşı daha çok derinleştirmek istediler. Kürt ve Türk halkını intikam duygularıyla karşı karşıya getirmek istediler. Kan ve gözyaşı oluk oluk aksın istediler. O güne kadar dökülmüş kana doymamışlardı.

Komployla ülkemize ve toplumumuza yardım ettiklerini söyleyerek, özünde ülke ve toplumun geleceğini karartmayı hedeflemişlerdir. O günün olağan üstü koşullarında bile başta PKK önderliği olmak üzere, bin yıldır aynı kaderi paylaşmış, aynı havayı teneffüs etmiş, Anadolu toprakları üzerinde bir arada yaşamış Kürt ve Türk halkı, oynanmak istenen tüm oyunları fark etmiş ve komployu boşa çıkarmışlardır.

Değerli basın emekçiler, değerli arkadaşlar,

Devlet, iktidar güçleri, uluslar arsı komplo bileşenleri, gelinen bu noktada, bu gün dahi komployu amacına ulaştırmak için büyük çaba harcıyorlar. Komplo bileşenlerinin günümüz temsilcisi AKP hükümeti, bugün de “dış güçlere” dayanarak, Küt halkının özgürlük taleplerini bastırmaya çalışıyor. Bundan birkaç gün önce AKP hükümeti, NATO “Savunma” Bakanları toplantısında, Kürt halkına karşı imha ve inkar siyasetine destek istedi. Bu destek önümüzdeki aylarda beklenen askeri saldırılar için yüksek düzeyli, sofistike askeri yardımları da içeriyor.

Değerli Halkımız,

Aradan geçen 11 yıl göstermiştir ki, uluslararası komplo soruna çözüm getirmemiştir. Tam tersi çözümsüzlüğü derinleştirmiştir. Hükümet bu gerçeği dikkate almak ve “dış güçlere” dayanarak yeni bir maceradan sakınmak zorundadır.

Komplo ile birlikte Kürt özgürlük hareketinin parçalanacağı, kitle desteğinin zayıflayacağı ve hareketin giderek tasfiye olacağı öngörülmüştü. Biliyoruz ki tersi durum gelişti ve öngörü boşa çıktı. Ve yine biliyoruz ki, Kürt Halkı haklı bir mücadele sürdürüyor ve meşrudur. Haklı nedenleri olan hiçbir mücadele, haksız savaşlar ve komplolarla yenilgiye uğratılamaz.

ABD emperyalizmi, komploya karşılık, Irak’ı işgal planında Türkiye’yi yanına almak, kendisine destek verecek bir güç olarak kullanmak istedi. Bugün de komplonun başarıya ulaşması için, açılım adı altında geliştirilmiş tasfiye projesine belli ölçüde destek vererek, Türkiye’yi, İran’a karşı ve Afganistan’da kullanmak istiyor. 

Değerli basın emekçileri,

Türkiye, Öcalan’ın esaretinden umduğu hiç bir sonucu elde edememiştir. Kürt halk önderliği esaret altında tutulmuş, ancak teslim alınamamıştır. İmralı’da uygulanan ağır ve sistemli işkenceye rağmen halklar ve insanlık adına onurlu bir direniş sergilenmiştir. Uygulanmakta olan tecrit ve sistemli işkence, her geçen gün çözüm yerine çözümsüzlüğü derinleştirmiş, Kürt halkının haklı öfkesine neden olmuştur.

Geldiğimiz bu noktada, Komplonun 11. yılında bizler, gerçeğin bilincinde olarak, Türkiye kamuoyuna açıklamak istiyoruz. Öcalan’ın esaret koşullarında tutulması, Kürt sorununun çözümünü zorlaştıran en önemli etkendir. Halklar arasında, her geçen gün kamplaşma yaşanıyor ve uçurum derinleşiyor. Kürt halk önderliğinin önü açılır ve olanaklar sağlanırsa, halklarımızın kardeşçe bir arada yaşaması için rolünü oynayabileceğine inanıyoruz.  Savaş durdurulabilir, eller tetiklerden çekilebilir.

Biliyoruz ki, Öcalan dışında hiç kimse, böyle büyük bir dönemecin alınmasını sağlayabilecek otoriteye sahip değildir. Bundan dolayıdır ki, Öcalan’a yaklaşım, barışa ve çözüme yaklaşımın da ifadesidir. Öcalan’a olumlu yaklaşılırsa barış ve çözümün yolu açılacak, olumsuz yaklaşılırsa savaş ve kaos derinleşecektir.

İnanıyoruz ki, ortak vatan, demokratik ulus ve demokratik cumhuriyet esasına dayalı çözüm önerisi hem makul, hem meşru hem de olanaklı ve zorunludur.

Bizler bu üç özgün ilke temelinde, KCK tarafından açıklanan dört maddelik minimal çıkış noktasının önemli olduğunu düşünüyoruz. Buradan hareketle kamuoyunun dikkatini şu çözüme kapıyı aralayan taleplere çekmeyi görev sayıyoruz:

Birincisi, karşılıklı çatışmasızlık durumu ilan edilmelidir.

İkincisi, siyasi linç operasyonlarına derhal son verilmeli ve tutuklanan bütün Kürt siyasetçiler serbest bırakılmalıdır.

Üçüncüsü, biran önce Kürt sorununun demokratik çözümü için taraflar diyaloga geçmelidir.

Dördüncüsü, Sayın Öcalan, bir asgari çözüm olarak ev hapsine geçirilmelidir.

Bu adımlar atıldığı zaman Türkiye barış ve çözüm dönemine girmiş olacaktır. Ret edildiği zaman, Kürt halkına karşı ilan edilmiş topyekun savaş anlamına gelecektir.

Değerli basın emekçileri, değerli halkımız, emekçiler,

Uluslararası komplonun 11. yılında, Türkiye bir yol ayrımındadır. AKP hükümeti önümüzdeki bahar aylarında yeni bir askeri harekat hazırlığı içindedir. Faşizm koşullarında bile benzerine zor rastlanacak şekilde Kürt siyasetçilerine yönelik gözaltı ve kitlesel tutuklamalar, çocukları da kapsayarak sürdürülmektedir.

AKP Hükümeti,  bu askeri ve polisiye yöntemlerle bir taraftan önümüzdeki baharı istediği şekilde karşılamaya çalışıyor, diğer taraftan gündemde tartışılmakta olan erken genel seçimlere hazırlık yapmak ve bölgede rakipsiz kalmak istiyor.

Bizler, bölgede devlet partisi olan AKP’yi önümüzdeki seçimlerde “sandığa gömmek” ve onu tıpkı diğerleri gibi bir “tabela partisi”ne dönüştürmek için herkesi BDP’yle dayanışmaya çağırıyoruz.

İmralı işkencesine son!